Günün ilk ışıklarıyla birlikte gözlerimi açıp kollarımın arasında yatan kadınımı izledim. İçimdeki sesle bile olsa kadınım demek öyle hoşuma gitmişti ki. Daha öncekilerden açık arayla farklıydı Derin ve ona hissettiklerim...
Kadınım… Derin’im… Bana dün gece nasıl güvendiğini hatırladığımda hissettiğim gururla göğsüm kabardı. Bana ruhuyla birlikte bedenini teslim etmesi benim için kesinlikle eşsizdi. Dün geceyi düşündükçe heyecanlandığımı fark ettim ve şaşırdım. İlk defa bir kadını kollarımın arasında uyutuyor ve sabah olduğunda hala onu istiyordum. Bedenimdeki kıpırtılar da bunun göstergesiydi.
Ancak onu uyandırmaya kıyamadım. Gece defalarca bana tekrar tekrar teslim olmuştu. Bekâretini kaybettikten sonra onu duşun altına sokup en mahrem bölgelerine kadar özenle yıkamıştım. Hala benden utandığını görmek ve masumiyeti beni kendine daha da bağlamıştı. Hele ki isteklerime karşı çıkmayışı yok muydu? Beni mest etmişti. Arzumu ve ona olan tutkumu aynı seviyede karşılamış ve defalarca onu fethetmeme izin vermişti.
Bu yüzden de yorgundu. Kendinden geçmiş şekilde uyuyordu. Usulca başını omzumdan alıp yastığa koyduğumda da yataktan kalktığımda da uyanmamıştı.
Son bir kez Derin’e baktım, gevşemiş yüz hatları ve dünkü öpüşmelerimiz yüzünden tahriş olan dudakları ile kusursuz gözüküyordu. Dayanamayıp onu uyandırmamaya özen göstererek eğilip dudaklarına tüy kadar hafif bir öpücük kondurup odadan çıktım. Eğer odadan çıkmasaydım onu uyandırıp dün gecenin bir emsalini yaşamam ve yaşatmam kaçınılmaz olacaktı.
Süitten çıkıp otelin lobisine inip Derin uyanmadan ona sürpriz bir kahvaltı hazırlatmak için işe koyuldum. Ben odaya dönmeden uyanmamasını dileyerek...
©
Gözlerimi araladığımda sarıldığım şeyi fark edip irkildim ve birden uyandım. Sarıldığım Gurur değil onun yattığı taraftaki yastıktı. Gözlerimi kırpıştırarak açtığımda güneşin çoktan odanın her yerine sızmış olduğunu gördüm. Neredeydi Gurur?
Yatakta dönüp gerindiğim sırada yanımdaki yastığın üzerindeki bir şey dikkatimi çekti. Dönüp baktığımda dilim tutuldu resmen. Çünkü antika olduğu her halinden belli olan bir keman benim yastığımda yatıyordu.
Yatakta oturur pozisyona geçip hayran kaldığım kemanı yavaşça elime aldım ve üzerine kazıyarak yazılan ismi okudum. Lady Blunt Stradivarius.
Az önce dilim tutulmuşken kemanın ismini okurken küçük dilimi yutuyordum az kalsın. Bu keman resmen bir servet değerindeydi, aynı zamanda eşsizdi çünkü yaratıcısının sırları çözülemediğinden aynısı yapılamıyordu.
Kemanın yanına bırakılan kırmızı not kağıdını elime aldım. Bunu bilinçsiz bir şekilde yapıyordum çünkü hala bu kemanın ellerimde olmasının imkânsızlığına kafa yoruyordum.
Bu zavallı yalnız kemanın seninkiler gibi yetenekli parmaklara,
Benim zavallı kulaklarımın da güne senin eşsiz müziğinle başlamaya ihtiyacımız var.
Bizim bundan mahrum etme. Çünkü dün gece güzelliğinle durdurduğun zavallı kalbimin seni yeni kemanını çalarken görmeye ihtiyacı var..
Salon da bekliyor olacağım, papatyam.
Seni bir ömür hayranlıkla dinleyecek Erkeğin...
Gözlerim dolu dolu sevgilimin bıraktığı notu okudum. Ağlamak ile gülmek arasında kalmış şapşal bir gülümsemeyle oturuyordum yatağın ortasında. Sonunda karar vererek kalktım yataktan. Aynanın karşısına geçip darmadağın olmuş saçlarımı tepemden zarif bir topuzla düzenledim.
Üzerimde Gurur'un bana verdiği saten krem rengi uzun geceliğim vardı. Bununla fazla çıplaktım. Dün gece yaşananlara rağmen Gurur'un karşısına bu halde çıkmaya hazır değildim ama üzerimi değiştirmekle de vakit kaybetmek istemedim. Bu yüzden hemen üzerime aynı renkteki sabahlığımı geçirdim ve kemanımı elime aldım. Gurur'a özel resitalimi vermek için hazırdım. Tabi heyecandan düşen şekerim beni yarı yolda bırakmazsa...
©
Derin saten upuzun geceliği ve çıplak ayaklarıyla odanın kapısından dışarıya süzüldüğünde ona bininci kez hayran kaldım. Masum güzelliği ile beni her defasında heyecanlandırmayı başarıyordu. Hele bana içten gülümsemesini sunup yanıma gelişi yok muydu? Adeta bir peri kızı gibi süzülmüştü odanın içinde.
Elindeki kemanı omzuna yerleştirdiğinde duruşu değişti. Benim masum çekingen kızım birden sahnede görmeye alışkın olduğum kendinden emin, tek başına ayakta durmayı becerebilen güçlü kadınıma dönüştüğünde göğsüm gururla kabardı.
Seçtiği şarkıya mest oldum. Al Pacino'nun baş rolünde oynadığı Kadın Kokusu ile nam salan, aslında çok meşhur olan Itzhak Perlman'nın bestesi olan tango müziğini çalıyordu Derin. Şarkı mıydı içimi kıpırdatan, yoksa şarkıyı çalan mıydı? Tam olarak çözemesem de kemanın yayıla yaptığı her hareket ve kemanına söylettiği her ses ile beni benden aldı ve resmen kanımı kaynattı.
Keman çalan bir kadın ancak bu kadar seksi olabilirdi! Ya da bir çalgı aleti bir kadını bu kadar seksi kılabilirdi! Ne olursa olsun şanslı herifin tekiydim çünkü bu seksi, yetenekli, kusursuz güzelliğe sahip olan kadın benimdi. Benim kadınımdı.
Kendini kaybetmiş gibi çaldığı notalarla şarkının sonuna geldiğinde yavaşça kapadığı gözlerini araladı ve benimkilerle buluştu. Sıcacık gülümsemesiyle omzundan kemanı yavaşça indirip özenle sehpanın üzerine bırakıp oturduğum koltukta yanıma yerleşti.
"Gurur, bu muhteşem bir keman! Daha önce hiç bir kemanın böyle sesler çıkardığına şahit olmadım. En yeteneksiz insanı bile yetenekli kılar bu!"
"Hayır, bebeğim. Onu konuşturan sendin." dedim mütevazılığına karşı çıkarak.
"Gurur." diyerek başını kucağında kavuşturduğu ellerine çevirdi. Bana söylemekten çekindiği bir şey vardı. Artık onu tanıyordum.
"Söyle, güzelim." Yüzüne düşen saçları sırtına doğru çekip açılan boynuna bir öpücük kondurdum.
"Ben bunu kabul edemem. Bu kemanın ne kadar değerli olduğunu biliyorum."
"Hayır, bilmiyorsun."
"Yapma. Bu Lady Blunt ve bir servet değerinde. Biliyorum, gizlemeye çalışma."
"Bebeğim benim, sakin ol." dedim gereksiz çıkışı karşısında. "Bu bir aile yadigarı ve ben kendimi bildim bileli, o ürkütücü bulduğun köşkün tavan arasında çürümeye terk edilmiş durumda. Kıymetini bilemeyecek ellerdeydi. Ama artık senin marifetli ellerinin arasında, hak ettiğine kavuştu."
"Tanrım. Hem maddi hem de manevi değeri var yani. Ben bunu asla kabul edemem."
"Edeceksin!" Sesim amaçladığımdan fazla sert çıkmıştı ve Derin’i ürkütmüştü ancak ben ona bu sürprizi hazırlarken o kadar heveslenmiştim ki. Daha önce kimseyi mutlu etmek için böyle uğraşlara girmemiştim. Ancak şimdi onun az önceki mutlu ifadesinden çıktığını ve hevesimi kursağımda bırakmaya çalıştığını görmek sinirimi bozuyordu.
"Sadece al ve bu kıza iyi bakacağına söz ver. Tabi bir de arada birde olsa benim kulaklarımı ve ruhumu şenlendireceğine." Gülümseyerek az önce yarattığım etkiyi telafi etmeye denedim biraz.
Biraz düşündükten sonra nihayet gülümseyerek "Tamam." dedi ve teşekkür babında dudaklarıma küçük bir öpücük kondurdu ancak elimden bu resitalden sonra bu kadar ucuz kurtulamazdı.
Onu ensesinden yakalayarak kaçmasına engel oldum ve dudaklarımı sertçe dudaklarını bastırıp ağzını aralamasını sağladım. Bulduğum aralıktan içeriye daldığımda ağzının içini fethettim. Daha sonra sırayla hem alt dudağını hem de üst dudağını emdim. Bu kızın tadı bir harikaydı, bir farklıydı. Yesem doymazmışım gibi hissettiriyordu ki doymuyordum da. Doyamıyordum.
Müzikle şahlanan kanım onun teniyle buluşma arzusuyla yanmaya başladığında sabahlığının kuşağına asılıp çektim ve hemen sabahlıktan kurtuldum. Bu sırada hala dudaklarım dudaklarının tadını sanki mümkünmüş gibi daha fazla almaya çalışıyordu.
Nefes alamadığını fark ettiğimde dudaklarımı daha aşağılara indirmeye başladım. Nasıl bir arzu yarattıysa içimde dün geceki gibi nazik davranmak yerine daha hoyrat davranıyordum ancak korkmuşa benzemiyordu. Aksine vücudundaki değişim olduğumuz halden ne kadar memnun olduğunu gösterir gibiydi.
Dudaklarından sızan inlemeler ise aklımı başımdan alırken beni canımı yakacak bir arzuyla doldurduğunda üzerimdeki tişörtten hızla kurtuldum. Aynısını pantolonuma ve külotuma da yaptıktan sonra Derin'in ismimi fısıldamasıyla hızlanıp onu da üzerindeki gecelikten kurtardım ve hızla daha bir gece önce defalarca bulunmama rağmen hasretinden yandığım boşluğa kendimi sürükledim bir kez daha.
Bir kez daha aynı heyecanı, aynı tutkuyu hissettiğimde sarsıldım resmen. Sarsılmamak mümkün değildi çünkü verdiği his muhteşemdi.
"Çok güzelsin, bebeğim ve benimsin." dedim dudaklarının üstüne.
"Evet, seninim ve sen de benimsin."
"Mükemmelsin ve hissettirdiklerin de mükemmel."
"Seni seviyorum."
"Ben de seni, papatyam. Ben de."
"Gurur!" diye haykırdı verdiğim sert darbenin ardından. Onu korkutmamaya ne kadar özen göstersem de içinde olmanın verdiği haz aklımı başımdan alıyordu, her hareketin ardından kendimi kontrol etmek daha güçleşiyordu.
"Buradayım, Derin. Buradayım, bebeğim." diye fısıldadım. Gözlerimi biran olsun gözlerinden ayırmadım çünkü bunu yapamıyordum. Onu sevmek onunla sevişmekten kat kat daha güzeldi. Hayatımda hissetmediğim duygularla boğuyordu beni ve ben biran olsun bu hislerden vazgeçsem ölecekmişim gibi hissediyordum. Tıpkı onun bana tutunduğu gibi ben de ona tutunuyordum. Ama henüz o tam olarak bunun farkında değildi ama yakında olacaktı. Bana tamamen güvenmesini nasıl yapacağımı bilmesem de bir yolunu bulup sağlayacaktım.
Ruhum aşkıyla, bedenim hissettirdiği hazla dolarken ağzımdan çıkan sevgi sözleri ve ondan gelen karşılıkları odanın içinde yankılanırken aynı anda zirveye çıkıp birlikte kaybolduk. Bu tarifsiz güzellikte bir duyguydu. Aynı Derin’ i sevmenin tarifsizliği gibi.
©
Gurur ile birlikte olmak, onun sevdiği kadın olmak bir ayrıcalıktı. Bundan emindim artık. Kendimi dünyanın en kıymetli kadını gibi hissediyordum. Uzun zamandır, belki de ömrüm boyunca kendimi hiç bu kadar değerli hissetmemiştim. Onun sayesinde bulutların üzerinde uçma deyimini anlıyor ve de tadıyordum.
Onun tarafından sevilmek, en az onu sevmek kadar eşsiz bir duyguydu. Üstelik artık tek bir şüphem yoktu beni sevdiğine ve istediğine dair. Ve bunun kesinlikle bana verdiği keman ile ilgisi yoktu. Yani vardı elbette ama kemanın maddi değeri değil, manevi değeri önemliydi benim için de, onun için de.
Gece olduğunda canım sıkılmış ve otelin diskosuna gitmek istemiştim ve Gurur daha lafımı ikiletmeden teklifimi kabul etmiş hazırlanmam için beklemişti. Yanımda fazla kıyafet getirmemiştim. Bu yüzden mini kot eteğim ile siyah pul işlemeli atletimi üzerime geçirip saçlarımı da omuzlarımın üzerine saldım. Gündüz havuzda yandığım için yanaklarım al al olmuştu. Bu yüzden makyajımı sadece bir rimel ve ruj ile yaptım. Ve hazırdım.
“Bu kadar çabuk mu?” diye sordu Gurur benim hazırlanıp çıktığımı görünce.
“Evet. Neden ki?” diye sordum üzerime bakarak. “Olmamış mı?”
“Hayır. Hayır. Çok güzel olmuşsun, bebeğim.” dedi bana yaklaşırken. O an aklıma gelen düşünceyle yüzümü buruşturdum çünkü Gurur’un daha önceki tecrübeleri yüzünden kadınların oldukça uzun sürede hazırlandıklarını bildiğini ve bu yüzden bu kadar çabuk hazırlandığım için şaşırdığını anladım. Benden oldukça büyüktü Gurur ve ben ne kadar tecrübesizsem o da o kadar tecrübeliydi. Her konuda. Bu da sinir bozucuydu.
“Hadi gidelim.” deyip elini belime atınca midemi bulandıran düşüncelerden sıyrılmaya çalışırken yola koyuldum.
Diskoya girdikten ve iki kadeh tekilayı yuvarladıktan sonra odada aklıma doluşan fikirlerin hepsi uçuşum gitmişti. Hatta ben de uçuşup gitmeye oldukça müsaittim ya neyse…
Dans eden insanları izledim bir süre. Gitgide kalabalıklaşan diskonun içinde insanlar kendinden geçmiş gibi dans ediyorlardı. Hatta öyle kendilerinden geçmişlerdi ki ben de onlara özendim ve bu gece onlar gibi umursamaz olmak istedim.
Dönüp yanımdaki bar taburesinde oturan sevgilime baktım. O da bana bakıp içten gülümsemesini sundu ve içimi eritti. Yine! Ben insanları izlerken o beni izlemeyi tercih ediyordu ki bu onu gözümde daha değerli kılıyordu. Çünkü etrafımız manken gibi kızlarla doluydu ama o sadece bana bakıyordu. Özgüvenime ilaç gibi geliyordu tüm davranışları.
Sandalyemden eteğimin açılmamasına özen göstererek indiğimde keşke bu eteği giymeseydim diye düşündüm. Bir şort tercih etseydim daha rahat ederdim. Ancak artık çok geçti. Hem bu gece umursamaz olmayacak mıydım ben?
Ben sandalyemden inince Gurur hemen bana döndü. Soran gözlerle bana bakarken ikiye ayırdığı bacaklarının arasına girdim ve kollarımı boynuna dolayıp sallanmaya başladım.
Justin Timberlake'in Mirrors adlı şarkısı alanı inletirken sevdiğim adamın gözleri aşkla parlayarak bana bakması ve kanımda dolaşan alkolün verdiği cesaretle Gurur'un kollarının arasında dans etmeye başladım. Sanki daha da parladı yüzü beni dans ederken gördüğünde. Ben de onun bakışlarından ve belimi saran kollarından destek alarak dansımı daha da hareketlendirdim.
Ne zaman indiğini kavrayamamıştım ama sandalyesinden inmiş bedenini bedenime iyice yaklaştırmıştı. Tam sarı saçlarının döküldüğü yüzünü hayranlıkla izlemeye koyulmuşken elimden tutup beni çevirdi ve sırtımı göğsüne yaslayacak şekilde beni kendine çekti.
Artık birlikte sallanıyorduk, bedenlerimiz bir olmuştu resmen ve bu çok baştan çıkarıcıydı ama aslında baştan çıkarıcı olan kulağıma dayalı olan ağzından dökülen şarkının sözleriydi.
Sen hayatımın benim hayatımın aşkısın. Bebeğim, sen bu değerli şarkı için ilham kaynağısın.
Ve benimle olduğundan beri benimle olduğundan beri sadece yüzünün aydınlandığını görmek istiyorum.
O zaman şimdi eski bene elveda diyorum, o çoktan gitti zaten. Seni eve götürmeyi bekleyemiyorum.
Ama Bilmeni istiyorum ki sen, kızım benim yansımamsın. Bütün gördüğüm sensin.
Yansımamsın, her yaptığım şeyde.
Bir yandan beni istediğini ve bir yandan beni sevdiğini daha başka nasıl gösterebilirdi bilmiyorum. Ama bildiğim iki şey vardı. Birincisi beni her defasına şaşkına çevirip etkilemeyi beceriyordu. İkincisi iki güne sığdırdığımız deneyimlerime rağmen kendi dişiliğimi ve seksiliğimi hissettiriyordu bana. Bu da Gurur'un farkını ortaya koyuyordu işte!
Kendimden geçmiş bir şekilde kaç şarkıda onun kollarında dans ettim bilmiyordum. Film kopmuştu bende. Bende filmi kopartan alkol değildi. Beni benden alan Gurur'un elleri ve dudaklarıydı. Dokundukları yeri yakıp geçiyorlardı sanki. Eriyip gitmediğime şaşırıyordum hala.
"Artık odamıza gidelim." diye inledi kulağımda.
"Gidelim." diye kekeleyerek cevap verdim çünkü kot eteğimin açılan kısmından arkamdaki sertliğini hissetmem aklımı başımdan almasına yetmişti.
Tam diskonun çıkışına yönelmişken biriyle çarpıştım. Tamamen benim hatamdı çünkü önüme değil yere bakarak yürüyordum. Bileklerimdeki izleri kapatan bilekliklerimi düzeltiyordum bir yandan da. Gurur'un bu izleri görerek keyfinin kaçmasını istemiyordum.
"Önüne baksana." diyerek arkamdan gelen Gurur bir anda önümdeki adamı omzundan ittirince şaşkına döndüm. Neden bu kadar sinirlenmişti ki şimdi?
"Sakin ol biraz." diye bağırdım yüksek sesli müziğin arasında Gurur'a sesimi duyurabilmek için. Ama o dönüp suratıma bile bakmadı. Ateş saçan gözlerini çarpıştığım adama kilitlemişti.
"Tamam, dostum." diyen adam iki elini birden havaya kaldırıp teslim olma hareketi yaptı. "Kusura bakmayın."
Utangaç bir gülümseme ile adama başımı salladım ve Gurur'u zorla diskodan çıkardım.
"El âlemin adamına neden gülümsüyorsun?" diye sordu Gurur.
"Sadece kibarlık ediyordum." Başka bir açıklaması yoktu zaten.
"Yapma!" diye bağırıp beni arkasında bırakarak yürümeye başladığında arkasından bakakaldım bir süre. Bu gecenin bu şekilde sonlanmasını istemiyordum. Peşinden hızlı adımlarla gitmeye başlasam da hala neden bu kadar delirdiğini anlamaya çalışıyordum.
"Bekle beni." diyerek arkasından koştum ve yetiştim. Ah! O kadar hızlı ve hırslı yürüyordu ki nefes nefese kalmıştım ona yetişeyim derken. "Biraz sakin olur musun? Lütfen!"
"Sakinim zaten." Derken bile gözleri öfke saçıyorlardı.
"Sevgilim." diye mırıldandım odaya girerken. Bana bakan soğuk gözleri içimi ürpertiyordu. Bu halinden korkuyordum da.
"Benim kadınıma kimse…" deyip üzerime doğru bir adım attığında istemeden de olsa bir adım geri çekildim. Ama o bunu hiç fark etmişe benzemiyordu. "Ama hiç kimse dokunamaz!" Cümlesini tamamladığında beni kendi bedeniyle duvar arasında sıkıştırmıştı. Kalbim arzudan ve korkudan deli gibi atıyordu.
"Kimse bana dokunmadı." diyerek onu sakinleştirebilmeyi ummaktan başka çarem yoktu.
"Kimse bu bedene dokunamaz. Onu benden başkası hissedemez." Ensemden tutup yüzüme yaklaştı. Nefesini yüzümde hissetmek kalp atışlarımı iyice hızlandırdı. "Çünkü sen benimsin! Benim!"
Boğuk sesi yüzünden başım dönüyordu artık! Ama bir yandan da ödüm kopuyordu. Sanki bir başkası gibi deli bakıyordu gözleri. "Seninim. Sadece seninim."
O koca bedeninin alt tarafını benimkine yasladı ve titredim. Korkuyla karışık arzu tüm bedenimi sararken "Korkuyorum." diye fısıldadım.
Gözlerini sımsıkı yumdu ve geri açtığında benim sevdiğim aşkla bakan adam geri dönmüştü. Çok şükür.
"Korkma, bebeğim." Fısıltıyla söylediği sözler ve dudağıma kondurduğu yumuşacık bir öpücük ile bariz bir şekilde gevşedim ve kendimi Gurur'un huzur bulacağım kollarına bıraktım. Zaten ona öyle bağlanmıştım ki korksam bile kendimi onun o usta dokunuşlarına bırakmaktan başka çarem yoktu.
Bu gece de tam olarak yaptığım bu oldu. Beni duvarın dibinde baştan çıkarıp sonrasında yatak odasına taşımasına müsaade ettim. Ne kadar güzel olduğumun defalarca altını çizerek ve ona ait olduğumu tescilleyerek benimle saatlerce sevişmişti.
Benimle işi bittiğinde ben de bitmiştim. Bana hiç tatmadığım fiziksel ve ruhsal bütün duyguları yaşattığı bir gece olmuştu. Gerçekten çok yorulmuştum. Ama Gurur her şeye değerdi. Tüm yorgunluklara, tüm korkulara, tüm zorluklara değerdi. Onun beni sımsıkı saran kollarında huzurlu bir uykuya geçmeden önce düşündüklerim bunlardı.