Aklın, zikri varda ne yazık ki kalbin anlatacak bir dili yok....
**
Sıkı sıkı sarıldığı bedene Barın iyice sarıldı ve burnunu dayadı. Aldığı odunsu koku biraz tuhaf gelmişti. Alışık olduğu kokular gibi değildi. Gövdesi de sanki biraz fazla mı büyüktü? Hani bi kadına göre de fazla kabaydı. Sakalları da mı vardı? Yok deveydi! Kim lan bu? Barın erkeklerle ne zamandır yatar olmuştu. Dahası sarıldığı bu hayvan oğlu hayvan da kimdi?
"Lannnn!!!!" düşüncesi bile ürpertmişti.
Yataktan nasıl sıçradığını bilememişti. Barın'ın bağırtısıyla Cantekin gözlerini açmış ve uykulu gözlerle ona bakarak durumu anlamaya çalışıyordu.
Cantekin yavaşça yataktan doğrulduktan sonra gözlerini ovuşturdu.
Barın ise hala şoktan çıkamamıştı. Ne bok yemiştiler? Hem ne demeye üzerinde baksırından başka bi bok yoktu ve Cantekin'in neden üst tarafı çıplaktı? Amca oğluyla işi pişirmiş olamazdı değil mi?
Korku ve endişeyle sordu. "Senin benim yatağımda ne işin var, Koçum!" sesi istemsiz endişeli çıkmıştı. Alacağı cevap onu istemsiz korkutuyordu.
Barın öyle bir sormuştu ki aklından geçenleri anlamak hiç zor değildi. Cantekin ona bakarak pis pis gülümsedi. Oturduğu yerden doğrulup Barın'a oldukça manidar bakışlar atarak yakınına sokuldu. "Aaaa alınırım ama dün gece yaşadıklarımızı lütfen unuttuğunu söyleme." sesini Sena gibi işveli ve cilveli çıkarmaya çalışmış ve başarılı olduğu da su götürmez bir gerçekti. Barın'ın yüzünün aldığı hal ise kesinlikle görülmeye değerdi. Cantekin gülmek istese de bu fırsatı kaçıramazdı. Barın son derece korkmuş ve bu durumu saklayamıyordu.
Cantekin'in bu hali işkillendirirken Barın dünü hatırlamaya çalışıyordu. Bu it onunla birde kafa mı buluyordu?
"Seni öldürürüm lan! Birde abiyle dalga geçiyor." Yastığı almış ve Cantekin'i boğuyordu. Cantekin ise Barın'ın bu komik halinden sabah sabah keyiflenmiş ve kahkahalarla gülüyordu. Cantekin genelde gülmeyen buz adam olunca Barın'da onun bu halini bozmak istememişti. Yalan yoktu biran bu it herifin ciddi söylediğini düşünmüştü. Hayvan herif kıvırta kıvırta konuşunca sabah sabah ödünü kopartmıştı. Yine de dün ne bok olmuştu da beraber uyumuşlar ve sabahın köründe Cantekin'e sarılmıştı? Muammaydı. Barın dünü hatırlamıyordu. Oysa Annesi bile "Barın çocukken de böyleydi. Yatakta kesinlikle tek yatar. Kimseyi yanına almaz." diye şikayet ederdi. Şimdi nasıl olmuştu bu it herifle sarmaş dolaş uyuya kalmışt . Birde bu çocuk hangi sebeple onu soymuştu? Ulan yoksa bu it herif mi ırzına geçmişti. Barın masumdu, bu kopuk ırzını elinden almıştı.
"Söyle koçum yoksa sen mi benim ırzıma geçtin?" Barın'ın bu sözüyle birbirlerine hara güre girişmiştiler ve ev yıkılıyordu iki devin gücüyle.
Annesi sesleri duyduğunda pat diye odanın kapısını açtığında manzarayı görür görmez çığlık atmaya başladı. Cantekin'i yarı çıplak yatakta görmüş ve onun hemen üzerinde ise eşek kadar olmuş oğlunu bulmuştu. Barın çığlık atan annesine kulaklarının daha fazla ırzına geçmemesi için çıkıştı. "Kadın ne demeye pat diye odaya dalıyorsun? Ya başka şeyler olsaydı."
Cantekin ve annesi şok olurken Barın onları afallatmanın boşluğunda hemen ayaklanıp çekmeceden aldığı eşofman altını üzerine geçirmişti. Annesi çok çabuk toparlanmış ve elindeki kaşığı oğluna fırlatmıştı. "Eşek sıpasına bak! Anneyle kafa buluyor. Gece çocuğa ahtapot gibi yapışmıştın şimdide sabahın köründe yatakta üzerine çıkmış. Oğlum zevklerin filan mı değişti?" tamam Barın'ı bir tek annesi böyle alt ederdi. Yine de biraz ağırdan gitseler iyiydi. Cantekin'i sabah sabah eşekten düşmüşe döndürmüştüler. Garibim ağzı açılmış bir türlü kapatamıyordu. Yatakta dona kalmıştı. Yengesi alem kadındı Cantekin'i buna bir türlü alıştıramamıştı. Barın ise alışıktı annesiyle bu takışmalarına.
Annesi odanın kapısını kapatınca ikili baş başa kalmıştı. Barın aval aval bakan çocuğa, "Hayrola oğlum! Irzına geçmişim gibi tip tip bakıp duruyorsun. Henüz zevklerim değişmedi. Umarım gece de bununla sınırlı kalmıştır." bu sefer yastığı gömen Cantekin olmuştu. Barın onunla sırıtarak alay ediyordu. Az kalsın yüreğine iniyordu. Şaka yaparken bir insan bu kadar ciddi olur muydu? En azından o kıvırtıyordu. Barın ise sanık memurları gibi yüzünün şeklini hiç bozmadan ciddi ciddi söylüyordu.
Cantekin'i bu sefer çok öfkelendirmiş olmalı ki tüm hıncını çıkarırcasına vuruyordu. Barın eşek sıpasının yastığı gömmesinden kaçarken serçe parmağını masaya çarpmıştı. "Ulan bu masanın derdi ne? Tüm acıları bana! Seni satmayanın... " ayağını tutmuş ve zıplayarak odasının içinde dört bir yana sekerek bağırıyordu. Bu masaya hıncı vardı ve en kısa süre de satacaktı. Vadesini dolduruyordu. Masa durmadan başına iş açıyordu.
Cantekin de pes etmiş ve elindeki yastığı yatağa basket yaptıktan sonra banyoya yöneldi. Barın ise giden çocuğu gördüğünde koskoca cüssesini yatağa güm diye bıraktı. "Dün ne oldu? Adam akıllı anlatsana."
Cantekin yatağı kıracak adama baktı." Dün ırzıma geçtin. Benimle evlenmem gerek, Barın."
"Kırıtma lan!" attığı yastık duvarı bulmuştu. Cantekin gülerek "oysa dün hiç böyle söylemiyordun, Barıncım. 'Bırakma beni! Gitme benden. Kal benimle' bu sözlerine alınıyorum bilesin."
Barın karı gibi kıvırmaya çalışan ve hiç başarılı olamayan Canekin'e daha dikkatli baktı. "Abiyle dalga geçme lan. Bu arada sen bana yine mi ismimle seslendin. Bir de Barıncım mı dedin. Canına susadın ibne! " Cantekin, Barın'ın yapacaklarını çok öncesinden tahmin ettiği için banyoya kaçtı ve Barın ona yetişmeden kapıyı kilitlemişti. Barın ise banyonun kapısını olanca gücüyle yumrukluyordu." Ulan doğru söyle dün cidden ırzına filan mı geçtim. Yoksa ondan mı böyle bir değişik davranıyorsun?"
Cantekin duş almak için soğuk duşun altına girerken "Bana bir ırz borçlusun." diye söylendi. Barın'ın bu haliyle eğleniyordu. Dün mani olmasa gerçekten ırzı gidecekti. Dünün acısını bugün doya doya çıkarmalıydı. Sena ile dans ederlerken Barın durduk yere Cantekin'e sarılmış ve daha sonrasın da canından bezdirmişti.
Barın duyduğu sesle, "Oğlum bir ırz kaç para haberin var mı? Evlenmem şart olmuş. Babana haber ver yarın seni istemeye geliyoruz ." duştaki çocuğun şimdi çırılçıplak çıkma imkanı vardı ve cidden bu ırza geçerdi. Bu sebepten banyonun kapısını sıkı sıkıya tutmuştu. Tam da tahmin ettiği gibi Cantekin oltaya gelmiş ve hızını alamamış banyonun kapısını zorluyordu. Eeee kimle çifte attığını bileceksin, koçum.
Cantekin'in gözünü yakan şampuanla Barın kapıyı bırakıp odasından topuklamıştı. Sabah sabah onun yüzünden acıyan serçe parmağının öcü olsundu. Ohh olsun. Yan oğlum yan. Cayır cayır yansın gözlerin. Bir serçe parmağın acısına eş olsundu.
Mutfakta bin bir çeşit yemek hazırlayan ve mutfağı mis gibi kokular salan annesinin arkasından usulca yaklaştı. Aniden kollarını annesinin beline doladığında Berna hanım yerinde sıçramıştı. "Barın oğlum sen benim yüreğime mi indireceksin, annem." Barın hiç aldırış etmeden annesi Berna hanımın yanağına en sulusundan öpücüklerini kondurdu. Berna Hanımın öfkesi bu kadardı. Barın onun tek oğlu ve tek evladıydı. El bebek büyüttüğü gözünün nuruydu. Hayatına mucize olarak girmiş ve öyle de devam etmişti. Önceden bu kadar imkan yoktu. Tek çocukla kalmıştılar. Eltisinin de tek çocuğu olmuştu ve onun çok sonradan olmuştu. Bu süreçte çok yıpranmıştılar. En azından Berna hanım beklememiş ve şükretmişti. Eşinin BESMELEsiydi Barın. Berna hanımın da şükür sebebiydi.
Barın yemek masasına geçerken Berna hanımda hemen oğlunun önüne oturmuştu. "Oğlum hala mı hayatında kimse yok. Dün o halin hal değildi! Kim? Hadi söyle annem. Bize kız vermeyecek biri mi var? İsteriz yurda yuvaya karışırsın. Hem ben kız evlat istiyorum. Cantekin'de oğlan oldu bir kız evlat büyütemedik. Bir gelinim olsa anne-kız bir alışveriş yapsak. Sohbet etsek karşılıklı. Ben gelin istiyorum evladım." çok istiyordu. Gelinim dese de oğlunun sevdiği kız gelini değil kızı olurdu. Komşu olduklarında Sinem kız kardeşi, arkadaşı, sırdaşı, komşusu, ailesi gibi olmuştu. Birde aynı yaşıtta oğulları olunca hep birlikte büyütmüşler ve Sinem'in kızı olduğunda en çok Berna hanım sevinmiş ve Sena'yı kendi kızı gibi büyütmüştü. Sena üç evin tek kızı ve el bebek gül bebek büyütmüştüler. Yaşları uygun olsaydı keşke de Barınla arasını yapardı. Ne çok isterdi Sena gibi bir gelini olsun. Gerçi Sena'nın yabancıya gitmesine izin vermezdi. Sinem'in altından girer üstünden çıkar Sena'yı evlerine gelin alırdı. Barın olmuyorsa Cantekin vardı. Yedikleri içtikleri birdi. Cantekin'in biraz gözünü açsa yeterliydi. Kızı bir boş bırakmıyorlardı. Berna hanım kulaklarına bir su kaçırsın yeterdi. Dakkasında nikahı aldırırdı. İşte biraz Sena nefes alsın gençliğini toyluğunu yaşasın istiyordu. Kocası lisedeyden dayanamamış ve evlenmeden Berna hanımı hamile kalmıştı. Ailesi aldırmasını söylese de Berna hanım herkese karşı çıkmış ve Bülent'le kaçmıştı. Çok çekmiştiler ama bugünlerine şükürler olsundu. Bülent çok güzel bir babaydı. Berna hanımı çalıştırmamış eşi bir yandan okul okumuş bir taraftan yarı mesaili işlerde çalışıp geçimlerini sağlamıştı. Şimdi prestijli mimardı ve oğlu da babasının izinden gidiyordu. Bugünlerine şükürler olsundu.
Barın annesine baktı. İçindeki eşek sıpasına durduramıyordu. " Annem sorma. Lütfen yardım et! Dün Cantekin'in ırzına geçmişim. Nasıl oldu anlamadım. En son bende kızlarla ilgileniyorum sanıyordum. Meğer benim ilgi alanım erkeklereymiş. Aşığım anne." oğlunu ciddi ciddi dinleyen kadın oğluna far görmüş tavşan gibi bakıyordu. Oğlu neler söylüyordu. Oğlu ilgi alanını değiştirmişti. Bunu da diğer oğlu bildiği çocuk mu sağlamıştı. Berna Hanım gelin değil damat mı görecekti. Buzlar üzerinden devrilmiş ve sırtından soğuk terler boşalmaya başlamıştı.
Bu sefer aşırıya kaçtığını anladığında Barın kendisine kızdı ve hemen ciddiyetini takındı. Bu kadarı cidden fazlaydı. Kadıncağızın rengi atmış her an bayılabilirdi. Toparlasa hayrına olurdu. "Anne bugünlerde biraz kafam karışıktı. Toparlanmam gerekiyordu. Dün için gerçekten özür dilerim."
Berna hanım masadan kalktı ve oğlunun ciddiyetinden sonra gözlerini yumdu. Birkaç saniye sakinleşmeye ihtiyacı vardı. Toparlandıktan sonra konuşmaya başladı. Anlayışlı bir hanımefendiydi. Yaş sınırı yoktu. Çocukla çocuk, büyüklerle büyüktü. Öyle şeyler yaşamıştı ki hayat onu anlayışlı olmaya itmişti. " Olur annem. Mühim değil! Ama dün çok komiktiniz. Cantekin'e sarılmış 'Öpem mi öpem mi' dedikçe çocuğun kaçışı gözümün önüne geldikçe gülmemi tutamıyorum. Ayy çocuğun birde üzerine kustun, annem. Benden değil Cantekin'den özür dile. Ayrıca temizlediğim yerlerin hesabı olsun. Hıhh tabi birde annenle dalga geçmenin bedeli. Sinemlere yolladım dün ki halinizi. Azcık da onlar gülsün. Bugünlerde ahiretliğim aşırı sıkıntılı. Eminim halinize yarıla yarıla gülmüştür."
Barın masadan öyle bir fırlamıştı ki Berna hanım direk karşı güzergaha geçmişti. Annesi ciddiydi. Bu kadın dün ki rezaleti çekip birde Sinem teyzegile mi yollamıştı? Cantekin kesinlikle izin vermemiştir. Demek ki annesini akıl edememişti. Cantekin'i ayakta uyutmuştu. Kesin Sena da görmüştü.
"Berna hanım sana en sevimsiz gelini bulupta getirmezsem..." düşünmek bile istemiyordu. Gerçekten düşünmek bile istemiyordu. Dün ki olanlar teker teker aklında canlandıkça Sena'nın izleyecek olması aklına geldikçe kan beynine sıçrıyordu. Bu kadın ne yapmıştı?
Cantekin mutfağa geldiğinde Berna hanım hemen onun arkasına saklanmıştı. Oğlu çok kızmış ve annesi de olsa Barın söylediklerini yapacak gibi duruyordu. Ayyy canım azcık eğlenmek istemişti. Oğlunu her daim bu kadar komik görmüyordu. Hep cool takılır ve ilk kez eline böyle bir fırsat geçmişti.
Cantekin kolları arasına almış ve Barın'dan yengesini koruyordu. Berna yengesi ne demişti de Barın bu kadar sinirlenmişti? Duydukları ise soğuk duşun sağlayamadığı etkiyi sağlamıştı Cantekin de. Berna yengesi bunu nasıl yapardı! O kadar dikkat etmişken resmen keklik gibi avlanmıştı. Yengesini nasıl atlardı. Onların bu halini kaçırmak istemeyeceği aklına gelmemişti. Yine de olan olmuştu. Barın bu kadar öfkeliyken yengesini yedirtemezdi. Kendi yese çok daha iyi olurdu. Kolları arasına aldığı kadını en huylandığı yerden gıdıklamaya başladı. Barın da hıncını alamadığı için dört elden saldırmıştılar. Berna Hanım çatlayacaktı. Yine de istediklerini yapmayacaktı. O resimler onun güvencesiydi. Cantekin pes etme taraftarı olmayınca Berna Hanımda mecburen pes etmiş ve telefonu elinden alınmıştı.
Eşek sıpaları dediklerini yapmıştılar. Berna hanım toparlandı ve saçlarını eliyle havalı bir şekilde savurarak mutfaktan çıktı. İki uyanık bilgisayardaki hesabını unutmuştu. İkisi de elinde büyümüştü. Kimle çift atıyor olduklarını bilmiyorlardı. Onlar gelirken Berna hanım bu yolları çoktan dönüyordu. Resimleri çeker çekmez bilgisayara yüklemişti. Onlar bunu bilmese de olurdu.
İkili rahat bir nefes alıp telefonu temizlemiştiler. Hiçbir kanıt kalmadığına emin olduklarında sofrada güle oynaşa kahvaltılarını yaptılar. Cantekin okula gitmek için evden çıkarken Barın sıkıntılı bir şekilde konuştu.
Barın, "Gittiğiniz yerden haberim olsun koçum. Akşam sizi almaya da ben gelirim." Cantekin Barın'ın bu garip haline bir anlam veremese de başını tamam anlamında salladı. Barın bu kadar endişe ediyorsa muhakkak bir sebebi olmalıydı. Cantekin yine de bu sebebi oldukça merak ediyordu.
******
Evet yavaş yavaş ısınıyoruz hikayeye . Ben yazarken çok güldüm. Umarım sizin içinde eğlenceli bir bölüm olmuştur. Çünkü bunun arkasından gelen bölüm çok farklı olacak