BÖLÜM 6

2295 Kelimeler
BÖLÜM 6 Ah zavallı Joanne. Şimdi gerçek bir belaya bulaşmıştı işte. Yaşlı dükün söyledikleriyle o kadar şaşırmıştı ki ağzının bir süredir açık olduğunu unutup koca gözlerinde devasa bir kamp ateşi yakılmış gibi açmıştı. "Ca-cambridge mi? Chris öyle mi?" diye kekelerken de elleriyle eteğini avucunda öyle bir sıkıştırmıştı ki kalın kumaş kucağında top haline gelmişti. Amcasının teklifine itirazını en baştan beri sürdüren Robert, yaşlı adamı ikna edememişti. Kızın heyecanı da genç adamı gerdi. Fazla hayal kurmasını istemiyordu. "Joanne ağabeyini İngiltere kralı yapmıyoruz. Bu kadar heyecanlanmana gerek yok" dedi alaycı sesiyle. Joanne ise sanki uzun süredir havada süzülüyordu ve Robert onu çekerek aşağı indirmişti. "Efendim bu cömert teklifinize çok teşekkür ederim ama kardeşim, o yapamaz!" dedi. Lord Markham hışımla ayağa kalktı. "Bak kızım sanırım beni tam olarak duymadın. Erkek kardeşin dünyanın en seçkin üniversitesinde okuyacak. Birkaç yıl sonra bir avukat olsa bile inan bana bugüne kadarki tüm gelirinizi sadece bir ayda kazanacak... Kilise belgeleriniz getirseniz yeterli." "Be...belge mi? Belge yok ki." Kız şaşkınlıktan yalan söylemeyi bile unutmuştu. "Belgeleri kayıp m?" Hiç olmadı ki! diye içinden geçirip kendine geldi. "Yandı Lordum... Eski evimiz yanınca belgeler de..." Lord kaşları çatık çenesini sıvazlıyordu. "Sanırım onu sadece kendi inisiyatifimle aldırabilirim. Biraz zor olacak ama..." "Ah Lordum lütfen bizim için zahmete girmeyin." Joanne adamın vazgeçmesi için her şeyi yapmaya hazırdı. "O kısımları sen düşünme küçükhanım. Bir imzama bakar... Şimdi git ve bu haberi ona ilet. En kısa zamanda onunla tanışmak istediğimi de belirt." Joanne soğuk soğuk terlerken kaçıp gitmek ona tek çare gibi görünüyordu. "Tanrı sizi korusun Lordum. Tanıdığım pek çok soyluya göre çok farklısınız. Sizin içinizde gerçek bir insan var. Hem de çok iyi bir insan... Beni bağışlayın ancak bu teklifinizi ağabeyime sunmadan size bir cevap vermem haddimi aşar." "Elbette... Sen bana durumu izah ettin ve ben de sana eğitime verdiğim önemden bahsettim. Yine de kardeşine bu teklifimin reddedilmesinin gururumu inciteceğini de söyle." Lord ve üst düzey parlamenterlerin çocuklarının bile girmekte zorlandığı bu özel okula gitmemek için ne denli inanılır sebepleri olabilirdi ki! Joanne çaresizce başını salladı. Kime ne söylemesini gerektiğini ya da bu işten nasıl kurtulacağını bilmiyordu. "İzninizle lordum" diyerek çıkışa yöneldi. Yaşlı adam ona izin verirken kız, Robert'a da kibarca kafasını salladı. Robert eliyle çık artık diyen bir hareket yaparken genç kız sinirle alt dudağını ısırdı. Ardından kapıyı açtı ve çıkmadan evvel yaşlı adama dönerek konuştu: "Efendim, göllerden uzak durun, özellikle o çizmelerle" Tatlı bir şekilde sırıttı. Yaşlı adam da fit vücudunda olmayan o göbeğini sıvazladı "Umarım sana çok iş çıkarmamışımdır." Joanne küçük bir kahkaha attı. "Siz bugüne kadar gördüğüm en formda erkeksiniz. Ah keşke herkes sizin kadar mükemmel görünmeyi başarabilse." Dışarıdan bakan biri bu sözleri adama yaranma gayesiyle yapıldığını sanabilirdi ama Joanne'nin tek amacı şu kibirli serseriye kendini kötü hissettirmekti. Başarmıştı da. Genç kızın sözleriyle kaşları çatılan Robert kızın ardından çıkışa yöneldi. Genç kız devasa malikaneden hem içinden taşan sevinç –ki elinde dolu dolu bir para kesesi vardı- hem de derin bir kaygı ve vicdan azabıyla çıktı. Elinde sımsıkı tuttuğu keseyi alt eteğinin cebine atarken manzaranın da ayrımına vardı. Burke'ler kibirli insanlar olsalar bile bahçeleri kesinlikle mütevazıydı. Yapay bir sonradan görme rüküşlüğü yoktu ve tüm bahçe görkemli ve sade bir şekilde dizayn edilmişti. "Ah hayallerimin evi" diyen Joanne evin önündeki ince hatlı yoldaki dönemeçten döndü. Bahçeden çıkmamıştı henüz ve doğrusu çıkmayı da hiç istemiyordu. "Hayallerin ne kadar da sınırsız" diyen bir ses kulaklarına dolunca korkuyla arkasına baktı. Robert Markham! Genç kız abartı dolu bir tavırla "Lordum!" diyerek neredeyse yerlere kadar eğildi. "Karşında amcam yok Joanne. Rahat ol. Dizmek için ezberlediğin övgüleri de bana sıralamana gerek yok." Tek kaşını kaldırıp kıza bakarken Joanne o muhteşem koyu mavi gözlerin etrafındaki mor bir halkanın bu yakışıklı yüze nasıl gideceğini düşünüyordu. Bir yumruk hiç fena olmazdı. "Benden bir isteğiniz mi var lordum? Zaman ayırıp konuşmaya tenezzül ettiğinize göre çok mühim olmalı." Yumruk yaptığı ellerini saklamak için eteklerini tuttu. Robert kaşlarını çattı. "Evet önemli... Şu Cambridge olayını konuşmak istedim. Doğrusu bu teklifi kabul etmeyeceğinizi umuyorum." "Şimdi oldu işte. Tabii o soylu okulunuza kardeşim gibiler yakışmaz değil mi?" diyen genç kız o anda Chris'i gerçek bir dahi gibi görmeye başladığını fark etmemişti. Ah tabii ki kardeşini, burnu gökyüzüne değen bu adama ezdiremezdi ya. "Soylu veya sıradan biri.. Benim asla ihtimam göstermediğim bir konudur. Neredeyse katilim olacak birine eğitim vermek istemem doğrusu!" Sesi oldukça ciddiydi. Öte yandan Joanne bunu nasıl unutmuştu. Chris o gece bu adamı neredeyse öldürecekti. Bir an için onun her şeyi bildiğini düşünüp dehşetle irkildi. Bu adam eğer kardeşinin akıl yaşının epey geride olduğunu biliyorsa başı büyük beladaydı. Ama o gece bunu fark ettirecek bir şey yapmamıştı Chris. Zaten Robert da birkaç sinirli sözden sonra arabaya binip Nina'yı teselli etmişti. "Siz yani şey, onun şey olduğunu biliyor musunuz?" diye sorarken, sesinde az önceki yırtıcı aslan kükremesinin yerini korkmuş bir kedi mırıltısı almıştı. "Onun belalı biri olduğunu mu!" Sinirli bir şekilde homurdandı. "Kardeşinin gecenin bir yarısı beni öldürmeye çalıştığını unutmadım! Ona de ki eğer Cambridge'e gelirse benden çok çekecek." Joanne sesli bir şekilde derin bir nefes bıraktı. Bir parça rahatlamıştı. "Bunu ona söylerim lordum. Ona ailesini korumak ve gecenin bir yarısını kardeşine sarkıntılık yapan çapkın ve kötü şöhretli bir adamı uzaklaştırmaya çalışmasının ne kadar aptalca olduğundan da bahsederim.. İzninizle" diyerek koşar adım uzaklaştı. Robert'i şoke olmuş halde bıraktığını ise fark etmedi. Genç adam öylece kalakalmıştı. Sarkıntılık mı? Ne yani Joanne açık açık o gece kendisine sarkıntılı ettiğini mi söylemişti. Bozulmuş yüzünde alaycı bir kahkaha atarken koşturan kıza sinirle bakıyordu. "Sarkıntılık ha? Sana, öyle mi külkedisi? O biçimsiz vücudun biraz olsun bile ilgimi çekmedi." Diyen adam kendi kendine konuşurken sinirle arkasını döndü. "Yine de kalçaların güzeldi" diye eklemeyi de unutmayarak malikaneye yöneldi. Yüzünde kızla atışmalarının izi olan bir sırıtma vardı ve ikinci kattaki camdan kendisini seyreden Leydi Nina'ya keyifle reverans yaparak kapıdan geçti. Nina da uzun zamandır durduğu camın önünden ayrılırken Robert ve şu köylü kızın uzun uzun ne konuştuklarını düşünüyordu. ~ "Ah Joanne ah. Teyzenin aklına uyarsan başına bunlar gelir işte" diyen Joanne, gölün üzerindeki köprüden geçerken dükün boğulmak üzere olduğu yeri görüp hoşnutsuzca dudak büzdü. Bir an için, keşke lordu kurtarmasaydım diye düşünse de hemen ardından pişman oldu. Kurtarmıştı ve ödül olarak bir kese para almıştı. Yeterliydi işte... Ne diye teyzesini dinleyip o kadar abartmıştı ki.. Chris'in bir dahi olduğunu söylemek de nereden çıkmıştı! "Adamı ağlat Jo! Sana o kadar acısın ki seni evlatlık almayı bile istesin. Ah ne iyi olurdu Joanne. Düşünsene öyle bir baban var. Tamam bu biraz aşırı oldu ama kesinlikle çok ama çok fakir olduğumuzu, yatacak yerimizin bile olmadığını söyle ve Chris'in eğitiminden bahset. Bu soylu takımı mürekkep yalamışları sever." Diyen teyzesi bir yıl boyunca yakacakları gazı Joannne'e dayamış ve neticede kendisini kandırmıştı. "Senin yüzünden büyük bir günahkar oldum Elenor. Fakat Tanrım bu günahın yarısı Elenor'un olmalı. Bilirsin ben saf ve masum hem de akıllı bir kızımdır" diyerek kendi kendine söylenen kız nihayet eve de varmıştı. Yüzünde; kocasının battığını öğrenmiş kibirli bir leydinin dehşeti vardı ve bir leydi gibi etrafa bağırıp çağırmak istiyordu. "Joanne ne oldu hayatım... Dük sana para verdi mi?" diyerek atılan teyzesinin sözünü kesen Chris oldu. Elindeki hayali düdüğü çalmak için parmağını ağzına koyup inatla ıslak çalmaya çalıştı. Genç kız ise ağabeyinin hareketlerine bakıp onun Cambridge'de olduğunu hayal edip arsızca gülmeye devam etti. "Joanne ne diye gülüyorsun. Ah o dük yoksa bizi zengin mi etti? Konuşsana!" Genç kadın yeğeninin omuzlarını kavrarken Joanne hala gülüyordu. "Bana ne teklif ettiğin bilsen düşüp bayılırsın teyzecim." "Aman Tanrım! Yoksa sana evlenme mi teklif etti. Ah biliyordum... Ona şu suni teneffüsü yaparken adam onu tutkuyla öptüğünü sandı değil m? Sonunda şans yüzümüze güldü. Leydi oluyorsun tatlım" diyen genç kadın kıza sımsıkı sarılırken Joanne yeni bir gülme krizine girip teyzesine iyice sokuldu. "Leydi mi? Pabucunun leydisi olabilirim ancak teyzecim" derken de kadını kendisinden çekti. Şaşkınlıkla kendisine bakan Elenor'a keseyi uzatıp her şeyi anlattı. Chris'in üniversite maceralarından bahsederken de bir süre sonra iki kadın da gülmeye başladılar. Bu sırada "Elenor annem seni çağırıyor" diyen Brian mutfağa girmişti. Elenor genç adamı görünce hemen asık surata bürünüp "Hemen geliyorum efendim" diyerek hızla toparlandı. O mutfaktan çıkarken de Brian da içeriye girmişti. Bakışları her zamanki gibi Joanne'in üstündeydi. Ona iştahla, neredeyse sapkın bir tutkuyla bakıyordu. "Bugün çok neşelisin aşkım. Gülmek seni o kadar güzelleştiriyor ki" diye fısıldadı. Joanne cevap vermek yerine ocağın altına birkaç odun daha atarak ateşi iyice körükledi. Hareketleri Brian'ı korkutmak ister gibi haşindi. Bir tane odunu da tedbiren yanında tutuyordu. "Seni görünce hayatım, tüm sözcüklerim anlamsız oluyor. Sana dokunduğumda ise..." Yavaşça kıza yaklaşıyordu. Joanne korkusuzca gözlerini adamın malum yerine dikti. "Kardeşim tek bir işaretimle Oraya bir delik açabilir! Bana daha fazla yaklaşayım deme!" Genç adam dehşetle irkilip mutfaktan kaçtı. Joanne iğrenmiş ifadesiyle adamın arkasından baktı. Keyiflenmişti. Keşke tam da istediğini yapabilse ve şu sapık adama gerçekten zarar verebilseydi. Onu korkutabildiği için mutluydu. İşlerine dönmüştü ki gözünün önüne bir anda Robert geldi! Ne diye o adamı hatırlamıştı ki! Hem de o kibirli bakışlarını üzerinde gezerken hissediyordu şimdi. Fakat tuhaf biçimde o adamın bakışları Brian'ın bakışları gibi tiksindirici, tavırları da korkutucu değildi. Joanne ondan bir zarar gelmeyeceğini sanki biliyordu. O sözleriyle, kibirli halleriyle, o alaycı bakışlarıyla kızı delirtiyordu. Tabii çoğu zaman Joanne de onu delirtmeyi başarmıştı. Chris nerdeyse onu vuracaktı. Bu detayı hatırlayınca gülmeden edemedi. O gece teyze yeğen düke Cambridge işinin olmayacağını söyleme konusunda hem fikirdiler. Yaşlı adam bozulmasın diye de Chris'in yakında Amerika'ya gitmek zorunda olduğu söylenecekti. En azından elleri boş dönmemişti genç kız. İki yılın kışlık ihtiyaçlarını karşılayacak olan kese onların tek sevinci olurken Chris'in sesi ikisine de ninni gibi gelirken uykuya daldılar... ~ Robert ve Amcası Lord Markham ise ertesi gün sabah erkenden iki saat mesafedeki Northernwood'a, kendi malikanelerine geçmişlerdi. Nina ve babasından özür dileyen yaşlı adam yeğeninin akademik kariyerine öncelik vereceğini söyleyerek onları şaşırtmıştı. Nina'nın babası da dükün ölüm tehlikesi geçirmesinin verdiği mahcubiyetle –çünkü kendi arazilerindeydi bu olay ve bir nevi onların sorumluluğundaydı- kızı hakkındaki konuyu uzatmadı. Yine de Robert ayrılmazdan evvel Nina'yla yalnız görüşüp ona arkadaşlıklarının devam etmesine verdiği önemden bahsetti. Genç kıza her zaman o özel arkadaşlığının ayrıcalığından faydalanmak istediğini söylediğinde ikisi de ilgiyle birbirlerini süzmüşlerdi. Konuşulmaya gerek duyulmayan bu arkadaşlığı Nina seve seve kabul edeceğini söyleyerek Robert'a kibarca elini uzatmıştı. İki adam oradan memnuniyetle ayrıldılar. Robert Chelker gölü üzerindeki köprüden geçerken de ansızın Joanne'i hatırladı. Dün amcasını kurtarmıştı o kız. Üzerindeki ıslak kıyafetleri hatırlayıp, gözünün önüne kızın kocaman yeşil gözlerini getirince de keyifle gülümsedi. Joanne bir leydi olsaydı onunla uzun süre eğlenebilirdi. Ta ki sıkılana kadar. Ne yazık ki kızın güzelliği o köyde, saman balyaları, hayvan ahırları arasında harcanıp gidecekti. ~ İneklerin yemini veren genç kız, kümese de geçip yumurta var mı diye kontrol ediyordu. Owen'ların tavukları da sahipleri gibi cimriydi anlaşılan ki yumurta konusunda kaç zamandır tek bir hareket göstermemişlerdi. Joanne adını Brian koyduğu oburca bir horoza bakıp "Ne o? sen sahibine çekmedin anlaşılan. Adaşın olan Brian şimdi senin yerinde olsaydı tüm kümesi gayri meşru yumurtalarıyla doldurmuştu. Hadi ama nerede benim yumurtalarım!" diyerek zavallı horoza fırça çekip kümesten çıktı. Mis gibi bir ağustos yeli tenine ulaşınca gözlerini kapatarak gerindi. Ardından ağzını sonuna kadar açıp genişçe esnerken biraz kestirmek için kulübelerinin arka tarafındaki çimenliğe doğru yürüdü. Yerden bir tane iri papatya koparırken seviyor, sevmiyor yaparak çıkan sonuca keyifle gülümsedi. Bir isim bile yoktu ama bu meçhul aşık her papatyada seviyor diye çıkıp genç kızı neşelendiriyordu. Yere uzanıp kollarını başının altına aldı ve güneş alnının çatına vururken gözlerini kapattı. İki dakika sonra tatlı bir uykuya dalmıştı. Ne yazık ki gördüğü kabusla kalbi korku içinde kalmıştı. Açık bir alanda yalnızdı ve her yerine eller ulaşıp onu kabaca okşuyor, taciz ediyordu. Gözlerini açar açmaz gerçeği ayrımsadı. Lanet olsun bu kabus değildi. Bu eller... "Brian hayır" diye inlediği sırada adamın eli hızla kızın ağzına kapandı. Üzerine abanmış adam yüzünden Joanne nefessiz kalmıştı. Şimdi de o koca el ağzıyla burnunu kapatırken öleceğini sanmıştı genç kız. Adamın altında delicesine çırpınırken en sonunda ağzındaki eli hırsla ısırdı ve Brian acı içinde bir çığlık atarken adamı tüm gücüyle itip altında kaydı. Yerden irice bir taşı alıp adama fırlatacakken elini acıyla tutan Brian "Tamam güzelim tamam. Sakin ol.. Sadece öpmek istedim" diye konuştu. "Seni alçak, yürüyen armut. Tanrı şahidim olsun ki ölümün benim elimden olacak" Taşı adama doğru savurdu. "Evet tatlım. Bir gün beni öldüreceğin gerçek. Ah o kalçaların, o dudakların..." Joanne az önce bilerek ıskalamıştı ancak şimdi buna hiç niyeti yoktu. Taşı tam yüzünün ortasına vuracağını apaçık belli edince adam geri adım attı. "Gidiyorum ama burada bitmeyecek aşkım, eninde sonunda kollarımda olacaksın!" Joanne iğrenerek ona baktı. Kafasını yarmadığı için kendine kızıyordu. Bunu yaparsa çiftlikten kovulacaklarından da emindi. Gözleri dolu dolu koşarak kulübeye girip küçük süngüyü çekerek kendini güvene aldı. Yarım saat sonra Elenor kapıyı çalınca da ürkek adımlarla açtı kapıyı. "Tatlım ne oldu. Neden kilitledin kapıyı" diye soran teyzesine ansızın koşup hıçkırıklarla ağlarken zorlukla "Brian, bana.. ahh teyzecim" diyebildi. Yeğenin yarım yamalak sözlerini duyan genç kadın kızı hızla kendinden çekip konuştu: "Sana ne ? Jo sana bir şey mi yaptı. Konuşsana. Gidip onu öldüreceğim" Gözleri nefretle parlayan genç kadın hışımla döndü ve kapıdan çıkarken Joanne hızla atılıp koluna yapıştı. "Bir şey yapamadı, ben engel oldum ama çok korktum Elenor!" Kızın saçlarını okşayıp ona moral verirken gözü uzaklara dalmıştı. "Bu böyle olmayacak Joanne. Sen burada, o lanet herif buradayken asla rahat olamayacağım. Keşke John hepimizi Amerika'ya götürseydi." Sonra bir anda usulca okşadığı saçtan elini çekti. Muhteşem bir fikir bulmuş gibi yeğeninin gözlerine umutla baktı. "Joanne buldum.. Tabi ya!" Joanne şaşkınca ona bakıyordu. Neyi bulduğunu sorunca da Elenor heyecanla anlatmaya başladı. "Joanne Cambridge Üniversitesine sen gideceksin! Elbette sen gideceksin! Chris gidemez ama sen neden olmayasın!" Bir an duraklayıp hafifçe gülümsedi. "Aslında ben mi gitsem. Ah Tanrım! Bu muhteşem zekamla burada harcanıyorum." Zavallı Joanne anlamaz ifadesiyle teyzesine bakarken fazla üzüldüğü için saçmaladığında kanaat getirdi. "Ben Burke kilisesinde sadece okuma yazma ve basit matematik öğrendim nasıl giderim! Hem oraya kızları almıyorlar." "Biliyorum hayatım! Zaten sen de bu halde gitmeyeceksin ki" "Sakın oraya bulaşıkçı olarak gideceğimi söyleme!" Gizemli tavırlarını sürdüren genç kadın yeğenini usulca kendine çekti. Joanne ona tuhaf tuhaf bakarken fısıldadı. "Tatlım oraya Chris olarak gideceksin!"
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE