İLK GÜN

2024 Kelimeler
Baban üzülmesin diye her şey yolunda taklidi yapmak... Büyümenin en zor parçası bu olabilir sanırım. Annem öldüğünde dünyanın başıma yıkıldığını sanmıştım ama sadece annem gitmişti insan anne babası hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyormuş bunca zaman. Bende hep öyle yaşamıştım annem bizi bırakmayacak babam her daim arkamızda olup bizi koruyacak diye rahatça yaşıyordum hiç bir şeyi dert etmiyordum nasıl olsa onlar benim arkamdalar diye düşünüyordum ama hiç de böyle olmuyordu işte. Annem gittiği zaman aslında onların da ölümlü olabildikleri aklıma dank etmişti sonra bir söz gelmişti aklıma. Allah der ki "Kimi benden çok seversen onu senden alırım."... ve ekler: "Onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım."Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar. Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur... "Düşmem"dersin düşersin. "Şaşmam"dersin şaşarsın. En garibi de budur ya "Öldüm"der, yine de yaşarsın. Böyle garip bir dünya da yaşıyorduk iste. Annemin mezarını her ay ziyaret ederdik ve ben bu ay gelemeyecektim canım annem lütfen bana darılma olur mu? Küçük kızın artık kocaman oldu ve kendi başına tatile geldi biliyor musun? Acaba beni görebiliyor musun? Babam hep bizi uzaktan izlediğini söylerdi belki de haklıdır annem bizi daima izliyordur. Küçükken annemle birlikte aynı arabanın içindeydik Ala annem öldüğünde daha yedi yaşındaydı birlikte okuldan dönüyorduk çok fazla trafik vardı. Annem bir ara boşlukta arabayı trafikten kaçırmak istemişti ve biz sarhoş bir sürücünün kurbanı olmuştuk annemin tarafından çarpmıştı bize hepimiz yara almıştık ama annem uzun bir süre yoğun bakımda kalmıştı. Ala ise kafasını çarptığı için ameliyat olmak zorunda kalmıştı ben ufak tefek sıyrıklarla atlatmıştım babamın hastaneye geldiği zamanı hatırlıyorum da deli gibi korkmuştu bana o kadar sıkı sarılmıştı ki kemiklerimi kıracak sanmıştım. Gözyaşları arasında kurtulduğum için şükür ediyordu iyi olduğumdan emin olduğunda Alayı ve annemi görmeye gitmişti annemin öldüğünü de o zaman öğrenmişti bize belli etmemişti hatta hastaneden çıkana kadar da söyleyememişti cenazeden bir gün önce söylemişti annemizin öldüğünü. Dünyanın başıma yıkıldığını hissettim Ala olan biteni kolayca kavrayamamıştı ama yine de ağlamıştı bana sarıldığında birlikte bütün gün ağlamıştık babam da bize sarıldığında annemin yokluğu onun sıcacık kollarının bizi sarmayışı çok dokunmuştu. Keşke yanımızda olsaydı saçlarımı okşayıp bize geçti diyebilseydi onu o kadar özlemiştim ki kokusu bile burnumda tütüyordu. Eğer şansım olsaydı onu bir kez daha görebilmek için her şeyi feda edebilirdim buraya ailemden uzaklaşarak geldiğimde içimdeki burkulmalar başlamıştı bu burkulmalar anneme olan özlemine kadar uzanmıştı. Düşüncelerim arasından sıyrılıp çıkarken burnumdan akan kana tekrar dikkat kesildim bana annemi hatırlatan şey de bu kandı işte bir anda geçmişe dönmüş gibi gözümün önünden kazanın kareleri geçmişti Pekin Beyin görüntüsü ortadan yok olduğunda gözlerimi hafifçe sıktım. Burnumdan bir kaç damla daha kanın aktığını hissettim elimi burnuma götürdüğümde kan parmaklarıma bulaşmıştı. "Alaca iyi misin?"diyen Sindy'nin sesiyle birlikte herkesin bakışları bana dönmüştü. Hepsi telaşla ayaklandıklarında tepeme birikmişlerdi kollarıma dokunduklarında Dalya beni kendine çevirdi kulaklarım uğulduyordu söylediklerini duyuyordum ama algılayamıyor gibiydim. Ayaz dibime gelip beni kucağına aldığında içeriye girmiştik beni otelin dışardaki lavabosuna getirdiklerinde Ayaz ayakta durmam için tutarken Dalya da elimi yüzümü yıkamama yardımcı olmuştu. Hafifçe öksürürken bir anda öksürüğüm şiddetlenmişti kendime geldiğimde neden sürekli bu hale düştüğümü anlamlandıramamıştım. Stresten demiştim ama artık çoğalmaya başlamıştı acaba sandığımdan daha fazla mı stres yapıyordum yoksa hasta mıydım? Saçmalama hasta olsaydın herhalde hissederdin en azından vücudunda bir şeylerin yolunda gitmediğini anlardın sadece burnun kanıyor dün gece uyuyamadın ve çok stres yaptın şimdi de anneni hatırlayıp üzüldün tüm sebep bunlar sakin ol. "Sen iyi misin?"diyen Ayaza dönüp kafamı salladım. Dalya elindeki biriktirdiği peçeteleri aldığında yüzümü kurulamaya yardım etmişti ki endişeyle konuştu. "İyi falan değil iki oluyor bu!" "İyiyim Dalya alt tarafı burnum kanadı dün gece de uyuyamadım aşırı stres yaptım evden uzak kalmak bana yaramadı sanırım belki ev kuşu diyeceksiniz ama gerçekten babamı özledim keşke telefon etmenin bir yolu olsaydı."diye mırıldandığımda Ayaz burukça gülümsedi. "Bu ormanın ortasında telefon çekmiyor ve otelden de ancak bahçeye çıkabiliyoruz anlayacağın araya bileceğimizi sanmıyorum belki de Piyale Hanım ya da Pekin Bey dışarıyla iletişim kurmanın bir yolunu biliyorlardır?"dediğinde omuz silktim. "Olabilir tabi emin değilim."diye mırıldandım. Dalya koluma girdiğinde birlikte banyodan çıkmıştık lobi benzeri yere ilerlediğimizde oradaki rahat koltuklara kurulmuştuk. "Oteli gezelim ister misin?"diye sormuştu Bağdaş ama Dalya onu tersledi. "Bırak da biraz nefes alsın ondan sonra ne yapacağımızı düşünürüz elbette."diye sızlandı Dalya aslında Bağdaşa en başından beri gıcık kapmıştı çocuğu sürekli tersleyip duruyordu sanırım ilk baştaki vıcıklığından beridir böyleydi. Hafifçe Dalyaya göz devirdim benim ona göz devirmem ile birlikte kolumu cimciklemişti yerimde sıçrarken beni cimcikleyen eline sertçe vurdum elinin üstü kızarırken eline minik bir öpücük kondurup bana çatık kaşlarıyla baktı. "Neyse daha iyisin öyle değil mi?"diye sordu Cake Sindy de onu onayladı. "Bizi korkuttun." "İyiyim gerçekten iyiyim bir anlık dalmışım sadece ne olduğunu bende anlamadım kendimi çok tuhaf hissettim sanki böyle tüylerim diken diken oluverdi bir anda sonra da burnum kanadı zaten kanadığını gördüm ama o kan aklıma bazı kötü hatıraları getirdi. Bir an diken üzerinde kalmış gibi oldum aklım o kötü hatıralara gittiğinde akan kanı tamamen unuttum hepsi bu ama iyiyim emin olabilirsiniz hepsi fazlalık stres ve yorgunluğun habercisi yani ölmüyorum!"diye dalgaya vurduğumda hepsi gülmeye başlamıştı bende kıkırdarken Dalya ile göz göze geldik gözlerinde buruk bir gülümseme vardı aklıma gelen şeyin ne olduğunu bilecek kadar iyi tanıyordu beni annemi hatırladığımı hemen anlamıştı beni kendine çektiğinde kafamı onun göğsüne yasladım tıpkı bir anne sıcaklığı vardı o benim en iyi dostumdu beni anlayan derdimi hislerimi tek de görebilen tek kişiydi. Dalyayı çok seviyordum o olmasa ben ne yapardım nasıl toparlanırdım bilmiyordum annem öldüğünde bile yanımda o vardı beni hiç yalnız bırakmamıştı neredeyse bir ay bizimle aynı evde kalmıştı anne babalarımız çok iyi dost oldukları için bunu sorun etmemişlerdi ne zaman annemi özlesem ona sarılıp uyumuştum. Dalya da bir anne gibiydi en azından bir anne şefkati vardı ve bana çok iyi gelmişti onun sayesinde kısa sürede toparlanıp Ala ile ilgilene bilmiştim bende Dalyanın bana yaptığı gibi Alanın yaralarını sarmaya çalışmış ona anne şefkati vermeye çalışmıştım ama insanın bilmediği bir şeyi vermesi gerçekten de çok zor oluyordu. Kafamı iyice onun göğsüne yaslarken derince iç çektim omzumu ovduğunda bakışlarımı ona çevirdim ve gülümsedim gözlerim dolu doluydu onun da gözleri öyle aramızdaki sıcak elektriği diğerleri anlayamasa da ses çıkartmamış öylece izlemişlerdi. Can dostum benim birlikte öylece bir kaç saat oturmuştuk aslında otelde dolanacak bir sürü yer bir sürü şey vardı ama şuan Dalyanın göğsünden kalkmak istemiyordum onlarda benim ruh hali olarak kötü olduğumu fark etmiş olacaklar ki bana elleşmiyorlardı. Midem bulanıyordu buraya bir türlü alışamayacak gibiydim ama midemi bulandıran başka bir şeydi bu otele ilk girdiğim andan beri huzursuzdum sanki yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Bu otel kafa dinlemek için güzel bir yerdi doğru ama bu otelde kafanı düşüncelerini ve ilgini her şeyini hortum gibi çeken zaaflarını kullanan kötü bir aura vardı. Duvarlarda göz gezdirmeye başladım eski oymalar tarihi işlemeler vardı oldukça şık şeylerden ibaretti ama şık olduğu kadar ürkütücüydü de. Sakinliği teşkil ediyordu fazlasıyla sakinliği bir insanı delirtecek cinsten sakinliği simgeliyordu sanki burada fazla kalsam aklımı kaçıracakmışım gibi oluyordu. Kulaklarım çınlıyor aklımın içinde başka bir ses bana sesleniyordu sanki odaklansam kafamın içindeki sesi duyacakmışım gibi geliyordu hızlıca ayaklandığımda odada biraz dinleneceğimi söyleyip koşar adım merdivenlerden çıkmıştım. Bu yorgunluk feci şekilde bende kafa yapmış olmalıydı bir insan neden gayipten fısıltılar duyardı ben gerçekten hasta değildim ki deli hiç değildim bu fısıltılar aklımdan şüphe etmeme sebep oluyordu. Tam odama girecekken koridorda duran gümüşlük tarzı yerdeki oyuncak bebek ilgimi çekmişti. Bebeğin yanına adımladığımda içimden tuhaf tuhaf hisler geçiyordu sanki burada yalnız değildim sanki yanı başımda bir kişi daha vardı ve etrafımda dolanıyor gibiydi. Saçmalama Alaca aklını mı kaçırdın sen? Deliriyorsun herhalde istersen daha fazla saçmalama da buranın çıkışında Hawai yerine tımarhaneye kapatmasınlar seni! Oyuncak bebeği vitrinden izlemeye başladım et bebek tarzı neredeyse kolum kadar kocaman bir şeydi. Kahverengi lüle saçları ve mavi renk boncuk gözleri vardı üzerinde eski tarz çiçekli bir elbise vardı ve gülümsüyordu. Eminim Ala görse bu bebeğe hayran kalırdı biraz daha bakındığımda arkamı döndüm ve odama ilerlemeye başladım. "O senin güzelliğin."diye bir ses duyduğumda bir an dona kalmıştım. Ağır ağır arkamı döndüğümde etrafıma bakınmaya başladım koridorda kimse yoktu o halde o ses nereden gelmişti? Biri benimle alay mı ediyordu yani? Göz devirip kafamı iki yana sallarken tekrar arkamı dönmüştüm. "Hayır seninle alay etmiyorum."diye mırıldandığını duydum bu kez saniyesinde arkamı döndüğümde yine kimseyi görememiştim elim boğazıma giderken derin nefesler almıştım o ses nereden geliyordu biri benimle ciddi ciddi kafa buluyordu yada bu da otel görevlisinin oynadığı bir oyundu evet kesinlikle öyleydi eminim ki ilk kurban olarak beni seçmişlerdi beni bu otelden kaçırmak için bir oyundu buda ama kanmayacaktım ne olursa olsun kanmayacaktım beni zorlayacaklardı belli ki tekrar döndüm odamın kapısını açtığımda bu kez kıkırdama duydum sonra da aklımı okumuşçasına konuştu. "Bu bir oyun değil bu bir gerçek."diye mırıldanan kadın sesini duyduğumda kafamı çevirdim yine kimse yoktu sinirle odanın kapısını çarparken koridorda biraz ilerledim ve bağırmaya başladım. "KES SESİNİ BENİMLE DALGA GEÇMEK HOŞUNA MI GİDİYOR! AMA BENİ KORKUTAMAYACAKSIN DUYDUN MU BU OTELDEN GİTMİYORUM ÇOK İSTİYORSAN SEN DEFOL SENİ APTAL!"bir kaç dakika beklemiştim hiç bir şekilde karşılık gelmemişti tam hareket edecekken bir ses duydum. "Seninle dalga geçmiyorum ki."sözlerin peşi sıra yine bir kıkırdama koptuğunda bu kez sesin çok yakınımdan geldiğini fark ettim kafamı sağ tarafıma çevirdiğimde bomboş olduğunu fark ettim tek farkla sağ tarafımda ki bana yakın olan tek şey oyuncak bebekti. Hadi ama Alaca senin delirmiş olma ihtimalin bile bundan daha yüksek oyuncak bebeğin seninle kafa bulacak hali yok ya? Oldu olacak katil bebek Chucky gibi eline bir bıçak alıp hepimizi kovalamaya başlasın güldüğümde göz devirip arkamı döndüm ve kollarımı göğsümde bağladım. "Bebeğin içine ses kayıt cıhazı falan mı yerleştirdiniz hadi ama?"diye dalga geçtiğimde peşi sıra yine aynı kadının sesini duymuştum. "İstersen kontrol et."diye mırıldanmıştı hızlıca gümüşlüğün kapağını açtığımda bebeği içinden çıkarttım ve bakınmaya başladım. "Edeceğim tabi ki!"diye cırladığımda her yerine dokunmuştum çok yumuşaktı içinde pamuktan başka bir şey yoktu ve arkasında da pil falan yoktu gerçekten de bebekte hiç bir şey yoktu tedirgin olurken bebeği yerine bırakıp gümüşlüğün kapağını kapatmıştım. Hızlı adımlarla odama girdiğimde kapıyı kapatıp ardımdan sırtımı kapıya yasladığım an aklıma bir şey takıldı. Biz çıkarken Dalya kapıyı kilitlememiş miydi? Ama ben kapıyı çektiğim gibi açılmıştı bir dakika Dalyanın kapıyı kilitlediğine emindim birisi bizim odamıza mı girmişti yani? İmkansız bize verdiği anahtarlardan başka anahtar olmadığını söylemişti Piyale Hanım sanırım Dalya kapıyı kilitlememişti ben yanlış hatırlıyordum evet evet hepsi yorgunluktan tamamen şaftım kaydı biraz dinlenip uyumalıyım ancak kendime gelebilirim. Yorganı çekip yatağa uzandığımda komodine bıraktığım kulaklığım ve telefonumu aldım düğüm düğüm olan kulaklığımı çözmeye uğraşırken yine aynı anlamsız fısıldamaları duymaya başlamıştım yutkunurken kulaklıkları çekiştirdim bu fısıldamaları duymak istemiyorsam eğer en iyi yöntem yüksek ses müzikti eğer yüksek sesle müzik dinlersem duymazdım evet evet bunu yapmalıydım hızlıca çözmem gerekiyordu. Neredeyse kopartırcasına çekiştirmiştim en sonunda açabildiğimde yorganıma bir damla kan gelmişti yine mi burnum kanıyordu? Elimi burnuma götürürken hafifçe yokladım hafif bir kan gelmişti hızlıca koluma sildiğimde tekrar kulaklığımı çözmeye başladım kulağımda yankılanan fısıltılar çoğalırken gözlerimi yumdum ve çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. Hızlıca kulaklığı açtığımda telefona bağlayıp kulaklıkları kulağıma taktım ve derince iç çektim şarkı listeme girdiğimde müziklerde göz gezdirdim fısıltılara tahammül edemezken rast gele ilk gelen şarkıyı açtım. Açılan şarkı sanki yarama tuz olmak için bilerek önüme gelmiş gibiydi Emir Can İğreğin Nalan şarkısı çalıyordu kulaklığımda. Annemin adı da Nalandı babam ona her yıl dönümlerinde falan bu şarkıyı söylerdi serenat yapardı gözlerim dolarken ellerimle ağzımı kapattım ve bacaklarımı kendime çekerken müziği dinlemeye başladım. Sana yanığım ama bu ateşi harlama Nalan Dizinin dibi çok güzel yer Ama yaşayamam ben ordaSen bahçesin, ben kasırga Çiçeklerin kopar burda Yapma Nalan Ben karşının taksisiyim Ömrünün 'Hay aksi!'siyim Olmaz NalanBak, ben yara gibiyim Gönlünde bi' yara gibiyim Nalan, sal beni gideyim Ömründe bi' kara meleğim NalanBen yara gibiyim Gönlündeki yarayı kapat N'olur sal beni gideyim Ömründe bi' kara meleğim NalanSen kıştasın, ben boş soba Ayakların üşür burda Yakma Nalan Sessiz konuş ne olursun Ayıp olur kahrolursun Olma NalanBak, ben yara gibiyim Gönlünde bi' yara gibiyim Nalan, sal beni gideyim Ömründe bi' kara meleğim NalanBen yara gibiyim Gönlündeki yarayı kapat N'olur sal beni gideyim Ömründe bi' kara meleğim NalanBen yara gibiyim Gönlünde bi' yara gibiyim Nalan, sal beni gideyim Ömründe bi' kara meleğim NalanBen yara gibiyim Gönlündeki yarayı kapat N'olur sal beni gideyim Ömründe bi' kara lekeyim Nalan Nalan ve annemin hayali eşliğinde gözlerim büyük bir mayışmayla kapanmıştı tek hatırladığım annemin saçlarıma dokunmasıydı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE