Bakalım ne olacak.?

2244 Kelimeler
Onu izlerken içim kıpır kıpır olmuştu sessizlik içerisinde oluvermiştik. Onunla yaşanılan sessizlik bile güzeldi. Hayat insana neler neler gösterir. Hiç beklemediğimiz anda umutlar yeşerir. Kahkasız bir gün boşa gitmiştir. Dışarıya çıkılmayan bir gün yaşanmamıştır demektir. Kendine harcanmamış vakit en büyük pskolojik hasarı kendimize vermişiz demektir. Ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşanılsın. Bir krem bile sürüp dışarı çıkmak herkese çok iyi gelirdi. "Geldik hanımefendi." Demesi ile daldığım düşlerden ayılmıştım. "Teşekkür ederim. Yarın görüşmek üzere. " Arabadan indiğimde, gözlerini üzerime sabitlemiş bir şekilde bakarken, "Görüşürüz. İyi geceler." Dudaklarımı kıvırarak gülümseye başladım. Artık dinlenmem gerekiyordu. Yorgun bedenim ile arkamı dönerek Çisemin evine doğru ilerlemeye başladım. Düşünceler aklımdan çıkmıyordu.. Asansörün önüne nasıl gelmiştim. Bunu bile anlamamıştım.. Asansörün içine girerek ikinci kata bastım. Asansör yukarı doğru çıkmaya başlamıştı. Aynaya baktığımda saçların iyice kabarmış. Dudaklarımı yemekten çatlamıştı... Asansör durduktan sonra kapısı açıldı. Kapıyı aralayarak çıkmıştım. Çisemin ziline bastım. Çok gecikmeden Çisem kapıyı açtı. "Hoş geldin güzellik." Sesi enerjik çıkmıştı. Sarı saçlarını eline dolamış beni inceliyordu. Bir yandan aşağı eğilerek "Hoş bulduk." botlarımı çıkararak salona doğru ilerdim. Ceketimi çıkartıp koltuğun koluna astım. "Betilla mangala mı gittin bu ne iz kokusu." Üzerimi koklamaya başladığımda hala kokunun üzerimde olmasına inanamadım. Burukça gülümsedim. "Ben yıkayayım seni istersen." Kıkırdamıştı. "Sen bari suyu ayarla da ben üzerime bir şeyler alayım. " Yorgunluğum her halim ile belli oluyordu. "Ya kıyamam sana tamam ben ayarlıyorum. Sen koş bir şeyler seç kendine." Oturduğum yerden kalkarak Çisem'in yatak odasına girdim. Dolabını açarak siyah eşofman ve gri bir tshirt çıkarttım. Çekmeceliğin önünden bir çift çorap çıkararak banyoya doğru ilerledim. Çisem'de çamaşır makinasından yıkanmış çamaşırları sepete alıyordu. "Kolay gelsin bacım. " "Sağol yavrum" diyerek kapıyı kapattı. Bende banyonun kapısını kilitleyerek üzerimdekileri kirli sepetin içine attım. Su dolu küvetin içine girerek yıkanmaya başladım. Kemiklerim ısınmaya başlamıştı. Evet ne demiştik hayat süprizler ile dolu ümidin bittiği yerden yeniden başlar bunu da kanıtlayabilirim. Her gün yeni bir gün başlar başladığı gibi biter. Umutlar bittiğinde tekrar başlar. Yaşıyorsak sağlıklı olabilmek için elimizden geleni yapmamız gerekiyordu. Üşengeçlik en sevmediğim kelime.. Söylerken bile halsiz bırakırdı herkesi. Evet insanız evet mükemmel olmak istiyoruz. O zaman kendi elimizi kendimiz tutacağız. Biz istemedikten sonra kimsenin bize yararı dokunamaz. Sabah uyandın mesela tekrar uyumaya çalışma. Kalk bir önce yatağını topla kış bile olsa aç camı o temiz havadan nasiplen... Dünya senin için taze oksijen üretti sen onu almazsan iyi gelemez sana. Camını açtıktan sonra mutlaka elini yüzünü yıka ben yaşıyorum de. Evet sen yaşıyorsun. Sen harikasın.. Dişlerini fırçala bunu hak ediyorsun. Yatak odana gelip camını kapat. Bu sefer salonun içini havalandır. Dünden kalan dağınıklığı topla ve bir yumurta olsun kır. Yanında çayın olmasa bile mutlaka suyunu iç. Kahvaltıdan sonra toplamak zorunda değilsin. Hemen hazırlan ve dışarı çık. Gelince topla günü kaçırma. En az iki kilometre yürü. Daha sonra iş bak kendine. Sıcak su o kadar iyi gelmiştiki. Adeta yeniden doğuyordum. Her duş sonrası kendime daha erken girmem gerektiğini söylüyorum. Saçlarımı köpürttükten sonra bedenimi güzelce sabunladım. Sıcak suyla duruladıktan sonra küvetin gider tıkacını açarak suyu serbest bıraktım. Dolaptan aldığım havlu ile bedenimi sararak. Saç havlusu ile de saçlarımı sardım. Bedenim kurumuştu. Temiz çamaşırları üzerime geçirdikten sonra saçımıda kurutma makinesi ile kuruttum. Banyonun kapısının kilidini açarak temiz hava ile karşılaştım. Resmen gözlerim açılmıştı. Salona doğru ilerlediğimde çisem laptobun karşısında çay içiyordu. "Bardağın masada." Boş bardağı alarak koymuş olduğu demlikten çay koydum kendime. "Çisem neye bakıyorsun .?" O kadar derin bakıyordu ki.. Girdiğimi bile farketmemişti. "İş ilanlarına'' derken sesi bıkkın çıkmıştı. Haklıydı, iş bulmak insana derin bir yük getirirdi. "Sana iş buldum. Miralinin arkadaşının kursu varmış. Rehberlik öğretmenliği yapmak ister misin?" Yanına oturarak saçlarını okşadım. Bu halde onu ilk kez görüyordum. Bir şeyler için gerçekten çaba gösteriyordu.. "Aslında olabilir." Bana sarılarak sevincini yaşamıştı adeta.. Bu durum hoşuma gitmişti.. Artık ikimizde hayatta kendimiz için bir şeyler yapmaya başlamıştık. "Tamam pazartesi Başaranlar kursuna bir görüşmeye git." Umarım onun için çok iyi olur.. Her zaman yanımda olan arkaşımın, en iyi yerlere gelmesi hayatta en büyük temennimdi. "Pazartesi mi?" Gözleri büyümüştü. Bir yerden yerinden fırlayarak, odanın içerisinde dönmeye başladı.. "Tamam bir görüşeyim." Gözlerinin içi parlamıştı. "Ben yarın evimi taşımaya karar verdim." Gözlerinde ki ışıltı sönmüştü.. Ellerimi tutarak, "Çok ani oldu ama?" Bu her ikimiz içinde iyi olacaktı.. O da sonuçta tek yaşamaya alışıktı.. Bende tek yaşamaya alışık bir insandım.. Ona da fazla rahatsızlık vermek istemezdim. "Evet ama pazartesi bende işte çalışmaya başlayacağım yoksa daha ev falan düzemem." Düzenimi kuramadığım süre boyunca burada olmak zorunda kalabilirdim. Sözlerime kaldığım yerden devam etmeye başladım.. Bir yandan saçımı dağıtıyordum.. "Miralinin dairesiymiş iki ay tanıdık indiriminden dolayı kira vermeyeceğim. Daha sonra konuşuruz ne kadar vereceğimi." "Emin misin orada kalmaktan." Biraz endişelenmişti. Çünkü Mirali'yi tanımıyordu.. "Evet güvenilir yer yoksa dizide meşhur olunca eninde sonunda öyle bir sitede olmam gerekir." Sözlerimi devam ederken, dolanıp durması başımı iyice döndürmüştü.. Herşeyin artık tamamen toparlanması gerekiyordu. "Doğru diyorsun. Kaç odası var?" Çayımdan bir yudum alarak "2+1 yeterli. Kendi evimin anahtarını Mirali'ye verdim. Yarın nakliye işlerini halledecek." İrileşmiş gözleri ile bakarak "Sen baya güveniyorsun?" Dudakları olabildiğince açılmıştı.. Evet bir erkeğe ilk kez bu kadar güveniyordum.. Hem sevgili olarak, gemde ilerisinde vereceğim karalar olarak.. Ona emin bir ses tonumla, "Evet güveniyorum. Sanki yıllardır hayatımda gibi." Gerçekten gibisi bile fazlaydı. Her zaman onu takip ediyor, gittiği yerlerde onu yakalamaya çalışıyordum.. ''Yarın ev taşımama yardımcı olur musun?'' Tabi ki olacağını biliyordum.. Fakat gönül rızasını almak gönlümün borcuydu. Döndüğü yerde durarak, yanıma doğru geldi.. "Ederim tabiki...'' Acaba taşınacağım ev temiz miydi? Yoksa önden oraya giderek temizlik mi yapardık.. Sorularımı Mirali'ye sorsam daha iyi olacaktı.. Cebimden çıkarttığım telefonun, mesaj kısmına girerek.. "Taşınacağım ev temiz mi? Yoksa erkenden temizlemek için çıkayım ben?" Diyerek mesaj attım. Mirali Yıldırım: Çok gecikmeden cevabının gelmesine sevinmiştim. Yerimden kalkarak, mutfağa doğru ilerlemeye başladım. ''Dün ben temizlik şirketi ile görüştüm. Bugün tertemiz oldu." Benim ona sorup yapmam gerekirken o çoktan halletmişti bile. Demekki öncesinden düşünmüş olacaktı.. "Kabul edeceğimi nerden çıkardın?" emojili bir şekilde yollamıştı. Benim için mi temizletmişti yoksa daha öncesinden biri mi yerleşecekti, alacağım cevabı sabırsızlık ile beklerken, bardağa damacanadan su koydum.. Boğazımdan yudumladığında, mesaj bildirimi ile hemen açtım.. "Kabul etmesen de başkasına kısmet olurdu " Bu kadar açık yüreklilik ile söylemesinde tebrik edecektim.. "Tamam teşşekkür ederim :)" Bende emoji ile gönderdim. Bana özel olmadığımı hissetirsede, açık yüreklilik ile söylemesi hoşuma gitmişti. "Sen neye gülüyorsun öyle?" Telefondan yüzümü kaldırarak " Temizlettirmiş dün." "Ayy bu aşktır içim bir ısındı." Diyerek güldü. Çisem yine kendi kafasınca bir şeyler kurmuş söylenmeye başlamıştı.. Bir yandan kelimelerimi seçili kurarak, "Ben artık yatsam iyi olacak. Yoksa koltukta uyuya kalacağım. Beni de kaldıramazsın buradan. " Tamam sen git yat ben laptobu kapatayım geliyorum. " Başımla onayladıktan sonra yatak odasına doğru ilerledim. Işığı açmadan kendimi yatağa attım. Yorgana sarılarak gözlerimi yumdum. *********************** Gün aymıştı deliksiz bir şekilde uyumuştum. Gerçekten ne kadar çalışırsan o kadar rahat bir uykuya dalabilirsin. Yanıma baktığımda Çisem yoktu. Boş yatağın biraz keyfini çıkarablmek için ortaya doğru yayıldım. Ne gündü ama iyi ki yıkanmışım. Saçlarım mis gibi kokuyordu. Bir süre sonra kalktım. Lavaboya doğru yol aldım. Mis gibi patates kızartmasının kokusu geliyordu. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra dolap da duran diş fırçamı çıkartıp üzerine macun döküp dişlerimi fırçalamaya başladım. Kısa bir süre sonra gargara yaptım. Ağızım rahatlamıştı. Kapının kilidini açarak mutfağa yöneldim. Çisem sucuklu yumurta kırmış , menemen yapmış, patatesleride yağ tenceresinden alıyordu. "Vauvv gözlerime inanamıyorum." Sesim cırtlak çıkıvermişti. "Günaydın, bugün son günün bari güzel ağırlayayım dedim." Patateslerden bir tanesini alarak ağzıma attım.. Damağımda harika bir tat bırakmıştı. "Çok iyi düşünmüşsün gözlerim doldu." Diyerek gülümsedim. Boş bardakları çaylarımızı doldurdum. "Ellerine sağlık." sandalyede kendimi sofraya doğru çekerek, yemeye başladım. "Seni uyandırmak istemedim. Dünde zaten kahvaltı yapamadık bugün bari adam akıllı bir şeyler yiyelim dedim." "Çok güzel düşünmüşsün." Duvar saatine baktığımda saat 09.00 du. Biraz daha bir şeyler yemenin kimseye zararı olmazdı. Çisem çayından yudumlayarak. "Bana bak bana ne olursa anlatacaksın söz mü? Öyle uzaklaşmak yok." Saçmalamaya devam etmesine izin verdim. Benim Çisem ile arama mesafeler giremezdi. Çünkü aramızda sağlam bir bağ bulunuyordu. Kaşlarımı çatarak "Saçmalama sen benim en iyi dostumsun senden bir ikincisi yok. " "İşyerinde olursa kıskanırım bak." Elime vurdu. Bende teselli edercesine eline vurdum. Kahvaltımızı hızlı bir şekilde yapmaya başlamıştık.. Bugün evimi taşıyacaktım.. Kendimi çok tuhaf hissetmiştim. Yeni ortamamım nasıl olacaktı.. Metro ne taraftan geçiyordu..Mirali'ye yakın olmak nasıl bir duygu oluşturacaktı.. "Hadi artık hazırlanıp çıkalım. Bir an önce eşyalarını düzelim. " Çisem çayından yudumunu alarak ayağa kalktı.. "Haklısın. " Yerimden kalkarak, Masadakileri buzdolabına koyarak diğer hiç bir şeye dokunmadık. Bavulumdan bir bol siyah eşoftman çıkarttım. Bol bir siyah tshirt üzerime geçirdim. Üzerine bol bir hırka giydim. Bugün yüzüme bir krem sürüp sadece rimel ile kirpiklerimi dolgunlaştırdım. Dudağıma ten rengi bir ruj sürdüm. Saçlarımın üzerinden bir düzleştirici geçip uzun bir at kuyruğu yaptım. Bavullarımı alarak kapıya doğru ilerledim. Çantamıda bavulun içine koydum. Telefonu eşofmanımın cebine yerleştirdim. "Ben hazırım kapıdayım." Bavuldan çıkarttığım spor ayakkabılarımı giymeye başladım. "Geliyorum aygazları kontrol ediyorum." Diyen Çisem'in sesi uzaktan geliyordu. "Taksi çağırdın mı?" Odaları dolanarak eşyalarımı ykontrol etmeye başladım.. Unuttuğum bir şey olursa, Çisem getirir, veya ben gerip alırdım. "Evet çağırdım. Kapıda olur iki dakikaya" Kapı eşiğine geldiğimde, Benim gibi siyah eşofman bol gri tshirt geçirmiş siyahta üzerinde ceket almıştı. Saçlarını topuz yapmıştı. "Hadi gidelim." Diyerek ayakabılarını giyerek bir diğer bavulu aldı ve çıkarak Asansöre bindik. Asansör aşağı doğru ilerlerken, Mirali'yi görmek beni heyecanlandırmıştı. Aşağı indiğimizde taksi bizi bekliyordu. Bizi görünce bavulları bagaja koydu. "Az daha dönüyordum kızlar." Yaşı amca, hararet ile soludu. Bu taksicilerin bu ailesine anlam veremiyordum.. Bileğimde ki saate baktığımda sadece beş dakika geçmişti. "Kusura bakmayın. Bilerek olmadı." Çisem olayı geçiştirmeye çalışmıştı..Bizden yaşça büyük biri olduğu için terbiyesizlik yapmak istemedim. "Kusur değilde, haylaz çocuklar dalga geçiyor sandım." Hala konuyu uzatıyordu. Çisem'de ses etmedi. Takside ikimiz arka koltuğa geçtik. Biraz yaş almış amca olduğundan bir şey denmiyordu. Pala bıyığı ile komik bile duruyordu. "Çamlıca'ya sürermisin ağabey?" Diyi verdim.. "Hay hay." Şapkası olsa nerdeyse indirirecekti. Aracı sürmesi ile yolu izlemeye başladım. Amca rahatsız olmasın diye sesimizi bile çıkaramıyorduk. Biraz huysuz birine benziyordu. Telefonu çalan amca, ilk meşgule çaldı. Yine arayınca telefonu hopörlere vererek açtı. "Sıtkı neredesin yahu?" Karşı taraftan da bir yaşlı adamın sesi geliyordu.. Telefonu hoporlere vermesine anlam verememiştik.. "Müşterim var niye kapattığım halde arıyorsun." Çemkirerek konuşmuştu. Bir yandan gaza öyle bir basıyordu ki, ecel ile bizi burun buna getiriyordu. "Bir saat oldu açmıyorsun hangi şehire gidiyorsun.?" Karşı taraf seslenmişti.. "Sanane be adam? " Her söylenirken gaza basıyordu.. Yüreğimiz, ağzımıza gelmişti.. Ağızımı açsak, bezedi söylenecek, sinirleri tavan yapacak diye bir şey diyemiyorduk.. "Aman sen bilirsin bugün zamlar açıklandı onu diyecektim." Yaşlı adam gaza basmayı bırakarak, sakince kullamaya başladı.. "Yüzde kaç zam yapıldı?" Sesi yumuşamış bir şekilde ilgili bir insana dönüvermişti.. Çisem ile göz göze geldiğimizde, Çisem elimi tuttu.. Onunda gözlerinde endişe vardı.. "Aman sen zaten merak etsen açardın. Arada sorarak öğren insanlık yaramaz sana huysuz aksi adam." Sağ eli ile pala bıyığını elleyerek.. "Söylesene yahu?" Çiseme doğru baktığımda, hala tedirgindi.. Neyse ki az önceki gibi uçarak sürmüyordu arabayı.. "Yok söylemeyeceğim." Telefonu adamın yüzüne kapatması ile şoför daha hiddetli bir şekilde arabayı sürmeye başladı. Öndeki arabaya çarpacak diye yüreğimiz hop oturuyor, hop kalkıyordu.. Frene bastığında, çarptı sanıyordum.. Amca öyle bir hale getirmişti ki bizi konuşamıyorduk bile. "Amca müsait bir yerde durabilir misin?" Çisem titrek sesi ile konuşmuştu. Bu cesaretinden dolayı tebrik etmek gerekiyordu.. "Tamam ışıklardan sonra indireyim sizi kızlar." Yumuşak bir ses ile söyledi. Biraz tahatlamıştık.. Sonuç olarak sağ bir şekilde gelmiştik.. "Tabi." Diyerek söylendim. Işıkları geçtikten sonra taksimetreye baktığımda 45 tl tutmuştu. Cebimden çıkardığım parayı amcaya uzattım. Aracı park ettikten sonra bizimle birlilte inip bavulları indirdi. "Kalbinizi kırdıysam hakkınızı helal edin." Demesi ile için buruklaşmıştı. "Estağfurullah amca olur mu diyerek bavulu aldım." "Yaşlanınca böyle huysuzluk başlıyor." Çisemde diğer bavulu alıp "Olur böyle şeyler amca." Diyerek kaldırıma geçtik. Taksiye geçip hızla sürmeye devam etti. Canımızı zor kurtarmış gibi bir durak geriye doğru yürüdük. Amca durağı kaçırmıştı. Canı sağolsun. Evimin önünde kocaman bir tır vardı. Tırın içerisene bavullarıda yerleştirdik. Mirali bahçedeydi. " Aman masaya dikkat edelim arkadaşlar." Siyah bir gömlek giymiş. Altınada siyah kumaş pantolon. "Merhaba " diyerek yanına doğru ilerledikçe, gözlerim büyüleniyordu. Kalbimin nefesini derinden kesebiliyordu. "Merhaba." Diyerek bakınıyordu. Çisem' inde yanıma gelmesi ile "Tanıştırayım Çisem, Mirali" "Meşhur Çisem memnun oldum" gülümsedi. Çisemde gülümseyerek "Asıl meşhur sensin." Kolum ile Çisem'i dürttüm. Neredeyse herşeyi anlatacağını düşünmüştüm.. Boğazını temizleyerek bana gülümsedi. Mirali üstten üsten bakan bakışları ile kalbimi eziyordu. "Biz en iyisi mutfak eşyalarını toplayalım. Bakkala soralımda kutu var mı?" "Nakliye firmasının kutuları var. Siz geçin ben getireyim." Başımı sallayarak Çisem ile içeriye doğru ilerledik. İki çocuk koltuk gruplarını taşımaya çalışıyordu. Yanımızdan geçerken, Evimin bahçesinden kapıya doğru ilerleyerek, salona girdiğimde, halılar toplanmıştı. Mutfağa geçerek tabakları tencereleri indirmeye başladık. Ev taşımak yorucu olacaktı.. "Çok yakışmışsınız. Olmuşsunuz siz. Kızardın iyice Betilla." Yanaklarımı sıkarak, kendime gelmeye çalıştım.. Tencereleri bir yandan indirirken boyumun uzanamadığı katmanlarda , sandalyeye çıkmıştım. Utanmıştım. İlk kez sevgilim ile arkadaşımı tanıştırıyordum. Mirali içeri girerek kutuları uzattı. "Bayanlar kutularınız." "Teşekkürler diyerek elinden aldım." Çisem de diğer dolaptaki tavaları çıkararak, uzatmış olduğum kutunun içerisine yerleştirdi. Bir süre sonra kolilerin içlerini bant ile ağızlarını kapatık. Bir kaç koliyi alarak yatak odasına gidip kalan çamaşırlarımı içerisine koyarak. Kutuların ağızlarını Çisem koli bandı ile sarıyordu. Mutfaktaki eşyaları çocuklar taşımaya başlamıştı. Banyoya ilerleyerek kirli sepetteki çamaşırları boş kolinin içine alıp üzerini koli bandı ile bağladım. Mutfağı bitiren çocuklar "Yatak odasına geçebilir miyiz?" "Bir dakika Çisem? Yatak odasına gelsinler mi?" Diyerek Çisem'e seslendim. "Biraz daha işi var burasının biraz mola versinler." Elimi sallayarak girmesine izin vermedim. "Tamam " çocuklar da duymuştu. Mirali yanıma gelerek "Yardım edilecek bir şey var mı?" Diyerek sordu. "Sen çocuklara bir soda, maden suyu alsan çok iyi olur. Bizim yatak odasında biraz daha işimiz var." Bizde gelenekti.. Bir şey taşınırken mutlaka ikramlarımız olurdu.. Babanelerimiz öyle söylerdi.. "Tamam o zaman bitince haber verirsiniz." Sarı saçları güneşte parlayarak üzerime bakan gözleri, içime dolmuştu... Dudaklarını kıvırarak gülümsedi beni benden alıyordu..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE