|6|

1264 Kelimeler
Füsun Kopçamı açamayınca aynadan tek elimle açmaya çalıştım. Açınca gözlerim sırtımda ki izlere çarpmıştı. Uğruna berdel olduğum abimin dayak izleriyle bezenmişti sırtım... Evet doğru duydunuz abim Rosim'in izleriydi. Evlenmeden önce bizi çok döverdi. Havin yenge ne yaptı ona bilmiyorum ama bizi dövmeyi bırakmıştı. Rosim'in vücudumda bıraktığı dayak izleri ömrüme bıraktığı izin yanında küçük kalırdı... Neydim ne olmuştum? Kim için? 4 kız kardeşini asla önemsemeyen soytarı için! Allah da biliyor ya Rosim tek değildi hayatımı öne serdiğim. Abiliği bize en güzel şekilde yapan Bawer abim babam ve atam içindi. Kaç kız ailesi için kendini harcar ki? Belki bi kaç kişi.. Bundan sonra ne olacak bilmiyorum ne yapacağımı da bilmiyorum. Konuşmam gereken şeyler vardı. Ya da akışına mı bıraksam? Neyse! Ne olacaksa olsun artık! Düşünmek bile istemiyorum! İçimdeki sıkıntıyla sütyenimi çıkardım. Askısı sargılı omzuma çarpınca ağrıdan ciyakladım. Derken ağlamaya başladım. Çok yorulmuştum. Kendimi yere bırakıp uzun bir süre öyle ağladım. Kendime mi ağladım yoksa azıcık sızlayan koluma mı ağladım? Bilinmez... Ayaklanıp iç çamaşırımı da çıkarıp duşa girdim. Pis kokuyordum ve saçlarım karışmıştı. Duşa girince ılık suyu açıp duş başlığının altında kaldım. Tüm stresimi atıyordum sanki.. Duvarda asılı olan standdan bir tane şampuanı aldım. Hepsi erkek bakım ürünüydü ama bu şu an düşüneceğim en son şeydi. Saçlarımı yıkayınca duş jeliyle de vücudumu yıkadım. Mis gibi kokuyordu. İşim bitince duştan çıktım. Dolaptan havlu alacaktım ki hepsi küçüktü. Bornoz vardı o da onundu sanırım. Onu es geçip küçük havluyu alıp göğsüme sardım. Odaya geçince kapı birden açılınca Taybat hanımı gördüm. Elinde küçük bir çantayla odaya girdi. "Bunları sabahtan aldırttım. Giyin odada bekle." "Tamam" Çıkacakken duraksadı. Bana döndü. "Anlaşmamızı unutma." "Siz de sözünüzü unutmayın." Kendinden emin şekilde başını salladı. Odadan çıktıktan sonra çantanın içinden kıyafetleri çıkardım. Abartılı değildi ama kötü de değildi. Üstüme siyah bir abaya giyip başıma şalı taktıktan sonra balkona açılan kapıdan avluyu izledim. Avlu taziye için düzeltilmişti. Balkon erkek tarafına bakıyordu. Ethem ise sürekli telefonla konuşuyordu. Sürekli yanına birkaç erkek gelip bir şeyler diyip gidiyorlardı. Sanırım kardeşleriydi. Ethem duyduğu şeyle sinirlenince odanın balkonuna döndü. Bir anda gözü benim olduğum camda takılı kaldı. Bana bakmasıyla paniklemiştim. Sinirini burdan görebiliyordum. Başıyla bana içeri girmemi işaret edince ikiletmeden perdeyi kapattım. Yatağa geçip biraz oturdum. Odayı incelemeye başladım. Kocaman ve ferahtı. Fazla hiçbir eşya yoktu. Duvara şahlanmış siyah bir at resmi çizilmişti. Çok güzel görünüyordu. Baş ucunda küçük bir kitaplık vardı. Yatağın etrafından dolanıp diğer uca geçtim. Kitapları incelediğimde bir çok roman vardı. Siyaset, hukuk, sağlık, kişisel gelişim.. En üste bakınca kılıfına konulmuş bir şekilde duvara asılı olan Kuran-ı Kerim'i gördüm. Her konudan biraz biraz bilgisi olsa gerek. Biraz az kalır bu kitapların yanında.. Nasıl biri acaba merak etmiştim doğrusu. Odanın kapısı açılınca hemen panikle kapıya baktım. İçeriye elinde tepsiyle giren kızı görünce sakinleşmiştim. "Müsait miydin?" "Evet" "Hanımağam gönderdi. Afiyet olsun." Nemrut suratıyla tepsiyi bırakıp odadan çıkmıştı. Destursuz odaya girmesi de ayrı bir sinir bozucu.. Neyse şu an ilgileneceğim bir durum değil. Banyoya gidip abdest aldım. Kitaplığın üst tarafında duran Kuran'ı almak için yatağa çıktım. Kuran'ı aldıktan sonra tekli koltuğa oturdum ve açıp okumaya başladım. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra kapı açıldı. Nemrut suratlı kız gelmişti. "Hanımağam odadan çıkmanı söylememi emretti. Çay dağıtacakmışsın" "Tamam çık sen geliyorum bende" "Hayır benle geleceksin" Ya sabır çekip kuranı kapatıp kılıfına yerleştirdim. Şalımı düzeltip odadan çıktım. Aşağı inerken diğer kapıdan girenlere gözüm çarptı. Babam.. Ve diğer aile büyüklerim.. Gözüm dolmuştu. Aşağı inip mutfağa geçtim. Çayları doldurunca tepsiye dizip mutfaktan çıkacaktım ki Nemrut kız konuşmaya başladı. "Nereye? Hanımağamın yanına gideceksin" Başımı çevirip kaşların çatık karşımdaki kıza baktım. "Ben ne yapmam gerektiğini biliyorum karışma bana" Mutfaktan çıkıp babamların geldiği salona geçtim. Odaya girince hemen çaylarını verdim ve yanlarına oturdum. Başımı yerden kaldıramadım. Gözlerim çok şişmişti. "Füsun.. Çav reşa mîn.. (Kara gözlüm)" Dedemin seslenmesiyle başımı kaldırdım. Bana gel işareti yapınca hemen yanına gittim ve sımsıkı sarıldım. Babam da gelince ona da sıkıca sarıldım. Kapı açılınca babamın kollarında gözlerim yaşlı bir halde o öfkeli bakışlara kaydı. "Füsun! Odaya git!" Dediğini yapıp ayaklandım ve odadan çıktım. Yukarıdaki odaya gidince kendimi tutamayıp hıçkırarak ağlamaya başladım. Balkon tarafına yürüdüm kapıdan çıktıklarını görünce perdeyi çektim. Babamın, dedemin hüznü ciğerimi parçalamıştı.. Bawer abi.. Abim.. Hakkını ödeyemezdik. Abimden daha mert daha delikanlıydı. Dün akşam yapmak zorundaydım. Kimseye bir şey olmasın diye.. Ömür boyu mutsuz olacağım belki de ama en azından ailemi kurtardım. Bawer abim kapı da duraksadı ve benim olduğum tarafa döndü. Güçlü durarak gülümseyerek el salladım. Bawer abinin suratı bütün pişmanlığını ve bana olan öfkesini de gösteriyordu. Onlar gidince perdeyi çektim. Odaya geçip duvara yaslandım ve yere oturdum. Ailem benim her şeyimdi.. Salak Rosim yüzünden oldu bunlar.. Ahh ah! Ne diyeceğimi bile bilemiyorum.. Umarım bu bir kabustur ve ben bir an önce uyanırım.. Kapı açılmasıyla irkildim. Başımı yavaşça kaldırdım. Ethem gelmişti yavaşça kapıyı kapattı. Yanıma doğru yürüdü ve tam dibimde çömeldi. Her hareketini izliyordum. Gözlerimin içine öfkeyle baktı. "Bir daha benden habersiz bu odadan çıkma. Annem söylese bile! Acım bana yetiyor bir de seninle uğraşmak istemiyorum. Olabildiğince görünmez ol senin varlığını bile hissetmek istemiyorum. Anladın mı?" Başımı aşağı yukarı doğru salladım. "ANLADIN MI FÜSUN?!" "Tamam anladım! Bağırma bana!" Sakin ve sinirle söylemiştim. En nefret ettiğim şey bana birinin sesini yükseltmesiydi. Gözlerini devirip bi hışımla ayağa kalktı. Kapıyı açınca duraksadı. Kafasını hafifi arkaya çevirdi. "Öyle bir sessiz ol ki öfkem sana denk gelmesin." "Tamam" Odadan çıkmıştı ve ben yalnızlığımla baş başa kalmıştım. Bana saygı duyulsun yeter kimse muhatap olmasa da olurdu. Saatler geçmişti. Omzumun sallanmasıyla uyanmıştım. Ne ara uyumuştum bilmiyorum. Olduğum yerde duvarın dibinde uyumuştum. Başımda nemrut suratlı kız bana pis pis bakıyordu. "Kalk! Taybat hanımım seni çağırdı." Acıyla ve sinirle ayağa kalktım. Yaralı koluma baskı yapmıştı gerizekalı. "Benim bir adım var. Füsun! Adımla seslen kalkarım dokunma bana! Kapıyı da çalmadan girme!" "Bak sen yav! Abisi Burhan ağamı vursun ablası sevgilileriyle gününü gün etsin kendi de gelip bize hanımlık taslasın! Sen bir halt değilsin!" Ama bu kız kaşınıyordu şu anda! Saçından tutup yüzünü yüzüme yaklaştırdım. Acıyla kıvrandı. "Bir daha ailemle ilgili ileri geri konuşma bu birincisi! İkincisi bir halt olup olmadığımın kararı sana düşmedi! Üçüncüsü.. Eğer bir daha bana böyle şeyler söylersen seni mahvederim. Canım burnumda bana bulaşma tamam mı?" "Seni hanımıma söylic-" Saçını daha sık tutup dişlerimin arasından sinirle konuştum. "Tamam mı dedim?" "Ayh! Tamam bırak!" "Bırakır mısınız Füsun Hanım diceksin!" Ciyaklayınca daha da sıkıca çektim saçlarını. "Bırakır mısınız Füsun Hanım?!" Bir anda bırakınca yere yapışmıştı. Hışımla kalkıp odadan çıktı. Bende odadan çıkıp kapıyı kapattım. Aşağı inince avlu da beni bekleyen kadının yanına gittim. Az önce odada yolduğum kız şikayet ediyordu beni. Taybat hanım bana baktı daha sonra kıza döndü. "Halime sen içeri geç" "Ama hanımım-" "Geç içeri dedim!" Adının Halime olduğunu öğrendiğim kız sinirle bana bakıp içeri geçti. Taybat hanım elinde tesbihiyle yanındaki mindere elini koyarak oturmamı işaret etti. İstediğini yapıp oturdum. "Evin çalışanlarıyla münakaşaya girme." "Çalışanlar ailemle ilgili boş boğazlık yaparsa sonu öyle olur" "Zamanla herkes yerini bilecek. Hangi biriyle uğraşacaksın!" Susmuştum. Taybat hanım sessizliğin ardından derin bir iç çekişle bana döndü. "Baban gile çay vermişsin bir de yanlarında oturmuşsun." "Evet" "Seyit geldi yanıma ailenle görüşmeni istemiyor. Bende istemiyorum Füsun!" "Ethem'le konuşmuştuk.. Özel günlerde gideceğime bir şey dememişti." "Bana kalırsa o da yok! Gerçi Seyit tamamen yasakladı. Beni de uyardı." "Nasıl? Hayır söz verdi bana.." "Bugün kendi başına hareket ettin!" "Ne yapsaydım? Yaka paça dün aldı beni getirdi. Veda bile edemedim aileme.." "Atlamasaydın Füsun ortaya!" "Taybat hanım.. Yapmayın! Dün odada konuştuklarımızı unutmadım. Yoksa siz de mi kendi kaynananız gibi olacaksınız bana?!" "Kendi başına hareket edersen olacak son bu olur!" Anlamıyordum. Sadece ailemin yanına gidip vedalaşmak istedim. Bu bile çok görülmüştü. "Ben yanlış bir şey yapmadım! Oğlunuzun bana sözü var.. Görmek istedim ailemi ne var bunda?" "Söz möz yok unut hepsini!" Hiddetli sesin sahibine dönmüştüm. Ethem konağın kapısında durmuş sinirle bana bakıyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE