Düşüncelerim çığlık çığlığa karışıyor geceye ,
Herkes sağırmışcasına...
"Ay'ın daha önce bu denli parlak oluşuna şahit oldunuz mu Lord Harrington?"
"Küçük ayrıntılara önem veren biri gibi durmadığımı umuyorum ..." Leonard uzun süreli sessizliğin Bayan Catelin tarafından bölünmesiyle bakışlarını ona doğru çevirdi . Ay ışığının vurduğu teni bir mücevher gibi ışıltı saçıyor, okyanus mavisi gözleri gri parıltılara ev sahipliği yapıyordu. Bu şekilde bakınca Bayan Catelin yay gibi kaşları , gözlerini çevreleyen uzun kirpikleri ve dolgun dudaklarıyla büyülü bir varlık gibiydi. Şüphesiz ona bakan her erkeğin kalbi acırdı ve Leonard bir kalbe sahip olmadığını biliyordu.
Neden?
O halde neden bu denli istek duyuyordu ona dokunmak için ?
Neden daha önce güzel bir kadın görmemiş gibi inceliyordu her ayrıntısını?
Küçük ayrıntılara önem vermediğini söylüyordu fakat o halde neden Bayan Catelin'in boynuna bir mücevher gibi işlenmiş ufak noktaya takılıyordu bakışları ?
Derin bir nefes alırken Bayan Catelin'de bir tanıdıklık olduğunu düşünüyordu. Onu daha önce bir yerlerde görmüş olmalıydı fakat hatırlamıyor oluşu bir akıl karmaşasın neden oluyordu.
"Bazen ufak ayrıntılar en önemlisi değil midir? Eminim insanlık bir gün Ay'a ayak basıp ne kadar büyük ve önemli olduğunu fark edeceklerdir, "
"Hayalperest olduğunuzdan bahsetmemişsenizde bu sayede öğrenmiş oluyorum . Gerçekten buna inanıyor musunuz?" Leonard nasıl olur da Bayan Catelin'in düşüncelerinin her seferinde kendisini hayrete düşürdüğüne şaşırdı . Üstelik konuştuğu konular bu zamanın dünyasında kadınlar tarafından pek ilgiyle karşılanmıyordu. Onlar daha çok çay fincanını nasıl tutması gerektiğine ya da balo salonlarında kimin nasıl davrandığına kafa yoruyorlardı. Bayan Catelin ise bütün sınırların ötesindeydi.
"Neden olmasın?" Grace sadece omzunu silkerek cevap vermekle yetindi.
Bu yaşına rağmen okuduğu kitapları düşünecek olursa hiç de hayalperest bir düşünce sayılmazdı. Fakat anlaşılan Leonard bu konuda kendisiyle aynı fikirde değildi. " Sonuçta hiçbir şey ölen birini hayata döndürmek kadar imkansız degildir, öyle değil mi ?"
Leonard derin bir suskunluğun ardından
"Yanılıyorsunuz Bayan Catelin..." dedi ve sonra bakışlarını gökyüzüne doğru çevirerek bir süre sessiz kaldı.
Yanılıyordu. Bu kadar basit değildi. Bu dünyada imkansız olan tek şey bir ölüyü hayata döndürmek de değildi üstelik.
Öncelikli bir sıralama yapacak olsa bile bunu ilk sıraya koymazdı.
Ölmek basitçe bir kurtuluştu. Fakat yaşamak ... Korkunç acılara tanıklık edebilirdi bir insan.
Yaşamak zordu.
Yaşamak yalnızlıkla baş etmeye çalışmak, beceremeyince alışmaktı.
Yaşamak sevdiğin insanların aslında seni sevmediğini ve paran için yanında kaldığını görmek kadar felaketti.
Yaşamak ihanetin varlığından haberdar olmaktı.
Ölmek kurtuluştu ve ölen birini hayata döndürmek asıl aptallık olurdu.
Gözlerini kapatarak "Sevilmek bayan Catelin ... Sevilmek"dedi " İmkansız olan tek şey ve bu sizin söylediklerinizin çok ötesinde. "
Leonard bunu öyle inanarak söylemişti ki Grace tüylerinin ürpermesine engel olamamıştı. Fakat onun bu denli karamsar oluşu nedense korkularını arttırıyordu. Geçmişte yaşadıklarına dayanarak kesin cümleler kurması yanlıştı. Bu... bu acizlik değilde neydi?
Insan her zaman bir umuda sahipti. Ve umut yok olduğunu düşündüğünüz anda ortaya çıkabilirdi.
Şu an Leonard ile , bir yabancı gibi de olsa ,konuşuyor oluşu gibi.
"İnancını kaybetmiş bir adam gibi konuşuyorsunuz ."
Leonard kapalı gözlerini aralayarak Grace'in gözlerine değdirdi bakışlarını "Çünkü ...inancını kaybetmiş bir adamla konuşuyorsunuz, "
"Ama bu çok..." Grace ne demesi gerektiğine karar veremeyerek durakladı. Elini balkonun koruluklarına koyarak kısık bir sesle "Zalimce ." dediğinde Leonard duymuş olacak ki tek kaşını sorgular biçimde kaldırdı.
Grace onun bu ifadesini fark ederken nerden bulduğunu bilmediği bir cesaretle Leonard'a doğru bir iki adım yaklaşarak aralarındaki mesafeyi yok denecek kadar azalttı. Bakışlarını onun karanlıkta bir mezar taşı gibi duran gece karası gözlerine çevirdiğinde nerdeyse geri çekilecekti. Fakat onu durduran bir şeyler vardı. Gitmesine, kaçıp uzaklaşmasına engel olan...
Bu gözlere bakarken Ilk bakışta hiçbir duyguyu barındırmadığını düşünebilirdi insanlar fakat Grace o gözlerde yanan öfkeyi, kanayan bir kalbin acısını ve daha çok sevgiye muhtaç bir adamı görebiliyordu. Leyli Clayton haklıydı. Leonard saklandığı duvarların arkasında yanlızdı. Ve Grace onun acısını hissedermiş gibi kaşlarını çattı. Elleri yüzündeki yaraya uzanırken tereddütlüydü.
Beş sene öncesinin anıları zihnine dolarken parmaklarını uzun gelebilecek bir aradan sonra yara izine değdirdi Leonard'ın kendisini ne kadar kastığının farkında olsa da ellerini geri çekmeyi reddetti.
"Bunu neden yapıyorsun Leonard ," dediğinde ona ismiyle hitap ettiğinin bile farkında değildi. Dış dünya ile bağlantısını kesmiş gibiydi. Leonard ve kendinden başka hiçbir şeyi düşünmüyordu. Sen tonundaki yumuşak tını havaya karışırken devam etti "Kendine neden bu kadar zalim davranıyorsun? İçinde her yanı yara içinde bir çocuk barındırıyorsun fakat onun yaralarını sarmıyor ve kanamasına, acı çekmesine izin veriyorsun . Bunu neden yapıyorsun?"
Leonard hipnotize olmuş gibi karşısındaki ufak tefek kadının kendisini bir bulmaca gibi çözüşünü dinliyordu.
Ellerini cesurca yüzündeki yaraya değdirdiğinde gözlerini kapatmamak için çaba sarf etmesi gerekmişti. Başkalarının bakmaya tenezzül etmediği yara onun için hiçbir şey ifade etmiyor gibi konuşmasına devam ediyordu. Öyle bir konuşuyordu ki sanki yıllardır kendisini tanıyor ve bir bir açığa çıkarıyordu gömdüğünü düşündüğü sırlarını.
Peki sen Grace ,bunu nasıl yapıyorsun ?
Nasıl olurda söyleyemediğim her şeyi yüzüme savuruyorsun?
Leonard'ın gözleri bir öfke seline kapılmış gibi bir an koyulaşırken neden böyle hissettiğinin farkında değildi. Bu kadının karşısında savunmasız hissetmiş ve bundan hoşlanmamıştı belliki. Grace'in yüzüne değen elini sert biçimde kendisinden uzaklaştırdı.
"Ya sen Grace..." dedi tıslarcasına "Neden gerçekliği sorgulanabilir düşüncelerini kendine saklamıyorsun ?" Leonard düşüncelerinin aksine soğuk bir sesle yanıt vererek aralarındaki ufak mesafeyi de aşarak Grace'in korkuluklara yaslanmasını sağladı. "Neden her şeyi biliyormuş gibi konuşuyorsun? Neden üzerine fazife dahi olmayan konulara değiniyorsun?"
Leonard başını biraz daha eğerek Grace ile bir dudak kıpırtısı kadar yakınlaştı.
"Neden ?"
Grace Leonard'ın kendisine bu denli yakın olmasından oldukça huzursuz olarak aralarındaki mesafeyi açmaya çalışsada Leonard'ın devasa gücü karşısında elinden bir şey gelmiyordu.
Avına odaklanmış bir aslan gibi her köşeden kendisini abluka altına almıştı.
Bu haliyle oldukça tehlikeli durduğunu itiraf edecekti. Kalbinin ağzında attığına bile yemin edebilirdi. Soluk alışverişleri sıklaşıyor ve bu serin havada dalga dalga yayılan sıcaklığı hissedebiliyordu.
Fakat Leonard kendisine böyle katı davranırken susmayacaktı. Buna izin vermeyecekti. Kaşlarını çatarken
"Çünkü her ne kadar fırtınalı olsada bakışlarında can çekişen hüznü görebiliyorum
Leonard bu cevap karşısında bir süre duraklarken tek kaşını kaldırarak karşısındaki kadını inceledi.
Acı bir şekilde gülümserken"Eğer benden daha mutlu olsaydın sözlerine inanmam daha kolay olurdu "dediğinde Grace Leonard'ın dikkatsizliğinden yararlanarak onu kendinden uzaklaştıracak hamleyi yaptığın. Leonard ne olduğunu anlamadan aralarına mesafe koydu.
Grace gözlerinde parlayan gözyaşlarına aldırmayarak parmağını Leonard'ın göğsüne değdirdi" Başkalarına acı vererek kendi acılarını hafifletemezsin. " Ardından Leonard'ın konuşmasına fırsat vermeyerek içeri geçtiğinde arkasında şaşkın bir Leonard bıraktığının farkında değildi.
Kimseye acı vermiyorum. Bütün acıları tek başıma omuzlarıma aldım ve yorgunum.
Leonard açığa vuramadığı düşünceleriyle Grace'in arkasından giderken bu konuşmanın burada bitmediğini hissediyordu.
İçeri geçip Taylor ve Maggie den izin isteyerek ayrılacağı sırada Grace'e dönerek aralarında hiçbir konuşma geçmemiş gibi soğuk bir gülümseme takındı.
"Uzun süredir bir
kadınla bu denli uzun bir sohbete girmemiştim. Bir dahaki sefere aya çıkmakla ilgili başka düşüncelerinizi de dinlemek isterim "
"Sizi aydınlatmaktan onur duyarım," Grace de aynı şekilde karşılık verdiğinde bakışları bir süre ayrılmayı reddetmiş olacak ki gece karası gözler okyanus mavisinden uzaklaşamadı . Fakat bu bakışmanın bir meydan okuma olduğunu sadece ikisi biliyordu.
Bundan sonraki günlerin nasıl geçeceği ise şüpheliydi.
Leonard'ın bakışlarını çevirmeye niyeti olmadığını fark eden Grace
bakışlarını kaçıran ilk kişi oldu. Bunun ardından Leonard malikaneden ayrıldığında Grace nihayet derin bir nefes alabilmişti.
....
"John amca sana annemin bir prensese dönüştüğünü söylemiştim," Leon kucağında durduğu Johnson ile salona girdiğinde Grace oğluna yaklaşarak alnına bir öpücük kondurdu.
Johnson'a dönerek "iyi görünüyorsun," dediğinde Johnson koyu yeşil elbisesinin içinde oldukça güzel duran Grace'e gülümseyerek "Sende öyle " derken gözlerindeki parıltılar sözlerindeki samimiyeti destekler nitelikteydi.
"Heyecanlı görünüyorsun."
"Oldukça heyecanlıyım," Grace haftasonu Leonard ile aralarında geçen konuşma sonrasında bir daha bir araya gelmemişti. Leydi Clayton onun balolara katılmaktan hoşlanmadığını dile getirsede bu baloya geleceği konusunda oldukça emin konuşmuştu. Fakat Grace onun kadar emin değildi. Yine de kalbinin heyecanlı bir bekleyişte olduğunu inkar etmeyecekti.
"Ah Grace ... Oldukça göz alıcı görünüyorsun," Leydi Clayton elinde üç tane maskeyle salona girdiğinde bir su perisi gibi duran Grace'e hayranlıkla baktı. Neden sonra elinde tuttuğu maskeleri havada sallayarak "Bu maskenin görünüşünü tamamlayacağından emindim," dedi.
"Maske mi ?" Grace ve Johnson aynı anda sordukları soruyla Leydi Clayton'a doğru dönerken Grace "Neden bir maske takıyorum?" diye devam . Leydi Clayton böyle bir konsept olduğundan söz etmemişti. Şimdi ise elinde tuttuğu tüylü maskeyi havada sallayarak kendisine yakışacağını söylüyordu.
"Norfolk'ların büyük kızı Daisy ilk kez taktim edilişinin sıradışı olmasını istemiş. " Leydi Clayton yüzünü buruşturarak devam etti . "Bana kalırsa Norfolk Kontesi kızının son zamanlarda geçirdiği bir hastalık yüzünden, yüzünde oluşan yaralarla koca bulmasını imkansız bulmuş olacak ki böyle bir yönteme başvurdu,"
"Leydim!" Grace Leydi Clayton'un bu denli önyargı yaklaşmasını oldukça yadırgamıştı. Görünen güzelliğin geçici olduğunu en iyi onun bilmesi gerekirdi. Yaşlı ve deneyimli olduğu konusunda çektiği tiradları en azından Grace'de böyle bir izlenim bırakmıştı.
"Her neyse ..." Leydi Clayton elini geçiştirir gibi sallayarak "Bu bizim avantajimız Grace . Herkes yüzünü bir kez gördüğü Grace Catelin ile tanışmak için sıraya girecek. "
"Fakat bunun bize yararı nedir anlamış değilim ?" Grace insanların ilgisinden çok Leonard'ın ilgisini çekeceklerini sanıyordu fakat Leydi Clayton'un söylediklerinden bir anlam çıkaramamıştı doğrusu neler karıştırdığı merak konusuydu.
"Leonard'ı iki çift sözle kandırabileceğini düşünmek yanlızca hayal olur kızım... Fakat Londra'da paylaşılamayan bir kadın olarak Leonard'ın ilgisini çekmen daha olası bir durum ."
"Bundan emin değilim... " Grace tereddüt edercesine baktı "Leonard gerçekleri öğrendiğinde..."
"Sana aşık bir adam olarak hiçbir şeyi önemsemeyecek," Leydi Clayton emin bir sesle kurduğu cümleye karşılık Grace "Umarım Leydim" desede Leonard'ın öfkesinin kurbanı olmaktan ölesiye korkuyordu. Johnson'un kucağındaki oğluna bir bakış attı. En çok da onun zarar görmesi yıkardı Grace'i ve yine ne yapıyorsa oğlu içindi.
Leydi Clayton'un uzattığı maskeyi alırken umarım demekten başka çaresi yoktu.
***
Norfolk Kontluğu
Korkularım bir alev gibi sarmışken bedenimi tutmanı bekliyorum ellerimden...
Yaklaşık yarım saattir etrafındaki kalabalıktan kurtulma arayışına giren Grace gelen her soruya nezaketen cevap veriyor ve arada kendisine iltifat eden centilmen beyefendilere zorakibir tebessüm gönderiyordu. Fakat artık dayanma sınırını çoktan geçmiş ve uzaklaşmak için küçük de olsa bir işaret bekliyordu.
Zira kendisinin politika ve siyaset adına dile getirdiği cümleler dikkat çekici olmaya başlamıştı ve etrafındaki kalabalık git gide artıyordu.
"Konuşmalarınızın oldukça şaşırtıcı olduğunu belirtmeden geçmek haksızlık olur Leydim. "
Grace adını hatırlamadığı ve Leydi olmadığını söylemsine rağmen kendisine Leydim diye seslenmekten vazgeçmeyen beyefendiye "Şaşırtıcı olan nedir ?"diye sorarken bir yandan da yanından ayrılan Johnson'un geri dönüp dönmediğine bakıyordu. Kaybolacak en iyi zamanı bulmuş gibi gelmek bilmiyordu.
"Bu konuların
kadınlar tarafından ilgi görmediği açık ," diyen başka birine dönerek "Kraliçenin de siyasette önemli bir rolü olduğunu varsayarsak bu konuların sadece erkekler tarafından değerlendirmesi ne denli doğru bir bakış açısı olabilir ?" diye sordu.
"Haklısınız fakat..."
"Fakat kadınlara sadece kibar konuşması , korselerin içinde nasıl nefes alınması gerektiği ile ilgili konularda eğitim vermek yerine günümüz koşullarının mevcut durumunu nasıl değerlendirmesi gerektiği adına dersler verilmeli yoksa ataerkil bir toplumda sadece basit bir yere sahip olmaktan öteye geçmeyeceklerdir,"
Ortamda bulun beyefendilerin şaşkınlıkları yüzünden okunurken Grace bu önyargılı kalabalık altında bunalmış hissetmekten kendini alamadı. Bütün erkeklerin kadınları bu denli basite indirgemesi oldukça rahatsız ediciydi.
Dans müziği başladığında Lord Edgard
"Bu dansı sizin gibi bir bayanla etmek benim için onur verici olur ," diyerek araya girdi.
Grace yeni bir dans daha edecek durumda olmadığını söyleyecektiki belini saran kollar ve ardından duyduğu bariton ses afallamasına neden oldu.
"Üzgün olduğumu belirtmek isterim Lord Edgard fakat Bayan Catelin'in bundan sonraki bir kaç dans bana sözü var ."
Leonard centilmenler kulübü adını verdikleri White kulüb'de Lord Karston'un ve daha bir kaç kişinin Norfolk'ların Balosunda Bayan Catelin'in güzelliği ve düşünceleri hakkındaki konuşmaları üzerine yaptıkları sohbete dahil olmuştu. Ve konuşulanlardan anladığı kadarıyla Grace'in kısa sürede herkesin gözbebeği olduğu ortadaydı ve Leonard nedenini bilmediği bir şekilde huzursuz olmuştu. Üstelik Grace adına bir bahis bile açılmıştı. Dönem sonunda onu evliliğe ikna edebilecek kişi, oldukça yüklü bir sermayenin de sahibi olacaktı.
Tüm bunlar bir araya geldiğinde Leonard da kendisini Norfolk'ların Balosunda bulmuştu. Maskeli bir balo olsa da Grace'i bulmak sandığından da kolay olmuştu zira en kalabalık grup içinde bulunuyordu.
Adımlarını o yöne yöneltiğinde Lord Edgar'ın açgözlerle Grace'in dekoltesini izleyişi ve ardından dans teklifi edişini görerek araya girme gereği hissetmisti.
Elini Grace'in beline koyarken bunun sahiplenici bir tutuş olduğunu kendisi hariç herkes fark etmişti. Fakat buna zaman ayıracak durumda değildi. Onun aklında sadece Grace'i bu yamyam sürüsü içinden kurtarmak vardı.
Ardından kimsenin -ki buna Grace dahildi -bir şeyler söylemesine fırsat vermeden onu kalabalıktan çekip dans alanına yönlendirdiğinde Balo sakinlerinin de tüm dikkati ikiliye yönelmişti.
"Burda ne arıyorsunuz?" Grace şaşkın halinden sıyrılarak zor güç kurduğu cümleyle birlikte gözlerini hala baloda olduğuna inanamadığı Leonard'a dikti. "Baloları sevmediğinizi sanıyordum"
"Sevmiyorum ," Leonard Grace'i etrafında bir kaç kere döndürürken başka bir cümle kurmamıştı.
Fakat Grace oldukça ısrarcıydı. "O halde neden..."
"Neden biraz olsun susup dansın keyfini çıkarmıyorsun Grace ?" Leonard son konuşmalarından sonra aralarındaki resmiyeti ikisi arasında kaldırmayı daha cazip bulmuş olacak ki Grace'e ismiyle hitap etmekten çekinmedi.
Bunun üzerine Grace tek kelime etmeyerek Leonard'ın kendisini saran kolları arasında dansa devam etti. Fakat hala neden burda olduğunu anlamış değildi. Bir yanı kendisi için geldiği hissine kapılmış olsada diğer yanı bunun imkansız oluşunu vurgular nitelikteydi.
Üstelik Leonard'in kendinden başka her yere bakıyor oluşu bu tezini doğruluyordu.
Sert yüz hatlarının bir duvar gibi kasılı oluşunu taktığı siyah beyaz maskesinin altından bile fark edebiliyordu. Çatılı olduğunu tahmin ettiği kaşlarının altındaki koyu gözler Grace'de merak uyandırmıştı. Leonard'ın cenesinin altında atan damar bir şeylere sinirlenmiş olabileceğini düşündürürken aniden kendisine dönen bakışlarla ne yapacağını şaşırarak Leonard'ı ayağına basmıştı. Yanakları utanctan kızarırken "Özür dilerim " diyebildi.
" Beni böyle ulu orta incelediğin için mi?" Leonard Grace'e susmasını söyledikten sonra etrafına uyarı dolu bakışlar göndermeyi ihmal etmemişti. Grace'i çektiği kalabalıktaki herkes bulundukları alana bakıyordu ki bu daha da öfkelenmesine neden oluyordu. Özellikle Grace ile dans etmek isteyen Lord Edgar'ın bakışlarından hiç hoşlanmamıştı. Nerdeyse ellili yaşlarında olmasına rağmen kendisinden daha genç kadınlara musallat olması herkesin dilindeydi. Leonard ise en ufak tehdide yer bırakmaksızın Grace üstündeki sahiplenici tutuşuna devam ediyordu.
Bir süre daha etrafını inceledikten sonra Grace'e çevirdiği bakışlarıyla onun büyük bir dikkatle kendisini incelediğini fark etti. Aniden dönüşü onu panikletmiş olacak ki ayağına basan küçük ayakların ardından nerdeyse bir kahkaha atacaktı
"Ne ? Hayır !" Grace biraz daha devam ederse kırmızı bir suratla geceyi bitireceğine emin bir şekilde yaptığını inkar etti. Fakat Leonard inanmış gibi durmuyordu.
"Öyle mi o halde incelerken açılan dudaklarının da farkında değildin. Bir kaç şu damlası gördüğüme yemin edebilirim," Leonard kendini beğenmiş bir şekilde gülümserken
"Bunu neden yapıyorsunuz? Sizi incelemiyordum." dedi Grace inkar etmeye devam ederse Leonard'ı ikna edebileceğini düşünsede Leonard "Bir beyefendi olarak size inanmamam kabalık olur " diyerek onu geçiştirdi. Konuyu aniden değiştirirken "Oldukça yoğun bir gece olmalı" diye devam etti
"Kesinlikle! " Grace yüzünü buruşturarak "Sanırım teşekkür etmeliyim, " dedi. Bulunduğu ortamdan kaçmak için bir bahane ararken bunun Leonard'dan geleceğini tahmin etmese de ona minnet dolu bir bakış attı.
"Bana etrafındaki ilgiden şikayetçi olduğunu söylemeye çalışmıyorsun umarım ."
Leonard buna inanmadığını açıkça belirtirken Grace "Bu neden sizi şaşırtıyor ?"diye sordu.
"Her kadın ilgiden hoşlanır." Leonard bu çok basit bir şeymiş ve herkesin bilmesi gerekiyormuş gibi konuşurken Grace "Bazı kadınlar sadece sevdiği insanların ilgisinden hoşlanır " diyerek karşılık verdi.
"Fazla duygusal yaklaşıyorsun."
"Siz de fazlasıyla katı..." Grace kendi etrafında bir kez daha döndüğünde Leonard'ın belini saran kollarının altında bulduğu huzurla bir an gözlerini kapatmak üzereydi. Hızla toparlanırken Leonard "Sadece sınırlarımı biliyorum ve senin aksine beklenti içine girmiyorum." diyebildi. Fakat hazır cevap bir kadınla konuştuğunu unutmuş görünüyordu.
"Umut ediyorum ve sizin gibi kendimi karamsarlığa sürüklemiyorum." Grace Leonard'ın bu tutumundan oldukça şikayetciydi. Bu denli soğuk ve ketum oluşuysa her seferinde aralarındaki ilişkide aşılması güç dağlar yaratıyordu.
Leonard ise her seferinde Grace'in kendisine karşı çekinmeden kurduğu cümlelerin nasıl olurda kendisini anlattığına hala şaşıyordu. Bazen geçmişi hakkında her şeyi bildiği izlenimine kapılsada bu düşüncelerini dile getirmeye yetmezdi. Fakat Grace ... Onun her cümlesinde kendine ait bir şeyler buluyordu.
Grace'in tekrar buraya neden geldiğini sorması üzerine onu kendine biraz daha yaklaştırarak kulağına doğru eğildi. Onun sıklaşan nefesi dudaklarında bir tebessüm yaratırken "Bu neden seni bu kadar ilgilendiriyor Grace? " diye sordu.
Grace Leonard'ın ismini telafuz edişiyle birlikte ensesindeki tüylerin havalanmasına ve nefesinin sıklaşmasına mani olamadı. Bu adamın kendisine bu kadar yakın oluşu oldukça rahatsızlık verici olmaya başlamıştı. Hala kendisinde bir takım duyguları açığa çıkarmayı başarıyordu ve Grace Leonard'ın kollarına daha sıkı tutunmak zorunda kalıyordu. Dengesini kaybedip düşmesi an meselesi bile değildi. "Ben .... Ben sadece merak ediyorum ,"
"Senin için gelip gelmediğimi mi?" Leonard , öyle bile olsa buna nasıl cevap vereceğini bilemeyerek geri çekilmek üzereydi fakat Grace'den gelen yasemin kokusu duraklamasına neden olmuştu.
Cümleler ağzından dökülürken Leonard'da Grace kadar şaşıracaktı. "Yasemin kokulu bir kadının omuzlarında yaşamak ne denli müthiş bir histir bilinmez..." Ardından ne dediğinin farkına vararak hızla toparlanırken "... diyen bir şair tanıyorum ," dedi.
Grace kulağına dolan kelimelerle artık kalbinin serzenişini duyar gibiydi. Leonard'ın ne demek istediğini tam olarak idrak edememiş olsa da ondan duyabileceği en güzel cümle olduğunu fark edebilmişti ve bu fark ediş onu hiç olmadığı kadar mutlu etmişti.
Daha sonra Leonard hiçbir şey olmamış gibi çekilirken Grace istemeyerek de olsa yüzünü asmak durumunda kaldı çünkü Leonard tekrar eski katı haline geri dönmüştü. "Eminim kadınlara nasıl davranması gerektiğini bilen bir insandır " diyerek sitemini belli etmekten çekinmedi .
"Kim ?" Leonard dikkati dağılmış bir şekilde etrafına bakarken Grace'in kimden bahsettiğini anlayamamış ve kaşlarını çatmıştı.
"Bahsi geçen şair ." diye cevap veren Grace de sanki az önce her şey normalmiş gibi sıradan bir ses tonuyla konuşmuştu.
"Evet öyledir... Fakat her şair en az bir kez aşk acısı çekmiştir ."
"Önemli olan acılarımızla başetmeyi becerebilmek . Bizi tam olarak güçlü kılan bu " Grace tek kaşını kaldırarak kurduğu cümlenin arkasında durduğunu ifade eden bir duruş sergiledi. Leonard'ın sadece kendisinin acı çektiğini düşünmesi bencillikti. Grace de oğluyla beraber beş seneyi mutlu geçirmemişti. Yanlızdı.. Halası ve amcasına rağmen yanlız ve mutsuzdu. Etrafta çıkan dedikodular Han'a gelen müşterileri azaltmış ve maddi yönden çok zor duruma düşmüşlerdi. Arwin'in gece yarılarına kadar çalıştığı zamanlar olmuştu. Leon'un istediği her şeyi alamamış bazı şeylerin onun çocukluğunu alıp götürmesine izin vermişti. Ve daha bir çok şey bir araya geldiğinde Grace yirmi üç yaşında olmasına rağmen kendisini oldukça yaşlı hissediyordu fakat hiçbir zaman şikayet etmemiş ve oğlu için her şeye göğüs germişti.
Bunları düşünürken aslında Grace Leonard kadar yalnız olmadığını da fark ediyordu. Kendi hayatında oğlu vardı. Peki ya onun, Leonard'ın hayatında kimler vardı ?
"Nedense her lafınızda bana yönelen bir sitem seziyorum Bayan Catelin " Leonard muzip bir ifadeyle konuşsa da sözlerindeki gerçeklik payını es geçmeyecekti.
"O halde amacıma ulaşmış bulunuyorum Lord Harrington" Dansın bitiş sesi duyulduğunda ve Leonard bir reverans yapıp Grace'ın önünde eğildiğinde gözlerini birbirinden ayırmadılar. Çünkü aralarında konuşulması gereken daha bir çok sey olduğunu ikisi de biliyordu. Leonard elini Grace'e uzatarak "Sanırım burada bitmedi. Henüz bana söz verdiğiniz bir kaç dans daha olduğuna eminim."dedi.
"Elbette fakat... Öncelikle adınızı dans kartına yazdırmanız gerekiyor " diye ve cevap verdi Grace. Leonard'ın şaşkın bakışları arasında önüne dönerken onun kendisine yaklaşıp kendinden emin bir şekilde "Bunun gerekli olmadığını göreceksin Grace..." diyen sesini duymuştu.