Dışarıdaki homurtular artarken Savcı ile göz gözeydik. “Helal olsun,” dedi omuz silkerek. “Başka diyecek hiçbir şey bulamıyorum, İpek.” “Beni gururlandırıyorsunuz,” derken tatlı tatlı gülümsedim. Artık ismimi haykıran Cihat’ın sesi kısılmış, abimin bağırışı araya girmişti. Savcı kapalı kapıya hayatının en sıkılmış bakışını attı. “Bunlar Emniyet’te ne bok yediğini sanıyor?” “Tokuşuyorlardır,” dedim somurtarak. “Tahmin ediyorsunuzdur ki ikisi de birbirine karşı pek dürüst davranmıyor.” “Diyene bak,” diye kendi kendine söylendi Savcı. “Çünkü sen dünyadaki en dürüst insansın değil mi İpek?” Hafifçe başımı eğdim. Bu suçlamayı kesinlikle kabul etmiyordum! “Ben yalana azmettirilmiş masum bir insanım.” Savcı ofladı. “Bana daha çok abini cinayete azmettiriyorsun gibi geliyor…” dediğinde

