Taşınma

2680 Kelimeler
Diyerek odadan çıktı. Çisem ile aynalı çekmeceliği boşaltmaya başladı. "Ne kadar çok eşyan varmış." Diyerek makyaj malzemesini koyuyordu. Bu kadar eşyamın olmasından pişmanlık duymuştum.. Artık alacağım herleye dikkat etmeye çalışacaktım. "Bende bu kadar eşyamın olduğunun farkında değildim. '' Kutuların ağızlarını koli bandı ile bantlamaya başladım. Salona doğru gittiğimde hiç bir şey kalmamıştı. Mutfağa doğru ilerlediğimde mutfakta boştu. Bir yatak odası ile banyo kalmıştı. Her yerin boş olması beni duygulandırmıştı.. Bu evden bu şekilde çıkacağım aklımın ucundan geçmezdi.. Yatak odasından kolileri elime alarak, kapıya doğru taşımaya başladım. Kapıdan dışarı çıktığımda ise, Mirali ve çalışanlar çardakta oturuyordu. Sodalarını içmişlerdi. Yanlarına doğru iyice giderek, bakındığımda, Mirali ile göz göze gelmiştim.. Dudaklarımı ısırmayı bırakarak, "Mirali bakabilir misin?" seslendim. Yanıma doğru gelerek. Yukarıdan bakan bakışları ile beni süzüyordu.. Duygulandığımı bel, etmemeye çalışıyordum.. " Bitti mi yatak odası." Meraklı bakışları üzerimde geziniyordu.. Ellerimi birbirine vurarak, "Evet arkadaşlar alabilirler." Başını sallayarak, bana son bir bakış attıktan sonra, Çalışanların yanına giderek komut verdi. "Betilla taşınıyor musun?" Arkamı döndüğümde Aysel abla ile karşılaştım. Elinde çok sevdiği oğulda vardı.. Aysel ablayı gördüğümde duygulanacağım hiç aklıma gelmezdi.. Arada da olsa birbirimize hal hatır sorardık.. "Evet Aysel abla." Oğlu ağlamaya başlamıştı. Elindeki bebeği hafif ritimler ile sallamaya başladı. "Tahmin etmiştim." Kendi de bir ileri bir geriye doğru hareket ediyordu.. "Oyy sen napıyorsun?" Yanına iyice giderek, bebeğini kucağıma doğru aldım. Hafif tempo ile poposuna doğru vuruyordum. "İkimiz birlikte taşınıyoruz Aysel abla." Diyen Çisem'e bakarak "Öyle ise güçlerinizi birleştireceksiniz kızlar." Diyerek gülümsedi. Çisem beni kurtarmıştı resmen. Bende bebeği pış pışlıyordum. "Gel bak burda yavru kedi varmış. Tıpkı senin gibi bebek gördün mü? " Bir öpücük kondurdum. Biraz daha ilerleyerek bebeği gezdiriyordum. O kadar masumdu ki, dünyanın en tatlı şeyi bu olabilirdi. Kokusunu kokladığında, içimi huzur kaplamıştı. "Aynen öyle Aysel abla ne yapalım Betilla'nın evi mimlendi resmen." Çisem Aysel abla ile koyu sohbete dalmış.. Bende küçük adamı sevmek ile meşguldüm.. Ağlaması biraz olsun durmuştu. "Haklısınız en iyisini yapmışsınız. Gelen gideni bitmezdi yoksa kızcağızın." Aysel abla bana bakarken halimden anlamıştı.. Bakışlarından anladığım kadarı ile ben yokken de gelen giden olmuştu.. O yüzden doğru kararı verdiğime daha çok emin olmuştum. Aklımdan binbir türlü şeyler geçiyordu. Yeni evime alışabilecek miydim.? Ağabeyimede hiç haber vermedim. Farkettiğin de mi söyleseydim. Saymanlar sitesinde nasıl oturuyorsun? Para yetiştiremezsin diye irdelerse Mirali'yi anlayabilirdi. Yada yeni projeye imza attım. Çokça para aldım mı demeliydim. Aklımda sürekli sorular vardı. Mirali'yi öğrenirse iyice diken üzerinde olabilirdi. Sonuçta aynı sitede kalıyorduk. Artık bir yeğenim vardı. Ağabeyimin benimle değil çocuğu ile ilgilenmesi gerekiyordu. Eğer ciddi bir şey olursa zaten söylerdim. Durduk yere evhamlanmasına izin vermeyeceğim. Yürüyerek Mirali'nin yanına doğru geldim. Elimdeki bebeğe bakarak yüzünde ki gülücükler büyümüştü.. "Bu ne kadar tatlı böyle. Kaç aylık." Yüzünde görmediğim neşesi devam ediyordu. O da bebek severken kendini benim gibi kayıp ediyordu. Bu ruhunu görmem çok iyi olmuştu.. "Sekiz aylığız biz ağabeyi." Diyerek dolandırmaya başladık. "Sen doğalı sekiz ay mı oldu. Tonton yanaklı seni." Öyle bir bakıyordu ki elleri temiz olsa, neredeyse alıp sevecekti.. İçimin gıdıklanması ile geriye doğru adım atarak, yeşilliklerin üzerinden yürümeye devam ettim. "Evet de ağabeye. Hadi biz gidiyoruz anneye. " O esnada yatağımı üç kişi taşıyorlardı. Sökerek çıkarmışlardı. "Annesi al bakalım." Diyerek bebeği annenin ellerine güvenle teslim ettim. "Güzel kızlarda durursun tabi." Diyerek poposuna hafif vurdu Aysel abla.. Gülmeme engel olamadım.. Çok akıllı bebekti gerçekten, ne gösterirsen dikkatlice bakıyordu.. "Betilla yine gelirsin, evimizi biliyorsun zaten." Bebeğini bir sağa bir sola doğru ilerletmeye başlamıştı.. Bebek durmayarak annesinin yeşil montunun üzerine doğru çıkıyordu. "İnşallah kısmet olursa gelirim. Aysel ablacığım." Bebeği resmen tepesine çıkıyordu. Gülmeme engel olamadım. Bu halleri ikisininse çok komikti. "Tamam size kolay gelsin ben tutmayayım sizi." Bebeği ağlamaya başlamıştı. "Acıktı heralde." Diyerek güldüm. Bebeği tırmandıkça omuzlarından aşağı doğru ilerliyordu. "Evet acıkmıştır. O kadar çabuk acıkıyor ki inanın anlamıyorum. Maşallah çok iştahlı bebek ablaları." Çisem ile birbirimize bakarak gülümsedik.. Bebek ağzını açarak annesinin yanaklarını emmeye başlamıştı. "Maşallah, artık ek gıda da alıyor. Annesi sen meyve püresi ver ona." Dedi Çisem. Beni de şaşırtmıştı. Bebeği Aysel ablanın kolundan kendini attırıyordu. "Tamam Çisem ablası. Hadi oğlum gidiyoruz biz. " Diyerek apar topar yürümeye başladı. Kadıncağız bizimle konuşurken hararetten yoruluvermişti. Bir bebeğiniz olursa mutlaka kendi hayatınızı ona bağışlıyorsunuz.. Sabrınızın bol olması gerekiyor. Bir bebeğe katlanamayan bir insan, insan değildir. "Aferim sen ek gıdayı nerden biliyorsun. Baya araştırıyorsun bakıyorum da. " Çisem'de kırk yıldır anne gibi konuşmuştu.. Ummadık ot burnunda bitermişte haberimiz olmadı. Arkama doğru bakış attığımda, Mirali"de bize doğru geliyordu. Gülümsedi .. İçimdeki kelebekler tekrar yaşamaya ve uçmaya başlamıştı.. "Eşyaların toparlandı." Evin anahtarlarını bana doğru uzattı. Haydi biz önden gidelim." Anahtarları avuç içlerinden aldığımda, elektriklenme oldu aramızda.. Ellerimizi hızla birbirinden geriye doğru çekmiştik. Bu çok normal,. Aşkım çok büyüktü, o göremeyecek kadar küçük.. Gülümsedim. "Teşekkürler." Arabaya doğru ilerleyerek Mirali anahtarlar ile kilidini açtı. Ben kapıyı açarak içeri girdim. Çisem arka koltuğa oturdu. Mirali şöför koltuğuna yerleşmişti. "Betilla?" Çisemin sesi ile ona doğru döndüm. "Efendim." Bir yandan Mirali aracı kullanmaya devam ediyordu.. İkisi birden bakınca bende şaşırdım. "Daldın gittin, kaç kez seslendim." Bir yandan da Mirali bakıyordu. "Yola dalmışım." Diyerek kıkırdadım. "Sana ev hediyesi bundan alayım mı?" Telefonu bana doğru uzattı." Kahve makinasıydı. "Ya çok güzel. Ne istersen onu alabilirsin." Telefonu Çisem'e doğru uzattım. "Tamam beğendiysen bunu sipariş veriyorum." Evet bir kahve makinası almayı bende düşünüyordum, fakat giderek almayı her zaman tercih etmişimdir. Görmeden elektronik eşya almak mantığıma hiç uymadı. "Teşekkürler." Diyerek gülümsedim. Sonuçda onun hediyesiydi.. Nasıl almak isterse , alabilirdi. "Senden değerli değil." Diyerek telefona gömüldü. "Ben ne alayım Betilla, böyle şeylerden anlamam. " Diyerek bana baktı Mirali. Bunu ondan duymak beni şaşırtmıştı. Sonuçda bir erkek ev hediyesinden anlamazdı. Ama düşünmesi içimi gıdıklamıştı. Çisem ile dayanamadık. Gülmeye başladık. "Bence sen bir şey alma. İki kiramı vermeyeceğim." Diyerek güldüm. Sonuç olarak yapacağı en büyük iyiliği bana yapmıştı. "Aaa olur mu söyle bakayım ben ne alayım.?" Aklıma bir şey gelmemişti. Fakat dediğim gibi en büyük iyiliği beni kendine yaklaştırması olmuştu.. Hayatım boyunca hep onu aramak ile geçmişti, hayatım.. "Bence sen robot süpürge al imkanın varsa." Diyerek gülümsedi Çisem. Robot süpürge pahalıydı. Bunun hediye olmasını bile istemezdim. Helede aklında ne alacağını bilmeyen birine, hesap kitlemek gibi gelmişti.. Çiseme sinirle baktım.. "Bu yuvarlak olanlardan mı kendi kendine süpürenlerden.?" Diyerek yanıtladı Mirali. Araya girerek. "O çok pahalı o olmaz kabul edemem." Çiseme bak sen neler aldırmaya çalışıyor çatlak arkadaşım. Böyle bir hediyeyi tabi ki kabul edemezdim.. " Tamam Çisem ben anladım." Dedi Mirali. Bakarak gülümsedi. Mutlaka alacaktı. Gözlerinde ki kararlılıktan anlamıştım.. "Hayır dedim çok pahalı onlar." ellerimi birbirine vurarak, kaşlarımı çatmaya başladım. "İçinden gelmiş Betilla." Çisem araya girdi. Ahh Çisem bittin sen diyerek gözlerim ile ateş ettim. Mirali'nin siteye girmesi ile park yeri aradı. Çok büyük bir siteydi. Kaç blok vardı sayamadım. Her blok arası yüzme havuzları park bahçeleri bulunuyordu. Mirali aracı park etmişti ..Eminim Çisem'de benim kadar heyecanlanmıştı. "Artık inebiliriz. " Demesi ile kapı kulpunu açarak dışarı çıkıverdim. "Merhaba" Mirali'ye doğru baktığımda Umut'ta gelmişti. Kahve rengi saçlarını özenle taramıştı. Gözleri, Çisem'i buluğumda gülümsemesi büyümüştü. "Merhaba Umut, seni tanıştırayım. Betilla" eli ile beni gösterdi. Bir diğer eli ilede Çisem'i gösterdi. Umut takım bir elbise giymişti. "Memnun olduk " diyerek Çisem ile söylendik. Bakışları hala Çisem'in üzerindeydi.. Eşya taşımaya gelen biri için fazlası ile ciddi giyinmişti. Yada işten geliyor olacaktı.. "Betilla ile tanışmıştık Çisem onun arkadaşı heralde." Diyerek Çisem'e bakış attı. Bu bakışlar bana bir şeyler hatırlatıyordu. Aklımdan bu duygunun ne olduğunu geçirdiğimde... Evet bulmuştum.. Hoşlanmak.. Hoşlanmaktı.. "Evet Betilla'nın arkadaşıyım. " Diyerek söylendi Çisem. O da Umut'u yakından tanıyor, fakat belli etmemeye çalışıyordu. "Sanki ben sizi bir yerden çıkaracağım." Gözlerini kısarak söylemişti. Bana bakarak söylemişti. Sanırım alışveriş merkezinde çarpıştığımız andan çıkarmaya çalışıyordu. "Meltem ile birebir programına katıldı Betilla belki orda izledin." Diyerek Mirali araya girdi. ''Öyle bir program duymamıştım" diyek güldü''. Kalbim neredeyse yerinden çıkacaktı. Ya tanırsa diye. Gerçi tanısa ne olurdu ki tesadüfen oradaydık, diyebilirdik.. Yinede kendimi asmamaya çalışarak, "Her neyse hanımlar buyurun daireyi gösterelim size birazdan eşyalarınız gelecek." Demesi ile konuyu Mirali dağıtmıştı. Arkasıdan ilerleyerek gitmeye başlamıştık. "Bencede önden belki ufak temizlik yapılması gerekiyordur." Çisem lafa katıldı. "Buyurun sağdan gideceğiz." Onlar önden giderken bizde Mirali ile peşlerinden gidiyorduk. "Hey ordamısın" Mirali'nin sesine kulak verdim. "Evet etrafı izliyordum." Havuzlara baktığımda, içi boştu.. Yanlarındaki parklarda, çocuklar oyun oynuyordu. Güvenilir olması hoşuma gitmişti. "Umarım yeni hayatına kolay adapte olursun." Bana üstten üstten bakıyordu. Dikkatimi çektiğinde başımı salladım. "Olurum ben genelde uyumlu bir insanım." Diyerek gülümsedim. "Tabi öylesin. " Önümüzde kısa saçlı "Şeyda mı o?" Dik dik bakıyordum adeta. "Evet burada ünlülerde kalıyordu." Hayret ettim. Normalmiş gibi davranmaya çalıştım sanki hep olan bir şeymiş gibi." Bir zamanlar izlediğim dizinin şarkıcısıydı. Portakalların Altında. Aman Allahım hayran bakışlarımı kaçıramadım. Yanındaki kadın ile parka geçerek oturdular. Kimseyi bunaltmak istemedim, çünkü benim de buraya gelme nedenim beni bunaltmalarıydı. Yürümeye devam ederek. Şaşkınlığımı gizlemeye çalışmıştım. Bir bloğun önünde Çisem ve Umut bekliyordu. Merdivenlerinden çıkarak. "Geldiler sonunda." Diyerek sitenin içerisine girdik. Üç adet asansör vardı. Girişte bulunan asansörün içine doğru girerek onbeşinci kata bastı Mirali. Aman Allahım onbeşinci katta mı oturacaktım. Eyvahlar olsun. Kim bilir nasıl gözüküyordu. Asansör çıktıkça nutkum tutulmuyor değildi. Çisem ile göze geldiğimizde o da şaşkın bir şekilde bakıyordu. Onbeşinci kata geldiğimizde asansör durdu. Kapısı açıldığında önden çıkarak bakındığımda solda bir kapı sağ da bir kapı ilerde bir kapı vardı. Kapıların renkleri çelik beyazdı. Burdan diyerek Mirali sol kapının önüne gelmişti. Cebinden çıkarttığı anahtarlar ile kapının kilidini açarak içeri girdi. Kapı girişinden galoşları herkese vererek. Ayakkabılarımızı geçirdik. "Ev temiz arkadaşlar. Gir çık yaparken kirletmeyelim." Mirali güzel bir dil ile anlattı. Bende galoşları alarak ayakkabımın dışından geçirdim. İçeriye girdiğimde duvarlar komple beyaz renkte yerler ise griydi. Hol küçüktü sağa doğru girdiğimizde bak burası salon baya genişti. Eşyalarım sığabilirdi. Salonda bir kapı daha vardı. Mirali'nin arkasından oraya girdiğimde burası mutfak. Gayet şık ve güzeldi. Çok şükür yemek masası sığabilecekti. "Aslında burası da salonun içerisindeydi. Ben bu şekilde kapattım. "İyi yapmışsın. Yoksa yemek kokusu koltuklara sinebilir. Tekrar ordan çıkarak salona geçtik. "Yatak odası bu taraftan." Diyerek diğer dar olan holden çıkıverdik. Biraz ilerledikten sonra yatak odasına gelmiştik. Baya genişti. "Gayet güzel eşyalarım sığar."Arkama baktığımda Çisem ile Umut yoktu. Tekrar hole döndüğümüzde lavabo ve banyo birleşik küveti geniş siyah beyazdan oluşuyordu. Hoşuma gitmişti. Salona doğru geldiğimizde balkon kapısı açıktı. İçeriye girdiğimizde Çisem ve Umut gülüşüyordu. Manzaraya baktığımda sessiz kalamadım. "Harika, çok yüksekdeyiz." Gözlerime inanamadım. "Evet harika Betilla." Diyerek kahkaha attı Çisem. Balkonda göz gezdirdiğimde bir masa sandalye alabilecek genişlikteydi. Balkona adım adım atarken yüreğim adeta hopluyordu. Dış camı vardı fakat sanki yok gibiydi. Mirali elimi sıktı. " Korkma bende iki kat yukarıdayım." Diyerek beni teselli etti. Beynim idrak edemiyordu resmen aynı binada olduğumuzu. "Umarım alışırım." Diyerek mırıldandım. Kapı zili çalması ile içeriye doğru ilerledik. Gelenler nakliye firmasının çalışanlarıydı. Herkesin elinde bir koli vardı. "Bunlar nerenin eşyası? " Diyerek sordu Mirali. "Ağabey mutfağın." çocuğun alnından terler boşalıyordu. Her gün böyle çalışması, ekmek parasının ne kadar zor kazanıldığını gösteriyordu. "Güzel siz kolileri bize verin. Kurulum için galoşları geçirerek içeri girersiniz" Mirali bir kutuyu aldı. Umut başka bir koliyi ben ve Çisemde bir koliyi alarak salondan içeri girip kapıyı açtık. Mutfak eşyalarını sol kısımda boş bir duvara hepsini koyduk. "Bayanlar siz mutfağı halledin biz eşyaları içeri alalım." Başımı sallayarak onayladım.. Elime aldığım kolileri açmaya başladıkm. Bardaklar sağlam bir şekilde gelmişti. Koliden çıkararak ben bardakları alarak orta kısımda camlı dolabın içini açarak dizmeye başladım. Çisem'de tabakları çıkartmaya başladı. "Sağlam gelmişler Betilla." Baktığımda koliye, gerçekten de sağlam gelmişti. Elemanlar işlerine çok sadık bir şekilde çalışıyordu. "Evet , çok güzel , sen Umutla baya iyi anlaştın bakıyorumda." Kaçamak bir bakış attım. Bir yandan tabakları diziyordu. Bana bakarak, "Şey evet dolapların içleri de güzel temizlenmiş." Konuyu değişmeye çalışıyordu. "Evet temizliği güzel yapmışlar. Anlat bakalım ne konuştunuz." Konuyu değişmesinden de anladığımız kadarı ile Çisem'de, Umuttan hoşanlanmıştı.. "Çok bir şey konuşamadık aslında işinden ayrılmış. Mirali ile birlikte çalışıyorlarmış." Bardakları dizdikten sonra duvar dibine giderek başka bir koliyi açtım. Tencereler vardı. Onları alarak yan dolaba yerleştirmeye başladım. "İşini değişmiş he şaşırtıcı." Neden değişmiş olacaktık ki merak etmemek elde değildi.. "Evet iş yerinde mobing yemiş. Davaları sürüyor." Bir diğer koliyi açarak çatal kaşıkları çekmeceyi açarak yerleştirmeye başladı. Bir yandan çalışıyor bir yandan ise dedikodu yapıyorduk. "Bu iş hayatı. Resmen kurtlar ile çakallar arasında oynan bir oyundan farkı yok. " Başı ile onayladı. "Bakalım biz daha giremedik " dedi. Girsek kim bilir neler ile karşılaşacaktık. Ekmek ile oynayan herkesten nefret ediyordum. Nasıl geceleri uykuya dalabiliyordu. Ya da nasıl kafaya sahiptiler..? "Evet inşallah herşey yolunda gider de, bizde ekmeğimizin peşinde oluruz." İç çekerek konuşmuştum. Tencereleri yerleştirdiğimde diğer koliyi açtığımda çöp poşetleri bezleri çıkmıştı. Kuru bakliyatlar altından çıktı. Hepsini dolaplara yerleştirmeye devam ettim. "Allahtan ev temizde birde silseydik çok zaman kaybederdik. " Ve per perişan olurduk.. Bunları yapmak bile zaman istiyordu.. Kim temizlemiş ise eline sağlık.. "Aklımdan bende onu düşünüyordum." Diyerek kıkırdadı. Genelde aynı şeyleri düşünürdük.. Bu da birbirimize daha çok benzediğimizi gösterirdi. Kapının açılması ile arkama doğru baktığımda, "Müsait misiniz bayanlar yemek masası geldi?" Miralinin üzeri toz olmuştu. Onunda sıkı çalıştığı belli oluyordu. Erkek dediğin hiç bir işten kaçmayacaktı. Gözlerimle, yedikten sonra.. "Evet şimdi işimiz bitti." Çöp poşetini açarak kutuları içine koydum. Çisem'in yardımı ile salona geçtik. Lila rengindeki koltuk gruplarım yerleştirilmiş televizyon ünitem karşısındaydı. Bahçeden alınmış orkidemide yanına koymuşlardı. Sehpahalar tekli koltukların arasındaydı. Kutuları alarak ordanda hole getirdik. Baya herkes hızlı bir şekilde çalışıyordu. Mirali ile Umut yemek masasını tutmuş mutfağa götürüyorlardı. Kapıdan sandalyeleri alarak peşlerinden gitmeye başladık. Herkes seri bir şekilde çalışıyordu. Daha sonra yatak odası gelmişti. Dolapları bölüm bölüm getirdiler. Mirali ve Umut kurmak için içeriye doğru taşıdılar. Bizde kıyafet kolilerini salona aldık. "Onların işleri uzun Çisem bir çay yapayım. " "Çayı ben yapayım sen gelenler ile ilgilen." "Tamam canım." Diyerek kapıya gittim. Gelen giden yoktu. Biraz balkona çıksam iyi olacaktı. Salona girip balkona doğru ilerledim. Cidden çok yüksekti. Müstakil evde kalan ben için inanılmaz yüksekti. Yüreğim ağzıma gelmişti adeta. Tekrar çıkarak koridoro ilerledim. Beni gören çalışan " Abla halıları nereye yerleştireyim.? Bir tane boş oda vardı. Mirali göstermeyi unutmuştu fakat çok büyük de değildi. "Ben alayım" diyerek halıyı çocuğun elinden alarak girişten düz yürüyerek koydum. Ağırdı heralde salonun halısıydı. Yanına tekrar gelerek ikinci halıyı aldım. "Onuda aynı şekilde odaya götürdüm. Arkamı döndüğümde Çisem'de gelmişti. O da bir diğer halıyı alarak benimle birlikte küçük odaya yerleştirdik. "Onlar yatak odasını kurarken ben şu kutulara bakayım. "Perde ve tüller bu kolideymiş." Çisemde yanıma gelerek salonun camını ölçtük. "Buraya olabilir." Mırıldandım. "Zaten onbeşinci kattan seni kim görsün Betilla." Diye güldü. Bende gülerek "Haklısın sen tutta ben takmaya başlayayım." Tekli koltuğun tepesine çıkararak takmaya başladım. Çisemde tülün ağırlığını hissetmeyeyim diye iyice kaldırıyordu. "Oldu işte sen bir çek bakayım nereye kadar geliyor." Çisem tülü çekti. Biraz uzun geldi ama Allah'tan kısa gelmedi. Tekrar perde ölçtük. "Bu olabilir." Diyerek çenemi tutuyordum. "Evet kesinlikle bu bunun" diyerek tekrar koltuğun tepesine çıktım. Perdeleri takmak daha rahattı, tüller biraz ağır gelmişti. "Çisem kağıt gibi bir şey bulabilirsen araya sıkıştıralım çıkmasın." "Tamam şimdi bulucam ." Bir yandan takmaya devam ediyordum. Kolinin mukavvasını kesip iki tane verdi. Elinden alarak tüllerin çıkmaması için taktım. "Yavaş in." İnerken dikkat ettim. "İşte eve benzedi şimdi. " Mutfakta cam yoktu. O yüzden bir tül perde fazla gelecekti. Küçük odaya bakalım birde diyerek gittik. Mutfaktan bir sandalye aldık ve küçük odaya ilerledik. Çisem ölçülere göre bir perde verdi. "Bu sanki buraya büyük gelir gibi. " "Bir tak bakalım en küçüğü bu." Sandalyeye çıkarak Çisemden perdeyi aldım. Ve korneşlerini geçirmeye başladım. "Bayanlar napıyorsunuz gardrobu kurduk biz." Mirali'nin sesine doğru baktım heralde holdeydi. "Yoklar galiba." Diye seslendi Umut . "Balkondalar heralde." Diye mırıldandı Mirali. Bir yandan perdeyi asmaya devam ettim. "Küçük odadayız." Diye seslendi Çisem. O da bir yandan perde ağır gelmesin diye tutuyordu. Sesleri kesilmişti heralde balkona çıktılar. "Perde bitti Çisem birde tül bakıver. " "Heralde balkona geçtiler." Bir yandan tül bakıyordu. "Bu olabilir." Diyerek uzattı. "Umarım." Takmaya devam ettim. Kornişleri tüllere geçirerek. "Çisem bir koliden de küçük bir yırt ver takalım tekrar çıkmasın. Çisem koliden biraz yırtarak ufak iki parçayı verdi. Kornişe geçirdim. "Çisem bir çek tülü perdeyi de bakalım." Çisem perde ile tülü çekiverdi. Güzel, en azından eve benzemişti.. Gerçi on beşinci katta tül perde takan biri belki bendim.. "Biraz uzun olmuş ama gayet güzel." o da aşağıdan yukarıyı inceliyordu.. "Evet uzun olması iyi. " Kapı açıldı. Ben yukarıdan baktığımda, "Kızlar ne yapıyorsunuz? Burada böyle bir oda mı varmış." Miraliye gülerek "Evet varmış." Dişlerimi göstererek gülümsedim. "Lavabo sanıyordum burasını." Diyerek gülümsedi. Lavabo olduğunu sanmasına gülümsedim. Herhalde dairesiyle hiç ilgilenmiyordu. Tabi işi ile ilgilenen biri evde yemek bile Yemeye vakit bulamıyor olması gerekiyordu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE