YOLCULUK

1111 Kelimeler
"Biz delirmedik öyle değil mi Dalya?"diye fısıldadım yerde otururken zıplayıp bağırıp çağırmaktan canım çıkmış ve boğazlarım soyulmuştu. "Yok kız ne delireceğiz?"hafifçe dizime vurduğunda o benden daha canlı duruyordu. "Biletlerimiz ne zaman gelecek peki?"diye mırıldandığımda hafifçe gülümsedi. "Bir kaç güne gelir merak etme çoktan postaya verilmiştir."dediğimde ellerimi açıp dua etmeye başladım. "Allahım lütfen hemen gelsin lütfen bir an önce gitmek istiyorum!"diye cıvıldadığımda güldü. "Ay bende vallahi ders çalışmaktan bütün bir yıl iflahım kesildi güzel bir tatil ilaç gibi olacak ondan sonra da ver elini Üniversite!" Elimi belime koyduğumda hafifçe inledim. "Ahh sanırım belimi incittim."diye sızlandığımda göz devirdi. "Ne tatlı canın varmış kız seninde alt tarafı iki zıpladık." "Asıl senin ne odun canın varmış yarım saattir kuduruyoruz durmadan." "Sus be sensin odun."saçını hafifçe savurduğunda göz devirmiştim pislik içinde bıraktığımız yere bakarken yüzümü buruşturdum. "Kalk şurayı temizle!"diye sızlandım. "Allah allah ben misafirim bir kere sen temizle hem ne biçim ev sahibisin sen sıkıntıdan patlayacağım şimdi."omuz silktim. "Bana ne tepsiyi sen devirdin kalk sen temizle."ayağa kalkıp banyoya ilerlerken sitem etmeye başladı. "Misafire iş yaptıran tek kişi sensindir aşk."zaferle güldüğümde elinde ıslak bezle gelmişti güzelce yere döktüğü yiyecekleri  temizlediğinde çöpleri tepsiye koyup mutfağa indirmişti bende yerden kalkıp yatağa atladığımda işini bitirip yanıma gelmişti. "Bulaşıkları da elden geçiri vereyim mi hanımım?"diye dalga geçtiğinde kıkırdadım. "Fena olmazdı ama onu da Ala yapsın diyeceğim kesin bu takımı da kıra kıra bitirir."ikimizde kahkahalarla gülerken Ala kapının başında belirmişti.  "Yine benim dedikodum mu dönüyor burada?"diye sızlanan Ala ile Dalyayla birbirimize dönüp bakıştık. "Yoo."aynı anda konuştuğumuzda Ala göz devirdi. "Adım çıkmış benim bir defa sakar diye adım!"sitem ederek gittiğinde gözlerimi yumdum ve derince iç çektim. "Ayy ben bu gece burada kalayım yarın direk buradan alışverişe gidelim tatil alışverişi yaparız mükemmel olacak!"diye cıvıldadığında hafifçe öksürdüm. "Ay ne olur hasta oluyorum deme bana? Bak vallahi deliririm." "Yok ya gıcık yaptı sadece." "Anladım aşk."boğazımda ince bir sızı vardı aslında ama bunu ona şimdi söylemeye kalkarsam tatil evveli diye beni götürmeyeceği doktor kalmazdı hastanelerden nefret ettiğim için de hiç bir yere gitmek istemezdim benim bir hastaneye gidebilmem için anca ölüyor olmam lazım. "Ya ben acıktım."diye mırıldandı Dalya. "Ala ile bir şeyler yapsanıza?"dediğinde omuz silktim. "Ala elma bile kesemez."kıkırdadığımda göz devirdi. "O kadar da değildir canım."dedi Dalya. "Aynen öyle Dalya abla ekmek kesebiliyorum mesela!"diye ortaya atlayan Alaya göz devirdim. "Bizi mi dinliyorsun Ala?"diye sızlandığımda omuz silkti. "Hadi benden bir şey isteyin size yapabileceğimi göstereceğim!"diye hırslandığında kafamı hafifçe salladım. "Tamam git orta kahve yap bize."dediğimde hızlı bir şekilde çıkmıştı. Mutfağa indiğinde bizde arkasından ilerleyip belli etmeden kapıdan izlemeye başladık dolapları karıştırıp cezveyi bulduğunda göz devirdim orada türk kahvesi makinesi varken cezveyi niye almıştı bu? Kendi kendine cezveye ve kahveye bakarken mırıldanmaya başladı. "Orta kahve nasıl yapılıyordu ki?"diye kendi kendine mırıldandığında bir anda bir aydınlanma yaşamış gibi oldu. "Haa tamam cezvenin yarısını kahve dolduracağım o zaman orta kahve olacak."diye mırıldandığında Dalya ile gözlerimizi belerttik bu kız bizi zehirleyecekti resmen.  "Dur kız dur hepimizi öldüreceğin."Dalya olaya müdahale edip elindeki kahveyi aldığında derin bir nefes aldım. "Niye ya böyle yapılmaz mı?" "Saçmalama Ala."diye sızlandım ve yanlarına gelip göstermeye başladım. "İki fincan soğuk su dört çay kaşığı kahve iki çay kaşığı da şeker."diye gösterdiğimde gülümsedi. "Tamam bir daha ki ne öyle yaparım."dedi Ala bilmişlikle aslında hiç bir haltı beceremez ben olmasam aç kalırdı ya neyse.  "Aferin Aloş öğren böyle."diyen Dalya kardeşimin yanağını sıktığında Ala elini itip içeriye giderken bağırdı. "Ben açım ablalar bir halta yarayıp yemek hazırlayın!"diye bağırdığında mutfağı terk etmişti bende Dalyaya dönerken sırıttım. "Ne yemek yapıyoruz şef?"diye dalga geçtiğimde bakliyatların olduğu çekmeceyi açıp yeşil mercimek çıkardı. "Sağlıklı besleniyoruz."dediğinde kıkırdadım. "Çok severim yanlız." "Yeşil mercimeği mi? Cidden mi?"kafamı hafifçe salladığımda ikimizde güldük. "Ben karnıbahar kızartmasını soslayıp yemeği çok severim."dediğinde dolaptan karnıbahar çıkarttım. "O halde kızartmayı ben yeşil mercimek yemeğini sen."dediğimde ikimizde işe koyulmuştuk. O patates ve havuçlarla karışık yeşil mercimek yemeğe yaparken bende karnıbaharları haşlayıp kızartma hamuruna bulayıp kızarttım ve üzerine yoğurtlu tereyağlı sos yapıp kullandım. O da tam vaktinde yemeği bişirmeyi bitirdiğinde masaya bırakmıştık güzelce sofrayı kurarken Alayı çağırdım. Yaptığımız yemeklere burun kıvırmıştı iki çeşitten de hoşlanmıyordu ama aç olduğu için sesini çıkartmadan yemişti. Sofrayı Alaya bırakmayıp birlikte toparlamış ve makineye dizmiştik bu gece erken yatmaya karar vermiştik Dalya yarın sabahın köründe alışverişe çıkmak istiyordu. Alayı bırakıp odaya çıktığımızda yatak tek kişilik olduğu için Dalyaya yer yatağı sermiştim. Yorganlarla kraliçe yatağı gibi kocaman bir yer yatağı yaptığımda burun kıvırdı. "Misafirini yerde mi yatıracaksın aşk olsun?"diye sızlandığında omuz silktim. "Bir zahmet yatıver bir tarafların incinmez."diye mırıldandığımda güldü. Ona pijama verdiğimde hızlıca üzerini değiştirmişti bende üzerimi değiştirdiğimde yatağa uzandım Dalya ışıkları söndürüp yer yatağına öyle girdiğinde ikimizde her akşam rutin gibi yaptığımız şeyi yapmaya devam ettirdik ve telefonlarımızla t****k izlemeye başladık. Yaklaşık bir saat kadar tutulmuştuk Dalya telefonu elimden çekip almasa manyak gibi sabaha kadar izleye bilirdim ama sağ olsun Dalya engel olmuştu. En sonunda telefonumu bırakıp kafamı yastığa koyduğumda uyumayı bekliyordum ne zaman uyuyacağımı düşünürken bu saatte uyumaya alışık olmadığım geldi aklıma. Bir şekilde uyumayı başardığımda sabah gözlerimi Dalyanın dürtüklemeleriyle kalkmıştım yataktan kalkmayınca beni sürükleyerek kaldırmıştı.  Bacaklarımdan çekerek beni yataktan aşağıya attığında sinirle yerden kalktım ve hızlı bir şekilde banyoya ilerledim. Banyoya girdiğimde elimi yüzümü yıkadım kendime geldiğimi hissederken odaya döndüm ve dolabımı açtım içinden pantolon tişört ve deri ceketimi aldığımda hazırdım. Bana bön bön bakan Dalyayı gördüğümde kıyafet alması için dolabımı gösterdim benden izin almanın keyfiyle dolabımın altını üstüne getirdiğinde kollarımı göğsüme bağlamış onu izliyordum. Resmen dolabımı yerle bir etmişti dökmediği saçmadığı şey kalmamıştı sinirle ayağımı yere vururken dudaklarımı ısırdım kollarımı iki yanımda bağlayıp döktüklerini toplamasını bekledim ama toparlamamıştı. Bana şirince gülerken mecbur işin başa düştüğünü anladım hızlıca dolabımı toparlamaya başladığımda beni izliyordu toparlamayı bitirdiğimde birlikte koşar adım aşağıya indik. Kahvaltıyı dışarıda yapmaya karar verirken en sonunda evden çıkmıştık. Otobüse binmekten hoşlanmayan Dalya yüzünden taksiye binmiştik tabi hanım efendi kontes Dalya olduğu için öyle otobüse falan binemezdi. Düşünceme kıkırdarken çoktan taksi çevirmişti birlikte taksiye bindiğimizde bizi çarşıya getirmişti taksinin ücretini Dalya ödediğinde birlikte daha yeni kepenklerini açan kahvaltıcıya girmiştik. Klasik serpme kahvaltı istediğimizde yeni açıldığından dolayı neredeyse yarım saatten fazla beklemiştik en sonunda kahvaltımız çeşit çeşit geldiğinde birlikte kibarlığı bırakıp direk girişmiştik. Ağzımı ekmekle doldurup tek tek bütün kahvaltılıkları ve aparatif kahvaltı malzemelerini yerken Dalya da benim gibi yanaklarını sincap misali doldurmuştu. Çaylarımızı içerken kahvaltımızı bitirmiştik bacak bacak üzerine attığımda çayımı bitirmeye çalışıyordum. Dalya ile birlikte çaylarımızı bitirdiğimizde ödemeyi yapıp çarşıya çıktık ve vitrinleri tekrar bakmaya başladık. Bir kaç yeni kıyafet, mayo, saç tokası vs aklıma gelen bir sürü şeyi almıştım bir tane de orta boy valiz aldığımda oda alışverişini tamamlamak üzereydi.  Makyaj mağazasına girdiğinde oradan da koca bir poşetle çıkmıştık. Eve geldiğimizde çoktan postanın kapıya bırakılmış olduğunu gördük kapıda asılan zarfı aldığımızda içinden tek gidiş uçak biletleri çıkmıştı Dalya ile birbirimize bakarken anlam verememiştik. "Tek gidiş mi?"diye mırıldandığımda omuz silkti. "Dönüş biletini kırk gün sonra vereceklerdir belki de?" "Umarım."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE