Ne kadar da zormuş bu taşınma evresi cidden. Birde artık kiracıyım. Her ay ödeme yapmam gerekecek. Bunun içinde mutlaka çalışmam gerek. Ne cesaretle bu işlere kalkıştım. Aklım ermiyordu. Eğer olmazsa evi taşırım yine gibi düşünmüştüm. Fakat evi taşımakta kolay iş d." Elleri ile yaptığı robot süpürgeyi kutunun içine koyarak "Akşam vakti de gelebilirler. İşten çıkınca ararız." Dedi.
"Teşekkür ederim çok mutlu oldum. Kurulumunu yapınca daha da mutlu olacağım." Diyerek hevesle sevindim.
"Mutlu olmana sevindim. " Diyerek gülümsedi.
"Artık bende seni evinde yalnız bırakayım. Tadını çıkart."
Elinden tutarak. "Teğilmiş. Ne olursa olsun çalışıp kazanç sağlamam gerekiyordu. Bir diğer havluyu alarak ikiye katladım ve yuvarlayarak doladım. Tekrar dolabın içine yerleştirdim. Ümitsizliğe düşme Betilla sen yanlış bir şey yapmıyorsun. Hiç ayaklarının üzerinde duramadın. Ondan korkman normal daha güzel şeyler başaracaksın. Kendi kendimi teselli ediyordum. Ağabeyime de danışmadım. Sonunda istediğimiz gibi olmazsa bana da kızabilirdi. O yüzden yapmam gerekiyordu. Elimden geldiğince ekmeğimin peşinde durmam gerekiyordu.
Havluları rulo yapıp koyduktan sonra en son kalan havluyu , havluluğa asarak salona doğru ilerledim.
Salona geldiğimde siyah süpürge ile uğraşıyordu merak sordum"Ne yaptın internet işini? "
"Hafta sonu olduğu için gelemiyor elemanları. Hafta içi müsait bir gününde gelecekler. Fakat şu ön tuşuna bastığında süpürüyor..''
"Tamam ben iş yerine başlayacağım. Bir boşluk bulduğumda yaparım artık teşekkür ederim iyi ki varsın." Bir diğer elini üzerine koyarak sende "İyiki varsın " gözleri o kadar parlak bakıyordu. Kehribar gözleri sararmıştı adeta.
Elini üstten çekerek yanağıma dokundu.
"Hadi güzelim dinlenmene bak artık." Diyerek kalktı. Bende kalkarak kapıya doğru eşlik ettim. Galoşları ayağından çıkarttı.
"Görüşürüz." Diyerek bir öpücük kondurdu burnuma. Göz kapaklarım iki üç kez ardı ardına kapanmıştı.
"Görüşürüz." Diyerek kapıyı kapattım. Artık evimdeydim. Burası benim evimdi. Etrafı dolanırken yatak odasına doğru ilerledim. Gardrobu çekerek iç çamaşır kutusunu çıkardım. Çekmeceliğime yerleştirdim. Boş kutuyu kapının önüne doğru koydum. Artık bir duş alsam çok iyi olacaktı. Evim gibi bende temiz olmayı hak ediyordum. Banyoya doğru ilerledim. O kadar güzel bir banyoydu ki beş yıldızlı otel gibi şah şahlı. Küvetin suyunu açarak dolmasını bekledim. Çamaşır makinasının bitmesi ile sepete eşyaları koyarak, boş olan odaya ilerledim. Çamaşır askılığını açarak, sepetteki çamaşırları asmaya başladım. Evin tadını çıkartmam gerekiyordu ama köleliği de bitmiyordu. Camı araladım. Dışarı çıkarak kapısını kapattım. Banyoya tekrar geldim. Bir yandan eşofmanı üstümdekileri çıkarmaya başladım. Küvet dolmuştu.. bacaklarımı sokarak küvetin içine girdim. Baya derindi.
İki tane yuvarlak dokunaçlar vardı. Elim ile bastırdım. Su birden baloncuk çıkarmaya başladı. Jakuziliydi. Harikaydı. Evet ben tatile gelmiş olabilirdim. Sağ duvarda kare bir kutu vardı. Üzerinde tuşlar vardı kırmızı tuşa bastım ışığı açılmıştı. Müzik çalar mıydı? Playe bastığımda yabancı bir müzik çalmaya başlamıştı. Bugün buradan çıkamayacağım heralde. Bu ödülü hak etmek yaptığım işlere değmişti. Acaba Mirali ne yapıyordu.? O da duşta mıydı? Tabi duştadır. Üstü hep tozlanmıştı. Gülmeden edemedim tıpkı sapıklara benziyordum.
Bu düşünceleri aklımdan çıkararak bu anın keyfini çıkartmaya başladım. Acaba bu sitede başka hangi ünlüler kalıyordu. Aynı bizim gibi insanlar fakat biz onları tanıyoruz onlar ise bizi tanımıyor. Adı üstünde ünlü ve şöhretli yada başka kimse yokmuydu? Kafamda deli sorular. Yarın da izin günümdü ve bir sonraki gün iş günüydü. Allahtan bir günde olsa iznim vardı. Burası Mirali'nin dairesiydi ya burda bir yerde kamera varsa? Saçmala Betilla saçmalama günahlarını alma kimsenin bir kez Mirali girdi onda da dolabı kurdu. İyice pimpiriklendin. Hem öyle zarar verici bir insan olsa tek başına kaldın illaki bir şey yapardı. Yaptı mı? Hayır.
Bu düşünceleride saldım. Aslında insanın yalnız olması güzeldir. Fakat insanın bilinçaltı hep üretir. Kurar kurgular. Bu da işsiz bir insanı yorar.
Yani yapılması gereken şeyler kurguları kafadan atmaktan geçer. Atabilirsen rahatsın. Atamaz isen huzursuz olursun. Bakışların konuşman ile karşı tarafa kötü enerji yayarsın. Soru sormaktan çekinme. Karşında ki de senin gibi insan. Doğru bildiğinden vazgeçme ama karşı tarafı da bir kere dinle. Sana zarar verici bir şeyse bir kez bile olsa dinleme. Senden bir tane var. Bir kere bu dünyaya geldin. Karşındakini ayna gibi gör. Ne yaparsa onu yap. Ne bir eksik ne bir fazla.
Ellerimin buruşması ile suyu normal ayara getirdim. Şampuanla saçımı köpürterek, lif ile sabunu güzelce köpürttüm. İlk yüzümden başlayarak kendimi keseledim. Koluma baktığımda iyice kızarmıştı. Duş musluğu ile kendimi duruladıktan sonra müziği kapattım. Üzerime bornozumu geçirdim. Saçlarımıda havluya sardım. Kapının kilidini açarak hole çıktım. Yatak odasına gelerek üzerime iç çamaşırlarımı ve bir tshirt altıma da çiçekli pijamamı giydim. Yatağa uzanarak uykuya dalmaya başladım.
Çisem'in Ağızından;
Umut ile Hoşgeldin kafesinde kahvemizi yudumluyorduk. Gerçekten etkileyiciydi Umut. Karizmatik yakışıklı ve işinde gücünde bir adamdı. Benim tanıdığım hoppalardan dadeğildi. Ben biraz ilgi çekmeyi severdim. Belkide çocukluğumda alamadığım ilgiden dolayıydı. Bu kadar avere olmamın nedeni.
''Çisem yarın ne yapıyorsun?'' diyerek bakındı. ''Bilmem yarın pazar bir bara gidebilirim. '' gözleri büyümüştü.
''Kim ile?''diyerek bakındı.
''Kendim genelde giderim.'' duygusuz bir şekilde söylemiştim.
''Betilla senin ile gelmiyor mu?'' Tek kaşını kaldırmıştı.
''Hayır o gelmiyor. Betilla ilehiç gitmedik.'' ellerimi kaldırarak ''Ben ona daha önce teklif etmemiştim.''
''Beraber gidelim mi?'' diye soludu. Heralde beni yalnız bırakmak istemiyordu.
''Emin misin?'' ellerimin bağını çözerek konuştum.
''Sen evet dersen neden olmasın?'' diyerek bakındı.
''Tamam benim için uygun yarın 20.00'de Cadde bostanda gidebiliriz.'' gülümsedim.
Kahvesinden yudum aldı.'
''Artık eve gidelim de duş alalım.''
''Tamam yavaştan kalkalım.'' diyerek kafede ödeme yaptıktan sonra çıktık. Caddede duran arabasına doğru yol aldık. Aslında Umut farklıydı evet ben kimseyi ciddiye almadım. Öyle bir karakter de hiç bir zaman olmadım. Umut'ta bugün varsa var yarın olmazsa da olurdu. Kalbim yeni insan tanıdığı için biraz hefesliydi sadece.
Aracın ön koltuğuna oturdum. O da şöför koltuğuna geçmişti.
''Seni iyi ki tanımışım.'' sesi heyecanlı çıkmıştı.
''Bende iyi ki tanımışım.'' Aslında hep burnumun ucundaydı Umut. Alıcı gözle de arkadaş gözü ile de hiç bir zaman bakmamıştım.
Sadece benim için önemli olan Betillaydı. Onu aşkına kavuşmasına vesile olduğum için gerçekten de çok mutluydum. Artık top ondaydı. Ne olursa olsun arkadaşımın yanında olacağım. Bugün yeni taşınmış olduğu evinde umarım mutlu olur. Çevreye adapte olması biraz zor olacak tabi ilk kez müstakil evden elli katlı binaya yerleşti. Kim bilir kaç bin insan yaşıyordu. İlk kez bu kadar yüksek katta oturacaktı. Onu düşündükçe endişelenmem artıyordu. O yüzden düşünmemek en iyisiydi.
Betilla'nın ağızından,
Gözlerimi araladığımda hava kararmıştı. Ne kadar süredir uyuyordum acaba, yavaşça kalkarak ışığı açtım. Resmen ışık gözümün içine girmişti. Ellerim ile gözümü ovuşturdum. Bir iki saniyeden sonra kendime gelebilmiştim. Komidinin üzerinde duran telefonumu alarak saate baktım. Saat On olmuştu nerdeyse üç saat uyumuştum. Boğazım kurumuştu. Telefonuma bakarken bir yandan gelen mesajlara baktım.
Mirali Yıldırım;
''Merhaba anahtarın bende kalmış, müsait olduğunda getireyim.'' Yarım saat önce yazmış. Mutfağa girerek bir bardak çıkardım. Bir yandan da telefonumdan mesaja yanıtla yaptım. '' Merhaba yeni uyandım. Müsait olduğunda getirebilirsin. Bardağa arıtma musluktan su koydum. Boğazımdan akarak gitti. Bayadır sosyal medyama bakmamıştım. Takip istekleri hala duruyordu. Onlarla nasıl uğraşacaktım. Bardağı mutfakta bırakarak salona girdim. Takip isteklerini tek tek kabul etmeye başladım. Acaba bunun bir formülü yok muydu hepsinin kabul edilmesi için. Benimki bilmeyenler tek tek uğraşır.
Gelen mesajlara baktığımda ise yazanlar bayağı vardı.
Neredeyse yüzlerce mesaj vardı. Şaşırmıştım bunlar nasıl da beni buldu. Hadi programı izliyorlar boş vakitleri vardı birde üşenmeden bana yazıyorlardı hayret vericiydi. Zilin çalması ile kapıya doğru ilerledim. Delikten baktığımda Miraliydi. Kapıyı açarken telefonumun tuş kilidini kapattım.
''Merhaba, nasılsın?'' diyerek baktı. Şaşırmıştım onu gördüğüme,
''İyiyim sen nasılsın?'' Üzerinde gri kumaş eşofman takımı vardı. Eşofman altından bacaklarının uzunluğu daha da belirgindi.
''Biraz uyumuşum.'' anahtarı bana doğru uzattı. Boş elim ile alarak '' İçeri geçmeyecek misin?'' diye sordum.
''Rahatsız etmeyeyim.'' dedi ciddi bir ses tonu ile. Uykumu almıştım zaten bütün gece uyuyamazdım.
''Hayır rahatsızlık vermezsin.'' diyerek güldüm. Senden bana rahatsızlık gelir miydi.. Gözlerim iyice parlamıştı.. Heyecandan dudaklarımı yemeyi bırakarak, içeri doğru elimi uzattım.. Kaçamak bakışları ile gülümseyerek elini saçlarına attı..
'' O zaman bir Türk kahvesine hayır demem.'' dişlerimi göstererek gülümseme devam ettim.. Bir yandan çekiniyordu..
''Haydi geç'' ayakkabılarını çıkartı içeri doğru ilerledi. Bende arkasından gelerek, televizyon karşısındaki koltuğa gçtiğinde bende yanında ki koltuğa doğru oturdum.
''Aslında ben biraz acıktım. Dışardan yemek söyleyelim de onun üzerine kahve içsek olur mu? Sen acıktın mı?'' kaşımı kaldırarak sordum. Sonuçta bugün o kadar çok çalışmıştık.. O da aç olabilirdi.. Tek yemek yerken zevk alan bir insan değildim.
''Öyle bir sordun ki Betilla bende acıktım şimdi.'' demesi ile gülümsedim. Harika birlikte birşeyler yiyecektik.. Gözlerim iyice parlamıştı..
''Tamam bak şimdi öyle bir yerden hamburger söyleyeceğim parmaklarını yiyeceksin.'' Dikkatli gözler ile dudağımabakıyordu, acaba bir şey mi bulaşmıştı..
''Dudaklarını yemezsen, parmaklarımı yiyebilirim.'' dedi. Elimdeki telefonu açarakkonum ayarlarımı düzenleyerek her zaman sipariş verdiğim Dönerci Ahmet Ustadan iki hamburger ikide ayran söyledim.
''Yirmi dakika içinde burda olurlar.''gözlerim eminim parlamıştı.
''Harika '' diyerek güldü. Bir yandan onu izlerken mest oluyordum. Elmacık kemikleri ne kadar güzel duruyordu acaba oda beni bu kadar detaylı bir şekilde incelerken,benden hoşlanıyor muydu?
''Eee sen dinlenebildin mi?'' Sanırım benim kadar büyük değildi .. Başımı salladım. Biraz moralim bozulmuştu.. Sonra Çisem'in söylediği sözler aklıma gelmişti. İlişki yönetmeyi bilmiyordum.. Dudaklarımı ısırmaya başladım..
''Dinlendim biraz uyumuşum, sonra sana evin anahtarını bırakmadığım geldi aklıma, daha dalamadım.'' masanın üzerindeki kumandayı alarak televizyonu açtım.
''Dinlenmene sevindim bende yaklaşık üç saat uyumuşum.'' yandan bir bakış attı.
Kanallara değiştiriyordum , kanallarda da bir şey yoktu.. Derin sessizliği o bozmuştu,
''Ben seni izlesem yeter bana.'' eminim şuanda kızarmaya başlamıştım. Dilim tutulmuştu adeta.. Ondan böyle sözcük beklemiyordum. Birden dikkatimi Mirali'ye verdiğimde gözlerim parlamaya başlamıştı..
''Bu arada pijamanda ne kadar güzelmiş çiçekli.'' diyerek bacaklarıma doğru bakıyordu. O anda fark ettim bende Çiçekli pijamam altımda duruyordu.
''Teşekkürler senin için giyinmiştim.'' Ellerim ile çekiştirerek, tekrar baktım.. Gerçekten de çok komik duruyordum..
Zil çalmıştı.''Kapı'' diyerek kalktım.
''İstersen ben bakayım.'' diye güldü.
''Yok ben bakarım.'' diyerek ilerdim. Kapıyı açtığımda '' Merhaba Betilla hanım mı?'' göbekli bir çocuk bana doğru bakıyordu.. Gülümsememe engel olamadım..
''Evet'' elindeki poşeti bana uzattı. Kask vardı personelin başında yüzü gözü gözükmüyordu.
Poşeti alarak ''Teşekkürler.'' .ödemeyi telefondan halletmiştim.
''Afiyet olsun iyi günler.'' dedi kapıyı kapatarak salona doğru ilerledim.
''Yemeklerimiz geldi. Ben bir bardaklarımızı alayım balkonda yiyelim olur mu?''
''Sen nasıl istersen güzellik.'' Sesi erkeksi çıkmıştı.
Poşetleri balkona bıraktım ve mutfağa doğru ilerledim. İki bardak alarak tekrar balkona ilerledim. Mirali balkonda cam tarafında oturuyordu.
''Eeee hadi paketleri açmamışsın.''
''Seni bekleyeyim dedim.'' cidden hamburgerin kokusu o kadar buram buram güzel geliyordu ki. Bir hamburgeri , patatesi ile Miraliye uzattım. Kalanı da önüme aldım.
''Ben bir litrelik ayran söyledim sanıyordum meğer bardak ayran söylemişim.'' hamburgerimden bir ısırık aldım. Mirali beni izliyordu. Ketçap ve mayonezi açarak patatesim ile bandırmıştım. Gerçekten de kurtlar gibi acıkmıştım.
''Sen yemeyecek misin?'' dediğimde dalmıştı resmen. ''Tabi yiyeceğim sen ısmarlamışsın yemez olur muyum hiç?'' paketi açarak yemeye başladı. Bende ketçapladığım patatesleri hamburgerimin arasına yerleştirdim. Bir yandan ayran içiyordum. Hamburgerimi yerken Mirali ile göz göze geldik. Yine beni izliyordu. ''Bak bunun tadı patatesleri içine koyacaksın öyle lezzeti çıkar.''
''Ben senden korktum valla Betilla açken sen, sen değilsin.'' diyerek gülümsedi. Gerçekten açken çok sinirli olurum. Herkes benden uzak dursun.
''Öyle korkma sadece biraz iştahlı biriyim diyelim.'' gülümsedi. Tabi ki açlığımın verdiği siniri insanlara gösterecek biri değildim.. Helede bu en büyük aşkım olanbir insansa asla gösteremem..
''Baya iştahlısın .'' kahkaha attı. Sanırım, ben yemek yerken o keyif alıyordu. Fakat yemek yemekten asla çekinen biri olamadım.. Gururumda keşke böyle olabilseydi..
''Çok gülme senide yerim hee.'' dedim Gerçekten onu yememek için kendimi zor tutuyordum.. Onu sadece gözlerim ile yiyebiliyordum.. Umarım hayatta her zaman yanımda kalabilirsin, Ben sana sadık bir insandım.. Sen bunun farkındamısın? Ya da farkına varabilecek misin?
''O kadar kolay değil.'' diyerek beni taklit etti elleri ile. Bende kahkaha attım. Öyle de bir yerdim ki... Fakat kendimi sana hemen teslim edemezdim. Sende benim kıymetimi bilmen gerekiyordu.
''Bak iştahımı kaçırıyorsun..'' diyerek hamburgerden bir ısırık daha aldım.
''İştahının kaçtığına pek inanmıyorum.'' diyerek o da yemeye başladı. Ağzımın doluluğundan konuşamadım. Ne demişler ağzında yemek varken konuşma. Isırığım bittiğinde peçete ile ağzımı sildim.
''Beğenmedin mi sen?'' diyerek sordum. Gülümseyerek ''Hayır beğendim toktum ben'' diyerek yemeye devam etti.
''Tok olduğunu bilmiyordum. '' Son ısırığımı alarak bitirmiştim. Ayranını içerek '' Ben hamburgerle doymam.'' diyerek güldü. Yemeğimiz bittikten sonra poşetin içine çöpleri koyarak bardakları aldım.
''Ben bir kahve yapayım o zaman.'' çöp poşetini alarak salona geçtim. Oradan da mutfağa doğru ilerledim. Dolaptan cezve ile kahveyi çıkarttım. İki kaşık kahve koydum cezveye tatlı kaşığı ile aygazda karıştırmaya başladım. Kapının açılması ile Mirali girmişti.
''Yardım edebileceğim bir şey var mı?'' Pijamalarıma bakarak beni süzmüştü. Pijamaların vücut hatlarımı belli etmesi beni rahatsız etmişti.. Nasıl olurda buna dikkat edemedim..
''Hayır, teşekkür ederim.'' sandalyeye doğru oturdu. Cezveyi çay kaşığı ile karıştırıyordum.
Dolaptan çıkarttığım çerez tabaklarına fıstık koydum.
''Kahve taşacak.'' demesi ile ''Eyvah.'' cezvenin sapından tutarak kahve fincanlarına boşalttım.
''Elini yakmadın umarım.'' sesi evhamlanmıştı.
''Hayır yakmadım kaynanamdan korkmuyorum.'' diyerek yanıtladım.
''Korksan iyi edersin.'' kahkaha attım. ''Neden korkacakmışım.''
''Kaynanan cadı gibi..'' diyerek gülümsedi. Bende kahkaha attım.
Alt dolaptan tepsileri çıkarak kahveleri yerleştirdim. Çerez tabağını da tepsiye koydum. Haydi manzaranın tadını çıkaralım. Tepsiyi alarak balkona doğru ilerledim. Masanın üzerine kahvelerimizi yerleştirdim. Çerez tabağını da ortaya koydum. Karşıma geçerek Kahvesine uzandı. ''Ellerine sağlık.''
''Afiyet olsun, sade içiyordun değil mi?'' bir yudum kahvemden aldım. Tadı gayet lezzetli idi.
''Evet sade içerim.'' tekrar bir yudum aldı. O yudum alırken dudaklarının kıvrımlığı beni cazibesine iyice karıştırıyordu.
''Hiç sevgilin oldu mu?'' merakla sordu. Bu da soru muydu? Bana herkes inanmazdı.. Fakat bu konuda herkesin inanmaması beni şaşırtıyordu. Olamaz mıydı? Güzelliğimin yalnız kalamayacağım anlamına mı gelirdi.
''Hayır olmadı.'' kaşlarını kaldırdı kahvesinden bir yudum daha alarak.
''Neden olmadı? Hiç birinden hoşlanmadın mı?'' kaşlarını çatmıştı. Heralde kahve sıcak gelmişti.
''Hoşlandığım biri oldu.'' Diyerek yudum aldım.
''Kimdi bu kişi bir ben olamam değil mi?'' hayretle bana bakıyordu. O da bana inanamayacaktı.. Çünkü herkesin hayatında mutlaka birileri olmuştu.. Tuhaf gözükmemin beni rahatsız ettiğini anlamıyorlardı. Acaba biri bana yemek yemiyorum dese, buna şaşırırdım.. Buda öyle bir şey miydi?
''Sana bir şey kanıtlamak zorunda değilim.'' Elim ile yüzümü sıvazladım. Kimseye kanıtlamak zorunda da değildim.. Ben seni seviyorum be adam anlamayacak mısın?
''Ne yani bir tek ben miyim?'' şaşkınca sordu. Bu şaşkınlığı beni sinir ediyordu.. Ya da güzel baktığı için benim kafam iyice karışmıştı.
''Evet sensin.'' dediğimde gözleri iyice parlamıştı.
''Şaşırmama kızma Betilla sende genç bir kızsın ve tanımadığın birine böyle gönül bağlamana şaşırmamda bana kızma lütfen.''
Haklıydı ben gibi salak kimse yoktu ortalıkta. Ben bir şeye bağlanırsam bağlanırdım ama değmez ise bu Miralinin davranışları ile onu bile silebilecek güçteydim. Benim varlığıma varlık katmadı hiç bir zaman kendi başımın çaresine bakabilirdim.
''Hayır şaşırmıyorum Mirali. Senden hoşlandığım seni sevdiğim doğru ama karekterin ile örtüşmeyen bir şey olursa hayatımda tutmam seni.'' gözlerini kırpmadan dinliyordu. Sözlerime şu şekilde devam ettim.'' Eğer bu kız bana bağlı bu kız bensiz yapamaz gibi düşünüyorsan yanılıyorsun ben seninle var olmadım.'' tehtit ederek konuşmuştum.