Ethem
Burhan’ı yıkamak için ben girmiştim. Kardeşimin acısını çıkaramamıştım. En azından bunu yapıp vicdanımı rahatlatacaktım. Burhan'ı yıkarken yüzük parmağının üst kısmında bir dövme görmüştüm. Asla dövme yaptırdığını görmemiştim. Desenine bakınca çapa amblemi vardı. Altında da Ç ve A harfleri vardı. Ne olduğunu çözememiştim. Telefonumu çıkarıp fotoğrafını çektim.
Geri kalan işlemleri de yapıp çıktım. Mezarlığa gidince kardeşimi imamın duası eşliğinde defnettik. Gelenler arasında Bawer ağa başta olmak üzere Şahvar erkekleri vardı. Korkusu da yoktu Bawer ağanın neyse ki ailem onları fark etmemişti. Bende başımı çevirdim. Mezarlıktan ayrılınca eve geçtik. Konak büyüktü bu yüzden erkekler ve kadınları ayrı ayrı misafir edebiliyorduk.
Üstüm başım toprak olmuştu. Hemen odaya gittim. Odaya direk girince odada kimse yoktu. Balkona bakmıştım ama ordada yoktu. Banyonun kapısına gelince su sesiyle karışık ağlama sesi geliyordu. Daha fazla durmadan üstümü değiştirip çıktım. Abisinin ağzına sıçayım! Aşağı indiğimde annem yanıma geldi.
"Kız yukarıda mı?"
"Evet niye?"
"Sen in aşağıya Siraç tek zorlanıyor. Bütün aşiret seni bekliyor."
"Sen ne yapacaksın?"
"Seni ilgilendirmez. Dediğimi yap in aşağıya"
"Anne bırak odadan çıkmasın"
Annem bana bakmadan yukarı çıkınca bende aşağı indim. Arka bahçedeki avlu da aşiretten gelenleri karşılamıştım.
Füsun
Gece daha doğrusu sabaha karşı balkondan odaya geçtim. Ağlamaktan gözlerim ağrıyordu. O yatakta uyuyordu. Bende yatağın köşesine oturdum ve başımı yatak başlığına yasladım. Uyandığımda gitmişti. Aşağıdan sesler geliyordu. Yavaşça ayakalanıp camdan avluya baktım. Belli ki taziye için hazırlık yapılıyordu.
Ne yaşıyordum gerçekten ben? Başkasının günahının cezasını ben çekiyordum. Ailemin şerefi herşeydir. Bu yüzden atladım ortaya bu yüzden nikah istedim. Yanlış mıydı yaptıklarım? Bawer abimi mi dinleseydim? Ama çözümü yoktu! Rosim abimin yaptığı kan davasına sebep oldu! Ah ah Füsun! Bahtı kara Füsun.. Saçma bir adamla geldin üstüne bir de vuruldun.. Bundan sonra ne yapacaktım ben? Atamsız, anamsız..
Banyoya yavaşça yürümeye çalışırken düştüm. Kolumu yatağın kenarına vurunca anlık acı dalgası tüm vücudumu sarmıştı. Koluma bakınca bir şey olmadığını görmüştüm. Canım çok yanıyordu. Manyak kadın ne olduğunu anlamadan pat diye vurmuştu beni! Bunun cezasını ödetecektim. Görürdü kimin daha manyak olduğunu!
Kolumun ağrısı bir yandan dizlerimin ağrısı bir yandan derken ayağa kalkmayı başardım. Banyoya geçince aynada gördüğüm yansımamla şaşırdım. Çok bitkin ve darmadağındım. Saçım kabarmış, yüzüm kolumun acısından soluk görünüyordu. Bir gecede yaşlanmıştım resmen... Elimi yüzümü yıkayıp saçlarımı ellerimle taradım. Dün düşüp kalkmaktan toz olmuştu.
Üstümdeki beyaz elbise, beni vuran kadının elbisesiydi. Taybat Hanım'ın.. Dün gece odaya gelince öğrenmiştim adını...
Dün gece 🌙
Elinde bir bohçayla girmişti odaya. Üstümde gri bir çarşaf vardı. Üstüme daha da çekmiştim. Doğrulmaya çalışınca yanıma geldi. Elini uzatınca diğer elimle elini tuttum.
"Dokunma bana!"
"Sakin ol. Hırçınlığın sırası değil! İmam efendi aşağıda seni bekliyorlar."
"Ben resmi nikah olmadan dini nikah istemiyorum!"
Kadın bana dikkatlice baktı. Bohçayı ayak ucuma koyup dikkatlice açtı. İçinden beyaz bir elbise ve beyaz bir şal çıkardı. Yatağın üstüne koyup yanıma oturdu. Bu hareketiyle geri çekildim.
"Korkma bir şey yapmayacağım sana"
"Bunu konağa adım atmamla beni pat diye vuran kadın mı söylüyor?"
"Adım Taybat."
Şaşkın ve ne yapacağımı bilmeden yüzüne baktım. Beni anlamış olacak ki devam etti.
"Taybat Hanım diyeceksin. Konağa adım atanın ablan olduğunu düşünmüştüm. Senin gibi günahsızı yem ettiler.. Yazık!"
Bana hanımağalığını konuşturmuştu. Madem öyle bende bir Şahvar olduğumu göstermeliydim.
"Taybat Hanım! Beni yem etmediler. Ben ailem için kendimi feda ettim. Hem senin oğlun ablamı kaçırmasaydı. Ne oğlun mezarda olacaktı ne de ben bu eve gelecektim. Bana bir anda iyi davranmanız aklımı karıştırıyor. Gece odaya girip beni zehirleyecek misiniz yoksa?"
Acı bir şekilde gülümsedi ve konuşmaya başladı.
"Kendini feda ettin mi gerçekten?"
"Evet!"
Uzunca bana bakıp yutkundu. Derin nefes alıp ayağa kalktı. Gömleğinin birkaç düğmesini açıp sağ omzunu açtı. Yakınlaşıp yara izini gösterdi.
"Görüyor musun?"
"Evet... Ne oldu omzunuza?"
Hiçbir şey demeden yatağın üstündeki elbiseyi alıp yavaşça yanıma yaklaştı.
"Hadi giydirelim sana bunu"
"İstemiyorum! Elbiselerimi çıkarmışsınız temiz çarşaf sermişsiniz teşekkür ederim. Oğlunuza da söyleyin gelmiyorum!"
"Dini nikahını yap resmi nikahın için bizzat kendim işlemleri başlatacağım! Şu an kavga edecek durumda değiliz. Bu arada Seyit kıyafetlerini değiştirdi ben dokunmadım."
"Gördü mü beni yani? Sapık! İstemiyorum ben çok isterse kuma alsın dini nikah kıysın! Ben resmi nikah istiyorum! Hem siz neden bana iyisiniz? Aşağıda ölmem için cezalandırdınız! Şimdi ise elbise giydiriyorsunuz! Kimsiniz siz?!"
"Kes sesini artık! Kimim ben öyle mi? Ben Taybat Argani! Bu aşirete 8 erkek evlat veren tek kadın! Aşiretinde sözü geçen tek kadın! Bunları bil diye demiyorum iyice aklına kazı diye söylüyorum! Sana iyi olmamın sebebi de sende kendimi gördüğümden!”
Söyledikleri tüylerimi ürpertmişti. Asil duruyordu ama beni vurması onu iyi kadın yapmazdı. Ama bende ne görmüştü de öyle söylemişti?
“Neden?”
“Giy şunu artık anlatmaya başlayayım!”
İkilemde kalmıştım. İstemediğimi görünce elbiseyi yatağa attı ve oturdu. O oturunca bende oturdum.
“Bu konağa geldiğimde 16 yaşındaydım. Kan davası yüzünden gelmiştim.. Abimi öldürmesinler diye gelmiştim… Tıpkı senin gibi.. Konağa bile girmeden günahsız olduğumu bile bile rahmetli kayınvalidem Şehriban Hanım tüfeğiyle omzumdan vurmuştu.
Konağa girmemin cezasını vermişti. 1 hafta boyunca yataklarda kaldım. Neyseki kocam Bekir ağa merhametliydi de bana güzel baktı ve iyileştim. Konağa alıştım ama konaktakiler bana alışmadı. Bekir ağa konaktan gittiği zamanlarda günlerce Şehriban Hanım’dan dayak yemiştim.
Dayanamayıp bir gün Bekir ağaya anlattım günahsız olduğumu biliyordu. Başka yolu yoktu başka konağa gidecektik o zaman Seyit 5 yaşındaydı. Diğer çocuklarım bebeydi. Şehriban hanım ve kayınbabam Cemil ağa izin vermediler. Boynumu eğip konağa döndük. Döndüğüm de beyazlar içinde bir kız konaktaydı.
Şehriban hanım kuma getirmişti. Geceler boyunca ağladım. O zaman anladım sadece dini nikahın bir işe yaramadığını.. Bekir ağa konaktan gitti. Günlerce gelmedi. Seyit geceler boyu ağladığımı gördü. Getirdikleri kıza çok iyi davranıyordular. Kız yanıma gelip Şehriban hanımın ona resmi nikah sözü verdiğini söyledi. Ben bu haberle kahroldum. Dördüncü bebeğime hamileydim.
Bekir ağa bir gün beni gizliden evden çıkardı. Belediyeye gidip nikah kıydı. O gün dünyalar benim olmuştu. Konağa geçince kumayı da göndermedik. Ama başka konağa geçtik. Aylarca başka konakta kaldık. Torunları özleyince geri geldik. Bu sefer Şehriban hanım bana iyi davranıyordu ama zulüm gören insan iyilik görse de inanmaz.
Zamanla hastalanıp bu dünyadan göçüp gittiler. Son oğlumu da doğurduğum gün kocamı gömdüm. Seyit benim elim kolum olmuştu. Zamanla aşiretimizin ağası olunca babası gibi mert olmuştu. Şimdi ise o mert adamın karısı olacaksın. Bunları sana neden anlattığımı zamanla anlayacaksın.”
Çok şaşırmıştım ve çok üzülmüştüm. Zulüm Şehriban! Neler yapmış öyle?! Şirret kadın!
“Siz de az yapmadınız! Gelir gelmez vurdunuz. Yaşadıklarınızı bana yaşatmazsınız umarım. Çünkü ben sizin gibi sessiz kalmam. Hem neden Ethem ağaya Seyit diyorsunuz?”
Hafifçe gülümsedi. Derin nefes aldı ve ayağı kalktı.
“Ben senin günahsız olduğunu bilmiyordum. Hem şimdi günahsız olduğunu biliyorum ve bundan sonra da sana yaşadığımı yaşatmam! Sessiz kalmazsın belli. Detayları sonra konuşuruz. Ethem adını Şehriban Hanım koymuştu ve ben Seyit dememe rağmen istediğini yaptırmıştı. Bende hiç Ethem demedim.”
Anlattıklarından sonra zulümella Şehriban’ın koyduğu isimden nefret etmiştim. Taybat hanıma karşı içimde oluşan acıma duygularıyla bir an da lafa atıldım.
“İstemezseniz ben de kullanmam”
“Onu da sen bilirsin gelin hanım. Hadi bakalım şimdi aşağı inme zamanı. Sana söz veriyorum nikah olacak ama kuma lafını sakın Seyite söyleme.”
Elbisenin fermuarını açıp üstüme giydirdi. Taybat hanım bana nikah sözü vermişti ama ben Ethem ağa bana dokunsun istemiyordum. Köşeye sıkışmıştım. Şalımı da başıma atınca hazırdım. Gözlerim dolunca ağlamamak için tuttum kendimi. Kapıyı açınca koluma girdi ve aşağı indik.
Dün geceyi böyle geçmişti. Banyo da kıyafetlerimi çıkarmaya çalışıyordum. Kıyafetlerimi çıkarırken aynadaki yansımama baktım. Sütyenimin kopçasını açmaya çalışıyordum. Açamayınca aynadan tek elimle açmaya çalıştım. Açınca gözlerim sırtımda ki izlere çarpmıştı. Uğruna berdel olduğum abimin dayak izleriyle bezenmişti sırtım..