Bölüm 4

1221 Kelimeler
Uçaktan inmemiz ve trafiğe çıkmamızla Ateş yine alevler püskürmeye başlamıştı. “Bodrum’dan İstanbul’a 1 saatte gelip havaalanından şirkete 3 saatte varıyoruz arkadaş bu nasıl iş ya!” diye kükredi. Normalde olsa ona ağlama diye cevap verirdim. Ancak susma yemini ettiğimden cevap vermemeyi tercih ettim. Bir yandan MacBook’umda işlerimi ve raporlarımı tamamlarken vitoda tam karşımda oturan Ateş’in sızlanmalarını dinlemek zorunda olduğum için gerilsem de işim birinci önceliğimdi. Günün sonunda banka hesabıma bakınca mutlu olabiliyorsam işimdeki dikkatime borçluydum. Bunun bilinciyle çalışmaya devam ederken Ateş’in sızlanmalarına dayanamayıp çantamdan kulaklıklarımı çıkartıp müzik dinlemeye karar verdim. Yaklaşık yarım saat daha trafik kıpırdamadıktan sonra birden yol açılmaya ve trafik akmaya başladı. Standart bir İstanbul trafiği ile karşı karşıyaydık. Değişen hiçbir şey yoktu. Ama en nihayetinde yarım saatlik bir yolculuk sonunda şirkete varmıştık. Şirkete gelmemizle benim raporlarımı bitirip mail atmam eş zamanlı olduğu için şanslıydım. Şöför kapımızı açıp bizi indirdi. Kapıda her zamanki gibi asistanlarımız bizi karşılamış, günün planını aktarmak üzere bizi bekliyordu. Ateş’in asistanını görünce tüylerim yine diken diken oldu. Merve’den ölesiye nefret ediyordum. Sürekli Ateş’e ve etrafımızdaki herkese kur yapar, bilmem gereken hiçbir şeyi bana anlatmazdı. Neyse ki ben asistanımı kendim eğiterek casus gibi onun yanına yanaştırmıştım da tüm bilgileri ediniyordum. Ama bugün onda bile bir gariplik vardı. Burcu’yla karşı karşıya geldiğimizde kaş göz yaparak ne olduğunu sormaya çalıştım. Ama görünüşe göre o da bilmiyor gibiydi. Asansöre doğru ilerlerken Ateş’e göz ucuyla baktım. Bakmamla birden olduğu yerde durdu. “Nihayet prenses yüzümüze bakmaya teşrif etti. Söyle gülüm.” dedi gülerek. Böyle yaptığında ona kızmam çok mümkün olmasa da tavrımı korumaya devam ettim. Ateş garip bir biçimde bana çizgisi net davranmaya başlıyor gibi hissediyordum. Bu beni biraz üzecek gibi dursa da bu konuyu daha sonra değerlendirmek üzere aklımın köşesine not ettim. “Evet?” dedi meraklı bir biçimde. “Raporlarını tamamlayıp mail attım.” dedim. Merve’nin ağzına laf vermeye niyetim yoktu. “Faturaları da kestim. Benden başka bir isteğin yoksa iç denetime geçeceğim.” “Yok güzelim sağol, eline sağlık.” dedi ve yürümeye devam ettik. Odamız aynı katta olduğu için asansöre binip aynı kata doğru çıktık. Kapıda her zamanki gibi birbirimize iyi çalışmalar dileyip odalarımıza ayrıldık. Gökdelenin tepesindeki odamın kocaman camından dışarı baktım. İçerisi 10 yıldır hiç değişmemişti. Hep aynı sabitlikte aynı düzende duruyordu. Her zamanki gibi ceket askısına çantamı ve ceketimi asıp koltuğuma oturdum. Derin bir nefes alıp Burcu’ya döndüm. “Anlat bakalım ben yokken neler oldu?” “Çok birşey takip edemedim Ada Hanım. Ateş Bey, sizi izne gönderince bana da izin yazdı. Hatta şirkette olmamam için ekstra ücret bile teklif etti. Ama kabul etmedim. Ama Merve de nedenini anlamadığım bir değişiklik var. Ve Ateş beyde ilginç bir hareketlilik var.” “Enteresan. Ne gibi bir hareketlilik bu?” “Bilemiyorum Ada Hanım, sürekli telefona bakıyor ve gülümsüyor. Sanki yeni aşık liseli ergenler gibi takılıyor.” dedi kıkırdayarak. Konuşmalarımız mesafeli olsa da birbirimize şaka yapabilecek kadar samimiydik. Kıkırdayarak karşılık verdim. “Günün özetini alayım Burcucuğum.” dedim gülümseyerek. “Bugün şirkette olmayacağınızı tahmin ederek randevu almamıştım Ada Hanım. Geleceğinizi son dakika Ateş Bey Merve’ye söylemiş ben de ona göre geldim. Bugün sadece Ateş beyin sizden istediği raporlar vardı onları da maillediğinizi bildirmişsiniz. Başka da bir durum yok.” “Tamamdır birim müdürleri ve muhasebecilere 1 saate acil toplantı talebinde bulunalım. Herkes şirket bilgisayarları ile 3 numaralı toplantı odasında olsun.” dedim. Başıyla beni onaylayarak çıktı. Kahvemi getirecekti ve ben güne başlayacaktım. Denetim için bilgisayarımda gerekli hazırlıkları yaparken Burcu kahvemi getirdi. Ancak suratı bembeyaz kesilmişti. “Ne oluyor Burcu? Otur şöyle” diyerek masanın hemen önünde bulunan koltuğa oturmasına yardım ettim. “Ada hanım, ben, şey..” dedi. Şaşkın görünüyorduç “Korkma Burcu, en kötü şeyde bile sana tavır almadım söyle bakalım.” dedim. “Ada hanım, Ateş bey biriyle görüşüyor olabilir.” dedi. Kalbimin binbir parçaya ayrıldığını hissetsem de bunu belli etmeme konusunda başarılıydım. “Olabilir ne var Burcu bunda?” dedim. Ses tonumun kontrollü çıkmasına özen gösteriyordum. “Ben, şey.. Sizi hep yakıştırdım. Şimdi böyle olunca..” dedi kekeleyerek. “Tamam sakin ol, derin nefes al. Kendine içecek bir şeyler al ve masanda biraz dinlen. Sorun yok, iyiyiz.” dedim. Burcu’yu rahatlatmam gerekiyordu. O bana göre daha histerik olduğundan, mantıklı kalıp yapması gerekenleri bildirmem gerekiyordu. Zeki bir kadındı. Ancak duygusallaştığı anda saçmalayabiliyordu. Yine de çok iyi bir gözlemciydi ve gözünden bir şey kaçırmazdı. Derin bir nefes alıp biraz daha dinlendikten sonra yavaşça kalkıp sessizce odamdan çıktı. Ona bakmadan bilgisayarıma odaklı kalmayı tercih ettim. Çalışıyor gibi yapıyordum ancak beynimden vurulmuşa dönmüştüm. 3 numaralı toplantı odasına doğru yürüyordum. Ancak sinirimi gizleyememiş olacağım ki Burcu bile bir adım arkamdan geliyordu. Yolumu Ateş’in kesmesiyle öfkem ikiye katlanmıştı. “Ne var Ateş!” diye tısladım. “Bu toplantı da neyin nesi?” dedi. “Rutine almaya karar verdiğim habersiz denetim. İzin verirsen işimi yapmaya çalışıyorum. Hatta izin vermesen de işimi yapacağım. Çekil şuradan.” diyerek omzuna çarpmayı umursamadan geçip gittim. Burcu’nun arkamdan gelip gelmemesini dahi umursamadım. 3 numaralı toplantı odasına vardığımda herkes hazır kıta beni bekliyordu. Öfkeden saçlarımın bile tel tel ayrılmaya hazır olduğunun farkındaydım. Yüzüme en sahte gülümsememi takınarak içeri girdim. İçeri girmemle herkes ayağa kalktı. Odada sessizlik hakimdi. “İyi çalışmalar arkadaşlar. Neden burada olduğunuzu merak ediyor olmalısınız. Lütfen oturun.” dedim. Yeniden cümleme başlamak için herkesin oturmasını bekliyordum. Her iki elimin parmak uçlarını masaya koyarak, herkes oturduktan sonra konuşmama devam ettim. “Bundan sonra yapılacak olan habersiz iç denetim için buradasınız. Tüm birimlerin ürün ve hizmet giriş çıkışlarını sularınızın yanında bulunan USB lerin içine atıyorsunuz. Muhasebe de faturaları atıyor. Eksik işleminiz varsa şuanda Burcu’ya bildirmeye başlayın. Finansal açık görürsem hiç birimiz için iyi sonuçlar doğmaz.” dedim ve sandalyeme oturdum. Tüm işlemler bitene kadar biraz sosyal medyada gezdim ve şirket gruplarını okudum. Biraz sonra Burcu eksik işlemleri mesaj olarak gönderdikten sonra sordum. “Tamam mıyız?” “Evet Ada hanım.” “Tüm bellekleri virüs taramasından geçirdikten sonra baskılarını dosyala. Sistemi biliyorsun. Mesai bitimine kadar masamda görmek istiyorum. Akşam inceleyeceğim.” dedim. İşaretimle birlikte toplantı odasından çıkıp odama doğru ilerledik. Gün içinde yapacak çok işim vardı. Ama yapmayı planlamıyordum. Tam odamın kapısına gelince aniden Burcu’ya döndüm. Ani dönüşüm onu korkutmuş olacak ki elini göğsüne koyarak irkildi. “Ay!” diye cırladı. “Korkma seni yemem.” dedim gülümseyerek. “Dosyaları hazırlayıp şöförle eve gönder Burcu. Gözünü dört aç ben eve gidiyorum. Soran olursa özel işleri varmış, detay vermedi dersin.” “Siz nasıl isterseniz Ada hanım. Bir de şey.. Haftasonu doğum gününüz. Planlama yapmamı ister misiniz?” “Hiç gerek yok, en iyi ihtimalle biz bize kutlarız. Büyük partilerden çok bunaldım.” dedim ve gülümsedim. Burcu en şaşkın ifadesiyle bana bakıyordu. 10 yıl boyunca bir gün bile yanımdan ayrılmamış, benimle birlikte yetişmiş, yeri gelince en yakın arkadaşım yeri gelince yakın korumam olmuş, tüm eğitimleri beraber almıştık. Ve bunca yıl boyunca partilemekten ilk defa kaçınıyordum. “Şaşırma Burcu artık yaşlanıyorum.” dedim gülümseyerek. “Siz 18 kende çok güzeldiniz. 28 oldunuz hala çok güzelsiniz. 38 olunca da harika gözükeceksiniz Ada hanım.” dedi en içten gülümsemesiyle. Bu kızın bana her zaman moral vermesi hoşuma gidiyordu. Bakır kızılı kıvır kıvır saçları olan bebek gibi bir kızdı. Kendisinin farkında olması için senelerce çalışmıştık. Ama o bana hayranlık duymaktan asla vazgeçmiyordu. Böyle olması sadakati için çok daha güzel olduğundan bozmamayı tercih ediyordum. “Teşekkür ederim. Görüşürüz Burcu.” dedim göz kırparak. Arkamdan sessizce kendi aramızdaki işaret dilinde buralar bende işaretini yaparak beni gönderdi. Burcu varken içim her zaman rahattı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE