Yine bembeyaz duvarların arasında yürüyordum. Sağ elimin tersini bir kapıya gelene dek duvarın hafif pürüzlü yüzeyine sürtüyorum. İnanılmaz çekici gelen bu işlemi ahşap kapının koluna dek sürdürüyorum. Kapıyı açmakta biran tereddüt etsem de kolu çeviriyorum, yara bandını hızlı çekmek gerektiğini anımsatıyorum kendime. Neden bilmiyordum, kapı açıldığı anda suyun altında geziyormuşum gibi her şey ağırlaşıyordu. Bomboş bir odaydı oysaki. Ama bana bir balinanın karnını anımsatmıştı saçma bir şekilde. Korkumdan kurtulmak için ‘Hadi ama, Cemre.’ Dedim kendi kendime. ‘Burasının bir hayal olduğunu biliyorsun. Sadece kafanın içinde dolanmak gibi. Hatta aynı kafanda o boşluk gibi boş bir oda.’ Acıyla gülümsedim. Hatırlamak da güçlük çektiğim o boşlukta olmalıydım. Bu odanın da artık dolmasını istiy

