Bir sancı daha geldiğinde ayakta duramadım. Dizlerim boşaldı. Hasan bir an bile tereddüt etmedi. Eğildi, beni kucağına aldı. Göğsüne yaslandım. Kalbi çok hızlı atıyordu. Benimkinden bile hızlı. Şu an kimin kucağında olduğunu düşünecek halde değildim. Ama gönül isterdi ki Bahoz' un kucağında gitseydim doğuma. “En azından kasabadaki doktora gidelim.” dedi. “Tanıdık. Kimseye bir şey demez.” Nefes nefeseydim. Daha önce gitmiştik. Ultrasonu yapan doktordu. Gözlerinde kötü niyet yoktu. Bunu hatırladım. İtiraz etmedim. Zaten edecek halim kalmamıştı. Hasan beni arabanın arkasına yatırdı. Üzerime battaniye serdi. Başımın altına yastık koyduğunu hatırlıyorum. Ellerim karnımda kenetlenmişti. Motor çalıştı. Araba sarsılarak yola çıktı. Her çukurda dişlerimi sıktım. Sancı geldiğinde gözleri

