bc

BERDEL

book_age18+
3.5K
TAKİP ET
36.6K
OKU
dark
contract marriage
family
HE
love after marriage
friends to lovers
arranged marriage
stepfather
mafia
heir/heiress
sweet
serious
campus
city
office/work place
cheating
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Abisinin Mardin’in acımasız ağasının kızını kaçırarak başlattığı talihsiz olaylar, Zerrin’i de feci bir sona sürükler. Aşk ve özgürlüğün hayalini kuran kaçakların bedelini ödemek zorunda kalan Zerrin, abisinin hatası yüzünden tanımadığı zalim Ağa ile Merburiye’de evlenir; evlenmese abisi öldürülecekti.Konak yaşamı; katı geleneklerin, acımasız baskının ve yalnızlığın hüküm sürdüğü bir cehennem gibidir. Zerrin, her gün zulmün gölgesinde kendini ve içindeki gücü keşfetmek zorunda kalır. Fedakarlık ve acı dolu seçimlerin içinde, umudu yitirmeden yaşam mücadelesi verirken, kalbinde sakladığı sevgi ve direnç, onun karanlık dünyasında ince bir ışık olur.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.Bölüm:Abimin hatası
Sabah, yüzüme vuran güneş ışığıyla uyandım. Gözlerimi açıp tavana bir süre boş boş baktım. Derin bir nefes alıp doğruldum, sonra pencereye yöneldim. Konağın avlusunda kahvaltı hazırlanıyordu; hizmetçiler telaşla masayı donatıyordu. İçimde garip bir huzursuzlukla yatağımı toparladım, banyoya girip hızla hazırlandım. Dolabımın karşısına geçip bir süre ne giyeceğimi düşündüm. Sonunda pembe, düz kesimli, kalem elbisemi seçtim. Aynanın karşısına geçip saçlarımı taradım ve tepeden sıkı bir topuz yaptım. Hafif bir makyajla yüzüme renk kattım. Bugün de her zamanki gibi kahvaltımı edip okula gidecektim. Ama biliyordum, çok şükür, buradaki son yılımdı. Mardin’den kurtulacaktım. Bu konaktan, bu katı törelerden, üzerime yüklenen kurallardan... Ben gezmek, keşfetmek, hayatın tadını çıkarmak istiyordum. Zincirlerimi kırıp özgürlüğüme kavuşacağım günü sabırsızlıkla bekliyordum. Ağabeyim, Mardin’in en acımasız ağalarından Şiwan Ağa’nın kızını kaçırmıştı. Şimdi ne olacaktı? Şiwan Ağa, kızını kaçıranı asla affetmezdi. Eğer ağabeyimi bulursa, gözünü bile kırpmadan canını alırdı. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Anama bunu nasıl söyleyecektim? Ağabeyimin böyle bir şey yaptığını duyunca ne yapardı? Okulda daha fazla duramazdım. Çantamı hızla toplayıp konağın yolunu tuttum. Ayaklarım yere değmeden koşuyordum sanki. Konağa girdiğim an, kapı büyük bir gürültüyle çalındı. İçimi tarifsiz bir korku kapladı. “Aram! Neredesin, çık dışarı!” diye gürleyen sesi tanımamak imkânsızdı. Şiwan Ağa gelmişti. Kapının ardında öfkeyle bağırıyordu. “Kızım Hazal nerede?” Ne yapacaktık şimdi? Babam ve annem henüz ne olduğunu bilmiyordu, ama diğer ağabeylerim gerçeği biliyordu. Evde ölüm sessizliği hâkimdi. Nefesimi tutarak babamın ne yapacağını bekledim. Babam Ahmet, hızlı adımlarla kapıya yöneldi ve ağır ahşap kapıyı açtı. “Hayırdır, Şiwan Ağa?” dedi, sesi her zamanki gibi soğukkanlıydı ama içinde fırtınalar koptuğunu hissedebiliyordum. Şiwan Ağa gözlerini babama dikti. “Hayır falan değil, Ahmet! Oğlun Aram’a söyle, hemen çıksın ortaya ve kızımı geri getirsin!” Babam kaşlarını çatıp başını iki yana salladı. “Sen ne diyorsun, Şiwan? Benim oğlum böyle bir şey yapmaz.” Şiwan Ağa dişlerini sıkarak bir adım daha yaklaştı. “Yapmış işte! Yalan mı söylüyorum? Eğer o kız bu konağa getirilmezse, bedelini hepiniz ödersiniz!” Babam, Şiwan Ağa’nın karşısında dimdik duruyordu ama gözlerinin içinde bir gölge vardı. Korku mu, öfke mi, yoksa çaresizlik mi bilmiyorum ama bir anlık tereddüdünü fark ettim. Şiwan Ağa elindeki tespihi öfkeyle çekiştirerek, "Beni iyi dinle Ahmet," dedi. "Eğer kızımı bugün geri getirmezsen, bu mesele kan davasına döner. Oğlunun peşine düşerim, seni de, aileni de bu topraklardan silerim!" İçim ürperdi. Konaktaki herkes donup kalmıştı. Annem içerideydi, ne olup bittiğinden habersizdi ama çok geçmeden öğrenecekti. Babam ise derin bir nefes alarak, “Benim oğlumun böyle bir şey yaptığına inanmıyorum,” dedi tekrar. Ama sesi eskisi kadar güçlü değildi. O sırada ağabeylerimden biri, Cihan, öne çıktı. “Baba…” dedi duraksayarak. Şiwan Ağa gözlerini ona dikti. Cihan bakışlarını kaçırdı ama sonunda zorla konuştu. “Aram gerçekten Hazal’ı kaçırmış…” Babam bir adım geri çekildi. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi. Sonra öyle bir küfür savurdu ki, konağın avlusunda yankılandı. Ellerini başına götürdü, gözlerini sıkıca kapadı. “Nerede şimdi?” diye kükredi. “Nerede bu aptal?!” Cihan başını eğdi. “Bilmiyoruz. Dünden beri haber alamıyoruz.” Şiwan Ağa dişlerini sıktı, gözleri öfkeden kıpkırmızıydı. “Oğlunu ya bana getirirsin ya da bu mesele kanla çözülür!” diye bağırdı ve eliyle adamlarına işaret etti. “Hadi gidiyoruz!” Konaktan çıkıp gittiklerinde, içeride ölüm sessizliği hâkim oldu. Annem hâlâ ne olduğunu bilmiyordu ama artık öğrenmek üzereydi. Ben ise ayakta duramayacak kadar korkuyordum. Ne yapacaktık şimdi? Aram gerçekten kaçtıysa, onu nasıl bulacaktık? Ve bulsak bile, Şiwan Ağa’nın gazabından nasıl kurtulacaktık? Ağa’nın gidişiyle konakta bir anlık sessizlik oldu. Ama bu, fırtına öncesi sessizlikti. Çok geçmeden, kapının önünde atların kişnediğini, ayak seslerinin giderek çoğaldığını duydum. Kalbim göğsüme sığmıyordu. Cihan hızla kapıya yöneldi, gözleri dehşetle büyümüştü. “Bütün aşiret gelmiş!” diye fısıldadı. Annem, içeriden telaşla çıktı. Yüzü bembeyazdı. “Ne oluyor? Kim geldi?” diye sordu. Babamın yüzü taş kesilmişti. Öfke ve korku arasında sıkışıp kalmış gibiydi. Kapının ardında, Şiwan Ağa’nın adamları, akrabaları, yaşlıları… Bütün aşiret toplanmıştı. Şiwan Ağa en önde, kollarını göğsünde kavuşturmuş, sert bakışlarını kapıya dikmişti. Onun yanında, eli silahlı adamları dizilmişti. Aşiretin ileri gelenleri, yaşlılar, gençler… Herkes burada, bizim kaderimizi belirlemeye gelmiş gibiydi. Babam kapıyı açtığında, Şiwan Ağa öne çıktı. “Bizi böyle bekletecek misin, Ahmet Ağa?” dedi, sesi tehditkârdı. Babam içeri buyur etmek zorunda kaldı. Aşiret konak avlusuna doluştu. Annem endişeyle gözlerini bana çevirdi ama tek kelime etmedi. Olan biteni yeni öğreniyordu ama her şeyin ne kadar kötüye gittiğini anlamıştı. Şiwan Ağa, konağın ortasında durdu. Eliyle bastonunu yere vurdu ve gürledi: “Kanımızı yerde mi bırakacaksınız? Kızım nerede?” Babam ağır adımlarla ona yaklaştı. “Ben de bilmiyorum,” dedi. “Oğlumun böyle bir hata yaptığını yeni öğrendim.” Yaşlılardan biri, sakalını sıvazlayarak söze girdi. “Bu mesele büyümeden çözülmeli. Kan akarsa, iki aşiretin de sonu gelmez.” Şiwan Ağa dişlerini sıktı. “Benim kanım zaten aktı! Benim namusum lekelendi! Eğer kızım bugün geri getirilmezse, bu iş burada bitmez!” Tüm gözler babama döndü. Karar vermesi gerekiyordu. Ya Aram’ı bulup teslim edecek, ya da bu mesele kanlı bir savaşa dönüşecekti. Ben, avlunun köşesinde sıkışıp kalmıştım. Ellerim titriyordu. İçimde bir ses, bunun sadece başlangıç olduğunu söylüyordu. Bu iş burada bitmeyecekti… Korktuğum başıma gelmişti… Şiwan Ağa'nın ağzından dökülen sözler kulaklarımda uğulduyordu. "Kan dökülmeyecek, Ahmet Ağa’nın kızı Zerrin, oğlum Halil İbrahim’e berdel verilecek!" Dizlerimin bağı çözüldü. Olduğum yerde sendeledim, nefes almakta zorlanıyordum. Hayır, bu olamazdı! Bu benim hayatım, benim kaderimdi! Hiç tanımadığım bir adama, sadece ağabeyimin hatasını telafi etmek için nasıl verilebilirdim? Babam sustu, annem derin bir iç çekerek başını eğdi. Aşiret büyükleri bu kararın en doğrusu olduğunu söylüyordu. “Kan akmasın,” dediler. “Aileler birbirine düşman olmasın,” dediler. Ama kimse bana sormadı. Kimse Zerrin ne istiyor, diye düşünmedi! Gözlerim babama çevrildi. Belki bir şey söyler, belki karşı çıkar diye umdum. Ama o da sustu. Yavaşça başını salladı. “Öyle olsun,” dedi. Dünya başıma yıkılmıştı. Ebru’nun sesi duyuluyordu ama ne dediğini anlayamıyordum. Etrafımdaki her şey bir uğultuya dönüşmüştü. Aşiretin kadınları, fısıltılar, annemin titreyen elleri, Şiwan Ağa’nın sert bakışları… Hepsi birbirine karışıyordu. Beni Halil İbrahim’e vereceklerdi. Onu sadece uzaktan görmüştüm. Şiwan Ağa gibi sert bakışlı, ifadesiz bir adamdı. Onun karısı mı olacaktım? Onun konağında, onun kurallarına göre mi yaşayacaktım? Hayır. Bu benim sonum olamazdı. Kaçmalıydım. Bir yolunu bulup, buradan gitmeliydim.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
529.0K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.8K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

HÜKÜM

read
225.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
80.9K
bc

PERİ MASALI

read
9.6K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook