Bölüm 27

2157 Kelimeler
Herkese selaaamm ? Nasılsınız? Keyifler nasıl? Herkesin bayramı şimdiden kutlu olsun. Sevdiklerinizle birlikte mutlu bayramlar dilerim ? Bölümü daha fazla geciktirmemek için atıyorum yoksa içime sinmedi. Yorumlarınızı bekliyorum ? Keyifli okumalar? "Yakama yapışmayacak birine ihtiyacım var. O kişi de sen oluyorsun." "Evlenmeyi istemediğin için annemi sen reddeceksin. Gelini reddettiği için vazgeçecek." "Ailenle tanışmak için Hatay'a gidebiliriz." "Müdür'ü Mavi'ye bırakıyorum bazen." "Oğlun mu? Bir çocuğun mu var?" "Seni araştırdığımı söyledim." "Kaya'ya her şeyi anlatmıyorum." "Benimleyken sıkıntıda olmanı istemiyorum." "Ben senin galerinle gayet mutluyum." "Küçük bir oyundu." Oyun... Kafamın içinde dönen sözler ile ellerimi kafama bastırdım. Susmalıydı. Aynadaki yansımam bile susmuş sadece Toprak'ın sesleri kalmıştı. "Seni öpmek istemiyorum." "Beren benim. Sadece benim..." Dışarıdaki sesler kavga çıktığına işaretken fazla vaktimin olmadığını biliyordum. Her an eve girebilirlerdi. Lavabonun ışığını açık bırakarak sessizce çıktım. Ses çıkarmamaya özen göstererek merdivenleri tırmanıp Toprak'ın odasına girdim. Neyseki bahçenin diğer tarafında kalmışlardı. Aşağıdan gelen sesler içeri girdikleri anlamına gelirken aceleyle duşa girdim. Anında suyu açıp soynunurken sesler kesilmişti. Suyun altına girdiğimde günün çok ağır geçtiği ortadaydı. Kendimi bitkin hissediyordum. Bu fiziksel bir yorgunluk değildi. Duygularım birbirine girmişti. Aradan geçen dakikaların ardından suyu kapayıp havlu bulabilme amacıyla dolapları karıştırmaya başladım. Genellikle siyahın hakim olduğu banyoda aynanın hemen yanındaki dolapta bulduğum siyah bornoz ve küçük bel havlusu dışında saç havlusu bile bulamamıştım Anlaşılan Toprak Bey saç havlusu kullanmıyordu. Bel havlusuna uzanan elimi bir anda gözlerimin önüne gelen sahneyle anında çektim. Toprak'ın sırtından su damlaları akarken sıkı kalçalarını kapatan havlu hemen önümde bana bakıyordu. İçime dolan tuhaf hislerle derince iç çektim. Ben o havluya sarılamazdım! Bu kez de bornozu tutarak aklıma fena düşünceler dolmadan aldım. Şimdi de tüm vücut birleştiniz! Geri çıkaracakken kapının tıklatılmasıyla sanki biri beni yakalamış gibi titredim. "Beren" Toprak'ın sesi hemen kapının ardındayken ne yapacağımı şaşırmıştım. İnsanı rahat bırakmıyorlardı! Hani Toprak'ın odası ya sahiplendiğin oda. Odasına gelmesinden daha doğal ne olabilir? O zaman beni bu odaya yatırmasaymış! "Efendim?" Aramızda bir kapı varken sesimi olabildiğince rahat tutmaya çalıştım. Toprak'tan gelen derin bir nefes verme sesiyle ne için rahatladığını anlayamamıştım. "Ne yapıyorsun orada? Çıksana hadi!" Senden saklanıyorum. Olabildiğince normal olacaktım. Beren bu saçma soru karşısında kesinlikle laf sokardı. "İnsanlar banyoda ne yapar Toprak? İnsan değilim diyorsan ciddiye alıp cevaplayacağım." "Ne demek istediğimi anladın. Lafı çevirme işte." Kendi kendime göz devirirken aceleyle duşa girdiğim için yanıma kıyafet almadığım gerçeği kafama dank etti. Çıkardığım kıyafetleri de giyemezdim. Hepsi toz olmuştu. Bornozla Toprak'ın karşısına çıkacaksın! Önce öpüş şimdi de havluyla karşıla! İstersen karşısında soyun bir de! "Sen git öyle çıkacağım." "Seni görmem lazım. Çık hadi." Bu ne ısrar böyle?! "Müsait değilim. Sonra görürsün." "A-anladım. Seni bekliyorum o zaman." İlerleyen adım sesleri ve ardından kapının açılıp kapanma sesi ile yavaşça kapıyı açtım. Derin bir nefesi bırakırken üzerimde kocaman duran bornozun ağırlığı sırtıma binmişti. Banyo kapısının sağında kalan giyinme odasını es geçip sol tarafta bulunan kapısı kilitli kapıya çevrildi bakışlarım. Acaba içeride ne vardı? Sanane diye bir söz var biliyor musun sen? İyice değiştin ha! Anında kapı kolunu bırakıp ani gelen cesaretle giyinme odasına ilerledim. Hafif aralık kapıyı açtığımda dolaplarla çevrili oda karşıladı beni. Büyük aynanın hemen yanındaki dolabın kapaklarını araladığımda gömlekler karşıma çıktı. Hemen dolabın altındaki çekmeceyi çektiğimde gördüklerimle birlikte anında geri kapattım. O an ne yaptığımın farkına vardım. Bu çok ayıptı! Bir insanın neden iç çamaşırlarına bakardım ki? Giyinme odasından çıkıp hızlıca üzerime bir şeyler giydim. Odadaki aynada saçlarıma bakım yaparken odanın kapısı tıklatıldı. Oflamamak için kendimi zor tutarak dışarıdaki Toprak'a girmesini söyledim. Sakinlikle saçlarımla ilgilenmeye devam ederken kapı yavaşça kapandı. Ağır adımlarla yanıma ilerleyen Toprak çok geçmeden aynanın yanındaki duvara yaslanıp beni izlemeye başlamıştı. Saçlarımdan ona kayan bakışlarımla kaşının üstünde gördüğüm hafif kızarıklıkla anında yerimden kalktım. Yakınına ilerlerken bakışlarım yarasındaydı. "Ne oldu buraya?" Eli anında yaraya giderken görmemi istemezmiş gibi kapatmıştı. "Önemli bir şey değil. Kapıya çarptım." Gözlerimi kısarak ona bakarken aşağıda duyduklarımı başarıyla yok etmiştim. "Oyuncu değil misin sen? Kameralara oynuyorsun ya hani. Yüzün önemli bence." Aynı şekilde bana bakarken bana doğru adımladı. "Yüze yapılan tonla makyaj yetmiyormuş gibi görüntü de de oynuyorlar. Ufak bir kızarıklıktan bir şey olmaz." Omuz silkip ondan uzaklaştım. "Sen bilirsin." Arkamı dönüp tekrar aynaya ilerleyecekken kolumdan tutuldum. Dokunduğu yer karıncalanırken yüzümü kavradığı an aklıma gelmişti. Tepki vermemek için kendimi zor tutarken kolumu çekerek temasını bozdum. Yüzümü sabit tutmaya çalışarak ona geri döndüm. Gözleri gözlerimin en içine değdiğinde söylediği ve yok ettiğimi sandığım sözleri tekrar beynimde yankılandı. "Beren benim. Sadece benim. " "Bugün hakkında konuşmamız gerekiyor." Tam da beklediğim konuya girmesiyle ne diyeceğimi bilemeyerek kafamı sallamakla yetindim. "Seni dinliyorum." Konuşmazsam başlamayacakmış gibi duruyorken mecburen konuşmuştum. "Beren beni yanlış tanımanı hiç istemedim. Seni şımarık bir velet gibi öpmek istediğimi söylediğinden sonr-" "Beni öpmek istemezdin. " Sıkıntıyla eli ensesine giden Toprak ne diyeceğini şaşırmış gibiydi. "Sorun yok Toprak. Seni ben öptüm. Şımarık bir velet değilsin." Kaşları çatılan Toprak ile yanlış bir şey diyip demediğimi düşündüm. "Seni ben öptüm Beren. " Kafamı hızlıca iki yana sallayarak onu reddettim. "Seni ben öptüm." Bana doğru gelen Toprak konuştu. "Ben öptüm." Ona doğru adım atarak kafamı kendimi onaylamak anlamında sallayarak konuştum. "Hayır ben öptüm." Yüzlerimiz arasında mesafe kalmamışken fısıldadı. "Ben öptüm. Birazdan öpeceğim gibi." Eli belimi bulup beni kendine yapıştırırken dudakları dudaklarıma yaklaşıyordu. Yine aynısı oluyordu. Onun yörüngesine giriyordum ve güçlü bir çekim kuvveti beni ona itiyordu. Ancak aşağıdan gelen seslerle Toprak'ın kolları arasında sıçrayarak kendime geldim. Dış dünyaya döndüren sesler ile aceleyle Toprak'ın kollarından çıkıp kapıya ilerledim. Kalbim ağzıma gelmiş vaziyette atarken sebebini duyduğum seslere bağlamak işime geliyordu. Merdivenlerden inerken Toprak'ın sesini duydum. "Zamanlamaları sikeyim!" İyice küfürbaz oldu bu da! Deli midir ne? Salondan gelen seslerle salona yöneldim. Arkamdan Toprak'ın geldiğine dair ayak sesleri duyuluyordu. Sanırım baya öfkelenmişti ve ayaklarını yere vura vura geliyordu. Yoksa bu kadar seste duymam mümkün değildi. Salona girdiğimde baygın gibi yatan Özgür'ü, koltukta oturan Cihan'ı , Cihan'ın başında dikilen Kaya ve Ozan'ı görmüştüm. Cihan'ın yüzü gözükmezken yanlarına gitmek istemedim. "Daha fazla bakamayacağım. Midem bulandı ya!" Elindeki ilk yardım çantasını masanın üzerine bıraktığı gibi salon kapısına ilerlerken beni ve hemen arkamdan gelen Toprak'ı fark etti. Tuhaf bir bakışla bir şeyler duyup duymadığımı anlamaya çalışırcasına bir süre yüzümü inceledikten sonra kendisinden beklenmeyecek bir suskunlukla abisine ters bir bakış atarak salondan çıkmıştı. Kaya'nın çekildiği yerden yüzü gözüken Cihan ile adımlarım onlara yöneldi. Yüzü kan içindeyken kaşı yarılmıştı ve kesinlikle dikiş istiyordu. Ozan ise sadece temizlemeye uğraşıyordu. "Bırak bana ben hallederim." "Ozan yapıyor gerek yok." "Ozan'ın yaptığı tek şey temizlemek." Bana ters bir bakış atan Ozan bana tavır almış gibiydi. Ben bunlara ne yapmıştım?! Bir şey yapmana gerek yok. Seni sevecek halleri yok ya? Hak ettiğin tavrı sergiliyorlar. İç sesimin haklılığı ile sustum. Ancak Cihan devam etti. "Yara temizlemeyi tek bilen sen değilsin yani. Hallediyoruz biz." "Biraz daha bu şekilde devam ederseniz birazdan bayılacaksın ve ben bu sözleri sana yediremeyeceğim." Alaylı sesimle gözlerini devirirken devam ettim. "O yüzden çekil şuradan Ozan." "Ne haliniz varsa görün." Onun da bırakıp gitmesiyle ellerimi olabildiğince sterilize edebilmek amacıyla uzaklaştım. Ardımdan gelen ayak sesleri ile Toprak olduğunu bildiğimden dönüp bakma zahmetine girmedim. "Bırak halletsinler. Doktor da çağırırım. Uğraşma gece gece. Yoruldun yeterince." Gözlerimi devirip Cihan'a doğru ilerledim. "Ben de doktorum ya hani. Uzun sürmez zaten." Kolumdan tutulup durdurulmamla sesli ve uzunca ofladım. "Bir daha kolumdan tutup beni durdurursan olacaklardan sorumlu değilim." Ancak o beni umursamamış ve tek takıldığı noktadan devam etmişti. "Yapmanı istemiyorum. Bırak da gidelim." Yine de kibarlığından ödün vermeden konuşmuştu. "Hipokrat yeminim var benim. Deli misin nesin? Arkadaşına niye yardım etmeyeyim? Hem nasıl bu hale geldi ki?" Sorduğum soruları umursamadan beni vazgeçiremeyeceğini fark ederek yanımdan ayrıldı. "Tamam o zaman." Sert adımlarla yukarı çıkarken kafamı iki yana sallayarak Cihan'ın yanına vardım. Aradan geçen birkaç dakikanın ardından tam dikiş atacakken yukarıdan gelen sesle Cihan'ın yakınımdaki yüzünden ve sert bakışlarından geri çekildim. Acı dolu inleme sesi gelirken yukarıda sadece Toprak'ın olduğunu bildiğimden aceleyle yukarı çıktım. Tam odaya girecekken kapının çalma sesiyle bu saatte kimin gelebileceği sorusu aklıma gelmemişti. Açtığım kapıdan aceleyle içeri girdiğimde ayakta yüzünü tutan bir adet üstü çıplak Toprak vardı. "Ne oldu?" "Kapıya tekrar çarptım." Acı dolu bağırışı ile yerimde sıçrarken kollarından tutamadığımdan çıplak gövdesine koyduğum elimle yatağa ilerlettim. Elleri yüzünden biraz çekilirken bakışları önce karnındaki elime sonra da gözlerime dönmüştü. Göz rengi koyulaşmaya başlamışken elimi anında çektim. "Sen otur bir bakayım ben." Uslu uslu dediğimi yaparken az önceki asi çocuk kaybolmuş gibiydi. Ellerini çektiği gibi gördüğüm kanla birlikte kapının bu kadarını yapamayacağını tabiki biliyordum. Ancak nasıl başarmıştı böyle yaralanmayı? Yatağın yanındaki komodinin üzerindeki peçeteden eline tutuşturup aceleyle kapıya ilerledim. "Nereye? Beni böyle bırakmayacaksın dimi?" "Cihan'ın yarası daha kötü Toprak. Birazdan geleceğim." Yataktan ayaklanırken sendeledi. "Benimki daha kötü. Başım dönüyor. Çok acıyor. Bayılırsam burada yalnız başıma pişman olursun." Sıkıntıyla yerimde kıpırdandım. "Ciddi gözükmüyor ama söylediğin belirtiler çok ciddi. Film çektirmeliyiz. Hastaneye gidelim." Yatağa geri çökerken bakışları da yere düşmüştü. "Hastaneye daha acil vakalar gitmeli. Kalabalık yapmayalım şimdi. Sen pansumanı yapıp yanımda dursan yeter. Yani kötüye giderse gideriz. Beni yalnız bırakma ama sen. Hem ben doktor çağırdım. Cihan'la ilgileniyordur." Ellerim belimde gözlerimi kısarak ona bakarken yüzüme yavru köpek gibi bakıyordu. "Tamam o zaman. Yardım çantasını alıp da geleyim." "Yok boşver. Bunu bastırdım işte." Bir dediği bir dediğini tutmazken odadan çıktım. "Olmaz Toprak. Bekle burada." Aşağıdaki doktor Cihan'a müdahale ederken diğerleri de içeri gelmişlerdi. Yardım çantasını almamla bana bakarlarken omuz silkip geri yukarı çıktım. Pat diye açtığım kapıyla birlikte sırıtarak oturan Toprak'ın gülüşü anında silinip ahladı. Yardım çantasını yatağa koyup biraz pamukla tentürdiyot elimdeyken üzerine eğildim. "Belin ağrır öyle." Bir anda ne olduğunu anlamadan Toprak'ın bacaklarına oturmuş vaziyette bulmuştum kendimi. Anında geri kalkarken ters bir bakış atmakla yetindim. Yarasını temizledikten sonra yerde bulduğum tişörtü Toprak'a uzattım. Oflayarak geri giymişken sabah olmasına çok az kalmıştı. Ne geceydi ama! "Cihan'ın yüzü neden o haldeydi?" Meraklı bir tonda çıkmasına özen gösterdiğim sesimle konuştuğumda Toprak kasılmıştı. "Alkollüyken birileriyle tartışmış. Hadsizlik etmiş. Onlar da benzetmişler işte." Yalan söyleyebilme kabiliyetine hayran kalmıştım. "Kötü olmuş." Sertçe bana bakarken konuştu. "Boşversene Cihan'ı. " Tam bir şey diyecekken kapı tıklatılmıştı ve Toprak oflayarak girmesini söylemişti. Kaya kapıdan içeri girerken abisine hiç bakmamış ve gözleri doğrudan beni bulmuştu. "Biraz konuşabilir miyiz?" Ben cevap veremeden Toprak araya girmişti. "Hayır. Konuşamazsınız. " Ters ters ona bakıp ayaklandım. "Bana sordu sana değil." Kolumdan tekrar tutmasıyla sabır diledim kendime. "Yaralısın diye bir şey demiyorum ama sen görürsün." "Ne yarası?" Kaya'nın sesi ortama telaşlı bir şekilde düşerken aniden abisinin yanına gelmişti. Dudaklarımda sahte bir tebessüm belirdi. İnsanlar kardeşlerine bir şey olacak diye korkarlardı. "İyi misin abi?" Gözlerini yuman Toprak sakinleşmeye çalışır gibiydi. "Merak etme abarttığı gibi bir şeyi yok." "Abim? Hastayım diye abartıyor? Daha neler!" Toprak yerinden ayaklanırken konuştu. "Abartmamıştım. Ayrıca ne istiyorsanız konuşun. Yanımda!" "Yoksa ne olur?" Araya giren Kaya olası bir kavgayı önlemeye çalışıyordu. "Zaten öyle özel bir şey değil. Gece gece çok gerildik. Uyku da yok hiçbirimizde. Denize gidelim diyoruz." "Olmaz!" "Gidelim" Toprak'la aynı anda çıkan sesimizle birbirimize döndük. "Sen gelme o zaman. Biz gideriz. Değil mi Kaya?" Ev artık üstüme geliyordu çünkü! "Beni bırakıp mı gideceksin? Hadi ölürsem?" "Nasıl konuşuyorsun öyle?" Omuz silkerek iyice çocuklaşan Toprak ile Kaya ve ben şaşkınca kaldık. Öksürerek kendime geldiğimde Kaya'ya döndüm. "Sen abine de kıyafet ayarla. O da geliyor." "Ben ne anlarım kıyafet almaktan? Sen al işte. Sevgilin değil mi?" Kaya söyleyeceğini söylemiş ve odadan çıkmıştı. "Ben gitmeyeceğim diyorum. Sen de benimle kalıyorsun. " "Ben de gidiyoruz diyorum. Sıkıldım evde ya!" "Eve gireli birkaç saat oldu Beren!" Omuz silkip valizime ilerledim. Arkamdan yükselen oflamanın ardından giyinme odasına ilerleyen Toprak anında tişörtünü çıkarmıştı. "Utan biraz utan. Yalnız değilsin ya hani!" Bir şey demek yerine gülmekle yetinen Toprak göz kırpıp giyinme odasının kapısını kapatmıştı. Alık alık kapıya bakakalırken elimdeki tişört yere düşmüştü. "Ne yapacaktım ya ben?" ..... Sonunda hazırlanmış bir vaziyette güneşin doğuşu eşliğinde denize gelmiştik. Üstümde bir elbise onun altında ise bikini takımım vardı. Bu yıl denize ilk kez girecek olduğumdan içimdeki hafif kıpırtılarla plaj çantamla birlikte şezlonga yerleşmiştim. Diğerleri de benim gibi yerleşirken tam teçhizat hazırlıklı olan sadece bendim. Cihan gelmemiş ve hatta evden ayrılmıştı. Nereye gittiği hakkında da bir fikrim yoktu. 4 erkeğin içinde tek kızdım fakat sabahın erken saatleri olmasına rağmen sahil kalabalıktı. Şemsiyenin altındaki iki şezlongun diğerindeki Toprak oflamaya son vermişti. Şezlonga uzanmış bir şekilde ayakta dikilen bana bakıyordu muzur gözlerle. Sabırsızlıkla denize kayan bakışlarımla ellerim elbisenin fermuarına uzandı. Bir an önce denize girmek istiyordum. Sıkıysa güneş tepedeyken gir. Kızarmış tavuk olmak istemiyordum! Yazlık elbise yavaşça bedenimden kayarken sebepsizce utanmıştım. Aceleyle gören var mı diye etrafa kayan bakışlarım Toprak da takılı kaldı. Kaşları çatılmışken gözleri koyulaşmıştı. Yine neye sinirlenmişti?! Elbiseyi şezlongun üzerine koyup Kaya'nın çoktan girdiği denize doğru adımlarken ani bir hızla Toprak da ayaklanmıştı. Tişörtünü aceleyle çıkaran Toprak ile bakışlarım etrafa kaydı. Birkaç kızın bakışları ile kaşlarım çatılırken sakin kalmaya çalıştım. Ben niye sinirlenmiştim şimdi? Arkamı dönüp gidecekken Toprak konuştu. "Beren" Ona dönüp ne olduğunu soracakken ani bir manevrayla yönümü değiştirip önüme geçti. "Ne oluyor?" Tepemdeki Toprak'ın bakışları bir yönde toplanmışken kaşları hala çatıktı. Bana eğdigi başıyla aramızda mesafe kalmazken nefesim nefesine karışıyordu. Hızlı solukları ile bir eli saçımı geriye iterken geri çekilecek gücü bulamamıştım ki ortamda farklı bir ses duyuldu. "Beren?" Herkese yeniden selaaamm Bölüm içime sinmedi. Siz beğendiniz mi? Bölüm sonu düşüncelerini öğrenebilir miyim? Beren'e seslenen kim olabilir? Toprak'ın davranışları? Cihan? Ozan'ın tepkisi? Okuduğunuz için teşekkür ederim. Yeni bölümde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın ?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE