Ethem
Kardeşlerimin hiçbiri bir kadına böyle çirkin bir söz kullanacak kadar alçalmamıştı. Ta ki Orhan’ın lafını duyana kadar. Acımız vardı ve Orhan’ın böyle davranmasına uyararak göz yumacaktım.
“Orhan bak oğlum o ağzını düzelt! Aşiret töre bunların ne demek olduğunu bilmiyorsun sus!”
“Allah bilir sevdiği de vardır! Başkası da iyice kullanmıştır! Seni de yiğit sanırdım kapatmalara kaldın!!”
Orhan daha da saçmalayınca tokatı yüzüne geçirip yakasından tuttum.
“Bak Orhan! Burhan abin bana saygısızlık yaptı diye onu 3 gün boyunca dinlene dinlene dövdüm! Seni de aynı şekle sokarım! Acın varsa benim de acım var lan! Çok mu mutluyum ben?! O kızın suçu bile yok sen ne konuşuyorsun?! Bir daha böyle saçma sapan konuşma! Hele ki başkası varsa! Eğer ki bir başkasından o kıza böyle laflar duyarsam senden bilirim!”
Orhan yanağını tutup bana bakıyordu korkudan ağlamıştı. Yakasından itip sedire oturdum.
“Halime!”
“Buyur beyim!”
“Bana ilaç getir başım patlayacak!”
“Sen dur halime ben getiririm sen dinlenebilirsin”
Siraç ilaç getirmeye gidince halime de odasına geçti. Orhan bana bakamıyordu. Kardeşlerim benim her şeyimdi. Babam vefat edince babalık görevi bana düşmüştü. İlk erkek bendim. Sonra sırayla Burhan, Siraç, Berat, Yasir, Agit, Orhan ve en küçüğümüz Cıwan da bitiyordu. Aşiretimizde en çok erkek çocuğu bizim ailede vardı. Ben 29 yaşındayım. Burhan 27’ydi. Siraç 25, Berat 23, Yasir 21, Agit 19, Orhan 17, Cıwan ise 15. El bebek gül bebek büyütmedim. Yeri geldi parasız bıraktım. Sevgimi eksiltmedim ama saygımı da kaybettirmedim.
Ben o kadar emek vermişken şimdi kardeşlerimin böyle konuşması zoruma gitmişti.
“Başka diyeceği olan varsa buyursun konuşsun!”
Hepsi sus pus olmuştu. Siraç ilacı getirince içmiştim. Biraz zaman geçtikten sonra imam gelmişti. Siraç imamı içeri alınca bende onunla içeri geçtim. Annem içeri gelince arkasından beyazlar içinde kızda geldi. Kapıda durunca annemin işaretiyle yanıma geldi. Halime ve bir korumamızı da şahit yaptık. Nikah kıyılınca imam mehir sordu.
“Bir şey istemiyorum”
“İstemen lazım kızım. Maddi bir şey istemen lazım.”
Bana bakınca bende ona baktım.
“Ne istiyim?”
“Bilmiyorum iste bir şey!”
Durup düşündü. Aklına gelen şeyle imama döndü.
“Sarmaşık çiçeği istiyorum ama tohum olarak. Bir de saksı ve toprak”
“Kızım para veya altın istersen senin güvencen olur”
“Benim güvencem resmi nikahtan sonra soyadım olacak imam efendi. Para pul istemem bu istediğim olsun yeter”
Sarmaşık çiçeği mi? Başkası olsa para pul isterdi ama bu kız çiçek mi istiyor sahiden? Hem de böyle bir evlilik olacakken.. Niye şaşırıyorum ki Şahvar’ların kızı sonuçta belli oluyor..
İmam bana bakınca başımla onayladım. Nikah bittikten sonra herkes odadan çıktı. Kız kıpırdamıyordu. Aradan geçen sessiz zamandan sonra ilk ben konuştum.
“Neden çiçek?”
Afallamış şekilde bana baktı. Gözleri kan çanağına dönmüştü. Gözünden yaşlar süzüldü.
“O bir çiçekten daha fazlası.. Dilek sarmaşığı”
Gerçekten şaşırmıştım. Gözü tok biriydi. Ama her şeyden önce resmi nikah güvencem olacak demişti. İmam nikahı kıyınca evlilikle ilgili kısa vaaz dinledik. İmam gidince herkes çıkmıştı. İkimiz kalmıştık.
“Soyadımı alırsan ne olacakmış?”
Başı eğik şekilde durdu. Sonra ayağa kalkmaya çalıştı. Kalkamayınca yerine oturdu.
“Ben uyuyabilir miyim?”
“Bekle halime götürsün seni odaya”
“Orda mı yatacağım?”
“Hastasın diye diyorum yoksa yan yana yatmayacağız!”
“Resmi nikah da olunca nasıl istersen öyle bir eş olacağım.”
Artık cidden tuhaf gelmeye başlamıştı. Anlaşma yaptık evet ama neden yapıyorsun bunu?! Niye heba ediyorsun kendini?
“Hiç güvenmiyorum sana!”
“Sen bilirsin ama zorundasın.. Zorundayız.."
"Saçmalama zaten bir sürü şey açtın başımıza! Çık yukarı!"
Dizleri ağrdığı için kalkamadı. Bana bakınca hiç bakmadan odadan çıkacakken seslendi.
"Dur!"
Durup arkamı döndüm.
"Annen senden başka kimseyle konuşmamı istemiyor. Yardımcınız bile.."
"Niye?"
"Bilmiyorum"
Annem de ayrı bir tuhaftı gerçekten. Bir şey demeden çıktım odadan. Bir de kızla mı uğraşacaktım?! Saçmalık! Annemin odasına gidince küçük kardeşimi yanında uyuttuğunu gördüm.
"Noluyor anne? Niye benden başkasıyla konuşma dedin ona?"
"E öyle olması gerekiyor. Karın oldu ya az önce."
"Annee!"
"Odana git oğlum başım ağrıyor kardeşin de uyumadı birlikte uyuyacağız. Sonra konuşuruz hadi çık"
Kolumdan ittire ittire odadan çıkarttı beni. Avluya çıkınca sesin gelmesiyle arkamı döndüm. Korumalardan Selim kızın kolundan tutmuş merdivendeleri çıkıyorlardı. Bir andan sinirle yukarı çıktım.
"Kim sana bu izni verdi de geliyorsun Füsun'un koluna giriyorsun Selim?!"
"Ağam damda Tekin ile yer değiştirdik. Aşağı inerken hanımefendiyi tek başına odadan çıkmaya çalıştığını görünce yardım ettim. Vallahi yardım için ağam kuran hiçbir suçum yok."
"Doğru söylüyor.. Sen çıkınca ben kendim ayaklanmaya çalıştım. O sırada görünce yardım istedim. Bırak adamı!"
Selim'e dik dik bakarak bıraktım. Selim koşarak gidince kıza döndüm. Bir eliyle merdivenin taştan trabzanlarına tutunuyordu. Diğer kolu da önünde duruyordu. Sağlam kolunu omzuma atıp belinden tuttum. Odaya gelince yatağa oturttum. Yatağın tam karşısında ki koltuğa oturup ona baktım.
"Bir daha böyle bir şey görmek istemiyorum! Yat uyu zaten sabaha bir şey kalmadı. Taziye boyunca odadan çıkma! Sakın!"
"Ben kötü niyetle yapmadım.."
"Niyetini sorgulamıyorum. İmam nikahı da olsa karım oldun. Başkalarıyla samimiyet çirkin dedikodu yaratır bunu istemiyorum!"
"Tamam"
Figab
Başımı koltuğa yaslayıp gözlerimi kapattım. Bir süre hafiften sesler gelmeye başladı. Gözlerimi hafif açınca yavaşça balkona gittiğini gördüm. Kalkıp sessizce camdan baktım. Sandalyeye oturup ağlamaya başladı. Korumalardan birini arayıp su getirmelerini istedim. Çok geçmeden getirince sürahi ile bir bardak getirmişlerdi. Bardağı su doldurup balkona gittim. Geldiğimi görünce gözyaşını sildi.
"Silme boşuna gördüm. Al şu suyu iç sakinleş ve sonra uyu"
"Sen yatakta yat ben zaten odadan çıkmayacağım gün içinde de uyurum. Biraz daha yalnız kalmak istiyorum."
"İyi. Çok kalma burda!"
"Tamam"
Odaya geçip yatağa attım kendimi. Yüz üstü uzandım ve gözlerimi kapattım ama asla uykum gelmiyordu. Bir süre sonra balkonun kapısı kapandı. Sessizce adım sesleri geliyordu. Yatağın diğer tarafı hafifçe sallandı. Sanırım oturmuştu. Öylece birkaç saat uyuyakalmıştım. Uyandığımda yataktan kalktım. Yanıma baktığımda kızın uyuduğunu gördüm. Dolaptan kıyafetlerimi çıkarıp banyoya gittim.
İşlerimi halledince odaya geçtim. Odadan çıkıp aşağı indim. Hepimiz siyahlar içindeydik. Arabalara binip cenazeyi almaya gittik. İnsanoğlu neydi ki? Dün ismiyle hitap ediyorduk bugün ise sadece cenaze diye.. Hayat çok garipti..