Bir ay sonra Geçen zaman, Ahsen’in gözünde su gibi akıp gitmişti ama evin içindeki atmosfer hiç değişmemişti. Demir’in sert, buyurgan doğası hâlâ aynıydı. Sözleri keskin, bakışları soğuktu. Onunla geçen her gün, Ahsen’in sabır sınırlarını biraz daha zorluyordu. Ama yine de içten içe minnettardı. Çünkü Demir, ona ya da karnındaki çocuğa, zarar verecek tek bir şey yapmıyordu. Ahsen, bunun farkındaydı. İçindeki minnettarlık, onu ayakta tutuyordu. Sabahları her zamanki gibi erken kalkıyor, evdeki sessizliğin arasında mutfağa iniyor, karnındaki bebeğin yavaş yavaş büyüdüğünü hissederek kahvaltısını yapıyordu. Demir ise çoğu zaman odasından ağır adımlarla iniyor, sessizce kahvesini alıyor, ardından işlerine koyuluyordu. Onun sert tavırları değişmemişti ama Ahsen artık öğrendiği bir şey vardı:

