Planım pek umduğum gibi gitmiyordu. Akif’i, Işıl kartıyla yanıma çekmiştim, abim ile Tuğrul eve gelmeden önce annemi de güvende olacağıma ikna etmiş ve evden çıkmayı bile başarabilmiştim. Ki burası planın neredeyse yüzde doksan dokuzluk kısmını kapsıyordu. Hesaba katmadığım yüzde birlik kısım ise Akif’ti: onun günümüzde yaşamaya zorlanan ama aslen ruhu seksenlerde takılan, adab-ı muaşeret kurallarının sınırlarını genişletemeyen, felsefik düşüncelerle kafayı inceden sıyırtmış, ağır abiliğine zeval gelmesine müsaade etmeyen, odun kafalının teki olduğunu unutmuştum. Çünkü beni yavru kedi misali Işıl’ın oturduğu binanın kapısına atmıştı, üstüne kendini arabaya kilitlemişti. Ona yukarı çıkmayı teklif ettiğim ana pişmandım, çünkü sanki ahlaksız bir teklif yapmışım gibi azarı yemiştim. B

