Kaçmak çare olmasa da denemekten kim kaybetmiş. Oradan değil buradan olsun ki tadı olsun Cantekin....
***
Derse gireceklerdi. Sena acaba nerede kalmıştı? İçine kurt düşmüştü. Bu kadar işinin uzun süreceğini sanmıyordu.
Cantekin Sena'ya baksa iyi olacaktı. Ayağa kalktı. Sınıftan dışarı çıkacakken Meltem karşısına çıktı. Onu görmezdenlikten geldi. Ama o onu görmezden gelmedi. "Nereye?" öfke kokan sesi Cantekin'in sinirini bozsa da bir şey demedi. Onun işi olmazdı bu kızla. Ama gelin görün anlamıyordu.
Cantekin yüzüne dahi bakmadan en az onun kadar öfkeli konuştu. "Sanane!" ondan bu kız ne istiyordu anlamış değildi. Dahası sert üslubunu bu kız için bir an olsun bozmamış ve bozmaya da hiç niyeti yoktu. Ona neydi? Cantekin'e bir de hesap soruyordu. Bu kız kendini ne sanıyordu? İlla tane tane mi söylemesi gerekiyordu. İstenmediğini anlamayacak biri değildi. Onun gibi zeki ve akıllı kız bence bu durumu çoktan anlamalıydı. Anlamasında sorun olduğunu düşünmüyordu Cantekin. Bu durumu kabul etmekte sorun yaşıyordu bence. Bu da onun meselesi değildi.
Meltem alışmıştı Cantekin'in bu hallerine. Hepsi Sena'nın yüzündendi. Sena onun nereye giderse gitsin etrafındayken Meltem'in şansı mı vardı. Oysa Meltem Cantekin'e kör kütük denecek kadar aşıktı. Seviyordu hem de sevgisinin bir an bile karşılığı olmadığını ve olmayacağını da bilerek seviyordu. Her okula geldiğinde canı yana yana onu izlemekten kendisini alamıyor ve okula da sırf Cantekin için geliyordu. Aşk böyle bir şeydi. Ne ileri adım attırıyordu ne de geri durduruyordu.
"Sena'yı mı arıyorsun?" diye çıkıştı Meltem. Cantekin için varsa yoksa Senaydı. Şuan yanında olmadığına göre Sena'yı aramaya çıkacak olmalıydı. Meltem bu duruma deli oluyordu. Gözünü kör edecek kadar sinir olduğu da açıktı. Seven ne yapmazdı? O da sevdiğinin yanında Sena'yı görmeye dayanamıyordu.
Cantekin Sena'nın ismini duyunca yumuşadı. Sakinlikle kafasını salladı. Meltem'in sorusuna niye cevap verdiğini kendisi de bilmiyordu. Sadece Sena için endişeleniyordu. Ders başlayacaktı ve Sena ortalarda yoktu. Telefonu da yanına almamış ve sınıfta kalmıştı. Arayınca o da ancak fark etmişti. Derse girmeyecekse Cantekin'de girmezdi. Ders edebiyattı. Yani çok seveceği de bir ders değildi. Sena ise onsuz iş yapmazdı. Asacaklarsa dersi ikisi birlikte asarlardı.
Meltem iç çekti. Gözleri dolu dolu olmuştu. Onun için endişelenen böyle birisi hiç olmamıştı. Hangi erkekle ufak yakınlık kursa niyetleri hep başka oluyordu. Hiçbirisi ama hiçbirisi bir kez olsun Cantekin'in baktığı gibi ona bakmamıştı. Cantekin korumacı ve sahipleniciydi. Dahası beyefendiliği herkesçe konuşulurdu. İzmir'de hangi okula gitseniz Cantekin'in kızlar arasında adı geçerdi. Sadece Meltem değildi. Tüm kızlar Sena'ya karşı kin beslerdi. Dokunmadan sevmek her erkeğin yaptığı ve yapacağı şeyler değildi.
Cantekin seviyordu. Bir kadının diğer bir kadına gazabına sebep verecek kadar çok seviyordu. Meltem'in sol gözünden bir damla yaş süzüldü. Canı öyle fazla yanıyordu ki Sena için dilinden ettiği bedduanın o bile farkında değildi.
"Cehennemde yan Sena..."
Meltem'in arkadaşı, Muşmula diye hitap ettikleri Afra onları öyle kapı ağzında görünce yanlarına geldi. Cantekin'e arkadaşının sırılsıklam aşık olduğunu o da biliyordu. İşe bakın Meltem ne kadar seviyorsa Afra Cantekin'den öylesine nefret ediyordu. Cantekin garip biriydi. Meltem'e sürekli ters yapan çocuk o terslense bile kötü davranmazdı. Mütevazi olurdu. Hatta çoğu tavrını da görmezden gelirdi. Keşke Meltem'e de ona davrandığı gibi davransa diye içinden geçirdiği çok vakti olmuştu.
Afra'da Sena'yı sevmiyordu. Sena yüzünden Meltem'in aşkı hiç karşılık bulmamıştı. Meltem'in bir şansa ihtiyacı vardı. Buna emindi. Meltem için yeri gelirse yapmam dediği şeyleri yapardı Afra. Herkes muşmula deyip onu ötelediğinde Meltem ona sahip çıkmıştı.
Diğerleri gibi sırf görsel olarak bir güzelliği olmadığı için okullarında kimsecikler onunla konuşmazken Meltem onun en yakın arkadaşı olup çıkmıştı. Dostuydu Meltem. Bu yüzden tarafı da belliydi.
Sena da iyi kızdı. Bir ayıbını Allah var görmemişti. Yine de Sena'yı çok bilmezdi. Meltem'i çok yakından tanıyordu. Dersler de Cantekin'i en sevdiği filmin o en güzel anı gelmişçesine hayranlıkla izliyor ve Cantekin bu durumu umursamıyordu. Afra yanındaki kız arkadaşının her haline şahitti. Cantekin nasıl ki Sena'ya çok değer veriyorsa Afra içinde Meltem oydu.
Sena ile Cantekin bu kadar yakınlarken Meltem her geçen gün ölüyordu. Birini sevip de uzaktan onu izlemek ve en önemlisi sevdiğin kişinin başkasıyla beraberlerken gözünün önünde mutlu mesut onları izlemesi işte bu günah gibiydi. Arkadaşına gözleri takıldığında onun acısını Afra göz bebeklerinin içinde görüyordu. İmkanı olsa Meltem'in yüreğinden Cantekin'in aşkını söküp atardı. Afra hiç aşık olmasa da Meltem'in gözlerinden aşkın acısını izlemişti. Ona da bu kadarı kafi gelmişti. Aşk vurdum duymaz adamın tekiydi ve onunda onunla hiç işi olmazdı. Hatta aşk denilen zalimi yakaladığında Afra tekme tokat şöyle bir temizinden Meltem için dövebilirdi de. Hayır onların neyi eksikti? Meltem de güzel kızdı. Nerde zalimi var gidip onu bulmuştu. Afra içinde aşk zalim bir çocuktu. O kadardı.
Doğrucu köyün dokuzuncusu olduğu için okulda Muşmula diye anılıyordu. Hatta çok doğrucu birisi olduğu için ona bu isim takılmıştı. Doğruculuğuna takacakları isim bu olmuştu. Doğrucu olduğu kadar dediğim dedikte bir kızdı. Afra'yı herkes ötelerken Meltem onlar gibi değil ve o can dostu olmuştu. Bütün herkes muşmula diye seslense de Meltem soy ismi yerine ismiyle seslenirdi. Soy ismiyle hiç seslenmezdi.
Hayır soy adı kanunu da sevmiyordu Afra. Tarih gezgini olsa atalarına bu soy adını veren kişiyi bulurdu. Nasılsa o vakitleri idam vardı. Verecek onca soy adından bunu mu onlara bulmuştu? Eski tarih onlara kötü bir isim yüklemişti. Ve o kişinin idamını ister ve onlara daha düzgün soy ismi takacak birini isterdi. Soy ismi isminin önüne geçmişti. Atalarını da hani kılaçtan geçirir mi geçirirdi. Niye hiç ses etmemişlerdi.
İnsanın soy ismi ile hitap edilmesi kadar kötü bir şey olamazdı. Benliği ve özgüveni o kadar yok edilmişti ki Afra'nın, hayata dönüşünü sağlayan Meltem'di. Meltem Sena kadar sevilecek bir kızdı. Ama işte olmuyordu. Zorlasa da olmuyordu. Afra üzgündü.
Bir gün Meltem'in de çok sevileceğine ve mutlu olacağına Afra çok emindi. Meltem sadece inat ediyor ve dışarıdakilerine olduğu kişiyi değil göstermek istediğini gösteriyordu. Asıl kişiliği sevilmeye öyle müsaitti ki Cantekin'in kalbi dolu olmasa bence Cantekin onu severdi. Hem de çok severdi. Hatta Cantekin'in Meltem'i sevmediğini düşünmüyordu. Yalnızca o sevgi, aşk adı altında barınmıyordu. Afra için neyse Cantekin de öyle bakıyordu. Dostane seviyordu da sırf Meltem yanlış anlamasın ve daha çok kırılmasın diye ona sert davranıyordu. Afra bunu anlamayacak kadar aptal değildi. Bu yüzden Afra ne Sena ne Cantekin ne de Meltem'e hiç kimseye kızamıyordu. Seçimleri için kimseye hiçbir şey diyemezdi. Her birinin ayrı dünyaları vardı. Seçimlerimizde böyleydi. Bizlere aitti.
Afra, Meltem'in kolunu tuttu. Meltem hiç iyi görünmüyordu. Onun yine gururunu Afra ayaklar altına almasını istemiyordu. Herkesin bir korumak istediği şeyleri vardı. Nasıl ki Meltem aşkı için gururunu bile çiğniyorsa Afra da arkadaşının onurunu ve gururunu koruyan biriydi. Aşk onu ondan etsin istemezdi. Onursuz ve gurursuz olacaksa ondan uzak kalsındı.
Cantekin her zaman ki gibi karşılarında tepkisiz kalırken arkadaşının bu durum karşısında halı kilim olmasını istemiyordu. Meltem bir türlü ne söylerse söylesindi onu dinlemiyordu ve buna kalbinin suçu olduğunu, karşı koyamadığını savunuyordu. Kalbi söz dinlemiyormuş. Hayır altı üstü sıradan et parçasıydı. Beyin hepsinden önemliydi. Beyin işlem fonksiyonunu yitirtecek kadar kalbin etkin bir organ olduğunu düşünmüyordu Afra. Afra karşısına baktı. Cantekin ile çok benziyorlardı.
Cantekin gibi Afra da akıl insanıydı ve aşk safsatalarına hayatta inanmazdı. Gel gör ki Meltem gibi akıllı bir kız bunu anlasındı. Aptal dese değildi Meltem aşkta ne yedirip içiriyorsa aptallaşma yapıyordu sanırım. Şu meleh duygu ondan olabildiğince uzak dursun ve o muşmula olmaya da razıydı. Yani o duygudan o kadar korkuyordu.
Meltem yanına gelen arkadaşının ellerinden kolunu çekti. Ve Cantekin'in kolunu tuttu. Cantekin hemen kaşlarını çatmıştı. Yüzündeki ifade ise kolunu hemen çekeceğini kanıtlıyordu. Birazdan söyleyecekleri yüzünden Afra'dan da güç almak istiyordu. Tıpkı Cantekin gibi Afra da buzdu. İkisinin de gözleri karşı tarafa boş bakardı ve dahası ikisi de akılcı takılır ve konuşurdu. Hadi Afra aşk nedir bilmezdi de Cantekin öyle değildi. Cantekin öyle bir konuşurdu konuşunca insan aşka aşık olurdu ve ona hayran bırakırdı. Gelin görün ki kendisi yine de Cantekin aşka inanmazdı. Afra eşittir Cantekin'di. Sena'ya karşı sahipleniciydi ama aşka karşı soğuktu. Sena ile tartıştıkları bir anda Meltem şahit olmuştu.
"Bundan sonra seni rahatsız etmeyeceğim, Cantekin. Bu yüzden bana sert davranmayı rica ediyorum bırak. Kalbim seçti seni ve bende daha fazla yüzsüzlük ederek seni bir çare beklemeyeceğim." evet pes ediyordu. Canı acısa da daha acıtan bir şey varsa o da Cantekin'in ona karşı takındığı tavrıydı. Selam verse almaz ve onun olduğu ortamdan hemen kalkardı. Daha acısı var mıydı? "Her zaman senin de dediğin gibi bundan sonra dost olalım." bir zamanları dostlardı. İşler o aşık olunca değişmişti. Israrı ise Cantekin'i ondan çokça uzaklaştırmıştı. Dost kalmayı o istememiş Cantekin ise aşkını asla karşılık vermemişti. Şimdi pes eden tarafı Meltem'di. En azından dostken onu görür ve konuşurlardı. Kalbi belki bununla yetinir ve iflah olurdu.
Bu sözler ağzından öyle zor çıkmıştı ki dilini ısırdığını çok sonradan fark etmişti. Ağzına dolan kan tadı ona kızılcık şerbeti içmiş hissini hissettirmişti. Kızılcık şerbeti nasıl bir şey tatmamış olsa da şuan ağzının içindeki tat aynıydı. Yine de bir yerlerden başlaması ve artık bu duruma son vermesi gerekiyordu. Onu her gördüğünde kasılan çocuğu bundan sonra rahatsız etmek istemiyordu. Tamam aşıktı. Yine de bu onu rahatsız etmesi anlamı taşımazdı. Cantekin'in ona hep iyiliği dokunmuştu. O da onu rahat bırakmalıydı. En azından Cantekin ona bir selam vermeli ve selamı dahi esirgememeliydi.
Olur ya bir gün birbirlerine yolları düşerse Meltem o selamı almak isterdi. Biliyordu Cantekin'in selamsız geçmeyeceğini ama o böyle yaptıkça da Cantekin'in gözünde azcık olsun bir kıymeti varsa kendisini tüketiyordu.
Afra memnundu. Canının ne kadar yandığını Meltem'in tahmin edebiliyordu. Tamam aşık değildi ama kalpsiz de değildi. Yine de olması gereken buydu. Meltem sonunda doğru yolu bulmuş ve çok doğru bir karar vermişti. Bir zamanlar sevdiği adama düşman olması yerine en azından bu günü hatırlardı. Meltem bugün kendi adına bence büyük bir adım atmıştı. Bugünü hatırladıkça da en azından belki kalp ağrısı azalır ve zamanla acısı ve pişmanlığı olmazdı. Olmayınca zorlamamak gerekirdi.
Cantekin ilk kez ona gülümsemişti. Meltem onca çaba göstermiş ve ondan vazgeçtiğini söylediğinde ancak bir gülücük kopartabilmişti. Cantekin Sena'nın yanında gülücükler saçardı. Ona ise ilk kez bugün gülümsüyordu.
Gözleri Cantekin'de ve dudakları acıyarak konuştu. "Sena rehberlik servisine çıktı. Meslek seçimi hakkında hocayla konuşmaları gerekiyormuş." o da oradan geliyordu. "Ordadır." yalan söylediği anlaşılmasın diye yüzünü düz tutmaya Meltem özen göstermişti.
Cantekin hiçbir şey demedi. Arkasında duran Afra'ya bakmıştı. Afra'ya bakan Cantekin "Öyle mi?" diye sordu. Emin olmak istiyordu.
Afra "Öyle." demişti.
İkili üst kata çıkan Cantekin'e baktılar. Afra yanına gelip konuştu. "Sena'nın orada olduğundan emin misin?"
Meltem başını salladı. "Cehenneme kadar Sena'nın yolu var. Tek bildiğim Sena'nın orada olmadığı. Nefret ediyorum Senadan."
Bence Sena'dan değil ondan da nefret ediyordu. Afra'nın başına nasıl bir bela açtığını Meltem bilmiyordu.
"Sen ne yaptın, Meltem?"
********
Hikaye tüm hızıyla devam ediyor. ve,
Bu arada Sena tek kaldı. Sizce hali ne durumdadır?
------‐-
Hikayeyi merak edip devamını bekleyen kimse yok mu ? Pusudayım ve bekliyorum :DB
Hikayeyi merak edip devamını bekleyen kimse yok mu ? Pusudayım ve bekliyorum :DB