Bu mesajı almayacak kadar salak değildim. Yılmaz gitmemi istiyordu. Kızının kalbini asla kırmayan adam, benim de bir babanın evladı olduğumu düşünmek istemiyor, kalbimi kırmaktan asla geri durmuyordu. Onu öptüğümde söyledikleri yetmezmiş gibi neredeyse beni evden kovuyordu. "Evet, güzelim. İşlerim var." dedim duruma uyum sağlayarak. Yüzsüzce kalamazdım. İlkim ’in yüzü düştü. İş onun bildiği bir kavramdı. Bir polis kızıydı ve babasının sürekli işi oluyordu. Alışmıştı belki, ama bu, her seferinde kalbinin kırılmadığı anlamına gelmiyordu. "Tamam, Handan Abla ama yine gel, olur mu?" dedi, sesi hüzünlü ama içinde hala umut kırıntıları taşıyordu. "Gelmez olur muyum." dedim, ona sıkıca sarılıp öptüm. Bu küçük kızın dünyasında güvenebileceği birkaç insandan biri olmanın ağırlığını hissederek

