"Ah... Leonard! Seni burda görmek ne güzel ,"
Leydi Clayton Leonard'ı yeni görüyormuş gibi şaşırır bir ifadeyle yanı başında dururken oldukça doğaldı. Öyleki onun uzun süredir Leonard'ı izlediğini kimse ispat edemezdi. Bir anda baloya gelişi ve Grace'i sıkıştığı kalabalıktan uzaklaştırmasının ardından ettikleri dansı uzaktan izlemiş ve yüzündeki mutlu gülümsemeyi saklayamamıştı. Belki de işler sandığı kadar zor olmazdı. Leonard uzun süredir ilk kez bir kadına bu denli ilgiyle yaklaşıyordu. Grace'e karşı olan bu tutumu şimdiden dedikodulara sebep olmuştu fakat Leonard'ın kimseyi umursadığı yoktu. Korumacı bir tavırla dans boyunca etrafına tehditkar bakışlar atmıştı. Grace ile arasındaki hararetli konuşmaları ve birbirlerini öldürecek gibi duran bakışları uzaktan evli bir çift gibi görünmelerini sağlıyordu. Buraya kadar her şey Leydi Clayton'un istediği gibi gelişmişti. Fakat bundan sonrası tamamen Grace'in elindeydi ki onun da elinden geleni yaptığını söyleyecekti. En azından Leonard'ın gergin bir şekilde ayağını yere vurmasından anlıyordu.
Sevgili yeğeni öfkeli bir şekilde Grace'in Lord Wilson ile dansını büyük bir dikkatle seyrediyordu. Leydi Clayton onun şakağında atan damarı kolaylıkla seçerken aynı şekilde Grace'in bulunduğu yere çevirdi bakışlarını.
"Güzel bir kadın ..."
"Öyle..." diye yanıtlayan Leonard yanına gelen teyzesinin farkında değildi fakat son cümleyi duyduğunda onaylayan kelimeler kendisinden habersiz çıkmıştı. Ardından bakışlarını kendisine ima dolu gözlerle bakan teyzesine çevirdiğinde toparlanarak önünde eğildi. Son konuşmalarından bu yana ilk kez bir araya geliyor oluşları bir yana Leonard şu an Grace ile dans eden adamın Grace'e dokunan her parmağını kesip atmak için can atıyordu ve bu küçük ayrıntıyı düşünecek durumda değildi.
Grace adını dans defterine yazdırması gerektiğini söylemişsede Leonard onu ciddiye almamıştı ve şimdi söylediğini yapan bir kadın oluşunu büyük bir öfkeyle seyrediyordu.
Fakat Leydi Clayton "Görüşmeyeli nasılsın oğlum ?"diye sorduğunda Leonard aklına yeni gelmiş gibi gözlerini kıstı ve "Her zamankinden daha iyi değilim " diyerek yanıt verdi. Elinde tuttuğu içkisinden bir yudum alırken "Umarım yanımda bulunmanın nedeni Castle Combe'daki arazileri devretmek için yapacağın başka bir ısrardan ibaret değildir. " diye devam etti.
"Oh... şu mesele ."
Leydi Clayton tek kaşını kaldırarak bir süre Leonard'ın gözlerinin icine baktı ve ağırlığını diğer ayağına verdi. "Konuşulması gereken bir konu fakat konuşulması uygun olmayan bir yer," diyerek cevap verisinin ardından gözlerini tekrar Grace'e doğru çevirdi "Üstelik oldukça meşgul görünüyorsun."
"Ne kastediyorsun?"
"Bayan Catelin... " Leydi Clayton tekrar Leonard'a bakarak devam etti ."Londra'da kısa bir süredir bulunmasına karşın herkesin ilgi odağı ve görüyorum ki seninde öyle ."
Leonard her zaman teyzesinin zeki bir kadın olduğunu savunurdu ve şimdi de gözlemlerindeki gerçeklik payını yalanlamayacaktı. Grace'in olduğu alana bir bakış atıp teyzesine dönerek "Öyle ya da değil . Bunun bir önemi olduğunu sanmıyorum. " diye cevap verdi
"Ona karşı olan hislerinin önemsiz oluşunu savunmuyorsundur umarım ." Leydi Clayton tek kaşını sorgular biçimde kaldırdı ve yeğeninin yüzündeki soğuk maskeyi geçerek onun sert bakışlarında gezdirdi gözlerini. Orada yanan ateş buzun hissizliğini yansıtırken Leydi Clayton bunun sadece bir kamuflaj olduğunu biliyordu.
"Bayan Catelin'e karşı bir his beslediğim yanılgısına düşerek gerçekliği olmayan düşünceler içerisine girmemenizi öneririm Leydi Clayton " Leonard her zamanki gibi katı ve sertti.
Söz konusu kadın Grace bile olsa ona karşı sadece korumacıydı. Ve bir duygu karmaşasına girmeyecek kadar deneyim sahibiydi.
Deneyimleri kalbini yıkmış ve Leonard bu yıkılmış viraneyi soğuk taşlarla yeniden inşa etmişti.
Ve biliyordu ki taşlaşan bir kalp asla hisle beslenemezdi. Onun artık birini sevmesi çöllerde çiçekler açmasıyla mümkün olurdu ya da cehennemin ateşine düşen kar tanesiyle belki. Fakat biliyordu ki bir kere sevgiye kapanan kapılar hiçbir aşk sözcüğüyle aralanmazdı.
"Sadece gördüklerimi dile getiriyorum genç adam " Leydi Clayton belki de Leonard'ın üstüne fazla gidiyordu fakat onun tek başına gerçekleri göremeyeceği ortadaydı.
"Gözlerime bakıp da ne görüyorsanız oyum Leydi Clayton. Ne bir eksik ne de fazlası. "
"Gözlerin bir mezar taşı kadar soğuk ve ürkütücü olsada orda diri diri gömülen ve sevilmek için can atan bir çocuk görüyorum ve sen o çocuğu kendi ellerinle boğmak üzeresin."
"Hayır Teyze ! Hayır. O çocuğu siz çoktan öldürdünüz ve bir defa ölenler ikinci defa ölmezler.."
Leydi Clayton yaşının getirdiği olgunlukla başını dikleştirirken Leonard'ın acımasızca üstüne gelişine buz mavisi gözlerine yerleşen hüzünlü bir bakışla cevap verdi. "Bazı yanlışların doğrularını uzaklaştırmasına izin verirsen her zaman mutsuz bir adam olursun oğlum ."
Leydi Clayton Leonard'ın bakışlarında kendisini asla affetmeyecek bir adam görüyordu fakat öyle bile olsa onun mutsuz oluşunu izlemeyecekti. Leonard varsın yalanlasındı.
Varsın etrafındaki duvarların arkasına sığınsındı.
Fakat Leydi Clayton onun Grace'e bakışlarını ve o bakışlardaki saniyelik hayranlığı görmüştü. Bir saniyelik umuda tutunarak ona bir aile verecekti ve sonrasında huzur içinde ölebilirdi.
"Kendi mutsuzluğumun içinde özgür bir adamım. Bayan Catelin'in ise cemiyetin kurt sürüsü içinde yem oluşunu izlemektense buradan ayrılana kadar ona eşlik edebilirim, "
"Ne zamandır birilerinin korumalığını yapar oldun Leonard ?" Leydi Clayton imalı bir bakış daha gönderdiğinde Leonard bir süre düşündü.
Ne zamandır bu denli iyi bir adam oluvermişti?
Ya da neden Bayan Catelin'i bu denli umursar olmuştu ?
Hayır ...Ona karşı bu korumacı tavrı tamamen Maggie'nin arkadaşı oluşundan kaynaklanıyordu. Ve tabi nihayetinde o bir anneydi. Tek başına güçlü bir kadın gibi görünsede gücü sadece dilinin sivriliğinden geliyordu. Diğer yandan etrafında kendisine aç bir kurt gibi bakan erkeklerden kurtulması için sivri dilden ve kıvrak zekadan çok daha fazlası gerekiyordu. Leonard bir erkek olarak bunu görebiliyordu fakat karşısındaki teyzesi bile olsa kimseye hesap vermeyen yanı ağır basmış olacak ki "Sorguya mı çekiliyorum?" diye sordu.
"Bu tamamen nasıl anladığına bağlı," Leydi Clayton yeğeninin sorusundan ustalıkla kaçışına göz devirerek "Her neyse " dedi. " Sadece ... demek istediğim geçmişin gölgesinden çıkmak seni savunmasız yapmaz Leonard . Eğer korkun buysa ..."
"Karanlık bir adam için gölgelere sığınmanın imkansızlığını vurgulamak isterim " Leonard soğuk bir duruşla meydan okuduğunda Leydi Clayton'un verecek bir cevabı kalmamıştı. Yeğeni inadın üstünde bir kararlılığa sahipti ve Tanrı biliyor ya Leydi Clayton en çok da bundan korkuyordu. Leonard tüm kapılarının ardına binlerce tuzak kurmuştu. Ve kimseye geçit vermeyeceğini dile getiriyordu.. Bakışları dansını bitirip yanlarına doğru gelen Grace'e döndü ve onun endişeli ifadesine zorunlu bir gülümsemeyle karşılık verdi.
Grace yanlarına geldiğinde ise ilk kez tanışıyormuş gibi "Bayan Catelin değil mi ?"diye sordu.
"Kesinlikle siz de..."
"Leydi Farah Clayton." Leonard Grace'in cümlesini tamamlarken Grace'e soğuk bir bakış attı. Onun kendi sözünü çiğneyip Lord Wilson ile dans etmeyi kabul etmesinden hoşnut olmadığı her halinden belli olsada bunu daha sonra dile getirecekti . "Kendisi aynı zamanda teyzem olur "
"Tanıştığıma çok memnun oldum Leydi Clayton. " Grace gülümseyerek cevap verdiğinde
Leydi Clayton Leonard'ın Grace'e olan bakışlarını fark ederek "Siz gençlerin konuşacak konuları olmalı." diyerek yanlarından ayrılacağını belirtirken Grace'e bakarak "Bir gün Leonard ile ziyaretime gelin."dedi." Sizi evimde ağırlamak benim için keyif verici olur . "
Grace'in cevap vermemesi üzerine "Bayan Catelin isterse neden olmasın."diyen Leonard gölgeli bakışlarını Grace'e çevirdi. "Teyzem oldukça güzel bir bahçeye sahip. Özellikle yaseminleri seveceğinizi düşünüyorum " Dans alanında kurduğu cümleye gönderme yaparken Grace sesli bir şekilde yutkundu ve tereddüt dolu bakışlarını Leydi Clayton'a çevirdi Bu kadın kendi ölüm fermanını imzalıyordu ve sanırım haberi yoktu. Malikanede Leon varken Leonard ile bir araya gelmesi her şeyi açığa çıkarırdı ve o zaman Leonard'ın gazabından kurtulmak için ne yaparlardı bilmiyordu. Fakat Leydi Clayton sakin bir edayla "O halde en kısa zamanda görüşmek üzere, " diyerek yanlarından ayrıldığında Leonard Grace'de bir tutaflık olduğunu fark etmişti. "Bir sorun mu var Grace ?" diyerek ima dolu bakışlarını Grace'in okyanus mavisi gözlerine dikti. Orda yer edinen korkuyu fark ettiğinde nedenini merak etti.
Grace yönelen soru karşısında yalancı bir tebessüm bahşedip "Hayır. " dedi ardından uzaklaşan Leydi Clayton'un arkasından bakarak "Sevimli bir kadın " diye devam etti.
"Öyledir " Leonard teyzesi hakkında konuşmak istemediğini belli eden soğuk bir ses tonuyla cevap verdi. Bu ses tonunun diğer bir nedeni ise Grace'in kendi sözünü çiğneyip Lord Wilson ile dans etmesiydi hiç şüphesiz. Elindeki kadehte kalan son içkisini yudumlarken öfkeyle bir nefes verdi. Uzun zamandır bir kadını kıskandığı olmamışken neden bu uzun zamandan sonra gerçekleşen olayların başında Grace vardı ?
"Umarım Lord Wilson'un dansından keyif almışsındır?"
Grace Leonard'ın gergin bir şekilde sorduğu soruya karşılık "Elbette, Lord Wilson iyi bir partner ." dedi. Lord Wilson yakışıklı ve mizah yeteneği güçlü bir erkekti. Dans boyunca kendisini epey güldürdüğünü itiraf edecekti. Dans konusunda ise oldukça yetenekliydi. Bu durumda yalan söylemeyecekti fakat Leonard'ın yüz ifadesi yanlış cevap der gibiydi.
"Dikkatini çekmiş görünüyor."
"Bu neden ilginizi çekiyor anlamıyorum." Grace Leonard'ın üstelemesine karşılık tek kaşını sorgular biçimde kaldırdı. Kendisini kıskanıyor olduğu fikrine alıştırmamaya çalışsa da bir yanı duymak için oldukça istekliydi. Fakat Leonard'ın cevap vermek yerine git gide soğuklaşan bir ifadeye bürünmesi dikkatini çekerken, onun bakışlarının odak noktasında bulunan ve kendilerine doğru yaklaşan oldukça güzel kadını fark etti. Kaşları çatılırken kadının cazibesinin bu mesafeden bile belli olduğunu idrak ediyordu. Giydiği açık pembe elbisesi göğüslerini saklamanın yanından bile geçmezken ince belini sarıyor ve kalça kısmından genişliyordu. Kahve saçlarını gösterişli bir topuzla tutturmuştu. Dudaklarındaki kırmızı ruju pudrayla daha da beyazlayan teniyle uyumluydu fakat abartılı olduğunu düşündü. Elbiseyle aynı renkte maskesini elinde tutuyor olsa da yüzünün diğer yarısını görmek pek mümkün değildi. Kadının bütün doğallığını alıp götüren bir perde gibiydi her şey. Yine de Grace onun oldukça güzel olduğunu fark etmişti. Leonard'ın da oldukça dikkatli bir şekilde kadına yönelen bakışlarına karşılık kaşlarını yapabilirmiş gibi daha da çattı. Ardından kadının dudaklarındaki alaycı gülüşle kendisini inceleye bakışlarını gördüğünde istemsizce kendi üstüne baktı. Bu kadar komik olanın ne olduğuna anlam verememişti. Bayan La Vérne bu elbiseyi dikmek için bir haftadır kendisiyle prova yapıyordu ve asla beğenmediği bir elbiseyi müşterilerinin giymesine izin vermeyen bir yapısı vardı.
Kadın büyük bir zarafetle yanlarına geldiğinde kendisini yok sayarak gözlerini Leonard'a çevirdi. Her hareketinde vuku bulan kadınsılığı Grace'i rahatsız ederken kadın "Uzun zaman oldu ." dedi. Grace uzun zaman olanın ne olduğunu merak ederken kendisini görmezden gelen ve "Seni buralarda görmek oldukça şaşırtıcı" diyerek devam eden kadını sessizce dinliyordu.
Leonard Grace ile Leydi Lawson'un yanyana gelişine içten bir küfür savururken Grace'in çatılan kaşları dikkatini çekti. Grace Leydi Lowson üzerinde gezdirdiği bakışlarını kendisine yönelttiğinde sanki büyük bir suç işliyormuş gibi hissetmekten kendini alamadı. Bayan Lowson'a dönerek soğuk bir ifadeyle " Hayatımda bir değişiklik istiyorumdur belki " dedi. Sorgulanmaktan hoşlanmayan karakteri bu durumdan rahatsız olurken bu kadının pervasızlığına göz devirmek üzereydi. Artık görüşmemelerinin sebebi bu sorgulamalarken şimdi aralarında bir şey olmamasına rağmen bu huyundan vazgeçmiyordu.
"Bunu görebiliyorum, " Bayan Lowson gözlerini tekrar Grace'e çevirirken Leonard "O zaman gereksiz sorularla beni muhattap etmemeni istemem gayet normal karşılanabilir" Sert bir sesle dile getirdiği cümleler Bayan Lkwson'un özgüvenini yıkarken "Aramızdaki samimiyet..."
"Hayır. ..Aramızda artık var olmayan samimiyet Bayan Lowson!"
Leonard Bayan Lowson'un sözlerini düzeltirken her şeyden habersiz ikiliyi izleyen Grace kendini bir yabancı gibi hissetmek durumunda kalmıştı. Anladığı kadarıyla Leonard ile bu kadın arasında bir takım şeyler yaşanmıştı ve şimdi kadının burda bulunmasının nedeni Leonard üzerinde hak idda etmesinden başka bir şey değildi. Leonard her ne kadar sert çıksada Grace ortamdan rahatsız olarak konuşmayı yarıda kesti. "Sanırım gitsem iyi olur " Adımlarını geri çekerken Leonard'ın kolunu tutan sert parmaklarıyla olduğu yerde durdu. "Nereye gidiyorsun ?" Leonard Bayan Lowson geldiğinden beri sessizce duran Grace'in bir anda gidişine kaş çatarken Grace Leydi Lowson'a bir bakış atıp "Konuşmanıza devam edin. Fakat bu ortam beni oldukça rahatsız ediyor " dedi.
"O halde birlikte gitmemizde bir sakınca yok ." Leonard Bayan Lkwson'a dönerek "İyi eğlenceler Bayan Lowson" dedikten sonra Grace'i kolundan tutarak balkon kapısına doğru yürüttü. Gecenin serin havası tenine çarparken Grace'e dönerek "Ne düşünüyorsun ?"diye sordu.
Neden bir anda yanlarından ayrılmak istemişti?
Ya da daha önemlisi Leonard neden Grace'in tek başına ayrılmasına izin vermemişti?
"Ne düşünmem gerekiyor ? Siz metresinizle konuşurken oturup yatak maceralarınızı dinlememi beklemiyordunuz herhalde ." Grace öfkeyle solurken Leonard'an beklenmeyen gür bir kahkaha duydu. Grace onu daha önce böyle görmediği için saşkına dönerken Leonard'a gülmenin ne kadar yakıştığını fark edecekti. Bir süre karşısındaki manzarayı seyreden Grace
"Bu kadar komik olan nedir ?"diye sordu. Leonard'ı güldürebildiği için sevinemiyordu bile. Leonard soru karşısında gülümsemesini yarıda keserken kendisine dikkatli bir şekilde bakan Grace'in gözlerinde gezdirdi bakışlarını.
"Oldukça açık sözlü olduğunu itiraf etmeliyim. Her zaman senin gibi bir kadınla sohbet etmediğim de bir gerçek " dedi. Yüzünde hala gülümsemenin izleri kol geziyordu.
"Ne tür kadınlarla sohbet ettiğinizi görebiliyorum ve diğerlerini tahmin etmek çok zor olmasa gerek ,"
Grace yine kendisini tutamayıp iğneler tarzda cümle kurduğunda ne dediğinin farkına varıp dudaklarını dişlemeye başlayınca Leonard bu kadının sözlerindeki cesareti nerden bulduğunu merak ederek gülümsedi. Daha önce bu denli dobra konuşan bir kadına rastlamamıştı.
Madem ortada bir oyun vardı ve Grace sözlerini sakınmak bir yana kendi yüzüne savurabiliyorsa Leonard da kuralları kendi birleyecekti. Yüzüne oturttuğu çapkın gülümseme ile Grace'e bir süre baktı.
"Ben kadınlarla çok fazla sohbet etmem Grace " dedi ve imalı bir şekilde devam etti " Fakat kadınlarla yapabileceğim daha iyi şeyler olduğuna emin olabilirsin,"
Onun bu sözüyle Grace baştan aşağı kızarırken ne diyeceğini bilemeyerek "Anlıyorum "dedi Ne anladığına sonra kafa yoracaktı Leonard'ın ise gülümseyen yüzünü fark edebiliyordu. Utanmaz oluşu bir yana bir kadınla bu tür konuların konuşulmayacağından haberdar değildi anlaşılan.
"Fakat ... bir kadınla bu şekilde ... konuşmanız hiç uygun değil ."
"Bunu , az önce benim yatak maceralarımı dinlemekten bahseden bir kadın olarak mı söylüyorsun yoksa sıradan herhangi bir kadın olarak mı? Zira nezaket kurallarından en az benim kadar bihabersin." Leonard Grace'in gözlerinde kayalara vuran dalgaları görüyormuş gibi bir süre oyalandı
"Aynı şey olduğunu hiç sanmıyorum." Grace kendisini savunmak adına devam edecekken Leonard onu durdurarak "Söylesene bana olan bu öfkenin sebebi nedir ?" diye sordu. İlk geldiği gün dans alanında yanlız bırakışı ve geri kalan zamanda iğneleyen sözcüklerini esirgemeyişinin bir sebebi olmalıydı.
"Öfkeli olduğumu da nerden çıkardınız?"
Leonard Grace'e doğru bir adım atarak "Nedense durduk yere bana karşı cephe alıyormuşsun gibi bir izlenime kaplıyorum." dedi.
Grace Leonard ile arasındaki yok denecek kadar olan mesafeden huzursuz olarak bir kaç adım geriledi."Hislerinizin kuvvetli oluşundan bahsetmeyeceksiniz umarım aksi halde yanılıyorsunuz."
Leonard Grace'in gerilediğini fark
ederek kaşını kaldırırken "O halde neden benden kaçıyorsun Grace?" diye sordu
"Sadece nerede duracağımı biliyorum biliyorum "
"Öyle mi ? Mesafenin bir kısmını çoktan aştığını sanıyordum," Lancheshire malikanesinde Grace'in tavırları ve şimdiki hali arasındaki büyük fark Leonard' da soru işareti bırakırken "Yanılıyor muyum ?" diye sordu. Ardından tekrar adımlarını atarak Grace 'e doğru ilerledi. Fakat o ne kadar ilerlerse Grace de o kadar geriliyordu.
"Yanılıyorsunuz! Her zaman olduğu gibi ..." Grace başını dikleştirip korkusuzca Leonard'a cevap verirken aslında ne denli korktuğunu belli eden kalp çarpıntısı bir gök gürültüsü kadar net ulaşıyordu kulaklarına.
"Sözlerinde ciddi olduğunu görebiliyorum fakat bakışların Grace ...Bakışların"
Grace aniden başını çevirince Leonard da ukala bir gülüş sergiledi. "Aksini idda edecek kadar hırçın,
"Sözleriniz beni etkilemeli mi?"Grace sitemle Leonard'a bakıp "O halde başarılı değilsiniz " dedi.
"Sence ..." Leonard eliyle Grace 'in bulunduğu kısmı işaret etti "Oradan bakınca kadınları etkilemek için afilli cümleler kuran biri gibi mi duruyorum ?"
"Hayır, zira sizin gibi bir buz dağından aksini beklemek mümkün bile değil"
Leonard yumruğunu sıkarken Grace'in cesaret dolu cümlelerine karşılık onu kolundan tutup balkonun karanlık olan kısmına yöneldi.
Grace'in kolunu bırakması adına kurduğu cümleleri umursamayarak onu balkon koruluklarına yasladı. Koyu karanlık gözler hırçın dalgaların esiri olurken Leonard kısık bir ses tonuyla "Buz dağlarının en önemli özelliği nedir biliyor musun Grace ?"diye sordu.
Grace sıklaşan nefesini karşılık cevap verememiş olacak ki başını olumsuz şekilde sallamakla yetindi.
Leonard Grace'in okyanuslarında kaybolurken biraz daha yaklaştı ve "Hiçbir zaman göründüğü gibi değillerdir," diyerek Grace'in dudaklarına değdirdi kendi dudaklarını ve o an bir yıldız kaydı gökyüzünden.