İmza Atıldı

2242 Kelimeler
Betila'nın Ağızından; Meraklı gözleri ile beni inceliyordu.. Sanırım aklına takılan sorular vardı... Dudaklarımı ısırmaya başladım.. Sessizliği bozarak, ''Harika geçti imzaları attık.'' Suratındaki gülümseme ile '' Çok sevindim'' Gözlerinden mutluluğu belli oluyordu.. ''Seni yine ağaç yaptım galiba?'' Otuziki diş gülerek sordum. Beklemekten yorulmuşa benzemiyordu. Sanki keyif alıyordu.. ''Sen beni ağaç yapmaya alıştın galiba.'' Uzun parmakları ile burnuma hafif bir dokunuş sergiledi. ''Ne yaptın bensiz?'' bir yandan arabaya doğru ilerlemeye başlamıştık.. Hızlı yürümesine anlam verememiştim.. Onun temposuna yetişmeye çalışıyordum. Bir yandan önümüzdeki insanları geçiyorduk.. ''Ben seni beklerken buralarda ufak bir keşif yaptım.. Sen neler konuştun bakalım?'' Aklına takılan sorulardan birini yönlendirmişti .. Uzun bacakları ile o kadar hızlı yürüyordu ki nefesim kesilmişti adeta.. ''İki gün sonra çekimler başlayacak.'' yukarıdan bakışları ile süzmeye başlamıştı. Bu bakışı hep yüreğimi hop hop ettiriyordu. ''Sen ana karakteri mi oynayacaksın peki?'' Bir yandan eli ile çenesini sıvazladı.. Kahkaha atarak ''Hayır ana karakterin kız kardeşi olacağım.'' Soracakları beni şaşırtıyordu. Daha neleri merak etmişti acaba? ''Sözleşmenin süresi ne kadar?'' tepeden bakışları ile içime işliyordu. Arabanın yanına gelmiştik. Bacaklarım uzun süredir bu kadar hızla yürümemişti. Bir yere koşturuyor gibi yürümüştük.. Cebinden arabanın anahtarını çıkararak otomatik tuşa bastı ve kapıyı açarak içeri koltuğa yerleştim. Kapatması ile, arabanın önünden ilerleyerek, şoför koltuğuna oturması ile kapıyı kendine doğru çekiverdi. Nefes alış verişimi düzenledikten sonra, ''Sözleşme altı aylık olacak daha sonra bunu yenileyeceğiz. '' ellerimle anlatırken bir yukarı bir aşağı indiriyordum. Arabayı sürmeye başladığında farklı kaçamak bir bakış attı. Kalbimin içine bir ok gibi yerleşmişti bakışı. ''Başka ne konuştunuz?'' Bir tiyatro metni elime verdiler, ve onu canlandırmıştım. ''Başka bir şey konuşmadık bir rol verdiler onu yaptım onbeş dakika , iki kişilerdi aralarında bir beş dakika konuştular. Olumlu bir şekilde dönüş yaptılar. '' olayı yaşamış gibi anlatmıştım. Heyecanım hala devam ediyordu. İlk tecrübem ve güzel bir ajansta başlamam benim için bir şanstı.. ''Nereye gidiyoruz ?'' Yolu değiştirdiğinde fark etmiştim. ''Yemek yemeye seni çok güzel bir yere götüreceğim.'' Nereye götüreceğini merak etmiştim. Direksiyonu o kadar sıkı tutuyordu ki.. Gözlerim üzerinde izlemeye devam ediyordum. ''Yaa gerçekten mi?'' Yemek demişken acıktığımı fark etmiştim. Bunun onu düşünmesi beni derinden etkilemişti. ''Seni en çok mutlu eden şey yemek yemek galiba'' diyerek sırıttı. Biraz daha gevşemişti. Acaba çalışmamı istemiyor muydu? Puslu gözlerinden bir şey anlamıyordum.. ''Yemek sevmeyen biri olabilir mi?.''ellerimi çırptım. Oradan bakınca normal gibi durmaya bilirdim ama yemek söz konusu ise kendimi asla tutamazdım. Telefonuma gelen bildirim sesi ile , çantamdan çıkarttığımda, Çisem yazmıştı.. ''Görüşmen nasıl geçti anca kalkabildim. Dün gece çok yorulmuşum. Hiç giderken bile duyamadım..'' Çisem o kadar uykuya dalmış ki onun dürtüklemesi sayesinde uyanmıştım. Mesajı yanıtlayarak ; ''Gayet güzel geçti.. Artık iş sahibiyim.. Mutluluktan ölmezsem iyi olacak..'' . Gecikmeden mesaja cevap geldi.. ''Harika gurur duyuyorum seninle.'' ufakça gülümsedim. Umarım Çisem'in iş görüşmeleri de benim kadar rahat geçer.. .Telefonu ceketimin cebine yerleştirdim. Mirali arabayı park ettikten sonra gelebildiğimizi anlamıştım. Etrafı incelediğimde, insanların olmadığı sakinlikte bir yer yere gelmiştik.. Doğanın güzelliği insanı mest ediyordu. ''Merak ettim şimdi.'' Araçtan indikten sonra, ağaçların yanlarında yürüyüş yolu bulunuyordu.. Biraz ilerlediğimizde sağda restorant bulunuyordu. Tepeye gelmiştik, manzara şahane gözüküyordu.. İçeriye doğru girdiğimizde her yer ışık ile süslenmiş, ahşaptan masa sandalyeler bulunuyordu.. Mekanda aileler bulunuyordu. Orta yaşta insanlar vardı. ''Merhaba hoş geldiniz.'' Diyerek uzun boylu kır saçlı bir adam ağırladı. Başımı sallayarak karşılık verebildim. ''Merhaba hoş bulduk. '' Mirali bir yandan etrafı inceliyordu. Yanıma iyice gelerek '' uzun parmakları ile camdan buzdolapda etleri görmüştüm.. Böyle bir mekana ilk kez gelmiştim.. O yüzden lafını keserek, ''Sen seçebilirsin'' Çiğ etlere bakıyordum. ''Olmaz senin seçmen gerekiyor.'' Etlerin üzerinde göz gezdirdiğimde üzerinde isimleri yazıyordu. Çok çeşit bulunuyordu bakarken aklım karışmıştı.. Ağzımı açarak , ''Ben köfte şiş alayım, bir adana birde, kuzu şiş alayım.'' Çok mu söylemiştim acaba.. Düşünmeden edemedim.. ''Ustam bende Sucuk alayım, adana alayım birde tavuk kanat alayım. '' Buralarda takıldığı belli oluyordu. Fiziğinin güzel olmasını neye borçluydu acaba? ''Tamamdır, ondört numaralı çardak boş beyefendi siz gidin arkadaşlar etlerinizi getirecek. '' Yumuşak bir ses tonu ile söyledi. ''Teşekkürler '' Eli ile koluma girerek, . Ondört numaralı çardağın içerisine geldik. Her yeri kapalı bir oda gibiydi. Camları açılabiliyor bir masanın etrafında sandalyeler bulunuyordu.. Üst kısmında ise kokuyu alan bir şey vardı kocaman adını bile bilmiyordum. Sanki Kore mutfağında gibiydik. Sandalyeyi çekerek oturdum. Yanımdaki sandalyeye Mirali oturdu. ''Biz mi pişireceğiz?'' merakla sordum. ''Evet biz pişireceğiz.'' İlk defa kendin pişir kendin ye'ye gelmiştim. İsmini duymuştum fakat çok kıroca geliyordu. Neden daha önce keşif etmediğime pişman olmuştum. . Halbuki çok estetik ortada ızgara yeri yanlarında etleri çevirebilmemiz için maşaları bulunmaktaydı. Izgaranın alt kısmında közden ateşi yanmaktaydı. Bir süre sonra garson kapıyı açarak etlerimizi getirdi. Çok heyecan vericiydi. Masaya koyarak ''Yanında ne içmek istersiniz?'' ''Ben bir ayran alayım.'' diyerek ekledim. Mirali ''Bir ayran birde kola alalım.'' diyerek ekledi. ''Başka bir isteğiniz var mı? '' Garson bakışları ile bizi inceliyordu. Sanırım Miraliyi tanımıştı.. ''Ortaya birde meze tabağı ve bir salata alalım.'' Elleri ile masayı işaret ediyordu. Gözlerinin kehribarlığına daldığımda kendimi başka yerde buluyordum.. Bunun adı ne olmalıydı.. ''Tamam efendim içli köfte ister misiniz?'' diyerek ekledi garson. Mirali gözümün içine bakarak ''İster misin Betilla'' Düşüncelerden çıkarak, ne dediğini anlamaya çalıştım. Ağzımı aralayarak; ''Teşekkürler kalsın.'' diyerek ekledim. ''İstemiyoruz teşekkürler.'' Garsonun kapıyı kapatması ile Mirali Çiğ etleri süngerden alarak ızgaranın üzerine yerleştirdi. ''Al bakalım etlerini sende yerleştir.'' Sünger tabağı alarak üzerindeki etleri, ızgaranın üzerine yerleştirmeye başladım. Etler ızgaranın üzerinde o kadar güzel duruyordu ki etkilenmemek elde değildi. ''Beğendin mekanı umarım.'' diyerek Mirali bana doğru bakıyordu. ''Evet beğendim..'' Başımı salladım.. Bir yandan elmacık kemiklerini izliyordum. Masadaki afet bir başka güzeldi.. Karşımdaki afet bir başka güzel.. ''Ben hiç burasının böyle olduğunu düşünmezdim. Yaşlı göbekli amcaların mangal yaptığı yer gibi kalmış aklımda.'' Kahkaha atarak '' Sen iştahlı bir bayansın nasıl oldu da böyle mekanları atlarsın.''Dişlerini aralayarak gülümsedi. Gözlerim çehresinde dolanıp gidiyordu. ''Çok gülme senide yerim he'' yumuşak bir şekilde söyledim. Bir yandan maşa ile etleri çevirmeye başladım. O da sağında ki uzun maşayı alarak çevirmeye başladı. Ortalık biraz duman olmuştu. Solumda duran camı araladım. ''Duman her yeri sardı.. Hava alsak iyi olacak..'' ''Haklısın iz kokusu üzerimize sinecek'' diyerek ekledi. Pişen etleri önümde olan yuvarlak beyaz tabağıma doğru aldım. Aynı şekilde Mirali'de etlerini alıyordu. Kapının sürgüsünün açılması ile hizmetli, ''İçecekleriniz kola ve ayran'' Masaya yerleştirdikten sonra mezeyi de, ortamıza yerleştirdiç ''Başka bir arzunuz var mıydı?'' Bir yandan sünger tabakları eline aldı.. ''Teşekkürler yok.'' Görevli kapıyı kapatarak çıktı. Ayranı benim önüme koyarak meze tabağını ortamıza koyarak bıçak yardımı ile etleri kesmeye başladı. Etlerin kokusu harika geliyordu. "Afiyet olsun." Elime aldığım ayranı çalkalayarak pipeti geçirdim. "Teşekkürler afiyetle yiyeceğim." Diyerek bıçak ile kesmeye başladım. Köfteden bir parça aldım. Harikaydı tadı . "Mükemmel " diyerek yemeye başladım. "Keyif almana sevindim." Miralide yemeye başladı. Köfte karnımı doyurmuştu duman kokusu ile insan doyuyordu.. Adanayı tekrar sıcak ızgaraya aldım ve kuzu şişi önüme doğru alarak yemeye başladım. Bunları burada bırakacak değildim... Patlasam da yiyecektim. Bir yandan mezelerin tadı da fena değildi. Tıpkı başka bir şehri seyahat etmiş gibiydik. Kesmiş olduğu sucuktan bir parça tabağıma koydu. "Sucuğunda tadına bak. " Kavisli ellerimi kaldırarak, "Adanama göz dikiyorsan paylaşmam bak.'' "Evet canımı al yemeğimi alma der gibisin." Kahkaha attım. Maşa ile tekrar Adana kebabımı tabağıma aldım. Bıçak yardımı ile şişten çıkararak bir parça böldüm. Mirali'nin tabağına bıraktım. "Kolay kolay paylaşmam ama seni çok seviyorum değerini bil." Evet seni çok seviyorum.. Bunu şaka gibi algılayabilirdi.. Yanında olmaktan büyük bir keyif alıyordum. Kaşlarını kaldırarak şaşkınca bana baktı. "O kadar mı seviyorsun beni?" Zeki adam olduğu belli oluyordu. Beni tanıyordu.. "Şimdilik evet " diyerek ekledim. Henüz bana seni seviyorum dememişti. İkinci kez ben söylüyordum. Söylemesi için çırpınıyordum . Yemeğime devam ettim. Et yemek gittikçe mideme oturmaya başlamıştı.. "Tatlı yemek ister misin?" Sesi şımarık bir çocuk gibi çıkıvermişti. "İnan hiç midemde yerim kalmadı. İstersen sen yiyebilirsin.?" İlk kez bir yemekten sonra tatlı yiyemeyecektim.. " O zaman onu sahilde yiyelim? " Unutmamıştı söz verdiği sahile gidecektik. Neşem iyice artmıştı. Benim ile vakit geçirmek odana eğlenceli geliyor olacaktı ki.. İstemsizce dudaklarımı kıvırarak gülümsedim."Olur." Masanın yanında duran beyaz düğmeye bastı. "Bir çay içelim ama?" "Çok keyif aldım buradan. En favori mekanım oldu." Neşem artmıştı. "Seninle birlikte yemek yemekten bende çok keyif aldım. Hayatımda sen eksilmişsin meğer. Beni kendinden yıllarca mahrum ettin. " Kalbimin atışı hızlanmıştı. Söylediklerini anlamaya çalışıyordum.. "Artık kalan günlerimizi telafi edebiliriz. " Titrek çıkan sesimden dolayı utanmıştım. Gururum yüzümden, yaşadıklarımızın acısını beraber çekiyorduk.. "Çayınız efendim." Diyerek masaya bıraktı genç adam. "Teşekkürler" diyerek çayıma uzandım. Ve dudaklarımın arasından sıcaklığına aldırmadan içmeye başladım. Çay taze ve güzeldi. Bana bakarken kehribar gözleri koyulaşıyordu. "Arkadaşın Çisem demiştin herhalde? Tekin biri mi ? Yani onun evinde rahat edebiliyor musun?" Endişeli çıkmıştı sesi, bakışlarında merak devam ediyordu. "Tabi rahat ediyorum.. Çisem benim en iyi arkadaşım..." Arada eve erkek atsa da diyemedim tabi.. Gülümsedim. Eve erkek soksa bile bir şeyler yaptığı anlamına gelmiyordu. "İnsanın böyle arkadaşı olması güzel ne iş ile meşgul?" Çayından bir yudum alarak, derinden inceliyordu.. Biraz rahatsız olmuştum.. Bu sorguları da neyin nesiydi.. "Şuanda yeni mezun. Daha henüz iş bulamadı. Sosyoloji mezunu. Belediyelere başvurdu fakat daha dönüş alamadı." ardı ardına söylerken bir yandan da gözlerimi belerttim. "Benim arkadaşım, Başaran Kurslarının sahibi orada öğretmene ihtiyaçları var , çalışmak ister mi ? En azından hedeflediği yere giderken yardımcı olur." Bu konuda yardımcı olursa gerçekten çok memnun kalacaktım. Sorgulamasının altındaki doluluk beni tatmin etmişti. En azından boş konuşan biri değildi. "Çok güzel olur, bu akşam konuştuktan sonra sana haber veririm.." Çayından bir yudum alarak. "Ne demek" çayımın son yudumunu aldığında "Kalkalım mı artık güzellik?" Boş bardağımı masaya koyarak. "Haydi gidelim." Diyerek ayağa kalktım. Çantamı alarak koluma geçirdim. Bahçeden restorantın içine girerek. Kasaya doğru ilerledik. Kır saçlı adama "Hesabı alabilir miyiz? " Dedi. Telefonumun çalmadı ile ceketimin cebinden çıkararak baktım. Arayan Çisem'di. Telefonu açarak "Efendim Çisem?" "Neredesin gelmedin?" Sesi endişeli çıkmıştı. Adımlarımı dışarı atarak. "Mirali ile yemek yedik. Şimdi sahile gideceğiz." Merak etmemesi için sakince konuşuyordum.. Çisem böyle aradığında benimde yüreğim hop oturur, hop kalkardı.. "Bende gelirsin diye evden çıkamadım. Sizin işiniz uzun öyle ise?" Bunu duyduktan sonra rahatlamıştım.. En azından bir olay olmamıştı. "Evet akşama doğru gelirim ben." Diyerek ekledim. Tamam öyle ise ben dışarı çıkıyorum .. Ne yapalım evsizsin artık sana sahip çıkmak boynumuzun borcu." Çok komikti.. Miralinin yanımda olması ile edebimi bozamadım.. İçimden sövmeye başlamıştım.. "Tamam akşam evde görüşürüz." Gerzek.. "Görüşürüz " diyerek kapattım. Mirali ile göz göze gelince , arabanın yanına doğru ilerlediğimizde beyaz tüylü bir köpek yanımıza geldi. "Ne kadar tatlı değil mi? " Köpeğe eğilerek bakındım.. Ben sadece bakabilirdim.. Elleyemezdim.. Nedenini bilmiyorum. Fakat hayvanları sadece gözüm ile sevebiliyordumçç "Evet gerçekten çok tatlı bir kız " eğilerek köpeği sevdiğinde, bakışlarım ile hayranlık ile izliyordum. İkisi resmen bir arkadaş gibi kucaklaşıyordu. "Sende dokunmak ister misin?" Diyerek aşağıdan bana baktı.. EBende eğilerek "Ben dokunamam ki? " "Neden dokunamazsın?" Merakla bana baktı. Dudaklarımı ısırdım. " Ben hiç bir hayvana dokunamam. Uzaktan sevebiliyorum. Hem dokunsam ya bir yeri acırsa söyleyemez ki hayvancağız." Evet bu da vardı tabi.. Ya hayvanı incitirsem.. "Olur mu hiç öyle şey bak bu kızın sevgiye ihtiyacı da var." Haklıydı herkesin sevgiye ihtiyacı vardı. "Ben kendimi onun yerine koyduğumda bana kimsenin dokunmasını istemezdim. O yüzden ben dokunamam. Anca mama veririm uzaktan izleyebilirim." "Evet belki de hiç dokunmadığın için böyle sanabilirsin. Ama iyi insanların bunları sevmesi gerek. Her canlı sevgiyi mutlaka arar." Yerinden kalkarak aracın şoför koltuğuna yerleşmişti. Ne yapabilirim.. Ben hem zarar görmek istemiyorum, gemde zarar vermek istemiyorum.. Ön koltuğun kapısını açarak içeri doğru oturuverdim. Kapıyı kendime doğru çekerek kapattım. Aracı sürmeye başladığında. Yolu izlerken göz kapaklarım kapanmaya başlıyordu. "Betilla uyan haydi geldik." Miralinin sesi ile gözlerimi aralayarak "Uyuyamı kaldım ben?" "Evet dün gece uykunu tam alamadın herhalde..''' Burnumun dibine kadar girmişti. Kokusunu aldığımda, sarhoş olmaya başlıyordum.. "Biraz daha uyuyabilirdim aslında" mırıldanarak konuşmuştum.. " . "Bak tulumba tatlıcısının önündeyiz." Demesi ile gözlerim daha da açıldı. "Yaaa tulumba tatlısı mı bayılırım." Sesim cartlık çıkıvermişti. Yerimden doğrularak, artık midemde tatlı için yer olmasına sevinmiştim. "Hadi o zaman. " Demesi ile çantamı alarak arabanın kapı kulpunu kendime doğru çekerek , kapıyı açmıştım. O kadar kalabalıktı ki çoğu sevgili el ele tutuşuyor. Arkadaş gurupları, liseli tayfalar vardı. İlerlediğimizde bebek arabaları ile dolaşan anne ve babalar. "Geldik burası." Tatlıcının önünde durmuştuk. İçeriye doğru girerek. Etrafı inceledim. Burada da ahşap masalar ve sandalyeler bulunuyordu, Mirali'yi izlediğimde bana doğru göz kırptı... "Cam kenarına geçelim mi? " Başımı bir hevesle sallayarak, "Olur" Masanın yanına geldiğimizde,. Sandalyemi çekerek oturdum . Görevli erkek yanımıza gelmesi ile " Tulumba tatlılımız bulunmaktadır. Çikolatalı lokmalarımız bulunmaktadır?. Ne isterdiniz?" Bana bakarak, "Bize bir porsiyon tulumba tatlısı , iki de çikolatalı lokma tatlısı alalım." Bugün karar verme sırası ondaydı, o beni bilmediğim mekanlara getiriyordu "Yanında içecek ister misiniz?". "Ben ayran alayım" diyerek ekledim. " O zaman sen bize iki ayran getir misin?" Bakışları üzerimde gezinirken dudaklarımda kalmıştı.. Dudaklarımı ısırmayı bırakarak, gözlerimi kırpıştırdım. "Tabi efendim " diyerek garson çocuk gitti. Bakıları üzerimde gezinirken, kendimi bir ara çıplak gibi hissetmiştim. Tüylerimin diken diken olması ile, derin bir nefesi ağzımdan soludum.. Şuanda bir bira olsa bir yudumda bitirecektim. Garson tatlılar ve içeceklerimizi bırakarak "Afiyet olsun bir isteğiniz var mı?" "Hayır yok taşekkürler." Bense tatlıları hayranlık ile izliyordum. Garson gittikten sonra ''Biliyor musun bende ilk kez tatlının yanında ayran içeceğim." Hayret verici bakışlar ile ona bakmıştım.. Tatlının yanında ayran çok güzel giderdi.. Nasıl olursa daha önce denememişti. "Şerbetli tatlıların yanında ayran çok güzel gider. Hem de hafifletir." " Gurme olman gerekliymiş." Gülümseyerek ilk tulumba tatlısından ağzıma aldım. Çıtır çıtır kayıyordu resmen. Çikolatalı lokmadan bir adet ağızıma alarak yedim. "Enfes" diyerek yemeye devam ettim. Lokmanın beyaz çikolatalı tarafını yediğimde içindeki dolgusu ağızıma geldi. "Bayağı iyi yapmışlar." Mirali de beni izliyordu. "Sen neden yemiyorsun.? " Diyerek sordum. "Seni izlemek daha keyifli." Diyerek gülümsedi. Bana böyle bakınca yemek hiç de hoş gelmedi. "Böyle bakarsan yiyemem." "Tamam bak bende yiyorum ." diyerek çatal ile yemeye başladı. "Bunu çatalla yemek çok zormuş bastırması diyerek" söylendim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE