1. Bölüm
1. Bölüm
Bana hayatın boyunca mutlu muydun diye sorsalar net bir cevap veremezdim sanırım. Olumlu, olumsuz bir sürü şey yaşamıştım. Mesela ailem her zaman fazla korumacı ve bir o kadar da umursamaz olmuşlardı bana karşı. Onlara bu konuda kızmalı mıydım açıkçası bende emin değildim. Karakterim onlara göre fazla inatçı geliyordu. Hoş ben bu durumdan rahatsız sayılmazdım ya orası ayrı bir konu. Onuncu sınıfa gidiyordum. Ailemin para durumu aşırı iyi olmasa da okulun sayılı burslu öğrencilerindendim. Bana kalırsa Devlet okuluna da giderdim ama özel lise diye tutturmuşlardı. Burası bir iş adamının kendi soy adını verdiği bir özel liseydi.
Kandemir Lisesi...
Bu okulun için de ki öğrencilere karşı içimde bitmek bilmeyen bir öfke vardı. Geldiğimden beri klasik zenginliklerini gösterip duruyorlardı. Onlara göre fakirdim ve bu okula layık değildim. Aman ne de umrumda. Paran varsa her şeye layıksındır onların düşünce sisteminde. Neyse ki böyle bir düşünce sistemine sahip değildim. Evdeydim, odamda huzurlu bir şekilde müzik dinliyordum. Ta ki biri odama büyük bir gürültü ile girene kadar. Annem sinirle gözlerimin içine bakıyordu.
" Sen daha kalkmadın mı şu yataktan? Yatakta bütünleşeceksin yakında. Okuldan aradılar ayrıca. Gelmemizi istiyorlar. Bir şey mi yaptın Deniz? Yaptıysan söyle de ona göre gidelim." Yüzümü ekşittim. Haftasonları rahat bıraksalardı bari.
Ayrıca ne diye çağırdıklarını da anlamamıştım. Bir şey yaptığımı düşünmüyordum. Başımı anneme olumsuz olarak salladım. Annem odamdan çıktığında sinirle etrafı toplayıp üzerimi giyindim. Hayır yani gerçekten de huzur yoktu. Çantamı omzuna geçirdikten sonra odamdan çıktım. Aşağı indiğimde annem bakışlarıyla süzdü baya. Onu umursamadan ayakkabılarımı giyindim ve gelmelerini bekledim. Babam elinde arabanın anahtarı ile yatak odalarından çıkıyordu. Annem babamı görünce yüzünü ekşitti.
" İbrahim görüyor musun kızın gene bir şeyler yapmış. Şu okula normal bir şekilde gidemecek miyiz ya." Babam sinirle ofladı.
" Melike sen de biliyorsun kızla uğraştıklarını. Onun bir suçu olmadığına eminim. Ayrıca işine gelmeyince senin kızın demekten vazgeç." Annem homurdanmaya devam ediyordu. Tam o sırada homurdanmaları arasında bir şey duydum.
Hayır anlamıyorum bu kız doğumda falan mı karıştı? Bana hiç benzemiyor.
Belki takılmamam gerekiyordu ama annemin dediği bir şey ilk kez canımı yakmıştı. Ona belli etmeyerek dışarı çıktım. Tabii o sırada lafımı söylemekten de geri kalmamıştım.
" Benim bir adım var hatırlarsanız. Hani sizin koyduğunuz bir isim. Arada ismimi kullanmaktan çekinmeyin lütfen..." Annem hala söyleniyordu. İstemsizce göz devirdim ve asansöre doğru yürüdüm. Beş katlı bir binanın üçüncü katında oturuyorduk. Düğmeye bastığımda annemlerin de arkamdan geldiklerini gördüm. Beraber aşağı indiğimizde babamın arabanın kilidini uzaktan açmasıyla hızla arabaya doğru yürüyüp arka koltuğa oturdum.
Bunlar hep bu kadar yavaş mı yürüyordu?
Düşündüğümün aksine fazla bir zaman geçmeden annemlerde geldi ve yola koyulduk. Annem yol boyunca ne yaptığımı sorup durmuştu ama bu sefer olayı ben bile bilmiyordum. Okulda ki öğrenciler benimle fazla uğraşıyorlardı. Bir keresinde onlar yüzünden az daha okuldan atılma raddesine gelmiştim ama çok geçmeden bana kumpas kurdukları ortaya çıkmıştı. Okulun sahibinin oğullarının en yakın arkadaşları yapmıştı bunu bana. Çantamın içine sigara paketi atmışlardı. Ailemden gizli bir şekilde arada sigara içiyordun ama gene de çantama koyup okula götürmüşlüğüm yoktu. Daha doğrusu paket almazdım. Okuduğum okul evime baya uzaktı aslında. Evimizin yakınlarında da kolej vardı gerçi. Annemlerin neden burayı seçtiğini bir türlü anlam verememiştim. Annemin bir an konuşması ile irkildim.
" Geldik." Dedikten sonra arkasına bakıp bakışlarını gözlerime sabitledi. "Deniz bak ne olduysa söyle artık kızım lütfen. Bursundan da olacaksın yakında." sinirle ofladım. Bana inanmak neden bu kadar zordu ki? O insanlar bugüne kadar hep okuldan atılmam için çabalamıştı. Belki de şimdi başarmışlardı.
" Anne bir şey yapmadım diyorum sana. Bana mı inansanız acaba?" Annem kafasını salladığında beraber arabadan indik ve kolejin yolunu tuttuk. Ben önde yürüyordum ama annemler arkada bir şeyler tartışıyorlardı. Annemin babama,
Neden bu okulu istedin ısrarla İbrahim anlamıyorum. Onca okul varken neden burası yani?
Dediğini duydum ama takılmadım gene. Gerçi bu sorunun cevabını bende merak ediyordum. Okuldan içeri girdiğimizde annemlerle birlikte müdürün odasına yol aldık. Kapıyı sakince tıklattığımda içeriden gel sesi geldi ve kulpu çevirip içeri girdik. Müdür Hakan Bey değildi karşımda gördüğüm adam. İstemsizce kaşlarım çatıldı. Bu adam okulun sahibi olmalıydı.
Şimdi sıçtın kızım. Okuldan atmak için okulun sahibi geldi işte...
Kendi kendime konuşurken babam ve annem sandalyelere oturdular. Bende arkalarından boş bir sandalyeye geçip oturdum.
" Deniz Anık. Burayı burslu kazanmışsın. Yüz de yüz burslu olan nadir öğrencilerimizden birisin üstelik fakat bu yaptığına anlam veremedim. Üstelik daha öncelerde de bir sürü şey yaşanmış." Gittikçe sinirleniyordum.
" Pardon da siz neyden bahsediyorsunuz. Ben daha ne olduğunu bile bilmiyorum. İlk önce ne olduğundan bahsedin bana." Annemler yanımda gittikçe geriliyordu. Bunu görmek kolaydı. Ama babamda farklı bir ifade vardı. Bu adamı tanıyor gibiydi ve hiç hoşuma gitmemişti bu durum.
" Deniz sıranın altında sınav sorularını barındıran bir kağıt bulduk. Üstelik hocanızın sınav sorularını hazırladığı kağıt bu." Annem bir hışım bana baktığında gözlerinde gördüğüm ifade canımı daha çok yaktı. Ben ne dersem diyeyim bana inanmayacaklardı bunu anlamıştım. Gene de sinirle üfledim.
" Size bir soru soracağım. Bunu yaptığıma inanıyorsunuz ama sizce böyle bir şey yapıp kopya çeksem, neden sıranın altında bırakayım o kağıdı? Böyle bir şey yapmadım. Geldiğimden beri öğrencilerinizin bana garezi var. Onların yapmadığı ne malum? Elinizde herhangi bir kanıt var mı da beni suçluyorsunuz?" Adam önünde duran monitörü bana çevirdi ve ekrandan gözüken kaydı başlattı.
Kayda göre elimde bir kağıt vardı ve ben o kağıdı öğretmenin masasından alıyordum. Kağıdı inceledikten sonra masamın altına bırakıp sınıftan çıkıyordum. Hafızamı zorlamaya çalıştığımda fark ettim. Yanlış kayıdı izletiyorlardı bana. Benim baktığım yazmış olduğum kompozisyondu. Hoca sıralarınızdan kalkıp alabilirsiniz dediğinde ben herkes çıktıktan sonra masaya gidip almıştın. Ağzımı açıp konuşacağım sırada adam lafımı böldü.
" Normalde senin bursunu iptal edip okuldan atmam gerekiyordu Deniz ama bu bursun kolay kazanılmadığını biliyorum. O yüzden bir hafta uzaklaştırma alacaksın. Daha fazla uzatma lütfen." Annemler oturdukları yerden kalktıklarında bana hayal kırıklığı ile bakıyorlardı. Kendimi savunmaya gerek yoktu. Sonuçta konuşmamı istemiyorlardı. Bunu anlamak zor değildi. Sınıftan çıktığımda Miran ve Çınar'ı gördüm. İçeri de ki adamın liseye giden iki oğluydu. Yanlarına daha sonra yavaş adımlarla Ayşe geldi. Miran Çınardan bir yaş büyüktü. Tek fark Miran ve Çınar aynı sınıftaydı. Onlara sinirle bakarken yanlarına yaklaştım. Annem bana doğru bakıyordu ama artık bir önemi yoktu bunun.
" Siz yaptınız biliyorum. Burslu olmam her zaman battı size. Bir şey yapmasam bile hep arkamdan kuyumu kazdınız. Hodri meydan. Bundan sonra ne yaparsanız," dedikten sonra ikisinin ortasına geçip fısıldadım.
" Misliyle karşılık vereceğim." Dedikten sonra yanlarından ayrılıp okulun çıkışına yürüdüm. Babam kapıyı uzaktan açtığında hiç beklemeden arka koltuğa binip kulaklığımı çıkardım ve müzik dinlemeye başladım. Arabaya bindiklerinde konuşmamışlardı ama annemin bakışları üzerimdeydi biliyorum. Gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım. Ne de olsa yolumuz baya vardı.
Eve geldiğimizde annem sinirle kulaklığımı çekti bir anda. Kulaklık yere düşerken gözlerinde gördüğüm hayal kırıklığı kızgınlığa dönüşmüştü.
" Biz seni böyle mi yetiştirdik Deniz? Daha ne kadar sorun çıkarmaya devam edeceksin. Sınav sorularını çalmak da ne demek oluyor. Ya atılsaydın okuldan. Ya bursunu iptal etselerdi." Başımı iki yana salladım.
" Böyle bir şey yaptığımı düşünüyorsunuz anne. Size açıklama yapmayacağım. Neye inanacaksanız inanın. Umurumda değil bu." Babam sinirle ofladı. Konuşmaya başladığında kendisini dizginlemeye çalışıyordu.
" Güvenlik kayıtları vardı Deniz. Yaparken yakalanmışsın kızım işte. Gördüğümüz şeye mi inanmayacağız?" Gülümsedim. Bana hiçbir zaman inanmamışlardı.
" Sizin bana inandığınız bir zamanı hatırlamıyorum baba. Bana her seferinde iftira attıklarında da inanmamıştınız. Sonuç ne oldu? Suçsuzluğum ortaya çıktı ama bu sefer de özür dilemediniz. Sorunu bende aramak yerine kendinizde arayın birazda. Yaptım ya da yapmadım. Buna inanmak size kalmış. Artık umrumda bile değil. En başından devlet lisesine gidiyor olmalıydım." Dedikten sonra cevap vermelerine müsade etmeden odama gittim.
Biraz müzik, biraz film ve mükemmel geçecek olan bir hafta. En azından öyle umuyorum.