|7|

1349 Kelimeler
Füsun Dediğiyle daha da sinirlenmiştim. "Unut mu?! Tutmayacaktın madem neden söz verdin?!" "Ben dediklerimi yapman şartıyla sana söz verdim! SEN NAPTIN?! KARDEŞİMİN TOPRAĞI KURUMAMIŞKEN KANI ELLERİNDE OLAN SOYSUZ AİLENLE OTURDUN!" Sinirle bağırarak yanıma gelmişti. Dedikleri olacak şey değildi. Her bir lafta aileme karşı ateş püskürüyorlardı. Ama bunun altında kalamazdım. Ona ezdiremezdim kendimi! "DOĞRU KONUŞ!! AİLEME SAKIN BİR LAF DAHA ETME!" "Sen bana bağırdın mı?" "EVEET!! DAHA DA BAĞIRABİLİRİM!" Ethem bir hışımla sol kolumdan tutup bilmediğim bir yere doğru götürdü. Yaralı kolumu tuttuğu için canım yanıyordu. Ses etmemeliydim. Acıyla kıvranırken gözlerimi açmak için kendimi zorladım. Kapıyı açınca bir odaya girdik. Beni sertçe yere iterken, savrularak kolumu yatağın ayak kısmına vurdum. Acım daha da katlanmıştı. Kapıyı kapatıp yanıma çömeldi. Gözlerimin içine bakıyordu. Saf nefretti, öfkeydi, intikamdı.. "Görüyor musun bu odayı? Bu oda Burhan'ımın.. İki gün önce ya çok değil iki gün önce bu odadaydı. Beni çağırdı yanına abi kardeş sohbet etmek istedi. Bana sevdiğinin olduğunu söylemişti. Kızın haberi yokmuş. Kıza açılacaktı, eğer kız kabul ederse bize kızın kim olduğunu söyleyecekti. Belki de evlenecekti.. Ama şu an yok.. Onu bizden aldılar.. Senin soysuz ailen aldı bizden!" "Sus.." "Senin ödlek abin sırf canı için sizi harcadı.." "Lütfen.. Sus.." Ağlıyordum. Hıçkırıklarımı tuta tuta ağlıyordum. Ağlamamaya çalışıyordum ama nafile.. Gözyaşlarım durmuyordu. İçimde ki öfke yerini ,abim olacak Rosim yüzünden suçluluk duygusuna bırakmıştı.. "Burhan çalışkandı, evin fırlamasıydı, benim sağım solumdu, başarılıydı, hayalleri vardı. Sizin yüzünüzden hepsi 15 dakika da yok oldu.. Söyle şimdi bana benim kardeşimin toprağın altında olması ve senin şerefsiz abinin dışarıda olması adil mi?" Sesi normal seviyedeydi ama çok sinirle söylüyordu. Daha da yaklaştı kolumdan tuttu ve kendine çekti. "Ahh!" İstemeden feryat etmiştim. Kolumun acısı içimi daha da yakmıştı. Önemsemeyip yüzüme yaklaştı. "Bir soru sordum!" Kesik kesik iç çekişlerimi derin nefes alarak yavaşlatmaya çalıştım. "Adil değil.." "Evet.. Değil! Kolundaki acının 3 katını yaşıyorum! Kardeşim öldü benim! Ve sen o odada niye lanet gibi çıktın karşıma?! Neden öfkemin dinmesini engelledin?! O hiçbir şeye yaramayan abinin canını niye korudun Füsun..?" "Ben herkes için yaptım.." "Abini zerre sevmiyorsun değil mi?" "Sevsem de sevmesem de o benim abim.." "Abin olacak şerefsizin de senin de Allah belanızı versin Füsun! Bana pranga oldun!" Kolumu bırakınca kafam yatağın ahşabına çarptı. Güçlükle kendimi toparladım. Ethem sırtını yatağa yaslamıştı. Ağlamaya başlamıştı. "Benim belam sen oldun Ethem ağa..!" Bir hışımla başını çevirdi. Gözleri kan çanağı olmuştu. "Bela? Doğru dedin ya! Belan olacağım! Sana çok güzel koca olacağım! Gün yüzü görmeyeceksin.." Tahmin ettiğim şeydi bu. Gözyaşlarıma inat acıyla gülümsedim. "Biliyorum.." Bir süre öylece kaldıktan sonra Ethem ayaklandı. Kolumdan tutup bir mendil gibi yerden kaldırdı. Dışarıya çıkınca Taybat hanım bana bakınca bir de Ethem'e baktı. Bir şey demeden öylece izledi. Üst kata çıkan merdivenlere gelince Taybat Hanım seslendi. "Oğlum, kızın odası hazır" "O benle kalacak. Belasıyım artık!" Beni neyin beklediğini biliyordum. Acı, keder, hüzün ve ceza.. Acısını çıkaracaktı ama bende acı çekiyordum bunu görmüyordu. Odanın kapısını açıp adeta içeriye savurdu beni.. İtmesiyle yere düştüm. Şalım başımdan düşmüştü. Kapıyı sertçe kapatıp kollarımdan tutarak ayağa kaldırdı. "Kalk bakalım Füsun Hanım!" Sadece izliyordum olanları acısını benden çıkartışını, hayatımın mahvoluşunu.. Ağlamamı zar zor tutuyordum. "Hani benim dediğimi yapacaktın?" "Bir şey yapmadım ki sadece yanlarında oturdum. Veda için.." "Veda? Sen vedanı yapacaksın diye amcalarıma halalarıma bir sürü laf verdin lan!" "Bak bir daha doğru düzgün görmeyeceğim bir daha olmayacak.." "Hiç görmeyeceksin artık!" "Hayır.. Hayır bak söz verdin.. Yapma giderim yoksa?" Bana saçma bir şey söylemişim baktı. Bir süre küçümseyerek süzdü ardından o beni yakan öfkesini gösterdi. "Gidersin? Öyle mi? ASLA GİDEMEZSİN?!" "Beni hafife alma! Bir bakmışsın sabaha konakta olmam.." Kollarımı daha da sıkarak beni kendine yaklaştırdı. Gözlerinde nefretten başka bir şey yoktu. Sessizce öfkeyi göstermek bu olsa gerek. "Sen de beni hafife alma! Bir bakmışsın sabaha seni odaya kilitlemişim.." Korkumu artık saklayamamıştım o da bunu görmüş olacak ki sinsice gülmüştü. Kollarımı bırakınca geriye doğru sendelemiştim. Başımı yere eğmiştim. "Bana bak!" Ona başımı çevirince işaret parmağını tehditkarca savurup konuştu. "Bu odadan çıkmayacaksın, gerekirse beraber de uyuruz ama bu odadan çıkmak yok! Bundan sonra nefes alırken bile benden izin alacaksın! Telefon yok zaten gerekte yok artık ailenle de görüşmeyeceksin! Benim karım oldun ya ona göre davranacaksın!" Her bir kelimesinde kalbim sıkışmıştı. Haksızlıktı bu! Anlaşmamıza uymamıştı! Bir umut tekrar sordum. "Tamam özür dilerim bak bundan sonra senden habersiz hiçbir şey yapmayacağım. Telefon da yok kabul ediyorum. Ne dersen kabulüm ama söz verdin lütfen bu isteğimi kabul et.. Bugünlük affet beni.." Başını sağa sola yavaşça salladı. Kabul etmemişti! Allah kahretsin! "Olmaz! Hata bir kere yapılır ve bir dahasına yer yok!" Duvara tutunup dibine çömeldim. Gözyaşlarım akmıştı bile.. Kolum uyuşmaya başlamıştı. Başımı koluma çevirince dikişin açıldığını gördüm, kanıyordu. Başımda da biraz ıslaklık hissediyordum. Elimi başıma götürdüm ve parmağıma gelen ıslaklıkla hemen parmağıma baktım, hafif kanamıştı. O da beni izliyordu. Bakışlarımı ona çevirince bıkkınlıkla nefesini verdi ve telefonunu çıkardı. Biraz oyalanınca telefonu kulağına götürdü. "Selim, Sabahattin abiyi çağır!" Telefonu hızla kapatıp banyoya girdi. Hemen çıkınca elinde havluyla yanıma geldi. Eğilip kolumun üstüne hafifçe bastırdı. Elimi tutup havlu üzerine koydu. "Bastır biraz!" Dediğini yapıp bastırdım. Başımı koluma çevirince saçlarımda hissettiğim elle irkildim. "Şşt! Dur bi başına bakacağım" İzin vermiştim. Parmakları saçlarımı ayırıp yarayı bulunca oraya da bir şey bastırıp kaldırdı. Canım acımıştı ama sesimi çıkarmamıştım. "Başın hafif yara almış" "Sanırsın bana doktor bir de yorum yapıyor!" "Ne dedin sen?" Sesli düşünmüştüm ve yakalanmıştım. "Yok bir şey. Doktor ne zaman gelir diye şey ettim." Telefonu çalınca ayağa kalkmıştı. Telefonu açıp kulağına koydu. "Söyle Selim" "..." "Ne? Hayır ya! Neyse başka doktor bul!” "..." "Keşke bir işe yarasanız! Kapat!" Telefonu koltuğa fırlatıp bana baktı. "Ben mi sana belayım yoksa sen mi çözemedim!" "Yarına kadar idare ederim" "Bok idare edersin! Görmüyor musun kanı?! Kalk ben halledeceğim!" "Doğru konuşur musun?" "Sabrımla oynamasan mı ha ne dersin?!" Gözlerimi devirip kalkmaya çalıştım. Yatağa geçmemi gösterdi ve banyoya gitti. Elinde ki küçük kırmızı çantayla geldi. Yanıma oturunca çantayı açtı. Havluyu kaldırıp komodinin üstüne koydu. "Nasıl steril bir ortam ya vallahi böyle hizmet hastanede yok!" "Sen hiç uslu bir kız değilsin! Bana bile bile konuşuyorsun şu an! Sus biraz!” Sesimi çıkarmamıştım bana ve yarama bakmıştı. Bakmaya devam edince yarama baktım. "Noldu?" "Biraz omuz kısmından kıyafetini sıyır" Dediğini yapınca elbise boyun kısmı dar olduğu için omzumu açamamıştım. Zorlandığımı anlayınca makası aldı. Makası görünce durdurdum. "Dur!" "Ne var!" "Başka kıyafetim yok. Çantayı da almış çalışan kız Halime." "Ee?" "Eesi kesme" Sabır çekip sinirle nefeslendi. Makasla omzundan elbisemi kesti. Elbise kumaşı yarama yapışmıştı. Bir anda çekmeye çalışınca ağlayarak elini tuttum. "Dur Ethem! Acıyor! Uf yapışmış çok acıyor!" "Tamam sakin ol! Derin nefes al. Almamız lazım onu" "Yavaş ol ben dayanırım. Bir anda çekmezsin değil? "Elimi tutmasan yapmaya çalışacağım" "Bileğini tutayım bari" "Yok bu böyle olmayacak!" Yataktan kalkıp banyodan havlu getirdi. Katlayıp küçülttü. Ağzıma doğru uzattı. "Al bunu ısır acısını hafifletir." Dediğini yapıp ağzımı açtım ve havluyu dişlerimin arasına aldım. Yatak çarşafını sağ elimin avucunda topladım. Ethem bana bakıp hazır olduğumu anlayınca eldivenlerini takıp cımbız gibi bir şey alıp yaramın üstünde ki kumaşı yavaşça almaya çalıştı. O kadar çok acıyordu ki yanma hissi beni sarmaya başlamıştı. Ağzımdaki havluyu sıkmıştım. Ethem tamamen kaldırınca artık kendimi sıkmaktan terlemiştim ve gücüm kalmamıştı. Uyuşuktum. Yaramı temizleyip birkaç bir şey sürünce daha da acım şiddetlendi. Kıvranmaya başlamıştım ama bağırmamıştım. Sargıyı üstüne sarıp yaramı kapatmıştı. Halim kalmamıştı. Elindeki eldivenleri çıkarıp çöpe attı. Eline temiz bez alıp terimi sildi. Ağzımda ki havluyu da çıkarıp kenara koydu. Yarı baygındım. "Başını da temizleyim hele kalkabilecek misin?" Başımı sallamıştım. Güçlükle kalkmaya çalıştım. Oturur vaziyete gelince arkama geçip başımı temizledi. Yaramı da kapatınca bende hal kalmamıştı. "Bu gecelik izin verirsen yatakta yatıyım. Yarın yere yatak sererim" Bana bakarak ellerini havluyla sildi. "Acıdan benim dediklerimi unuttun sanırsam ha!" Yarı baygın halde bakınca yanıma gelip yatağa oturdu. "Bundan sonra bu gecelik değil her gece bu yatakta uyuyabilirsin. Yarın yere yatak falan da sereyim deme!" "Beraber mi yatacağız?” "Evet!” Cevap vermeye halim kalmamıştı. Bana uzattığı ağrı kesiciyi ağzıma atıp suyu da arkasından içtim. Hiçbir şey demeden sağ tarafıma yavaşça yattım. Hayatımın en berbat dönemi başlıyor gibiydi.. Noldu benim o içimdeki güçlü kıza? Güçsüzdüm. Hiçtim. Kimsesizdim. Sahi ya kimsesizlik insanı güçsüz yapardı. Gücü veren aile sevgisi ve birliğiydi.. Ah Füsun! Ah kimsesiz çaresiz Füsun! Allah büyük illa ki sana bir kapı gösterir. Önce sağlığıma kavuşmam lazım! Sonrasını güçlü Füsun'a devredeceğim..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE