Hissettiğim tek bir duygu vardı delicesine pişmanlık. Ateş'ten gittiğim için onu bırakabildiğim için. Onun söylemeyiş amacını şimdi daha iyi anlıyordum. Bir kaç saat öncesi o arabanın içinde göz yaşları içinde duyduğum isimle adeta bedenim buz tutmuş iken hala daha bu kötülüğün sebebini anlayabilmiş değildim. Beni bir kaç saat önce izbe küçük bir kulübeye getirip bu sandalyeye bağlayarak iki adamda gitmişti. Bileğimi sıkan iplerden kurtulmak istesemde bir türlü başaramamıştım. Ateşin o son hali gözlerimin önünden bir saniye bile gitmezken oturduğum sandalyede debelenerek kurtulmaya çalıştım. Kulağıma gelen firen sesiyle içime yerleşen umutla bakışlarımı karşımdaki tahta kapıya çevirdiğimde heyecanla girecek olan Ateşi beklemeye başladım. Küçük kulübenin tahta kapısı gıcırdayarak aç

