''Evet lokma için bir tatlı kaşığı koyulabilirmiş.'' diyerek ekledi.Çikolatalı lokmalar çok lezzeti fakat doyurucu bir tadı vardı. Ayranı içerek midemi hafiflettim. Mirali'ye baktığımda ise ayranını yudumlarken suratı ekşimişti.
''Garipmi geldi tadı?'' Çok beğenmediği yüzünden belli oluyordu. Dudaklarımı kıvırarak gülümsememe engel olamadım.
''Biraz garip.'' Suratında ki ekşime devam ediyordu.. Yüzü küçük bir çocuk gibi ekşimeye devam ediyordu. Tatlarımızın bitmesi ile
''Artık yediklerimizi eritsek iyi olacak...'' Yüzü normale döndüğü, eli ile çenesini sıvazladı.. Hafifçıkan kirli sakalları, yüzünün hatlarını daha da belirgin yapıyordu.
Sandalyelerimizi geriye doğru çekerek ayağa kalktığımızda, kasaya doğru gidiyordu.. Masa da duran çantamı koluma takarak, etrafı kolaçan ettiğimde, unuttuğumuz bir şeyin olmadığını fark ettim.
Telefonumu cebimden çıkartarak saate baktığımda akşam beş olumuştu.. Vakit onun yanında ne kadar da hızlı akıyordu. Yanına doğru geldiğimde cüzdanını kapatarak cebine yerleştirdi. Cam kapıyı çekerek bana doğru yön verdiğinde, dışarıya çıkmıştık.. Hava çok güzeldi.. Temiz havayı ciğerlerime kadar soludum..
''Bugün ne kadar da kalabalık böyle.?'' etrafımdaki insanlara çarpmamak için dikkatlice yürümeye başladım..
''Hafta sonu olunca herkes dışarıda.'' diğer insanlara çarpmama için elimden tutarak, kendine doğru beni çekiverdi.
''Eee milletin bir hafta sonu var çıkmasın mı yani?'' ilerlerken kadının tekine
yanışıkla sol kolum çarpmıştı. Arkamı dönerek ''kusura bakmayın.'' dedim Kadın
arkasına bile bakmamıştı. sağ elimden Mirali tutarak ''Gel böyle'' diyerek beni
kendine doğru tekrar çekti. Topuklu botlarım ile yürümek biraz zordu kaldırımda.
Mirali'nin koluna girerek yürümeye devam ettim. Huzur kokuyordu. İşte bu benim
yıllardır beklediğim adamdı. Elimi tekrar tuttuğunda avuç içlerim ile
oynuyordu. Parmakları iyice yakmaya başlamıştı. Bakışları arzuluydu adeta.
Kendimi tutmam gerekiyordu. Zor elde ettim seni kolay kolay olamazdı her şey.
''Midye sever misin? '' sağ taraftaki midyeciyi göstererek sordu.
'Severim fakat, bugün daha bir şey yemezsem, daha sağlıklı olacak..'' Yoksa yediğim her şeyi çıkarabilecektim.
''Sen yemedikten sonra bende yiyemem.'' Parmakları ile avuç içimde gezinmeye devam ediyordu. Hava o kadar güzeldi ki bir yağmur bir güneş açıyordu. Havanın bile aklı karışmıştı.. Açsam mı? yoksa kapansam mı? O bile kararsızken bizim
karalı olmamız beklenemezdi değil mi? Yaklaşık bir kilometre yürümüştük. İnsanlar azalmıştı. ''Banka oturalım mı?'' diye sordum. ''Yoruldun mu?'' tebessüm ederek sordu. Yorulmadım ama bu botlar ile yürümek çok zor. Öyleyse gel bakalım diyerek arka dizimden ve diğer eli belimden kaldırarak kucakladı.
''Ne yapıyorsun?'' sesim cırtlak çıkmıştı. Şuanda Mirali'nin kucağında ve onun kokusunda boğuluyordum.. Hoşume gitmişti.. Sanki lise talebeleri gibi eğlenmeye başlamıştık..
''Sen yorulduysan ben seni taşırım.'' Geniş omuzları ile havaya doğru iyice kaldırdı. Dudaklarımız birbirine o kadar çok yakındı ki ... Adeta nefeslerimiz birbirine değiyordu. Bir süre yürürken hiç konuşamadık. ''Aslında ben yürürdüm.'' Biraz uzak olsak beynimi kullanabilecektim.. Fakat bu kadar yakınlık, düşünmeme engel oluyordu.
''Bunca sene seni zor buldum. Bundan sonra emirine amadeyim. '' yanımızdan geçenler, bize gülerek bakıyordu. Sarışın bir ufaklık annesine, bizi işaret ediyordu.
''Utanıyorum.'' Bacaklarımı çırpmaya başlamıştım. Çocuğun gülümsemesi aklımdan çıkmıyordu..
''Utanılacak bir durum yok. Sadece dudağını yemezsen senin için iyi olacak.''
istemsizce dudaklarımı yemeyi bıraktım. Küçük çocuklar yanımızdan geçerken ‘’Anne
bak ağabey ablayı kucağına almış. Sende beni alsana bende yoruldum.’’ Diyordu. Anneleri çocuklarını kendilerine doğru çekiyordu.
Kahkaha atmadan edemedik Etrafı incelemeye başladığımda, bisiklet turları yapan
insanlar vardı. Martılara simit atan teyzeler. Herkesin keyfi yerinde gözüküyordu. Benim keyfimde yerindeydi.. Ayaklarımı tekrar çırptım.
''Artık sahili izleyebiliriz.'' diyerek yavaşça beni yere doğru indirdi. Kokusu o kadar güzeldi ki bütün benliğime işlemişti adeta.. Boş bir banka geçerek oturduk.
''Ağabeyinin benden haberi var mı?'' Meraklı bakan gözleri beni inceliyordu.. Acaba haberi var desem nasıl bir tepki verecekti.. Düşündükten sonra,
''Hayır yok.'' diyerek kafamı bir sağa bir sola salladım.
''Ne zaman söyleyeceksin peki?'' Ellerini birbirine bastırarak dinliyordu. Çekinmiş miydi? Rüzgarın hızla vurması ile saçları arkaya doğru taranmıştı.. O kadar güzeldi ki bakarken mest olmamak elde değildi..
''Daha ilişkimiz yeni başladı. Biraz daha ilerlediğinde söyleyebilirim.'' Acelemiz yoktu.. Fakat benim ağabeyimle arkadaş olmalarından , rahatsızlık duyabilirdi. Arkasından kendini iş çeviriyor sanabilirdi.
''Benim kimseden çekincem yok Betilla'' diyerek ellerini birbirine kenetledi. Sanki benim iç sesimi duymuştu. Kaşlarını çatmıştı..
''Benimde kimseden çekincem yok fakat bazı şeyleri ben daha yeni anlıyorken, birilerine anlatmamı bekleme benden.''
ciddiyetle söyledim. Neyapabilirdim.. Bu Benim erkek arkadaşım mı diyecektim.. Dişlerimi birbirine bastırdım. O çekinmese bile beklide ben çekiniyordum ağabeyimden..
''Sen ne yapılması gerekiyorsa daha iyi bilirsin.'' Eli ile çenesini sıvazladı. Bende ne yapılması gerektiğini bilmiyordum. Daha yeni kavuşmuştum. Hasret ile gözlerine bakarak iç çektim..
''Eray ile kardeş olduğunuzu bilmiyordum. ''kaşlarımı kaldırdım. Nasıl bir kardeşlikleri vardı. Onu daha yakından tanımak için sormuştum. Tepkisizdi..
''Normal, bir zamanlar bende bilmiyordum'' iri gözleri iyice açılmıştı. Başını sola doğra çevirerek, tekrar bana baktığında,
''Eray ile nereden tanışıyorsunuz?'' Ellerini tekrar sarmıştı. Eray her ortamda kendine arkadaş yapar, popiler birisiydi..
''Arkadaş çevresinden olsa gerek.'' mırıldandığımda, rüzgarın iyice esmesi ile içim titremişti..
''Eray'ın bu kadar çevresi olursa iş de yapamaz tabi.'' Haklıydı Eray'ı her ortamda görebilirdik. Neşe dolu, her ortama ayak uydurabilen biriydi. Normalde herkes, herkesle bu kadar samimi olamazdı.
''Evet tez canlı biri peki sen nasıl birisin?'' Yüzüme gelen saçlarımı elleri ile omuz arkama atmıştı.. Parmaklarının yüzümde olması, düşüncelerimi kontrol altına alamama neden oluyordu. Ne diyeceğini sabırsızlıkla bekliyordum. Ayaklarımı yerde bir ileri bir geri yapıyordum..
''Eray'ın tam tersi iş kolik biriydim seni tanıyana kadar.'' sesi buğulu çıkmıştı. Beni tanıdıktan sonra dünyası mı değişmiydi.. İstemsizce dudaklarımı yemeye başlamıştım.. Karşımda ki sürpriz paket gibiydi.. Açtıkca içinden bir insan buluyordum..
''Neden beni tanıyana kadar?'' Saçlarım tekrar önüme geldiğinde, geriye doğru attırarak, kehribar gözlerinde kaybolmaya başladım.
''Seni tanıdıktan sonra hayatın eğlencesini kalbimin sesini sayende duydum.'' Evet nedenini söyle sevdiğini söyler imalı bakışlarım ile devamını bekledim.
''Öyle işte, sen neler hissediyorsun?'' kaçamak bakış attı. Tam anlamı ile istediklerimi dudaklarından duyamamak, beni hayrete düşürmüştü.. Cesaretli olarak, ağızım araladım..
''Ben seni seviyorum.'' diyerek üçüncü kez patavatsız bir şekilde söylemiştim. Yada aşkta çok gururlu bir insandım..
''Bende seni seviyorum.'' elleri ile belimden sardı. Mis gibi kokusu buram buram dağılıyordu. Dudakları dudaklarıma yanaşırken elim ile çenesinden ittirdim. ''Dediğim gibi ben geç başladım sana ama erken de yaşayamam seni.'' kafası karışmıştı.
''Anladım galiba.'' Suratında anlamsız bir gülücük belirmişti..
''Sanırım erken senin için.'' Sözcüklerine kaldığı yerden devam ederken, yüzüme gelen saçları , uzun parmakları ile düzelterek,
''Zamanı gelince … Artık kalkalım mı ?'' Ondan uzaklaşmaya çalışmıştım. Çünkü gözlerine her bakarken, dünyada olup olmadığımı kontrol etmem gerekiyordu.
''Olur yüreyebilecek misin?'' Saçlarımı ellerim ile geriye doğru iterek, ayağa kalkmıştım..
''Yürürüm'' diyerek gülümsedim. Merkeze doğru ilerlemeye başladıkça ortalığın sakinliği azalıyor, kuru bir kalabalık oluşuyordu . Bir kafenin önünde üç yaşlarındaki çocuk ağlamaya başlayınca gülmeye başladık. "Araba alacağım diyerek " annesine diretiyordu kadıncağız çocuğu zaptetidemiyordu.
"Çocuk işte anlamaz." Diyerek konuştum.
"En azından nazlanacağı bir annesi var." Evet gerçekten de öyle annen baban varsa arkanda bir dağ vardır.
"Benimde babam biz küçükken vefat etmiş." Üzüntüsü yüzüne vurmuştu, bu hali içimi acıtmıştı. Elim ile elini sıkıca tuttum.
"Allah rahmet eylesin. Eminim seni bir yerlerden izliyordur. '' Teselli etmek için söylemiştim.. Fakat bu dünyadan göç edenlerin, mutlaka bizi bir yerden izlediklerini hissederdim. Mirali'ninde erken yaşta kaybettiği babası, yaşayamadıkları anılarının olması gözümden kaçmamıştı..
"Bende öyle hissediyorum." Eli ile parmaklarımı okşadı.
"Biz yaşayamadıklarımızı çocuklarımıza yaşatırsak yaralarımızı sarabiliriz." Evet haklıydı hangi çocuğun kafasını okşarsam veya bir şey alırsam sanki kendime yapmışım kadar mutlu olurdum. Onun bu sözlerinden ne kadar da iyi bir baba olacağı gözlerinizden okumuştum..
"Doğru." Diyerek kafam ile onayladım. Ana caddeye geldiğimizde, bugün çok yürümüştük. Artık bacaklarımı hissetmiyordum. Botlar resmen ayağımı acıtmıştı.. Eve geldiğimde suda bekletecektim.. Arabanın yanına geldiğimizde , cebindeki otomatik tuşu çıkarak uzun parmakları ile bastıktan sonra, sağ ön kapısını açarak..
"Buyurun " İçeriye girerek kapı kulpundan çektim. Arabanın önünden dönerek. Kapıyı aralayıp şoför koltuğuna oturup kemerini bağladı. Kapıyı çekerek aracı çalıştırmaya başladı.
"Arkadaşın eve geldi mi acaba? " Unutmamıştı.. Beni düşünmesi hoşuma gitmişti. Başımı sallayarak
"Haklısın bir arayıp sorayım. " Ceketimden telefonu alarak Çisem' aradım. Telefon çalmaya başladı.
"Efendim Betilla?" Sesi yine bir huzurluk peşinde gibi gelmişti..
"Eve geldin mi ? ben bir yarım saate gelirim." İçimden evde olması için dua ediyordum..
"Bende on dakikaya eve gelmiş olurum. Yoldayım şuan." İçimden iç geçirerek umarım on dakikaya olur. Çisemin zaman kavramı yoktu. On dakika dese bile bir saati bulabilirdi. Mirali'ye çaktırmadan.
"Tamam canım gecikme." Diyerek uyardım.
"Tamam canım görüşürüz. " Demesi ile kapattık.
"Evde değil mi?" Merak ve endişe ile gözüme bakıyordu. Resmen yok desem, bana bir ev tutacak gibi gözüküyordu.
" Eve doğru geçiyormuş on dakika içerisinde evde olurmuş." Biraz da olsa içi rahatlamıştı...
"İyi öyle ise " üstten kaçamak bir bakış attı. Eve girer girmez uyumak istiyordum. O kadar yorulmuştum ki dün geceden alamadığım uykunun acısı eve vardığımda çıkartmak istiyordum. Yolu izlerken sol şeritten gelen araca yol vermişti. Sağ taraftaki caddeye dönüş yaparken arkasındaki araç , yol verdiğimiz araca çarpınca araç bize doğru geliyordu. Mirali geriye doğru gelerek arabayı kurtardı.
" Aaa görüyor musun az daha bizede vuracaklardı. "
" Arkadaki adam telefon ile uğraşıyordu. " Önümüzdeki aracın şoför koltuğundan kalkarak kapıyı açtı. Çarpan adamın kapısını açarak yumruk geçirmeye başladı. Çarpan araçdaki oturan adam olayın şokunu yaşıyordu. Mirali emniyet kemerini açarak kapıyı açıp çıkmıştı. Saldırgan genci tutuyordu. Elleri ile bir şey anlatmaya çalışıyordu. Telefonumu çıkararak kamera kaydını açtım. Ne olur ne olmaz. Kavga esnasında her şey olabilirdi. İki dakika sonra arabaya doğru geldi. Önümüzdeki araç kendini toparlayarak yolu açtı.
"Kaza olur da böyle kavga olması ne kadar da yanlış. " Çok şükür kimsenin canına bir şey olmaması, derinden sevindirmişti.
"Evet gerçekten adamı ne diye döversin olan olmuş." Sesi kalın çıkıvermişti.. Mirali en azından nerede ne yapılmasını biliyordu. Arkadaki sürücü hatalıydı bir şoka girmiş yüzüne gözüne vuruyordu. Adam şoktan elini bile kaldıramadı.
" İyi kurtardın aracı ben bile şoka girdim. Çarpan nasıl girmesin.?" Dudaklarımı ısırdım.. Hafif gaza basması ile ürpermeye başlamıştım. Sanırım kazanın şoku bende kalmıştı..
"Kendi arabaları olmayınca, babalarının arabaları olunca hesap vermekte var işin ucunda." Biraz konuşması rahatlamıştı.. Falat ona hızlı gitme bile diyemiyordum.. Ayaklarımı frene basar gibi ittirmeye başlamıştım..
"Yaa madem öyle daha çok herkesi kontrol etmesi gerekiyor." Sesim olduğundan fazla yüksek çıkmıştı. Kalbimin ritmi nedense değişiyordu..
"Bu zamanki nesilde kendi emeğini kazanıp bir şeyler alayım demiyorlar. Önceden bizim bir bisikletimiz bile olmadı." Duygulanmıştım. Yokluğu bende iyi bilirdim.. Anasız babasız olduğum için.. Alamamak ne kadar zordu.. Önceden biri tebrik ettiğinde bile utanırdık.. Sanırım utanmak bizim kuşağımızda vardı.. Şimdikiler görgüsüz gibi babalarının paralarını yiyiyor.
Sessizliğimi korudum, arabayı kullanırken izliyordum... Gözleri her yeri takip ediyordu. Hız yapan biri değildi. Zaten deli gibi kullansa aracına binemezdim. Eve yaklaşmaya başladığımızda telefonumu çıkararak Çisem'e mesaj attım.
"Geldin mi?" Umarım evde olursun, dairenin kapısında saatlerce beklemek istemiyordum..
"Beş dakikaya ordayım." Nedense Çisem'in lafına inanamıyordum.
Ulan Çisem kapıda seni ne kadar bekleyeceğim acaba. Zaten bizim gelmemiz yarım saat sürmüştü.
"Eve gelince götünü keseceğim." Yazdım.
"Arkadaşın gelmemiş mi?" Mirali'nin sesi ile telefonun tuş kilidine basarak.
"Şey gelmemiş, sen benim mesajlarımı mı okuyorsun?"
"Burdan okunuyor diyelim." Dediğimi kibarlaştırarak söylemişti. O zaman götünü keseceğim kısmını da görmüştü. Gülmeye başladım. O da gülmüştü. Aynı şeyi düşünüyorduk büyük ihtimal.
"Biraz zaman sıkıntısı varda arkadaşımın." Kaşlarını kaldırmıştı. "Benim eve geçebiliriz kahve ısmarlayabilirim."
"Beklemektense tamam diyerek Çamlıcaya doğru ilerlemeye başladık. . Herhalde ben daha uyuyamayacaktım.
"Çisem ile bugün iş konusunu konuş ama. Boş olması iyi bir şey değil. Herkesin çalışması lazım." Gülerek "Sen onu Eray'a söyle.'' biraz laf atmış oldum ama Çisem'e laf değdiremezdim. "Onu gelde sen söyle." Diyerek söylendi. Bir süre sessizlikten sonra eve gelmiştik. Hava kararmıştı. Bütün gün dışardaydım. Benimde aslında Mirali'den sonra hayatım değişmişti. Bende tüm gün dışarıda olan bir kız değildim. Hep iş ilanlarına bakar görüşmelere gider ordan Çisem ile biraz muhabbet ve eve gelirdim. Arabayı park etmesi ile evimi şimdiden çok özlediğimi anladım.
"Aman sessiz sedasız girelim de millet bizi görmesin."
"Kötü bir şey yapmıyoruz ki " biraz hiddetlendi.
"Kötü bir şey yapmıyoruz ama benim evim artık mimlendi. Yani gelen giden bitmez. " Ellerimi havaya kaldırarak söyledim.. Sanırım Mirali'de şöyle bir duygu vardı.. Ben herşeyi ulu orta yaşayabilirim, yüzüm ak benim.. Evet ak fakat en sobe bu evden çıkarken yaşanılanları bir ben bir de Çisem Biliyorduk..
"Keşke röportajı yazılı verseydik." İç çekti. Tanınmamamı istediği için söylemişti.
"Aslında iyi olurdu. Bu seferde dizi çekimlerinde tanınacağım bu önden bir ders oldu bana." Olacaklar yine olacaktı.. Engel olamazdım..
"Evet inadı bırakta gel benim siteli evimde otur." Gözleri parlamış beni kolumdan çekerek anlatmaya başladı...
"İki ay bedava iki aydan sonra ücretimi alırım." Haklı aslında hayatımı kurmam gerekiyordu. Çisem sağolsun evini açtı ama böylede olmuyordu. Bahçe kapısından geçerek evimin kapısının önünden geçtik. Tek bir kelime etmiyorduk. Çantamdan anahtarımı çıkararak kapıyı açtım.
İçeri girdim. Miraliye elim ile "Evime hoşgeldin." Diyerek gülümsedim.
"Hoşbulduk. Davet ettiğin için teşekkür ederim. " İçeri girdiğinde ayakabbılarını çıkarttı. Bende erkek ev ayakabılarını uzattım. Ve ceketini çıkararak dolabın üzerindeki askılığa asarak. Salona ilerledi ışığı açmak için tuşa basacaktı ki elini tuttum. Burası ön kısım ışığı açarsak gözükürüz. Elini indirerek. Belimden tutarak kendine çekti. " Bu kadar romantik bir kahve içmemiştim. " O an duruldum içimden bir şeyler akıyor. Beynim kalbim arasında sıkışmıştım. Yanağına yaklaşarak bir öpücük kondurdum. Yine ilkleri ben yapıyordum. Dudağıma doğru kayan dudaklarını elim ile tutarak "Şimdi değil. " Elim ile tutarak mutfağa doğru yönelmiştik. Mutfağa gelince bir an durduğumda Mirali ile çarpışmıştım. "İyi misin?" Diyerek sordu.
"İyiyim. " Mırıldanmıştım. Holden geçtikten sonra mutfağın ışığına bastım.
"Ohh be güzelim dünyalar varmış "
"Evet gerçektende öyle dünyalar varmış ama sen bizi basanları görseydin karanlık daha iyi derdin. "
"İnsanlarda seninle birlikte mutluluğunu paylaşıyor." Bir yandan cezveye iki findan su koyarak "Bakkal amcanın eşi çocukları ne işi var benim evimde. " Anlatırken tekrar yaşıyordum sanki.
"Yani bakkalda kutlayabilir ama demekki sen çok sıcak kanlı birisin ondan samimi davranmıştır." Bir yandan dolaptan çıkardığım kahveden iki kaşık koydum.
"Şekerli mi, orta şekerli mi, sade mi içersin" Yeni gelin gibi soru vermiştim.
"Ben sade içeyim. "
"Harika bende sade içerim. " Diyerek kahveyi karıştırmaya başladım.
"Eee teklifime ne diyorsun. Bak böyle senin içinde zor. Hem şuanda boşta." Kahveyi karıştırarak .
"Aslında düşüne bilirim. İki ay bedava demiştin değil mi? " Bedava olması değilde Mirali'ye yakın olmak cezbetmişti.. En son bir yıl önce lasında onu takip ediyordum.. Kara kedi gibi ..
"Evet tanıdık indirimin var."
Gülümseyerek "Kabul ediyorum. " Elini uzatarak, elimi tuttu..
"İşin pazartesi başlayacak. Yarın eşyalarını toparlayalım." El sıkışması devam ediyordu...
"Ben biraz uyuyacaktım ama " Evet yorgun ve halsizdim.. Normalde günümü hep kitap okuyarak geçiren bir insandım.
"Yarın bu işler ile ilgilenirsek ertesi gün evinde dinlenebilirsin. " Kahveleri fincana boşalttım. Harika kendime ait bir alan olacaktı. Dizi çekimlerinden fırsatı bulup eşyalarımı taşıyamazdım. Sette durumlar ne olur hiç gözüm kesmemişti.
"Haklısın yarın halledelim bu işi."
Ceketimin cebinden anahtarları uzattım.
"Nakliye işlerini halledebilir misin? Bende sabah birazcık uyuyayım lütfen." Biraz kendimi acındırdım.
"Tamam ben hallederim." Gülümseyerek anahtarları aldı. Fincanları masaya koydum. Sandalyeyi çekerek oturdum bende.
Gözlerine bakarak Türk kahvesi içmekte varmış.. Dudaklarına gözüm daldığındığında, fincanı elime alarak dudaklarıma götürdüm ve duyumlarıma devam ettim...
Kahveyi hızlı bir şekilde içerek beni inceliyordu.. Yüzümün her ayrıntısına bakarken kirpik kıvrımlarını incelemeye başlamıştım...