Savcı’nın şahsi makamında, kapalı kapıların ardında, toplanmış haldeydik. Ortamdaki hava çok ağırdı. Abim, karşımdaki deri koltukta otururken sağ bacağını şiddetle sallıyor, yüzümden başka bir noktaya bakmıyordu. Savcı, ikimizin çaprazında kendi koltuğundaydı. Alparslan, pencere pervazına yaslanmış, dışarıyı seyrediyordu. Cihat, odanın diğer köşesinde, abimden en uzak ve güvenli noktadaydı: kollarını göğsünde kavuşturmuştu, bakışlarının ağırlığını hissedebiliyordum. Sessizlik o kadar yoğundu ki boğuluyor gibi oldum. Teklifimin ardından herkesin lal olacağını bilsem, kavga çıktığı an konuşarak hepsini saf dışı bırakırdım! Odada var olan tek yaşam belirtisi, Tuğrul’un çikolata yerken ağzını şapırdatma ve çikolatasının ambalajın çıkardığı hışırtıydı. Sabrım aniden tükendi. Sağ omzum

