2.Bölüm: Beyaz Bez Bebek

1154 Kelimeler
"Adam buz küpünden farksız. Yakın olmadığı kimseyle tek kelime bile etmiyormuş." Gazel elindeki tek renk, bütün siyah giysilerini bavula yerleştirirken konuşmaya devam etmişti. "İnsan ayıp olmasın diye konuşur değil mi ? Herşey daha da zor olacak Asil. Anlıyor musun ? Bilgileri alamayacağız." Yüzünü buruşturup bavulu kapatmak için öne eğildi. Elimdeki pantolonu katlamaya devam ederken göz ucuyla Gazel'e baktım. "Agah'ta tam olarak bunu istiyor Gazel. Pes etmek yok. Hem sadece o Kurt denen herif yok ki elimizde." Gazel biraz düşünüp omuz silktikten sonra bavulu alıp yatağından aşağı koydu. Açtığı boşluğa oturduktan sonra beni izlemeye devam etmişti. "Evet, işte bende onu düşünüyordum. Ben Demirel denen herifi, sende Kurt'u alıyorsun." Bavulumda gezdirdiğim gözlerimi kaldırıp Gazel'e kötü bakışlar attığımda omuz silkti. "Sarışınları sevmem Asil. Biliyorsun." "Seçme şansımız olsaydı, emin ol o buz küpünden bilgi almaktan başka bir görevi seçerdim." Gazel dudaklarından ufak bir kıkırtı kaçırdığında kafamı iki yana sallayarak, yatağımın üstündeki bavulu yere koydum. Yarım saat sonra kapı çaldığında ikimizde gitme vaktimizin geldiğini anlamıştık. Gözlerimi doğup, büyüdüğümden beri kaldığım odada gezdirdim. Burayı..sanırım...özlemeyecektim. Gülümseyerek, bavulumu yerden almış ve çoktan kapıdan çıkan Gazel'in hızına yetişmiştim. Görevi başaramayıp geri dönsek bile şu anlık bu Birlikten ayrılıyor olmak bana büyük bir haz veriyordu. Agah gitmeden önce, son kez büyük salonda toplanmamızı istemişti. Salona girdiğimizde, içerde olan Agah'ın gözleri bizi buldu. "Oturun kızlar." Çenesine yasladığı elini çektikten sonra masada duran dosyaları düzenleyip tek biryerde topladı. Dediğini yaparak karşısına oturduk. "Size bir ay veriyorum. Tam bir ay. Önce adamın işlerini bozacak, sonra fabrikayı imha edecek son olarakta onu bana getireceksiniz." Gözlerimi büyütüp Agah'a baktığımda omuz silkti. "Zor geliyorsa görevi B Takımına devredeyim ?" diye sorarcasına konuştuğunda gözlerimi devirmiştim. Cidden görevi, A takımından, B takımına devredebilecek kadar kafayı üşütmüş müydü ? Tamam son zamanlarda yaşlandığını farkındayım ama bu kadarını beklemiyordum doğrusu. "Bir ay biraz.." Agah, Gazel'in sözünü kesti. "Az mı ?" Tehtid savuran gözlerini gördüğümüzde ikimizde ağzımıza birer fermuar çekmiştik. Gazel kafasını iki yana sallayarak olayı toparlamaya çalıştı. "Hiçbir sorun yoksa, yola çıkmaya hazırsınız." Verilen emirle ayağı kalkıp ikimizde birer baş selamı verdik ve odadan çıktık. Şimdi ilk ve son görev için yola çıkma vaktiydi. ⚔️ Kapadığım gözlerimi açtığımda, Gazel'in heyecanla arabadan indiğini görmüştüm. Gözlerimi bir iki defa kırpıştırmış ve daha sonra bende arabadan inmiştim. Geldiğimiz yer sakin bir yerdi. Etrafta fazla ev yoktu. Karşıdaki villayı beğeniyle süzdüm. Beyaz ve kahverengi renkleriyle boyanmış, dubleks bir villaydı. "Bundan sonrası sizde. İyi şanslar." Bizi buraya getiren şoför elindeki anahtarı bana uzattığında, iyi dileklerine gülümseyerek karşılık vermiş ve anahtarı almıştım. Koşa koşa villaya doğru ilerledik. "Ay ! İnanamıyorum. Alışverişe gideceğiz ! Ay evet, daha denize gideceğiz. Ay sonra birde Antalya turu yaptık mı oh !" Koşarak villaya varmış ve beni değil, anahtarı bekleyen sabırsız arkadaşıma göz devirmiştim. "Tatile mi geldik ? Benim niye haberin yok ?" Derken anahtarı kilide sokmuştum bile. "Hayır canım. Görevimizi yapmak için kıyafet almalıyız değil mi ? O bara özel yapım, silah dolu pantolonlarla gidemeyeceğimize göre ? İşte bunların hepsi görev aşkından.." İçeri girmemizle Gazel'in sesi kesilirken şaşkınca etrafıma bakmaya başladım. Beyaz her yere hakimdi. Büyük villada beyaz renk serin ve ferah bir hava yaratıyordu. Parkeler kırık bir beyazken, koltuklar kar beyazıydı. Koltuk takımının hemen arkasında camdan yapılma bir duvar gibi gözüken, bahçe kapısı vardı. Ve bütün beyazlığa zıt düşen açık mavi perdeler yere sarkıyordu. Kafamı sağa çevirdiğimde ise yukarı çıkan merdivenleri görmüştüm. Meridenlerin hemen altında ise yine beyazlığa zıt düşen ancak harika bir uyum sağlayan açık kahverengi kitaplık duruyordu. Gazel çığlık atarak içeri girdiğinde arkasından ilerleyerek çelik kapıyı kapadım. Ben hala etrafı beğeniyle süzerken, Gazel çoktan zeminde bıraktığı hızlı ayak sesleriyle gözden kaybolmuştu. Eğitime başladığımdan beri hep bir ailenin hayalini kurardım. Ev sıcaklığını, anne kucağını, yemek kokan mutfağı, bozuk muslukları tamir etmeye çalışan ama yapamayıncada çaresizce tesisatçıyı arayan bir babayı. Birde bir ağabey isterdim hep. Her şeye karışan, korktuğumda kollarının arasına alan, kızan, bağıran, çağıran ama birisi bana sesini yükselttiğinde beni koruyan. Birde hemen yanımızda ki evde oturan, en yakın bir arkadaş istemiştim. Hayallerimde o rolü Gazel üstleniyordu. Hatırlıyorum, daha beş altı yaşlarındaydım. Eğitimimiz başlayalı bir yıl kadar oluyordu. O zamanlar daha çok küçük olduğumuz için silahlı ve fiziksel eğitimlere başlamak yerine sözlü ve uygulamalı eğitimler görüyorduk. Önümüze tamamı bezden ve pamuktan yapılma beyaz bir insan figürü koymuşlardı. Agah tam karşımıza geçmiş ve aynen söyle konuşmuştu. "Acımak yok. Kazıkları tam kalbine saplayacaksınız. Başla !" O an etrafıma baktım. Gazel'de dahil herkes önlerindeki bez bebeklere kazıkları hırsla saplıyordu. Defalarca. Önüme döndüm ve beyaz bebeğime baktım. Onun arkadaşım olmasını istemiştim sadece. Yüzü yoktu, evet. Gözleri yoktu, kıyafetleri yoktu ama gece korktuğumda yanımda uyumaz mıydı ? İşte tam o sırada gülümseyerek incelediğim bez bebeğimin tam kalbine bir kazık saplandı. Yaşlı gözlerimle Agah'a döndüm. Kazığı beyaz bez bebeğimin pamuktan yapılma kalbinden çekti. "Acımak. Yok." Hoş olmayan düşüncelerimin arasından, Gazel'in çığlığıyla sıyrıldım. Gazel tekrar bir çığlık attığında, bir saldırı düşüncesiyle koşarak bulunduğu odaya doğru ilerledim. Gazel açık dolabın başında dikilirken, gözleri kocaman açılmıştı. "Kafayı mı sıyırdın sen ? Ne diye bağırıyorsun ?" Gazel ellerini kullanarak, yüzüne yelpaze yaptığında gözlerimi devirdim. "Asil, Asil çabuk buraya gel !" Gözlerimi kısarak, açık kapaklardan dolayı içini göremediğim dolaba yöneldim. Gazel'in yanına geçerek başımı dolaba doğru kaldırdığım gibi kalakalmıştım. Dolap baştan aşağı rengarenk döşenmişti ve çoğu kıyafet spor tarzıydı. Adeta küçük bir giyim mağazasını andırıyordu. Kafamı iki yana sallayarak kıyafetleri incelemeye devam ettim. Çoğu şort ve pantolon olan kıyafetlerin hemen yanında ise birkaç elbise duruyordu. Üzerimizde silah bulunduracağımızdan elbise giymememiz biraz zordu. Gazel ile telefonlarımız aynı anda çalmaya başladığında derin bir nefes alarak telefonu cebimden çıkardım ve açarak kulağıma götürdüm. Ah, tabiki Agah arıyordu. "İlk göreve hazır mısınız A Takımı askerleri ? Kıyafetlerin hemen arkasında gizli bir kasa var. Şifre 4540A93G. İçindeki kimlikleriniz ve paralarınız var. Bir ay içinde hep iletişim halinde olacağız. Gideceğiniz mekanın adresi ve ayrıntılı bilgiler kasanın içinde. Bir saat içinde hazır olun ve arka bahçedeki siyah Porsche ile mekana gidin. Başarılar dilerim. Ve unutmadan anahtarda kasada." Konuşmamıza fırsat vermeden telefonu yüzümüze kapadığında, Gazel'le göz göze geldik. Gözlerini devirdi ve söylenerek telefonu kapadı. Bende telefonumu cebime yerleştirdikten sonra dolaba yöneldim ve kıyafetleri ortadan ikiyi ayırarak kasayı meydana çıkardım. Rakamlarla aram iyiydi. Bu yüzden sayısal ezberleri genellikle ben üstlenirdim. Gazel ise daha çok sözel ezber yapardı. Bu yüzden Ahag'ın az önce söylediği şifreyi girerek kasayı açtım ve içindeki evrakları alarak yatağın üstüne koydum. Üzerimdeki deri ceketi çıkarıp bir kenarı fırlattıktan sonra yatağın üzerine oturmuş Gazel'in karşısına geçtmiştim. Gazel şeffaf dosya içine konulmuş nüfus cüzdanlarını eline aldı ve benim sahte kimliğimi bana vererek kendisininkini incelemeye başladı. "Agah en azından sadece soy isimlerimizi değiştirmekle biraz olsun işimize yaradı. Ben şimdi sana orda sahte ismin yerine Asil diye seslenirdim, faka basardık yani." Gülerek kendi kimliğimi incelemeye başladım. "Asil...Asil Siyah mı ?" Gazel gülerek yüzüme baktı. "O ne öyle ya ? Asil renkler gibi ?" Ufak bir kahkaha patlattığında kısık gözlerle suratına baktım. "Tamam, tamam." deyip kendini dizginlemeye çalıştı ve tekrar kimliğine baktı. "Gazel Uysal mı ? Ben mi !?" diye çığırdığında bu sefer ben güldüm. "Hadi hazırlanalım da ilk ve son görevimize geç kalmayalım uysal Gazel." Gazel yüzünü buruşturdu. "Çok komik !"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE