Karşıma boğazı almış bir bankın üzerinde oturuyor öfkeyle kinle geçirdiğim yılları düşünüyordum. Sanki yıllarım boşa geçmişti. Bundan başka hiçbir şey hissedemiyordum. Boşlukta sallanıyor gibiydim, kızgınlıktan deliye mi döneyim, yoksa üzüntüyle kahrolayım mı? Bilemiyordum. Bu kadar karmâşık bir halde olmasam köşkten çıktığım anda soluğu Derin'in yanında alırdım. Ancak onun bile beni bu kadar zayıf bir haldeyken görmesini istemedim. "Canım." diyen birinin küçük elini omzumda hissedince hızla kafamı sesin geldiği yöne çevirdim ve bankta yanıma oturmuş olan Selin'i gördüm. "Burada ne işin var?" "Köşkten bir hışımla çıktığını gördüm ve senin için endişelenip peşine düştüm." dedikten sonra başını eğip gözlerini benden kaçırdı. "Benim için endişelenme. Beni düşünme bile." Sert çıkan sesime

