7

1107 Kelimeler
Şimdi konuşma vakti değil. Ölüm sessizliğinde çığlıklarını dinleyip çekip gitme vakti... İçimde bir şeyler koptu sanki ve ben tutamadım. Çok istedim tutabilmeyi ama tutamadım. Çok bağırdım, duyulmadı. Artık fısıldamam bile. ~ "Sen yalancının tekisin!" Bütün gücümle Ayaz'a bağırıp arabanın kapısını açtım ve elimde tuttuğum silahı sertçe kafasına fırlattım. O daha ne olduğunu dahi anlamazken şaşkınlığından istidafe edip hızlıca kendimi arabanın dışına attım. Yönümü kestiremeden rastgele bulduğum ilk yola saptığımda güçlü bir el kolumu sertçe kavradı ve sert bir şekilde durdurdu. Burnuma dolan erkeksi karamel kokusuyla anımsadım varlığını. Başımı yavaşça arkaya çevirdiğimde zümrüt yeşili gözler öfkeyle harlanmış bir ateşle bakıyordu bana. Meşhur Kaan Barlas bakışı... "Bir yere mi gidiyorsun küçük şeytan?" Erkeksi sesini duyduğum an tüylerim ürperdi sanki. Baştan aşağı titrediğimde kolundan kurtulmaya çalıştım ama izin vermedi. Dövüş alanında birçok derece elde etmiştim ama onun gücüne bir türlü karşı koyamıyordum. "Senden uzak olduğu sürece cehennemin dibine bile giderim Kaan Barlas! Yeter ki uzak ol benden!" Kolumu sıkıca tutan elini sertleştirdi. O anda öfkesinin şiddetini anlamıştım. Zira bakışları, kendi ateşinin en başında beni yakacakmış gibiydi. "Şunu unutma ki..." Kalp ritmim gereğinden fazla yükselirken usulca kulağıma eğildi. "Senin ait olduğun yer cehennem değil, benim yanım." "Desene cehennemden daha tehlikeli ateşlerde yanacağız." Umutsuz da olsam bir kez daha elimi ondan kurtarmayı denedim ama ben kaçmaya çalıştıkça daha da etkisi altına alıyordu beni. "Bak sen küçük şeytana, büyümüş de laf sokuyor." Kısık bir sesle "Belki de o küçük şeytan gerçekten de büyümüştür." diye mırıldandığımda duymamış olmasını bekliyordum ama çatılan biçimli kaşlarına bakılırsa duymuştu söylediklerimi. "Kız arkadaşına sahip çık Kaan Barlas. Az önce kafama silah attı!" Ayaz'ın sesini duymamla başımı o yöne çevirdim. Kaan da benimle birlikte ona baktığında çatılan kaşları ve yüz ifadesi yumuşamıştı. "Az bile yapmış." Ayaz'ın yüzüne baktığımda alnından akan kanı görmemle yutkundum. Benim attığım silah yüzünden başı kanıyordu. Suçlu hissetmeli miydim? "Geçmiş yüzünden bana kızgın olabilirsin ama yapmadığım bir şey için ne beni ne de Lavin'i suçlama. Ayrıca bugün ben de Vera'nın hayatını kurtardım." Lavin... Geçmiş... Başıma şiddetli bir ağrı girdi o an. Lavin kimdi bilmiyordum ama daha tanımadan hiç sevmemiştim onu. Olaylardan tek bir sonuç çıkarabiliyordum o da... Ah, lanet olsun! Bir şeyler yaşanmıştı ve ortada gizli bir sır vardı. Ama ben bu hikayede yoktum. Benim, onların hayatında yerim yoktu. Farkında olmadan titremeye başlayan ellerimi zorlukla zaptedip Kaan'a baktım. Bakışları ifadesizdi. İsteyince taş kalpli bir duygusuz olabiliyordu ve ben bu yüzden ondan korkuyordum. O kadar şey yaşamama rağmen ben bile hâlâ duygularımı kaybetmemişken ona ne oluyordu da böyle duygusuzdu? Gerçi ben onun hayatına dair ne biliyordum ki? Her şeyi saklı, gizli bir sır kutusu gibiydi. Aklımdakilerle boğuşurken yüzündeki tehlikeli ifadeyi bozmadan devam etti Ayaz. "Ödeştik Kaan Barlas. Bir daha aynısını yaparsan, bu sefer sonu iyi bitmeyecek." Yutkunup tekrar Kaan'a baktım. Ne ödeşmesi, ne intikamından bahsediyordu? Sanki sorsan sana anlatacak! "Arabaya bin Vera!" dedi itiraz kabul etmeyen bir sesle. "Ama..." deyip tüm cesaretimle itiraz edecekken sertçe kolumu bıraktı ve araba anahtarını bana uzattı. "Çabuk arabaya bin, yoksa kötü olacak." "Bana emir verme!" Nereden geldiğini bilmediğim bir cesaretle ona çıkıştığımda yüz ifadesi beni öylesine korkuttu ki hiçbir şey diyemeden yutkundum. O ise usulca kulağıma eğildi. Sıcak nefesi boynuma çaptığında baştan aşağı titrediğimi fark ettim. Kahretsin, ne oluyordu bana böyle? "Seni kucaklayıp zorla bindirmemi ister misin?" İsterim. "İstemem!" İçimden geçenlerle tezat düşüp bana uzattığı anahtarı aldım ve arabasına doğru ilerlemeye başladım. Benim uzaklaştığımdan emin olduğunda Kaan, Ayaz'ın karşısından tüm heybetiyle durmuş oldukça öfkeli bir şekilde konuşmaya, daha doğrusu bağırmaya başlamıştı. Ne konuştuklarını duyamıyordum ama Ayaz'ın yüz ifadesine bakılırsa konudan hiç memnun kalmamıştı. İçimdeki şeytan gizlice onları dinlememi söylese de cesaretim buna izin vermedi. Kaan sinirliyken ona bulaşmamak en iyisiydi. Sağı solu belli olmuyordu. "Asıl benim sana sinirli olmam lazım. Batu meselesini seninle daha sonra konuşacağız, bekle sen!" Sessizce homurdanırken arabanın anahtarına basıp kapısını açtım ve içine girdim. Kapatırken öyle sert kapatmıştım ki ben bile oturduğum yerde irkildim ama Kaan ile Ayaz oralı olmadı. Aralarındaki mesele her neyse her saniye daha da alevleniyordu tartışmaları. Kim bu Lavin? Her bokun altından o çıkıyor, yeter ya! Aklıma Ayaz'ın arabasında bulduğum fotoğraflar gelince istemsizce bir kez daha bozuldu moralim. Kahretsin ki benim hayatımda hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Lanetliydim ben! Düşüncelerim şiddetli bir zehir misali zihnime yayılırken çalan telefon sesiyle irkilip sürücü koltuğuna baktım. Kaan telefonunu burada bırakmıştı. Bir an bile düşünmeden elimin iki katı büyüklüğündeki son model telefonu sıkıca kavradığımda ekranda yazan isme takıldı bakışlarım. Kutay arıyor... Kaşlarımı çatıp telefonu anında meşgule aldım. Kutay'ın benim ajan olduğumu düşündüğü günden beri ona fazlasıyla gıcıktım. Lavin'in, Kaan'a ne yazdığını onun yüzünden görememiştim zaten... Bir dakika! Aklıma gelen fikirle yüzüme büyük bir gülümseme yayıldı. Şuan telefon bende olduğuna göre istediğim gibi kurcalayabilirdim. Öyle değil mi? Bunu gerçekten yapacak olmanın düşüncesiyle kalp ritmim anında değişti. Soluk soluğa çarparken bakışlarım benden on metre ilerdeki Kaan ve Ayaz'a takıldı. Hâlâ dindiremedikleri büyük bir öfkeyle konuşuyorlardı aralarında. Kaan aniden gelir de görmem diye arabayı kilitledim. Zaten camlar film kaplıydı ve içeriyi istese de göremezdi. Evet, şimdi istediğim gibi kurcalayabilirdim telefonu. Siyah arka planı sağa kaydırdığımda önüme gelen şifreyle sessiz bir küfür savurdum. Tabiki telefonunda şifre olacaktı ama... Ama siktir ya! Aklımı zorlayabildiğim kadar zorlayıp şifrenin ne olabileceğini düşünüyordum. Bundan birkaç gün önce gözümün önünde yazmıştı şifreyi ama ben dikkat edip bakmamıştım bile! Salaksın sen Vera! Azıcık ucundan baksaydın bari! Aklıma sadece birkaç rakam geliyordu. 4,2,6,0 bunlar vardı içinde. Sırayla denemeye karar verip hepsini girdim. İlk dört denemem yanlış çıkmıştı. Son deneme hakkım vardı ve eğer bu da yanlış çıkarsa telefon kilitlenir, Kaan da telefonunu kurcaladığımı öğrenirse... Birbirinden harika iki ihtimal... Düşün Vera, düşün. Ne olabilir? Ne olabilir lan? Belki de bir tarihtir? 26 Nisan? Veya 24 Haziran? 26 Nisan daha yakın gelmişti. Dördüncü ay, yirmi altıncı gün... 0426 ya da tam tersi... Oflayıp içimden bildiğim bütün duaları ettim ve 0426 diye sırayla yazdım rakamları. Aşırı gerilmiştim ve kalp ritmimin sesi, arabayı inletecek kadar hızlıydı. Tam da o an ekran önüme gelince sevinç dolu sessiz bir çığlık atıp adeta havaya zıpladım. Sonra telefon elimden uçup sertçe yere düştü. "Hay sevinç gösterimi si..." Ellerim titremeye başlarken korkuyla telefonu alıp baktım. Oh, çok şükür son model kaliteli bir telefondu. Bir şey olmamıştı ekrana. Nereden başlıyacağımı bilmiyordum. Ellerimi öfkeyle saçlarımdan geçirdiğinde gözlerin tekrar Kaan'a kaydı. Hâlâ birbirlerini öldürecekmiş gibi bakıp hararetli hararetli tartışmaya devam ediyorlardı. İstemsizce yutkundum. Bu kadar önemli ne olabilirdi aralarında? Ayaz geçmişte Lavin'le olanlardan, suçlamalardan falan bahsetmişti... Ama? Tüm düşünceler beni tekrar etkisi altına aldığında gelen bildirimle kendime geldim. Gözlerim anında ekrana çevrildiğinde kalbim boğazımda atmaya ve heyecandan midem bulanmaya başladı. Lavin'den 2 yeni mesaj... Sanki bir ses, sebepsizce çok kötü bir haber alacakmışım gibi karartmıştı içimi. Titreyen ellerimle bildirime dokunup mesajı açtım. "Ne dersin Kaan Barlas? Geçmişten gelen kız arkadaşına ufak bir oyun oynayalım mı?" "Eğlenceli olacak..." ⊂(・ω・*⊂)
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE