Ben kafamın içerisindeki cinayet senaryolarından birini seçmeye çalışırken odanın diğer köşesinden bana seslenildiğini işittim. “Hoş geldin, Cemre. Gelsene içeri.” Sesin geldiği yöne dönmeden önce bile bunun Halit Bey olduğunu anladım. Ben odanın içerisine adımımı atar atmaz Ateş de ayaklanıp yanıma geldi. “Hoş geldin, bebeğim.” Bir kolunu omuzlarımın etrafına sararken dudakları şakağımın üzerine değdiler. Az önce yolundan çıkan kalp atışlarım şimdiden sakinleşmeye başlamıştı bile. Az önceki hislerimden utanacak falan değildim. Yanlış değerlendirme yapmış olabilirdim, Ateş’e şu sıralar haksızlık yapmakla nam salmak üzereydim zaten. Ancak yanlış anlaşılma olmasaydı cinayet senaryolarından birini değerlendireceğim kesindi. Çünkü Ateş’i haddinden fazla sevdiğim inkar edilemez bir gerçekti.

