Gözleri endişe dolu bakıyordu. Ben salak bir insan değildim kimseye de eyvallahım olmazdı. Evet sadık biriyim fakat bazı şeyleri de bilmesi gerekiyordu.
''Evet anladım.'' diyerek ellerini birbirine geçirdi.
''Sende beni tanımıyorsun yanlış anlama bende böyle bir insanım.'' Kahvesinden bir yudum aldı.. Gözlerine derin bakarken kayıp olmamak içim kendimi zor tutuyordum.. Biraz sert çıkışmam gerekiyordu. Yoksa, ben bir önür onu bekleyeceğimin imajını veremezdim..
Hayır yanlış anlamıyorum hayranlıkla dinledim.'' derken bile tedirgindi. Her insanda mutlaka bir kaybet korkması olması gerekiyordu. İstersen evli ol, istersen bekar ol. Fakat bu hayata bir kez geldik. Kimse kimsenin körü körüne kölesi olamaz.
''Yani o Meltem ile birebir programında kişi ben değilim. Evet seni seviyorum ( dördüncü kez söylemiştim.) Evet senden hoşlanıyorum. Bu gel benimle ol anlamında değil. Bakarsın ben sana göre de değilim. Eyvallah derim.''
''Saçmalama Betilla ben öyle bir şey demedim.'' İşte bir insana taviz vermezseniz sizinle daha rahat ilgilenir. Eğer ben ona tüm çıplaklığımla samimiyetimle senden başkası olmaz deseydim... Şuanki hayran bakışları olmaz egosuna yenik düşecekti. Ama ona avını kolay kolay teslim etmeye niyetim yoktu.
''Tabi demedin ben sadece önden peşin peşin konuşmak istedim. Benim hayallerimdeki insanın karekteri sende olmayabilir. Bu demek oluyor ki ben seni bırakmayacağım, üzgünüm bunu da kendime yapamam.'' diyerek masanın altından elimi sıktım.
''Tamam bak bu konuları konuşmayalım.'' evet blöfümü yemişti resmen. Bir insana kendizi teslim etmeyin. Ne onu ezecek şekilde konuşun ne de kendinizi yerden yere vurun. Daha fazla üstüne gitmenin anlamı yoktu.
''Olur, manzaram çok güzel değil mi?'' Diyerek gülümsedim.
''Evet harika ama benim manzaram sensin.'' gözleri iyice parlamıştı. Bu seni seviyorum demek miydi? Çokça ilişki yaşamadığım için, anlamıyordum.. Öyle mi? Başkası söylese birine yorum yapabilirdim..
''Senin burda olmandan dolayı korkmuyorum.'' içten bir şekilde söyledim. Varlığı daha da güç veriyordu. O bakışlarının arasında ki gizemi çözmek için ter akıtıyordum adeta..
''Korkma Betilla ellinci katta olan ne yapsın.'' gözlerim büyüdü. Ellinci katta olsaydık, cidden ne yapardım.. Benimde manzaram sensin.. Giderek dışarıya baktığımda keyif almaya başlamıştım.
''Cidden bedava olsa kalamam.'' gülümsedi.. Bana doğru yaklaştığında mis kokusu buram buram içime doğru işlemişti.. İşaret parmağı ile burun ucuma dokunarak..
''Evet bazı insanlar en yükseğe tutkundur.'' kahkaha attım. Belki haklıydı, vardır böyle insanlar.. Çeşit çeşitiz.. Sevmediğimiz yiyeceklerin olduğu gibi sevdiğimiz çeşitlerde vardı.. Olayları yemeğe bağlamıştım.. Sanırım uykum gelmişti.. Bir elim ile gözümü ovuşturuyordum...
''Asla öyle bir derdim olmadı hayatta.'' Gerçekten bir insan neden kendine böyle bir şey yapsın. Devam ederek. ''Asansörle çık çık bitmez.'' Elektrik kesilse merdivenleri kulladığını düşünsene... Marketi bırak hiç bir yere gidemezsin.. Benim ki sanırım fakir edebiyatıydı..
Kahkaha attı ''Evet bitmez. '' Telefonumun çalması ile baktığımda Çisem arıyordu. 'Pardon' diyerek açtım.
''Efendim Çisem.'' Aslında açtığıma pişman olmuştum. Bir yandan Mirali'ye baktığımda, benii detaylı bir şekilde incelemesi, yüzümden ter akıtmıştı. Neden bu kadar kendimi kaptırıyordum.. Belki benim hayal ettiğim insanla o bir değildi..
''Naptın merak ettim.?'' Sesi normal geliyordu. Bir elimi saçıma atarak düzeltiyorum
''İyi evimin tadını çıkartıyorum.'' Bir fıstık daha ağızıma attım. '' Sen napıyorsun ?'' diyerek sordum.
''Napayım bende yeni geldim eve.'' saat neredeyse gece yarısı olmuştu. Bu saate kadar Umut ile takılmış olacaklar ki.. Hiç bir şey söylememişti.. Arkadaşımın mutlu olmasına tabii kii seviniyordum. Fakat ileride ne olacaklarını bilmemek.. Beni ürkütüyordu..
''Sen yorulmadın mı ? Bu saate kadar dışardasın.'' sesim kızgın çıkmıştı. Mirali'de beni derinden incelemeye devam ediyordu.. Bakışları karşısında aklımı kullanabiliyor muydum? Bundan tam emin olamadım.. Sandalyede iyice geriye doğru sıtını attı.
''Çok yoruldum şimdi yatağa atabildim kendimi.'' diyerek güldü. Ahh şu Çisem bir gün yüreğime ağzıma getirmezse olmazdı.
''İyi bari sağ sağlim varmışsın.'' Konuyu uzatmak istemediğimden, artık Mirali ile vakit geçirmek istiyordum. Onun her zerresini beynimi kazamak için can atıyordum.
''İyi bari dinlen sende.'' Sesi çok enerjik gelmişti.. Bu hal, hoşuma gitmişti.. Fakat ilerisini onun düşünmesi gerekiyordu. Gözümün kestiremediği olaylardan hep korkardım.. Mirali'ye bu kadar güvenmemin nedeni onu tanıyor olmamdı.. Onun hep işinde gücünde olmasıydı.. Kötü huylarının olmaması, ve bana olan saygısı bunu iyice arttırıyordu.
''Tamam hadi görüşürüz. İyi geceler çok öptüm.'' sesi enerjik geliyordu. Umutla ne yaptılar acaba düşünmeden edemedim.
''Bende öptüm canım.'' diyerek kapattım. Telefonu tekrar masaya koyarak..
Mirali'nin kehribar gözleri ile buluştuğumda ''Bir şey ister misin?''diyerek sordum.
''Hayır teşekkür ederim..'' diyerek yandan bir bakış daha attı, kalbimin içine bir ok atmış gibiydi.
''Meyve getireyim.'' diyerek bakış attım. Bir şeyler getirsem iyi olacaktı yoksa ben kendimi tutamayıp Mirali'nin dudaklarını yiyecektim.
''Zahmet etme birazdan kalkarım.'' diyerek bakındı.
''Ne zahmeti.'' Yerimden kalkarak mutfağa doğru ilerledim. O bakışları neydi öyle resmen nevrim döndü. Musluğu açarak mandalinaları yıkadım. Üzerine iki muz ekledim. Suyla biraz gezdirdim. Birazda yüzüme vurdum. Resmen ateş basmıştı vücudumu. Masadaki kağıt havlu ile yüzümü kuruladım. Çöpe attım. Meyve tabağını aldığımda kapı açıldı. Miralinin elinde tepsi ve kahve bardakları vardı üzerinde.
''Ben alırdım. Zaten çok yordum seni.'' Tepsiyi masaya bıraktı. Elimdeki meyve tabağını alarak masaya koydu.
''Sen beni yormadın diyerek.'' Kolları ile bedenimi sardı. Kokusu buram geliyordu. Bu nasıl güzel bir kokuydu ona has, kokladıkça rahatlatan bir kokuydu.
Daha sonra geri çekilerek meyve tabağını alarak bir bakış attı. Yüreğim nerdeyse çıkacaktı. Bu nasıl bir duyguydu beynim algılamaya çalışıyordu. Mutfaktan beraber çıkarak balkona doğru ilerledik. Sanki bir bedende iki insan gibiydik. Bir insanın duyları bu kadar hızlı değişebilir miydi. Bir insan bu kadar huzur dolu olabilir miydi? Balkona geldiğimizde meyve tabağını ortaya koydu. Kırmızı sandalyesine tekrar oturdu. Göz ucu ile izliyordum. Bende karşısına geçerek mandalinayı soymaya başladım.
''Çok tatlısın, böyle tam annelere benzedin işte.'' demesi ile güldüm.
''Al bakalım mandalina ye vitamin olsun.'' diyerek uzattım. Bir gün onu kendi ellerim ile besleyeceğimi hiç düşünmezdim.. Bu bana keyif vermeye başlamıştı..
Mandalinaya uzandı ''Böyle beni beslersen direk nikah işlemlere başlayayım ben.'' şımarmıştı. Evet şımarmak güzeldi.. Bende evlenmeye çok istekliyim fakat nedense, içimde bir intikam duygusu yer alıyordu.. Ben neler yaşadıysam o da yaşasın istyordum. Bugünlere gelebilmek benim için çok zordu..
''Çok erken haftaya alırsın.'' diyerek güldüm. Kahkaha attı ''Haftaya çok geç olur.'' çapkınca bir bakış attı.
''Sana belli olmaz bir bakmışsın kafanın estiğini yaparsın.'' kahkaha attım. Böyle gözükmek hoşuma gitmişti.. Demekki ben kendimi ona teslim etmiyordum. Aslında deli divaneydim ona.. Fakat belli etmemek, altın kuraldı.. Sanki çok ilişki yaşamışsın diyebilirsiniz? Fakat ben çok kitap okudum. Çok yorum dinledim.. Lisedeki arkadaşlarım bile benden tavsiye aldıklarında, manitalarını tavlayabilmişti..
''Korkma o kadar da değil.'' Bu kadar göz dağı yeteliydi.. Fazlaya giderek, konunun can sıkıcı olmasına izin veremezdim.
Mandalinasından bir ısırık alarak .'' Sağın solun belli olmaz.'' diyerek mırıldandı. İşte bir insana sağınızın solunuzun ne olacağını asla belli etmeyin bunu belli edersem beni elinde tuttuğunu sanacak. Egosuna yenilip benide üzebilir. Ben sana teslimim ama sana teslim olduğumu belli edemem kuralıdır bu..
''Olmaz tabi ne sandın. '' diyerek kıkırdadım. Bir mandalina alarak soymaya başladım.
''Sende beni kaçırma bak.'' diyerek bir ısırık aldı. Bana göz dağı veriyordu. Unutma Mirali ben senin hayalinle bu kadar sene yaşadım.. Bundan sonra olmasanda hayalinle yaşarım.. Bir güç alarak ağızımı araladım ve..
''Nasip, kısmet, hayırlısı ne ise o olsun.'' soyduğum mandalinaya uzandı elimden aldı
Kahkaha attım. '' O benim mandalinamdı.'' Sanırım son söylediğime sinir olmuş olacak ki... Mandalinama bile göz dikmişti.. Bu beni hayrete düşürmüştü..
''Hayır benim.'' diyerek güldü. Tekrar bir mandalina aldım soymaya başladım. Elime yapışacak değildi sonuçta...
''Mmm mandalinada ne güzelmiş soğuk soğuk. '' İki dilim daha attı. Bende onu izliyordum. Bir dilim daha alarak. Elimdeki mandalinaya uzandı. Demekki o kadar zoruna gittiki.. Ben soydukça alıyordu..
Birden hiç bir şey olmamış gibi Kahkaha attım. Sinirlerim bozulmuştu. Ben soyuyorum Mirali yiyordu. ''Afiyet olsun, tabi soğuk soğuk iyi gider.'' dedim. Bir mandalina daha alarak soymaya başladım. Bana gülerek bakıyordu. ''Tamam sen yiyeceksin almayacağım senden.'' kahkaha attı. Bende gülerek soyduğum mandalinayı yanındaki sandalyeye oturarak
''Bir sana'' diye ağzına koydum. ''Bir bana.'' diyerek kendim yedim. Bu şekilde ona verdiğimde. Dudaklarını yememek için zor tutuyordum kendimi.
''Ellerinden meyve yemekte varmış.'' diyerek gülümsedi. O kadar tatlı gözüküyordu ki.. Bu kadar tatlı olman beni deli ediyordu..
''Evet kıymetini bil kimse ile paylaşmam böyle.'' kahkaha atarak güldü. ''Bazen şaşırtıyorsun böyle.'' Gece yarısı bir adamı ellerim ile besliyordum. Ne kadar da mantıklıydı ama...
Camdan gözüken yükseklik insanın içini ürpertiyordu. ''Sana doyum olmaz. Yavaştan ben gideyim. ''
''Seni tutmayayım dinlen sende..'' dedim.
''Tamam banada beklerim onyedinci kattayım.'' çapkınca gülüvermişti. Bir yandan ayağı kalktı bende kalkarak kapıya doğru eşlik ettim.
''Uğrarım bir ara.'' Ayakkabılarını giyiyordu.
''Mutlaka beklerim..'' Kapıyı açtı.
''Herşey için teşşekkürler.'' Tüm samimiyetim ile gözlerinin içerisine baktığımda..
''Görüşürüz.'' demesi ile kapıyı kapattım. Ahhh bu adam gerçekten de çok hoştu. Beni büyüledi ve gitti. Hayatımda olman ne kadar da güzeldi. Salona geçerek televizyon kumandasını aldım. Kanalları geziyordum. Gene bir şey bulamadım. Zaten aklımı televizyona veremiyordu. Kehribar gözlerinin parklaklığından, kafamı toparlayamıyordum.
Birde ağabeyime yarın taşındığımı söylemem gerekiyordu yoksa bana olan güvencine zarar gelmesine müsade edemem. Şaşıracaktı tabi ki, hatta ondan habersiz olmasına belki kızacaktı ama Mirali ile şimdi tanışmasına izin veremem. Her zaman uygun zamanı kollamak daha iyidir. Bu işin büyüsünün bozulmasına izin veremem. Daha bu heyecan fazla geliyorken ağabeyimin bilmesi beni iyice panikletirdi.
Telefonumu açarak sosyal medyama giriş yaptım takip isteklerini onaylamaya devam ettim. Bir süre kimin neyaptığına baktım. Gözlerim iyice yorulmuştu. Kumanda ile televizyonu kapatarak yatak odasına doğru ilerledim. Yatağımıniçine girerek uyumaya çalıştım. Bazen böyle uyku tutmadığında kendimi bulutların üzerinde olduğumu düşünürdüm. Bu iyi geliyordu başka düşüncelerden arınmak ve rahatlamaya yol açıyordu.
Günün ışığı ile uyandım. Ne kadar da sakindi ortalık. Kesi sesleri,köpek sesleri kuş cıvıltısı yoktu artık. Buna alışmak gerçekten de zor olacaktı. Telefonu alarak saate baktım sekizdi. Erken uyanmıştım.
Mirali Yıldırım:
'' Günaydın uyandın mı?'' Sanki beni izliyordu.
''Günaydın şimdi uyandım.'' Beni mi takip ediyorsun.
''Evet, hazırlanda gel kahvaltı hazırladım.'' Miralinin kahvaltı hazırlaması gözümün önüne gelmişti, gülümsememe engel olamadım.
''Tamam birazdan gelirim.'' Bende tekkahvaltı yapmayı sevmezdim. Napalım aç kalmamak için yerim yinede, bu fırsatı kaçırmayayım. Yataktan kalkarak lavaboya ilerledim. Önüme gelen saçlarımı geriye doğru ittirdim. Lavaboya geldiğimde yüzümü güzelce yıkadım. Havlu ile kuruladıktan sonra güzelce dişlerimi fırçaladım. Mis gibi kokan kremimi yüzüme sürdüm. Dolapdan rimeli mi alarak güzelce kirpiklerimi dolgunlaştırdım. Her kızın mutlaka sihirli bir ruju vardır. Evet yeşil renginde ve dudağa ne kadar sürersen o kadar kızartan ve asla çıkmak bilmeyen ruj. Evet onuda bir kez sürdüm. İçinde ne var bilemiyorum ama gerçekten de sihirli bir ruj. Düzleştirici mi fişe taktım, biraz ısınsın o arada kıyafet seçeyim.Yatak odasına doğru ilerledim. Camı alttan açtım. Çok garip bizim evdeki gibi pencere değildi. Heralde buradan atlamayalım diye yapılmıştı. Dolabımı çıkararak üzerime siyah kalın bady giydim. Üzerinede kot diz üstü ceket elbimesemi geçirdim. Çekmeceden siyah hafif kalın opak külotlu çorabı giydim. Aynadan kendime baktığımda küçük kız çocukları gibi olmuştum. Tekrar lavaboya girdim. Isınmış olan düzleştiricim ile saçlarımı düzleştirmeye devam ettim. Gerçekten beğenmiştim kendimi. Saçlarım düzken çok yakışıyordu. Fişi prizden çıkarttım. Salona giderek dış kapının anahtarlarını aldım. Ayakkabılıktan klasik botlarımı ayağıma geçirdim ve kapıyı kapattım. Karşı dairedende bir delikanlı adam çıkmıştı.
''Merhaba?'' demesi ile asansörün tuşuna bastım. Gözleri beni süzüyordu. Esmer bıyıklı yaklaşık yirmisekiz yaşlarında biriydi.
''Merhaba.'' diyerek başım ile onayladım. O da karşı asansörün açılması ile içeriye girdi.
Çağırdığım asansör gelince onyedincikat tuşuna basarak kapatma tuşuna basılı tuttum. Asansör yukarı doğru çıkmaya başlamıştı. Telefonumu evde unutmuştum. Neyse diyerek içimden derin bir nefes verdim.Asansörün kapısının açılması ile heralde benim gibi sağ tarafta oturuyordu. Zile bastım. bir kaç saniye sonra açılmıştı. Altında siyah eşoftman üstünde ise düz beyaz tshirt vardı.
''Günaydın bu ne güzellik böyle.'' alt dudağını ısırdı. Normalde dudaklarımı ben ısırırdım. Fakat onun ısırması bu sefer beni tahrik etmişti.. Elimi saçıma atarak dudaklarımı araladım,
''Biz bayanlar kalkınca böyleyiz.'' utanmıştım. Aslında onun için hazırlanmıştım.. Ona güzel gözükmek istemiştim. Önceden bende makyaj yapan bir insan değildim. Sadece videolar izleyerek kendimi geliştirmiştim.
''Gel içeri.''ayağımdaki botları içeride çıkarttım. Saçlarım uzun olduğundan dolayı parmaklarından geçirdi.
''Saçların çok güzel olmuş,erkenci kuş.'' Eşoftman o kadar güzel duruyordu ki ..
Resmen Mirali'yi süzmüştüm beyaz teni tshirtinin içerinde gümüş kolyesi. ''Ne tarafa hazırladın sofrayı?''
''Üst katta hazırladım.'' şaşırmıştım burası dublez miydi? o ilerlerken bende arkasından yürümeye başladım. salonun içerisinden yukarıya çıkan merdivenler bulunuyordu. Balkona geldiğimizde masanın üzerinde güller vardı.
''Baya özenerek hazırlamışsın.'' gözlerim büyümüştü. Bir elimi ağızıma götürdüm. Hayretler içerisindeydim.
''Evime hoşgeldin. İlk kahvaltımız biraz özendiğim doğrudur.'' Demlik ile geniş çay bardaklarına doldurmaya başladı.
'' Çok hoş karşıladın.'' diyerek güldüm. ''Tek mi kalıyorsun?''
''Bazen tek bazen Eray'da kalıyor işi düşünce.'' Kahkaha attım
''Evin baya temiz gözüküyor. Yardımcın var mı?'' Kaçamak bakış attım.
''Evet yardımcım var bugün izinli ama herşeyi ben hazırladım. ''çay bardağını önüme koy
''Teşekkür ederim.'' Menemenden bir kaşık alarak servis tabağının içine koydum.
''Bakalım menemenin nasılmış.?'' merak ederek ekmek ile ağzıma aldım. Gerçekten de harikaydı. Hafif acı ama yoğun bir lezzeti vardı. Bir yandan diğer kahvaltılıklardan yiyerek onu izlediğimde, o da yemeye devam ediyordu. Camdan dışarı baktığımda, burasının yüksekliği daha fazlaydı.. Çok korkunç gözüküyordu buradan dışarısı.. İki kat yükseklik bile belli oluyordu..
''Nasıl olmuş?'' merakla o da servis tabağına aldı. Gerçekten harika. Herkesin yapışı farklıdır ama bu çok lezzetli olmuş. '' Ekmeğimi tekrar menene bandım. O ise rahattı, çayımdan yudum alırken bükülen dudakları beni cezbediyordu.
''Seninle bir şeyler yemek gerçekten de çok keyif verici.'' diyerek güldü. Bende onunla yemekten büyük keyif alıyordum.. Helede kendi yaptığı menemen çok kötü olsa bile yerdim. Çünkü ben onun elinin deydiği her yere aşıktım..
Çayımdan yudum aldım. ''Ellerine sağlık diyerek yemeye devam ettim.
Hazırladığı ekmeği bana uzattı.
''Bunda ne var bal ile terayağ '' gülümsedi.
''Bak bakalım kim daha çok tatlı.'' ağzıma alarak yemeye başladım. Lokmamı bitirdiğimde ''Karar veremedim. Bir tane daha yapsana.'' gülümsedim. O daha tatlı gibiydi.. Kehribar gözlerine kirpik uçlarımdan bakıyordum.. Uzun parmakları ile tekrar hazırlıyordu.. çok güzel duruyordu..
''Al bakalım. '' uzatmış olduğu ekmeği alarak tekrar ağzıma attım. O kadar lezzetliydi ki karar vermek çok zordu. Çayımdan yudum aldım. ''Tereyağ ile bal kazandı sanırım.'' gülümsedi. Aslında sen kazanmıştın.. Parmaklarının lezzeti ekmeye bulaşmış..
''Sen benim tadıma bakmadın ki'' gülümsememe engel olamadım. Bakmaz olurmuyum.. Çoktan baktım..
''Yapacak bir şey yok. '' çayımdan tekrar bir yudum aldım.
''Sen güzel güzel kahvaltını yap, bende hazırlanayım ve dışarı çıkalım?'' Elleri ile saçlarını düzeltiyordu.. Eşofmanlada gelebilirsin.. Çok seksi gözüküyosun..
''Tamam ben beklerim sıkıntı yok.'' Balkondan çıkarken arkadan boyunu süzmüştüm.. Kendimi tutamadan gülmeye başladım