20. Bölüm

3221 Kelimeler
Aşkın da bir mevsimi vardı elbet Sonbahar olmalıydı zannımca Baharın tüm tükenmişliğine kucak açan Yahut bir serçenin seramonisi Tek damla göz yaşı barındıran "V. York Dükü Leonard Harington... seni bir kadını beklerken görebileceğime kim ihtimal verebilirdi? " Taylor elleri cebinde kapı girişine yaslandığında yüzündeki gülümsemeyi genişleterek heyecanını gizleyemeyen arkadaşına baktı ve devam etti "Tanrım ! Bu anı unutabileceğimi sanmıyorum ." "Unutmayacağından eminim Taylor ." Leonard bakışlarını bir anlığına sırıtan arkadaşının yüzünde gezdirip gerisin geri pencereye çevirdiğinde bunun için elinden geleni yaparsın diye düşündü. Ki yapacaktı da. Taylor Ralf her zaman eline geçen fırsatları değerlendirmeyi bilirdi. Özellikle konu kendisiyken bunu asla kaçırmayacaktı. Yine de bu konuda onu yargılamayacaktı. Arkadaşını şaşkına uğrattığının farkındaydı zira henüz kendisi bile alışâmamıştı. Bu olan bitenler on bir yıllık yalnızlığının tozunu silerken Taylor'ın bunu sürekli dile getirmekten çekinmeyeceğini biliyordu. Fakat şimdilik umrunda değildi. Çünkü dün Grace 'e onu kaçıracağını söylediğinden beri saatleri iple çekmişti ve Taylor'un bu konudaki alaylarını görmezden gelebilecek kadar kafası Grace ile doluydu. Onun için de yeni olan bu duygular yabancılığını hissettirirken diğer yandan uzun yıllardır varmış gibi, taşlaşan kalbinin ritmini değiştiriyordu . Engel olamadığı yahut olmaya yeltenmediği bir baharı başlatıyordu uzun bir kış geçirmiş gibi kuraklaşan topraklarında. Topraklarına hükmetmeye başlayan kadını görememek derin bir sancının kollarına atılmasına neden olurken sonunda dayanamayıp gereğinden erken bir vakitte kendisini Lancashire malikanesinde bulmuştu. Brendisinden bir yudum aldığında Grace'in kendisini şaşkınlıkla karşıladığı saatleri hatırlayarak gülümsedi. Erken geleceğini tahmin etmemişti ki bunu Leonard'da bilmiyordu. En azından kapının önüne gelene kadar . "Saatin farkında olduğunu umuyorum." demişti Grace alayla karışık şaşkın bakışlarıyla. Buna rağmen gözlerinden kendisini gördüğüne sevindiğini belli eden parıltıları da görmüştü Leonard. "Beni sabırsız bir adama dönüştüren bir kadının bu cümleleri sarf etmesi açıkçası beni yaralıyor." Grace'in utanan bakışları arasında geçen kısa bir sohbetin ardından hazırlanmak için yanından ayrılan kadına buna gerek olmadığını söylese de o -her zaman olduğu gibi - kendisini dinlememişti ve sonuç olarak yaklaşık bir saattir bekliyordu. Oysa Grace her haliyle büyüleyici olmayı başarıyordu. Her haliyle bir düşten fırlamış gibiydi. Her haliyle cennetin cehresine üflediği kıyamet gibiydi. Öyle bir kıyametti ki Leonard'ın yüreğinde fırtınalar koparan okyanus mavisi gözlerin bir gün sonunu getireceğini düşünüyordu. "Sana söylemiştim. " Taylor ellerini cebine koyarak arkadaşına doğru yaklaştığında tıpkı onun gibi pencereden dışarı bakmaya başladı. Leonard'ın sorgulayıcı bakışların karşılık alayla kaşlarını kaldırdı. "Hepimizin sonu bu ." Leonard arkadaşının ne demek istediğini anladığında yüzündeki gülümsemenin genişlemesine izin verdi. Maggie ile nişanlarını duyuracakları baloda Taylor 'un aşk konusundaki yorumlarını hatırlayarak "Bundan keyif alıyorsun öyle değil mi ?"dıye sordu. Sormasına gerek yoktu. Onun yüzündeki aptal gülüşten bunu anlayabiliyordu fakat yine de baş sallayışına gözlerini devirdi. "Bir gün Leo...bir gün karşına öyle bir kız çıkacak ki o zaman ben de seninle böyle dalga geçip sürünmeni keyifle izleyeceğim. " Leonard, Taylor'ın her zaman dediğini yapacağını da çok iyi biliyordu. Fakat hali hazırda ortada olan bir gerçek vardı ki o da Leonard her ne kadar Grace 'e karşı bir takım duygular hissetse de buna aşk denebileceğini düşünmüyordu ya da şimdiye kadar gerçek aşka olan inancı köreldiğinden bunu fark edemiyordu. Bunun ayırdına varmak için henüz erkendi. Fazlasıyla erken . Bu yüzden Grace 'e umut vermek istemiyordu. Aralarındaki bağ özeldi . Bunu hissediyor ve inkar etmiyordu fakat ... Bundan sonrasını getiremiyordu. Fakattan sonra büyük bir muamma vardı. Düşünceleri tekrar Grace 'e kaydığında birlikte oldukları geceyi düşündü. Şüphesiz hayatına giren tüm kadınlardan farklıydı. O, çok güzel bir kadındı. Her erkeği baştan çıkaran hatları , etkileyici bakışları ve daha önemlisi, ki bu listenin sonu yoktu, açık sözlüydü , ne istediğini cesurca dile getirebiliyordu. Leonard onun sosyetedeki diğer kadınların çok üstünde olduğunu da biliyordu. Ilk gördüğü andan itibaren bunu fark etmişti. Duruşuyla en asil leydileri bile kıskandıracak zarafetteydi. Buna rağmen kendisini huzursuz eden bir şeyler vardı. Tam olarak anlamlandıramadığı duygularına sınır çizen, gözlerinde gizli saklı hüzün parçaları vardı. Bazen öyle bir bakıyordu ki Leonard onda geçen onca yılın ızdırabını görüyordu yok yere . Bazen öyle bir bakıyordu ki o gözlerde mahçupluk küle çeviriyordu yüreğinde yanan ormanı. Grace anlaşılması zor bir kadın olmanın bile çok ...çok ötesindeydi. Tüm bunlara rağmen hissettiklerini tek bir kelimeye sığdırabilir miydi ? Ondan bile emin değildi. Aşk diyebilir miydi? "Bundan emin değilim ." diyerek düşüncelerini dile getirdiğinde kendisine anlamayan bir ifadeyle bakan arkadaşına sabitledi bakışlarını. "Grace'e değer veriyorum Fakat ..." Tuttuğunu bile unuttuğu soluğunu vererek devam etti "Aşk benim yıkık bir viraneye dönen kalbimin kapısından bile geçmiyor. " "Leonard ..." Taylor arkadaşının sözlerinin doğru olmadığını görebiliyordu. Leonard henüz kendisine bile itiraz edecek kadar farkında değildi gerçeklerin. Grace'in adını bile anarken her zaman donuk olan gözlerinde parıltılar dans ediyordu ki bunun sadece değer vermek olmadığını onun da görmesi gerekiyordu. Yine de "Eğer duygularından emin değilsen ondan uzak dur.. " dedi büyük bir kararlılıkla arkadaşına bakarak "En az senin kadar yaralı. " Sözlerinin arkadaşı üzerindeki etkisini görmek için uzaklaştığında onun çatılan kaşlarının odağı olmuştu. "Ne demeye çalışıyorsun? " "Hadi ama dostum... Çocuğuyla tek başına kalan bir kadının acı çekmediğini düşünebilir misin ?" Taylor dilinin ucuna gelen kelimeleri tutmak zorunda kaldı. Buna sebep olan sen bunu görmezden gelebilir misin ? Leonard bu zamana kadar Grace 'in hayatıyla ilgili pek konuşmadığını fark etmişti fakat üstelemeyi de hiç düşünmemişti. Taylor 'ın bu konu üzerinde durması ise gerçekten merak uyandırıyordu. "Hayır ." dedi bakışlarına yerleşen donuklukla devam etti. "Bunu asla düşünmem . " "O halde lütfen Leonard... "Taylor ciddi olduğunda takındığı tavrı yineleyerek "Adımlarını bencilce atmamaya çalış. " dediğinde Leonard 'ın derin sessizliğine gölge düşüren narin sesi duydu. "Çok bekletmedik umarım ." Grace okyanus mavisi gözlerinde saklayamadığı puslu havayı dağıtmak istercesine dudaklarına bir gülümseme yerleştirmiş fakat duyduklarının kendinde yarattığı yıkımı biraz olsun engelleyebilmek için Maggie'nın koluna bir kurtarıcı gibi asılmıştı . Leonard 'ın aniden kendisine dönen bakışlarına karşılık "Gidiyor muyuz ?"diye sordu. Kelimelerin dudaklarından kaydığını bile fark edemeyecek kadar düşünceye ev sahipliği yapan kafasını yana eğerek baktı. Geleli dakikalar olmasına karşın istemeyerek de olsa onun Taylor ile konuşmasına kulak misafiri olmuştu. Birilerini dinlemek huyu değildi fakat Leonard 'ın sözleri onu olduğu yere çivilemiş gibiydi. "Bundan emin değilim. " demişti kendisine olan duygularından bahsederken . Bu ...Bu söz o kadar çok hiçlik barındırıyordu ki gerisinden gelen cümlelerin cenaze marşı gibiydi. "Fakat aşk benim yıkık bir viraneye dönen kalbimin kapısından bile geçmiyor. " Oysa Grace bazı şeylerin değiştiğine emindi. O gece Leonard 'ın sevilmeye ihtiyaç duyan bir çocuk gibi kendisine diktiği bakışlar değil miydi onu ikinci kez teslime uğratan. V. York Dükü Leonard Harrington kendisi gibi taşralı bir kız tarafından sevilmek istiyordu. Ama bunu bilmiyor diye düşündü. O , kendisini Amerika'dan gelen dul bayan Grace Catelin diye tanıyor. Buna rağmen Grace 'i durduran Leonard 'ın sesindeki duygusuzluktu. Bir mezar taşı kadar soğuk sözler hiçbir samimiyet barındırmıyordu. Bir gece kendisini tutkuyla öpen dudaklar arkasından keskin oklar fırlatarak yaralıyordu. Üstelik ne çok sevindirmişti kendisini görmek için sabırsızlanışı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde hala nasıl gülebildiğine şaşırdı. Grace belki kim olduğu hakkında yalanlar söylemişti fakat söz konusu duyguları olduğunda hep dürüst olmuştu. Aynı sağduyuyu Leonard'dan da beklemişti. Yanılmıştı ve onun ne niyetle kendisine yaklaştığıysa şimdilik kulaklarını tıkayacağı bir durumdu. Leonard'ı karanlık bir odada bakışlarının derinliğinde kaybolarak sevmişti ve iyi şeylerin olabileceğini hala umut ediyordu fakat bu sözlerin Leonard 'ın duygularını saklamak için takındığı bir çok maskeden bir tanesi olduğunu ayırt edemeyecek kadar hayal kırıklığına uğramıştı. Şimdi ona nasıl davranacağını kestiremeyerek yanında kendisine destek olan Maggie ile bir kaç adım yaklaştı. Leonard mahçup bir şekilde kendisine bakan kadının gözlerindeki hayal kırıklığını bu mesafeden bile fark edebiliyor ve söyledilerini duyduğunu biliyordu. Maggie'nin koluna dokundurduğu parmaklarının kanı çekilmiş gibi beyazlamasıysa bunun somut bir göstergesiydi. . Bu yüzden vicdanen kendisini rahatsız hissetse de Grace'in boş yere umut etmesini de istemiyordu. Fakat bunu bu şekilde öğrenmesini istemediği bir gerçekti. Bugün esaslı bir konuşma yapacaklarını düşünerek yüzüne temkinli bir gülümseme yerleştirdi. " Elbette. Hazırsan çıkalım. Yolumuz uzun ." Elini Grace'in ince beline yerleştirdiğinde onun kasılan bedenini fark ederek içinden bir kaç küfür savurdu. Grace 'in şu an ne düşündüğünü anlamak çok zordu fakat kendi düşündüğünün aksine sözleri onu fazlasıyla yaralamıştı. Bunu nasıl telafi edeceğini ise bilmiyordu. Arabaya bindikten sonra ikisinden de tek kelime söz çıkmıyordu. Grace bu gezinin bundan sonrasını düşünmek bile istemiyordu ve çoktan pişmanlık duyma başlamıştı . Leonard 'dan tarafa bakmamaya özen göstererek ya sürekli hareket halinde olan ellerine indiriyor yahut pencereden yana çeviriyordu gözlerini. Nereye gittikleri konusunda en ufak bir fikri yoktu fakat zaten bununla ilgilenmiyordu. Kalbinde yeşermeye başlayan umudun yerinde şimdi sadece ölü serçeler vardı. Leonard 'ın kendisine olan tavırlarını yanlış anladığı içinse kendisine oldukça kızgındı. Bir aptal gibi kendisini kandırmıştı. Leonard 'ın kendisine aşık olabilme ihtimalini bile düşünmek yaptığı en büyük hataydı şüphesiz. Fakat yinede bir yanı istememiş miydi ? Beklemişti kabul ediyordu. Leonard'ın yaralarını sarmaya gönüllü bir hemşireydi kendince. Onda bıraktığı izlenimse sadece karmaşık duygulardan ibaretti. Düşüncelerine o kadar çok dalmıştı ki duyduğu bariton sesle yerinden sıçradı. "Grace..." Leonard arabaya bindiklerinden beri kendisiyle iletisime geçmeyen kadını göz hapsine almış gibi inceliyordu. Kendinden yana bakmamaya özen gösterdiğini anlamak mümkündü ve bundan hiç hoşlanmadı. Oysa dünden beri onun okyanus mavisi gözlerinde kaybolmanın hayalini kuruyordu. Kaşları aniden çatılırken dile getirene kadar böyle bir hayali olduğunu bile fark etmediğini düşündü. Fakat Tanrı biliyor ya şu an dile getirmiş bile olsa Grace 'in gözlerine bakmak için katil olabilirdi. Güzel olduğu kadar inatçı bir kadınla uğraşmanın zor yanlarından bir tanesi de bu olsa gerekti ki Grace ne o güzel dudaklarından bir kelime sızdırıyor ne de insanı büyüleyen gözlerini gözlerine değdiriyordu. Duyduklarını nasıl yorumladığını Tanrı bilirdi . Fakat sürekli elleriyle oynuyor arada ayaklarını sallıyor ve bakışlarını kendi hariç her yerde gezdiriyordu. O güzel kafasında ne tür düşüncelerin beynini kemirdiğini tahmin edemeyerek buna bir son vermek istedi. Ismini dudaklarından bir dua gibi fısıldarken onun bu hareketi beklemediği her halinden belliydi. "Söylemelisin." dedi sonunda onun gözlerine bakabilmenin sevinciyle dudakları kıvrılırken aklında ne varsa söylemesi için teşvik ediyordu. Onun kendi kendine bir kanıya varmasını istemeyerek ellerini ellerine aldı. Bu hareketin bile onu rahatsız ettiği ortadaydı fakat umursamadı. "Söyleyecek tek bir sözüm dahi yok. " Grace sert ve kesin konuşmuştu. O her şeyi söyledikten sonra kendisine bir şey söylemek düşmüyordu. "Yapma ..." Leonard sesini olabildiğince sakin tutmaya özen gösterdi. . Bu konuda haksız oluşunu kabul ediyordu. Tüm duygularını ona söylemeliydi fakat nasıl dile getireceği konusunda bir fikri yoktu. Onun yanlış anlamasını istemezdi ki zaten Grace çoktan yanlış anlamıştı. Ellerini Grace ' in özenle yapılmış saçlarına götürdü. Şakağına dokunduğunda onun sıklaşan nefesine kendi nefesi karıştı. Onu özlemiş oluşunu hayret ederken şu an konunun dışına çıkan zihnini toparlamaya çalıştı. "Burası çok kalabalık." dedi sonunda düşüncelerini kastederek. "Bana edecek bir çift söz barındırdığına neredeyse eminim ." Grace Leonard 'ın dokunuşuyla hem gerginleşiyor hem de sakinleşiyordu. Bu zıtlık onu Leonard karşısında zayıf gösteriyordu. En azından düşündüğü buydu . Ellerini yavaşça ellerinden ayırarak "Evet sana söyleyecek bir kaç sözüm var ama ben de gidip Maggie ile konuşmalıyım belki ..."dediğinde sitemli ses tonuna alaycılık eklensede bakışlarındaki keskinlikten ne kadar kızdığı oradaydı . "Ne dersin ?" "Tanrım , Grace !" dedi Leonard inatla Grace 'in ellerini yeniden tutarak "Biliyorum , hatalıyım. Fakat ..." "Fakat sen bayım benimle metreslerin arasında bir fark yaratamayacaksan bu ilişkinin başlamaması ikimiz içinde en iyisi olacak ." Grace düşünceleri arasına sinsice yerleşen bu fikri dile getirirken gözlerinin dolmasına engel olamadı. Leonard'a bakmadığı içinse onun ne kadar öfkeli olduğunu fark etmiyordu. "Bu mu ? " Leonard kulaklarının yanlış duyduğuna emin bir şekilde teyit etmek isteyerek. " Sana hissettirdiğim bu mu gerçekten?"diye yinelediğinde onun bir şey söylememesi daha da öfkelenmesine neden olmuştu. Grace'i tüm kadınlardan ayırırken ona olan davranışlarını bu denli basite indirgemesi ağırına giderken onu iki kolundan tutup sarsmak istiyordu. Şu kısa zamanda kendisini tanıdığını düşündüğü kadından işittiği sözler aslında kendisini hiç tanımadığını gösteriyordu. Leonard öyle ofkeliydi ki her an birilerine zarar verebilirdi. Fakat onun gözlerinden düşen damlaları fark ettiğinde sanki yüreğine düşüyormuşcasına tüm öfkesini dağıtmaya yetmişti. Bu sefer de yaptığına pişman olarak kendisine kızdı. Taylor ile konuşmasına şahit olmadan önce ona açık açık tereddütleri olduğunu ifade edebilirdi. Şimdi onun yanlış anlamış olmasına ve kendi için göz yaşı dökmesine izin vermek istemeyerek kollarına aldı. Grace 'in bir çocuk gibi buna karşı çıkmayışı ve kendi beline doladığı kollarına karşılık gülümsedi. Burnunu yasemin kokulu saçların arasına gömerek başının üzerine bir öpücük kondurdu. "Grace ..." dedi boğuk çıkan sesiyle. "Benim için şu kısa zamanda ne kadar önemli hale geldiğin hakkında bir fikrin var mı ?"diye sordu. Onun iki yana salladığı başına bir öpücük daha kondurarak "Hatalıyım kabul ediyorum "dedi. "Hala ne hissettiğimden emin değilim fakat ne istediğimi biliyorum. " Geri çekilerek Grace 'in kırmızı gözlerine dikti bakışlarını. "Sadece orada demek istediğim sana bir aşk verebileceğimden emin olamayışım. " Sözlerini nasıl devam ettireceğinden emin olamayarak derin bir nefes aldı. "Benim için sıradan bir insan değilsin. Hayatıma senden önce bir çok kadın girdi kabul ediyorum fakat hiçbiri şu an senin bende kurduğun hükümdarlığa sahip değil. Yeni yetme delikanlılar gibi seni görünce heyecanlanıyorum " dedi gülerek. Grace'in de kıvrılan dudaklarını fark ederek devam etti. "Göremeyince sürekli seni düşünüyorum. " Sonra kaşları çatılarak "Aslında yanımda sen varken bile seni düşünüyorum ." dedi. "Benim için de yeni olan bu duyguları anlamlandırmam için bana bir şans ver . Niyetim seni metresim yapmak değil ." Yüz ifadesi ciddileşirken "Bunu düşünmen bile benim için oldukça üzücü. Sana olan davranışlarımı bu kadar basit görme, lütfen." dedi. Grace ise Leonard 'ın kendisiyle bu denli açık konuşmasına şaşırsada onun kendi hakkındaki düşüncelerini açıkça ifade etmesine sevindi. Aslında onu anlıyordu. Aşık olmaktan korkan bir adama aşık ol demek anlamsızdı. Grace onun hala temkinli hareket ettiğini görebiliyordu. Daha önce böyle açık olabilseydi her şey daha kolay olabilirdi. Fakat daha fazla onu üzmek istemedi. Leonard gibi birinin kendisine açıklama yapıyor oluşu bile bir hediyeyken üstelik gülümsemesini arttırarak Leonard 'a yaklaştı. "Düşüncelerini bir başkasına anlatırken değil de senden duymak benim için çok önemli Leonard . Bunu konuştuğumuzu hatırlıyorum. Fakat ben de Üzgünüm. Hemen sert kanılara varmamalıydım . Ama ..." "Ama sende yaşadıklarının arkasında kendine güvenli bir liman kurdun ve bozulmasını istemiyorsun."dedi Leonard Grace 'in sözlerini kendince tamamlayarak. Grace ise buna hem şaşırmış hem de hüzünlenmişti. Leonard bir gün gerçeği öğrendiğinde şu anki tavrına devam etmeyecekti bunu biliyordu. Şu an kendisine ne kadar anlayışlıysa o gün o kadar gaddar olacaktı. Bu düşünceyle ürperirken gülümseyerek "Teşekkür ederim ." diyebildi sadece. Leonard 'da onun kendisini bu kadar çabuk affettiğine şaşırsa da buna bir o kadar seviniyordu. Aralarındaki her anlaşmazlığı konuşarak hallebileceklerine olan inancı artarken Grace 'in gerçekten diğer tüm kadınlardan farklı olduğunu bir kez daha düşündü. Onu kollarının arasına alırken başının üzerine bir öpücük kondurarak "Biliyor musun kokunu seviyorum ." dedi gülerek. Grace ilerde yaşanacak her şeyi bugün geri plana atmaya kararlı olarak gülümsemesini genişletti. "Ben de ." *** "Hoş geldiniz Lordum." Seyis Thomas V. York Dükalığının armasını taşıyan siyah at arabasını gördüğünde bütün işini bırakıp hemen avluya doğru koştu. Lord Harrington'un geleceği haberini dün öğle saatlerinde almışlar ve hazırlıklara başlamışlardı fakat bu kadar erken geleceğini tahmin edemeyen Thomas ve diğer çalışanlar bütün hazırlıklar tamam olmasına rağmen telaşla merdivenleri arşınlamaya başlamışlardı. Arabadan ilk Leonard 'ın çıkışıyla Thomas hemen şapkasını çıkarıp efendisini selamladı. Ardından arabadan çıkan genç ve güzel bir kadınla önce şaşkına uğrasa da hemen topatlanıp "Leydim." diyerek aynı saygıyla selamladı. Grace arabadan iner inmez bir çiftlik evine geldiklerini anlamış ve etrafına hayranlıkla bakmaya başlamıştı ki kendisini leydim diye selamlayan yaşlı adama gülümseyerek "Lütfen , bir leydi değilim benim yanımda rahat olabilirsiniz. " dediğinde hem yaşlı adamı hemde Leonard 'ı şaşkına uğrattı. Yaşlı adam kıpkırmızı olurken Leonard Grace 'in yüzüne baktı uzun uzun. Gerçekten bir leydi bile olsaydı kesinlikle mütevazı bir insan olurdu. Onunla bir anda gurur duyarak gülümsedi ve "Umarım yemekler hazırdır Thomas. Fazlasıyla açız ." diyerek ortamdaki bu sessizliği bozdu. Thomas hemen kafasını kaldırarak "Elbette Martha sizin en sevdiğiniz yemekleri yapmak için kimseyi mutfağa sokmadı." dediğinde Thomas'ın yarı şikayet eder tondaki sesine gülümseyen Leonard gözlerini genç kadının üzerinden çekip tutması için elini uzattı "Beğendin mi ?" Grace 'in şaşkın şaşkın etrafına bakışından tam olarak ne düşündüğünü anlamak mümkün değildi fakat geçen seferki gibi olmasını istemiyordu. Londra'daki evine korkunçmuş gibi bakışlarını hatırlayarak-Thomas ve diğer çalışanların şaşkın bakışlarını umursamadan - bir kez daha gülümsedi. Bir ara bunu sormalıydı. "Çok ." dedi Grace . Düsüncelerini tek kelimeyle izah ederken aslında birden fazla 'çok' vardı kafasında. Çok güzeldi. Çok sakin. Çok huzurlu. Burayı gerçekten beğenmiştı. "Ciddi misin ?" "Şaka mı yapıyorsun ? Ömrüm boyunca burda yaşayabilirim." Grace sözlerinin ne anlama geldiğini fark ettiğinde susarak önüne döndü. Onunla evlenmek istediğini daha iyi ifade edemezdin. "O halde buraya daha sık gelmeliyiz."diyen Leonard Grace 'in utançla kızaran yanaklarını fark ederek üstelemek istediyse de burada geçirecekleri süre zarfında bunun için çok fırsatı olacağını düşünerek başka bir kelime etmedi. Beraber malikeneye girdiklerinde Grace buranın Londra'daki Malikâne kadar gösterişli olmadığını fark etti. Her şey düzenli ve yerine uygun görünüyordu fakat abartıdan kaçınılmış sade ve daha çok sıcaklık barındırıyordu. "Bu sefer evim hakkında ne düşünüyorsun?" Leonard bir süre Grace 'in evi incelemesine müsade etti. Fakat Tanrı biliyor ya konuşması için deli gibi bir istek duyuyordu. Onun ağzından çıkacak tek güzel söze ihtiyacı varmış gibiydi . Annesine yaptığı resmi gösteren ve beğenilmesini dört gözle bekleyen küçük çocuklar gibi sabırsızdı. "Oldukça güzel bir zevke sahipsiniz Lord Harrington ." Grace gözlerinde muzır parıltılar eşliğinde kendisine bakan adama gülümsedi. "Fakat merak ediyorum da ..." Gözlerini bir süre çevresindeki eşyalar üzerinde gezdirdi. "Londra'daki malikanenin gösterişinden bir hayli uzak oluşunu neye yormalıyım?" "Bilbury çiftliğı benim sığınağım," Leonard Grace"in sorusunu anlamış ve merakla bakan bir çift okyanus mavisine diktiği bakışlarıyla verebilecek bir yanıt düşünmüştü. "Huzur bulduğum nadir yerlerden bir tanesidir ." "Daha açık olmanı sağlamak için ne yapmalı? " Leonard Grace 'in kaldırdığı tek kaşının kavisinde can vermek ister gibi iç çekti. Bu kadın her hareketiyle büyüleyici olmamalıydı. Zira Leonard aklınının başında olmasını severdi. Şimdi bu tapılası varlık karşısında boynu bükük bir köle gibi emir almayı bekliyordu. Bir adım atarak kadının nefesini ciğerlerinde hissedecek kadar yakınlaştı. Dudakları burnunun ucuna dokunduğunda kadının kapanan kirpiklerine hayran kaldı. Bir kirpiğin yüreğine çökerttiği ağırlık altında ezilmek üzereydi. Tanrım ! Bu nasıl ceza ? "Bu Malikâne benim mabedim. " kısık sesi genç kadının kirpiklerini dalgalandırmaya yetmişti. "Her detayında parmak izlerimi görebilirsin." "Peki ya Harrington Malikanesi?" Grace gözlerini açıp uzaklaştığında sesinin düzgün çıkmasına özen göstermişti. Leonard kendisine her yakınlaştıgında böyle hissedecekse ölümü çok uzak sayılmazdı. Leonard Grace 'in kendisinden uzaklaşmasına içerlese de "Annem gençken gösterişi seven bir kadındı. " diyerek gözlerini devirdi. "Gerçi hala öyle olmadığını inkar edemem. Londra'daki Malikâne tahmin bile edemeyeceğin kadar çok baloya ev sahipliği yapmıştır. " "O kadar büyük olmasına şaşmamalı." Grace de gözlerini devirirken Leonard onun bu haline küçük bir kahkaha attı. "Ama burayı daha çok severim ." Grace aydınlanan yüzüyle adama bakarak "Bende çok sevdim . Gerçek hir yuva gibi ." dedi. Etrafına attığı çocukça bakışları biraz da özlem içeriyordu. Annesi ve babasıyla kaldıkları ev bu malikanenin müştemilatı gibi dursa da mutlu anılarının hepsinde yer alıyordu. On iki yaşında anne ve babasının ölümü üzerine handa kalmaya başlamasıyla artık eski günlerin geri gelmeyeceğini anlaması uzun sürmemişti . Bir ev sıcaklığını duymayalı sahi kaç yıl olmuştu? "O halde yemeğe kadar biraz dinlen. Daha sonra sana sevebileceğin yerleri gezdirmeme izin verirsin . "diyen Leonard Grace 'in dalgın hallerine alışması gerektiğini düşünüyordu. Zira bazen böyle zamanlarda genç kadının kendisinden bile uzakta olduğu fikrine kapılıyordu . "Olur ." diyen Grace toparlanarak gülümsedi. O sırada yanlarına gelen genç bir kız önce Leonard 'a sonra kendisine selam vermişti. Leonard Grace 'e dönerek "Ella sana odanı göstersin. Bende Thomas'dan çiftliğin durumu hakkında bir kaç bilgi alayım " dedi ve Grace 'in şaşkın bakışları altında dudaklarına küçük bir buse kondurup genç kadının düştüğü durumu düşünmeden yanlarından ayrıldı. Grace ise şaşkınlıkla, giden adamın arkasından bakıyordu. Ella'nın da kendinden bir farkı yoktu zira yanaklarına inen kırmızılıklar beyaz teninde oldukça belli ediyordu. Aynı Ella gibi göründüğüne emincesine "Tanrım!" diye inledi. Daha fazla bir şey söylemek istediyse de vazgeçerek Ella'nın kendisini yönlendirmesine izin verdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE