Taşınmak Herşey İçin İyi Olacaktı.

2420 Kelimeler
Çisem haklıydı. Kapı zili çalması ile bulunduğum yerden kalktım. "Çisem ben evde yokum. Kim gelirse gönder." elimi salladım. "Tamam." Diyerek yatak odasına doğru yürüyüp kapıyı açtım. Kapıyı yavaşça kapattım. Anahtar ile kilitledim. Yatağın çift kenarından tutarak iki büyük boy valizi çıkarttım. Yavaş yavaş yere koydum. Sessiz bir şekilde yatağı kapattım. İçerden gelen sesleri dinledim. " Betilla'nın bugün işleri var geç saatte gelir teyzeciğim." Çisem gerçekten ben yokmuşum gibi konuşuyordu "Ben kızıma sigara böreği yaptım , al bunu kızım geldiğinde yesin olur mu?" Yaşlı sesi ile anlamıştım gelen Melahat teyzeydi. 65 yaşlarına olmasına rağmen çok dedikoducu ve çok konuşmayı seven bir teyzeydi. Ona haber gittiyse bütün herkes benim meşhur olduğumu düşünüyordu. "Tamam ben söylerim." Dedi Çisem. " Melahat teyzen de olur mu kızım o tanır beni." Bulunduğum alanda durakaldım. Sese karşı duyarsız kalmazdı. "Tamam teyzeciğim. Ellerine sağlık." "Hadi iyi akşamlar." Kapının kapanması ile bir rahatladım. Odanın kilidini açtım. Aynalı gardrobumu sağa doğru çekerek kıyafetlerimi bavula yerleştirmeye başladım. Kapının aralanması ile Çisem odaya girdi. Dolaptan eşyalarımı çıkartarak diğer bavula koymaya başladı. "Çisem sen salonun ışığını kapat. Belki uyuyordur diye gelmeyi keserler." Başı ile onaylayarak salona doğru ilerledi. Işığı gören yoksa bizi çok bölecekti. Resmen kurulu düzenimi bozuyordum. Yapacak bir şey yoktu. Bu programı izleyenler beni konuşup duruyordu demek ki. Cidden hayretler içerisindeydim. Artık rahatsız olmamak için acilen bu evden gitmem gerekiyordu. "Ağabeyin arıyor." Uzatmış olduğu telefonu alarak açtım. "Efendim ağabey?" "Ne yapıyorsun? Yengenle müsaitsen sana uğrayacağız." Evet olanlar olmuştu bir ağabeyimle yengem eksikti. "Ağabey komşular meşhur oldun deyip eve gelen giden bitmedi. " bir yandan bavuluma eşyaları yerleştiriyordum. "Ne diyorsun". Başımı salladım. "Evet çoluk çocuk geliyorlar. " Sesim sitemkar çıkmıştı. Kalkarak dolapta ki askıladaki elbiselerimi yerleştirmeye başladım. "Eee sen ne yapıyorsun?" Merakla sormuştu . "Ben eşyalarımı topluyorum ve Çisem'de kalacağım bir süre." "Saçmalama Betila ne işin var Çisem'de gel bizde kal." sesi iyice yükselmişti. "Çok sağ ol ağabeyciğim ama senin evin iki saat merkeze uzakta kalıyor ben yarın bir iş görüşmesine gideceğim." Diyerek reddettim. Biraz sessiz kaldıktan sonra "Bak aklım sende kalır çok dikkat et." bir yandan iç çamaşırlarımı bavula koyuyordum. "Sen merak etme ağabeyciğim kardeşin sana çekti." Bavulun ağzını kapattım. "Biliyorum ağabeyciğim seni ama çevrene dikkat et." Acaba Mirali'yide duysa kalbine inerdi herhalde ağabeyimin. Bana hep güvenmiştir. Çünkü hiç sevgilim olmadı ve yanlış bir şeyde yapmadım. Hatta o çevresinden birileri ile aramı yapmaya çalışır gibi yapsa da ben oltaya gelmedim. Benim yaşım kaç başım kaç diyerek hep öteledim. "Tamam sen merak etme, hadi görüşürüz. " Diyerek kapattım. Bavulum dolduğundan iki yan fermuardan çekerek kapattım. Bavulu alarak holden kapı önüne getirdim. Yatak odasına gelerek Çisem'e yardım ettim. "Betilla taksi gelmiş kapının önünde hadi çıkalım ." İkinci bavulu da Çisem ağzını kapattı. Hazırladıktan sonra kapının önüne geldik. Spor ayakkabılarımı giyerek Çisem ile dışarı atabilmiştik kendimizi. Taksici bavulları görünce kapıyı açarak çıktı. Bavulları alarak bagaja yerleştirdi.. Çisem ön koltuğa yerleşti bende arka koltuğa oturdum. Cebimdeki telefonu çıkararak Mirali'ye "Ben bugün arkadaşımda kalacağım, yarın beni oradan alır mısın?" Çok gecikmeden bildirim geldi Mirali Yıldırım: " Bir sorun mu oldu? Neden kendi evinde kalmıyorsun?".Mesajı yanıtla yaparak, bir siliyor bir yazıyordum.. Sonunda, "Komşular Meltem ile birebir programını izlemişler. Hayırlı olsun demeye geldiler. Gelen giden bitmiyor. Bir süre arkadaşımda kalacağım." gönderdim. Çok gecikmeden, "Kötü olmuş bir düzenin vardı sonuçta. Bana niye haber vermedin alırdım seni?" "Teşekkür ederim düşünmen yeter." diyerek yanıtladım. "Düşünmek değil yapmak istiyorum. Sen artık o evde de kalamazsın. Sana ev bakacağım." Aslında ben kendimde bakabilirdim ama Mirali'nin vermiş olduğu güvenle "Teşekkürler bakarsan sevinirim. Yarın saat 9'da E bloklarının önünde görüşürüz." "Tamam orda olacağım dikkatli ol." Diyerek mesajı gönlümü rahatlamıştı. Çisem'de evi tarif ediyordu genç adama. "Tamam iyi geceler " diyerek Mirali'ye cevap yazdım. Telefonumdan fotoğraflara girdiğimde ise Mirali ile çekilmiş fotoğrafları görünce iyice büyüttüm. Kalbimin ritmi değişmişti. Sanki büyüttükçe Mirali'nin haberi varmış gibiydi. "Burası şoför bey" Çisem'in sesi ile telefonu kapattım cebime yerleştirdim. Taksicinin aracı durdurması ile "Ne kadar borcumuz " diyerek sordum . Aynadan bana bakarak " 20 tl" dedi. Sol cebimden ödemeyi yaparak kapının kulpundan açarak indim. Bagaj kısmına gelerek. Bavullarımızı aldık ve kapattık. Çöför sürmeye başlayınca bizde Çisemin evinin önüne geldik. "Ne geceydi ama ?" Diyen Çisem'e baktım. "Sorma bir bu eksikti." Dış kapıdan içeri girerek asansöre gelmiştik. İki tuşuna basarak yukarı doğru çıkmaya başlamıştık. "Üzülme bu kadar olmadı başka bir yer bakarız." "Allahtan sen varsın Çisem yoksa nerde kalacaktım ben. " Omuzumu eli ile sıvazladı. "Hiç duymamış olayım Betilla burası senin de evin." Diyerek kaşlarını çattı. Asonser kapısını açarak bavulları sürüklemeye başladık. Çisem çantasından çıkardığı anahtar ile kapıyı açmıştı. Dar holden geçerek çamaşır odasına ilerleyip bavulları içeri doğru koyduk. "Kendimi Çisem'in odasına atarak mavi alt eşofman ve üstüne siyah tshirtü alarak, üzerinde bulunan bluz ve eteği çıkarttım. Çorabımı da çıkarak aldıklarımı üzerime geçirdim. Yalın ayak mutfağa doğru geçtim. Bir bardak çıkararak sürahiden suyu bardağa boşalttım. Boğazım kurumuştu. Suyu içerek bir bardak daha çıkarak Çisem' e su koydum. Bardağı alarak salona geçtim. Çisem uzanmış bir şekilde doğrularak bardağı aldı. "Su verenlerin çok olsun" diyerek kakırdadı. "Yaşlı teyzelerle konuşarak onlar gibi oldun. " Diyerek güldüm. "Moralini bozma eninde sonunda oradan taşınacaksın bak yarın büyük bir projeye imza atacaksın. Daha sonra iyice meşhur olunca seni tanıyanlar bırakmazdı. Herşeye iyi yönünden bak." Suyundan yudum yudum alıyordu. Haklıydı Çisem yine oradan ayrılacaktım. "Sen olmasan ben ne yapardım. " Diyerek sarıldım. Başımı omzuna bastırarak. "Her şey güzel olacak." Diye mırıldandı. Doğrularak duvarda duran saate baktığım da saat 23.30 olmuştu. "Ben bir duşa gireyim sonra yatalım. İyice geç oldu." Diyerek banyoya ilerledim. Kapıyı kilitledim üzerimdekileri çıkarıp dolaba güzelce koydum. Suyun sıcaklığını ayarladıktan sonra bedenimi gevşemeye bıraktım. Saçlarımı şampuanlayıp bedenimi lifledikten sonra duruladım. Dolaptan çıkardığım havlu ile bedenimi sardım. Bir diğer baş havlusu ile saçlarımı sardım. Bedenimi kurutarak çıkarmış olduğum çamaşırları tekrar giydim. Saçlarımı kuruttuktan sonra sağ çekmeceden çıkarttığım tokayı örmüş olduğum saçlarım ile bağladım. Kapının kilidini açarak yatak odasına geçtim. Çisem uyuyordu. Yanına kıvrılarak uykuya gözlerimi teslim ettim . "Betilla telefonun çalıyor. " ses dışardan geliyordu sanki.. "Betilla baksana telefonuna.". Çisemin elinin dürtüklemesi ile kendime geldim. Telefona baktığımda ise Mirali arıyordu. Telefonu açarak ayağa doğruldum. Ceviz kabuğu rengindeki dolabının içine bakıyordum. "Efendim. " "E bloklarının oradayım." Bir anda sirkelendim. "Saat kaç?" Başımdan aşağı kaynar sular dökülüyordu. "Saat dokuz. " Demesi ile "Ben şimdi uyandım. Biraz bekleyebilir misin ? " Başımı salladım. Yerlerin soğukluğu çıplak ayaklarıma işlemişti. "Tamam ama ağaç etme beni bak." Diyerek gülümsedi. "Tamam görüşürüz." Telefonumu kapatır kapatmaz yatak odasındaki makyaj malzemesini alarak lavabaya koşturarak gittim. Kapıyı kilitleyerek yüzümü yıkamaya başladı. Dişlerimi fırçaladıktan sonra tenime uygun fondoteni sürerek. Kahve tonlarında farı göz kapaklarıma yedirdim. Rimel ile kirpiklerimi dolgunlaştırdıktan sonra, turuncu renkteki allığı elmacık kemiklerime yedirdim. Fuşya tonundaki ruju dudaklarıma sürerek makyajımı tamamlamıştım. Koşturarak çamaşır odasına geçerek siyah bir gömleği çıkararak altına kot jeanimi elime aldım. Yatak odasına geçerek üzerimi değiştirdim. Çıkarttıklarımı katlayarak komidinin üzerine koydum. Saçımdaki tokayı çıkararak kıvırdım bir hal almıştı. İyi ki örmüştüm. Maşayı açarak sağlı sollu maşa yaparak dolgulu güzel olmuştu. Makyaj aynanısın önünden parfümü alarak kulak arkalarıma sıktım. Birde bileklerime fıslatarak. Siyah kot ceketi dolaptan alarak kapıya doğru ilerledim. Salonda kalan telefonumu çantamın içine atarak ayakkabı dolabından siyah topuklu botları ayağıma geçirdim. Kapıyı kapatarak asenörün tuşuna basılı tuttum. Altıncı kattan aşağı geliyordu. Çantamın içinden telefonu aldığımda saat 09.20'ydi Allahtan Mirali vardı yoksa özel araç olmasa geç kalırdım. Mesajlara baktığımda ise; Mirali Yıldırım "Günaydın." Saat 08.30'' Çok erken saatte bildirmiş. "Uyanamadın mı?" Saat 08.40 merak etmiş.. "Betilla uyan artık!" 08.45 sitem etmiş.. Gülümsedim. "Ben gelmek üzereyim " 08.50 başımı salladım. Ve Mirali Yıldırım üç cevapsız çağrısı vardı. Asansörün gelmesi ile içine geçerek sıfır kat tuşuna bastım. İyi ki varsın Mirali yoksa gecikeceğim. Asansörden inerek e blokların önüne doğru geldiğimde, cadde boştu.. Belliki insanlar bu saatte ya işlerindeydi, ya da Çisem gibi uyuyorlardı. Ağaçları geçerek hızlı adımlar ile ilerledikten sonra. Mirali'nin aracını gördüm. Hafif hafif yağmur çiselemeye başlamıştı.. . Arabanın içine girerek "Merhaba" Mirali'ye doğru döndüm. Altın rengi saçları hafif sağ tarafına doğru yatırmıştı çok yakışmıştı. O da benim gibi siyah bir gömlek kot bir pantolon giymişti. Sanki anlaşarak giyinmiştik. Dudaklarının kızarıklığı tenine vurmuş beyazlığı beni kendine hayran bırakıyordu. "Merhaba ağacını sulamaya mı geldin ?" Dudaklarını yukarı doğru kaldırarak gülümsedi. "Evet ağacımı sulamaya geldim. " Dişlerimi çıkartarak gülü verdim. "Dün ne oldu.?" Diyerek üstten bakış attı. "Sorma kabus gibi bir geceydi. " Dişlerimi sıkarak konuştum. "Ee senin artık bu durumlara alışman gerek." Sağ eli ile burnumu sıktı. Sağ tarafımda olan beyaz binayı göstererek "Şu köşedeki pastaneden poğaça alır mısın? Ben kahvaltı yapamadım.." Gülümseyerek "Alırım" dedi. Arabayı park ederek araçtan indi. Gerçekten açken ben ben değildim. Sabırsızlıkla poğaçaları bekliyordum. Mirali pastahaneye girmişti. Telefonumu açarak Çisem'e mesaj yazmaya başladım. "Beni Mirali aldı. Kahvaltı yapacak zamanımız yoktu. Uygar ajansı ile görüşmeye gidiyoruz. Hakkımızda hayırlısı olsun bakalım." Mesajı Çisem'e gönderdim. Miralinin araca doğru gelmesi ile ellerimi birbirine vurdum. İçeriye girerek poşeti bana uzattı. " Arabanda yesem bana kızar mısın? " Önce bir izin istedim. "Dökmeyerek yersen kızmam " diyerek güldü. "Oley çok sıcak çok şanslıyım" diyerek poşeti açtım. Açmayı peçeteye alarak yemeye başladım. Isırılmamış tarafından koparak Miralimin ağzına uzattım. "Ben kahvaltı yapmıştım ." Diyerek bana bakış attı. "Bak bu sıcak poğaçalar kaçmaz keyfine yemeye çalışman gerekir.. " Ağzını açarak poğaçayı diline yerleştirdim. Almış olduğu vişneli meyve suyunu açarak midemi bayram ettirmiştim. Islak mendil ile ellerimi silerek poşetin içine yerleştirdim. Poşeti çantamın fermuarını açarak koydum. İndiğimiz zaman bir çöp kutusuna atardım. "Betilla Sancaklar sitesinden sana ev buldum. 2+1 yeterli senin için hem de güvenlikli." Gözlerim büyümüştü. Sancaklar sitesi çok pahalı alacağım maaşı bilmiyorum ama beni kezsen o kadar para çıkmazdı. " Ben bir süre Çisemde kalsam daha iyi olacak gibi." "Neden? Kendi düzenini kurarsın bir an önce." Gözlerim yolu takip ediyordu. "Ne kadar maaş aldığımı bilmiyorum. İlk kazancımla kira ödemek yerine birikim yapmayı tercih ediyorum " dudaklarımı farkında olmadan yemeye başlamıştım. Kan tadı gelince anladım. "Tamam senden çok kira almam." Diyerek gülümsedi. "Ev sahibim sensen eğer hiç kira veremem. " Eşlik ettim gülümsemesine "Canın sağ olsun senden de para alacaksak bittik biz." Sesi kalmamı istiyor gibi çıkmıştı. "Niye hayır kurumu musun sen ?" Tek kaşımı kaldırarak baktım. "Sen küçük Betilla büyüdün de kira mı ödeyeceksin?" Kalbimin içerisine girip kurduğu oyunu devam ettiriyordu adeta. "Neyse düşüneceğim bunu Çisem kovarsa evinden gelirim ." Gülümsedim. "O zaman Çisem'e söylede kovsun seni ." Diyerek ekledi . "Söylerim " arabayı park ederek geldiğimizi anlamıştım. "Yağmurda baya hızlandı." Gözleri ile sağ caddeyi göstererek "işte burası" Dediğinde kalbim hızla armaya başlamıştı. Artık bende çalışıp kendi para mı kazanabilecek miydim? aracın kapısını açarak koşar adımlarla camdan olan binanın önüne gelmiştik. Mirali Yıldırım ağızından: Betila kızarmış yanakları al al olmuştu. Sanırım ilk görüşmesi olacaktı. Heyecanını almak için "Bende ilk işimde çok heyecanlanmıştım." Ellerini tutarak " Yanında ben varım. Sakin ol güzelim sadece sorulan sorulara tek tek cevap ver. Sen bu okulun mezunusun senin bilmediğin bir şey sormayacaklar sana.. Şu dudaklarını da ısırma ben seni yiyeceğim yoksa. " Dediğimde gülümseye başladı . O ısırdıkça canım dudaklarını yemek istiyordu. "Teşekkür ederim inşallah hayırlı neyse hakkımda o olur. " Ellerim ile saçına dokunarak. "Hadi gidelim." Bana alttan alttan bakarken masum kız çocuklarını andırıyordu. Cam kaplı büyük bir binanın içerisine girdiğimizde her yer tasarım tabloları ile doluydu. Güvenlik bariyerini atlattıktan sonra.. Danışman bariyerine geldik. "Merhaba ben Betilla , Haluk beyle iş görüşmesine gelmiştim.." Sesi kendinden emin çıkmıştı. "Bir saniye bekleteceğim. " Telefonu eline alarak tuşları tuşladıktan sonra, sol kulağına yasladı. " Haluk bey Betila hanım geldi." "Tamam efendim." Telefonunu kapatarak. "Betilla hanım, ilerideki havuzu geçtikten sonra sağ holden girerek asansöre binebilirsiniz. Üçüncü kata geldiğinizde danışmanımız sizi yönlendirecek. " " Teşekkürler " diyerek bana doğru döndü. "Beni nerede bekleyeceksin. ?" Dudaklarını ısırmıştı yine. "Sen çıktığında beni ara güzelim. " Gülümseyerek "Tamam görüşürüz. " diyerek ilerlemeye başladı. O giderken giydiği kot pantolonundan belirgin poposundan ısırmak istedim. Binadan ağır. Adımlarla ilerleyerek, tasarım tabloları inceledim. Danışmana tekrar gelerek, ''Bu tablolar satılıyor mu acaba?'' Kadın gülümseyerek ''Malesef satılamıyor beyfendi.'' dedi. Başımı salladıktan sonra tekrar ilerleyerek güvenlik şeritinden geçerek dışarı çıktım. Yağmur sonrası hava iyice temizlenmişti. Etrafı keşfetmek için gezindiğimde, pek bir şey yoktu.. Burada ajans binaları bulunuyordu. Biraz daha yürüyerek taksicilerin bulunduğu bölgede Mavi kafe yazılı bir kafeye giriş yaptım. Her yer mavi rengindeydi.. Cam kenarı bir masaya doğru yöneldim.. Sandalyeyi elim ile geriye doğru çekerek oturdum. Betilla hayatıma girdiğinden beri hiç iş düşünemez oldum. Resmen bulutlarda koşuyordum. Bu duygu bende hiç olmamıştı. Önceden sadece işi düşünürdüm. Bazen yemek yemeyi bile unuturdum... Umut'a işlerim konusunda yetkilendirme vermiştim. Benim elim ayağım biraz rahatlamıştım. Aslında söğütlüdeki yerde sabit müdür olacaktı. Fakat benimde biraz dinlenmeye kafamı boşaltmaya ihtiyacım vardı. Yaşım otuz fakat bir otele gidip tatil yaptığımı bilmem. Betilla bu işe girerse veya giremese bile onunla bir yurt dışına gidip tatil yapmak istiyordum.. Keşke daha önceden girseydin aklıma , kalbime.. Telefonumun çalması ile cebimden çıkarttım. Eray arıyordu. Telefonu açarak. "Ağabey ne yapıyorsun?" beni merak ettiği için aramıyodu. "Kafede oturuyorum. Hayırdır.?" para isteyecekti kesinlikle. "Ağabey bana üçbin tl yollaya bilirmisin? Bu ay biraz sıkıştım." Başımı salladım. Hiç yanıltmazdı ağabeyini.. "Eray canım sen çalışmıyorsun ki sıkışasın." Gözlerimi devirdim. "Bir dahaki ay çalışmaya başlayınca öderim." Yalan söylüyordu. Kardeşimi tanıyorum.. "Sen çalış yeter ki bende göreyim. Birazdan göndereceğim havale düşer... " Çenemi sıvazladım. Kaşı masada ki bayan bana gülümsüyordu. Gözlerimi çevirerek yolu izlemeye başladım. "Ben çok şanslıyım senin gibi ağabeyim var." Hergele işte işe soksan durmaz vermesen olmaz.. " Bende öyle ağabeyciğim ama bir dahaki ay çalış tamam mı?" Belki bir umut çalışırdı.. "Tamam ağabey sen merak etme.". Heh bu lafı söylüyorsa asla çalışmayacaktı. "İyi hadi kapat hesabına göndereyim ödemeyi." "Tamam ağabey" diyerek telefonu kapattı. Sesi mutluluktan uçuyordu. Telefonumdan banka ayarlarına girerek Erayın hesabına ödemeyi. Havale ettim. Garsonun geleceği yoktu.. ''Bakar mısınız?'' seslendiğimde karşı masada ki kadın ''Bakmıyorlar, buranın ilgisi yok..'' dedi. Kadında olsa tanımadığım, müşterim olmayan, veya çalışmadığım bir insan ile konuşmazdım.. Ayağı kalkarak masaları geçtikten sonra, geldiğim yönün tersine doğru ilerlemeye başladım. Telefonun bildirim sesi çaldığında pantolonumun cebinden çıkararak. Telefonu açtığımda mesaj atan Betilla idi. "Ben çıkıyorum şimdi." "Tamam ben binanın önüne gelmek üzeriyim.." Biraz daha hızlı ilerleyerek binanın önüne doğru gelmiştim. Betilla'nın orada olmamasından beklemeye başlamıştım. Beni bu dünyada ağaç yapacak kadın senmişsin Betilla. "Pardon uygar ajansı burası mı evladım." Yaşlı bir teyzenin sorması ile arkama baktım. "Evet teyze burası, senide mi çekimlere çağırdılar.?" Hayretle sordum. "Evet benim neyim eksikmiş ki?" Hevesle sordu. " Eksiğin olur mu hiç teyze." "Merhaba ben geldim. " Betilla yanımıza kadar gelmişti. Fark edememiştim. "Kızım sende mi uygar ajansına girdin?" Betilla şaşkınca bakarak. "Evet teyze" "Heh benide çağırdılar dolandırıcı değiller dimi?" Betilla gülümseyerek ''Yok teyzeciğim dolandırıcı değiller." Bastonu ile beni göstererek " Bu çocuğa dikkat et çok utangaç bir şeye benziyor." "O artık bana emanet o zaman." Diyerek karşılık verdi. "Tamam hadi ben geç kalacağım " diyerek bina içerine girmişti teyze. "Ya ne kadar da tatlıydı değil mi kısa beyaz saçları tonton birde." dişlerini çıkartarak gülümsediğinde büyüleniyordum. "Evet iyi ki geldin. Görüşme nasıl geçti? " diyerek gülümsedim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE