"Yeşilçam!" Bilet gişesinin hemen önünde o günün gösteriminde olan eski Türk filmlerinden sadece birine bilet alırken Şirin yanımda oraya ilk kez gelmişcesine dikkatle etrafa bakınıyordu. Biletleri alıp ona döndüğümde etraftaki az sayıda seyircinin yöneldiği kapıyı gösterdim: "İzleyecek miyiz?" dedim. Başını hevesli bir eda ile salladı, ellerini önünde birleştirdi: "Ben bu filmi çok severim." dedi. O filmi çok sevdiğini biliyordum ama bu tamamiyle bir tesadüftü. Her gün sadece eski filmlerden birini gösterimde tutan bu geçmişi ve sinema tarihimizde önemli bir yer tutan yeşilçam dönemini yaşatan sinemada bu filmi bulmamız tam bir tesadüftü. Sinemanın o hafif rutubetli kokusunun sindiği koyu kırmızı koltuklara yana yana oturduğumuzda etrafta genelde yaş olarak bizden oldukça büyük misaf

