Sessizlik ağırdır. Çünkü içinde milyonlarca sesi barındırır.
***
Cantekin düşünceli bir şekilde ayrıldı Barın'ın evinden. Düşünceler içinde boğuşuyordu. Barın kolay kolay uyarıda bulunmazdı. Her uyarısında muhakkak haklı çıkaracak şeyler olurdu. Bir şeyler olmuş olmalıydı. Ama ne?
Dalgın bir vaziyette Sena'nın ziline bastı. Barın ve Sena karşı komşulardı. Sitenin en üstü teras dairelerdi. Teras dairesinde de Barın ve Senagil oturuyordu. Barın'ın babası, yani amcası, bu sitenin mimarıydı. Site aynı olsa da terası öyle değildi. Bu sitenin terasları özel dairelerdi. Özel şekilde dizayn edilmiş ve kişisel olarak tasarlanmıştı. Cantekin'in bildiği amcası bu teraslarının bir benzerini yapmamıştı.
"Cantekin." diyen kadının sesiyle düşüncelerinden sıyrılıp kurtuldu. Onun ilk aşkı kapıdaydı. Sena'nın annesi. Evet Cantekin'in ilk aşkı Sena'nın annesiydi.
"Aşkım..." dedi. Sesinde o çocukluk anlarının tınısı vardı. Cantekin bu kadının yanında çocuksulaşıyordu. Aynı zamanda masumlaşıyor ve olduğu gibi konuşuyordu.
Sena'nın annesi gülümsedi ve hemen ardından bir kahkaha kopardı. "Serbülent evde yok bebeğim." Cantekin duyduklarıyla omuz silkti. Serbülent amcasına gıcıklık olsun diye Sinem hanıma hep aşkım aşkım diye hitap ederdi. Diğer günlerde ise hitabı Sinem anne olurdu. Şimdi sadece öyle seslenmeyi istemiş ve seslenmişti. Aşkım demeyi istiyordu. İlk aşkına aşkım diye hitap etmeyi özlüyordu. Düşünüyordu da ilk aşkının yerini kolayına kimse alamayacaktı. Sinem hanım güzelliğiyle baş döndüren birisiydi. Güneş gibi saçları ve güneşin çoğunlukla açtığı gökyüzüne sahip gözleri vardı. Sena Sinem hanıma çok benzerdi. Hem de çok. Sadece Sinem hanımın yerini onda kolayına kimse alamazdı. Bu kadın kendine münhasır biriydi.
"Gel o vakit kollarıma aşkım." Sinem hanıma kollarını açtı. Hazır Serbülent amcası evde yokken Sinem annesiyle hasret gidermek istiyordu. Serbülent bey evde olunca karısının yanına yaklaştırmazdı. Cantekin onunla didişmeye alışıktı. Özlediği şey Sinem hanımın ana kucağıydı.
Sinem hanım ellerinde büyüyen çocuğa yaklaştı. Kolları arasında büyümüştü Cantekin. Onun kolları arasına girince gülümsemesi aniden genişledi. Daha dün kolları arasındaki çocuk şimdilerde onu bile kanatları arasına alıp saracak kadar büyümüştü. Hatta kocaman olmuştu. Sinem hanım zamanın çok hızlı geçtiğini düşünüyordu. Sanırım çocuklar büyüyor onlar küçülüyordu.
Cantekin ona sarılan kadınla birlikte belinden tutarak ayaklarını yerden kesecek bir şey yaptı. Kolları arasındaki kadını havaya kaldırıp etrafında döndürmeye başladı. Çocukken Serbülent amcasını izler ve kıskanırdı. O zamanlar küçüktü ve onun için imkansızdı. Şimdi ise imkanı vardı. Neden ilk aşkı olan annesiyle evin kapısının önünde serenat yapmasındı.
Kahkahalar kapı ağzında dolup taşarken Sena sesi duydu ve çantası elinde kapı ağzına çıktı. Annesi bu aralar nedensiz her şeye sinirleniyor ve kızıyordu. Yüzü de son günlerde nedenini bilmediği bir sebepten fazla düşünceliydi. Şimdi bakıyordu da annesi kapı ağzında Cantekin ile gülüyordu.
Cantekin serenat yaptığı kadını ayakları üzerine geri bıraktığında o da onunla birlikte gülüyordu. "Deli çocuk." omzuna vurduğu oğlundan Sinem hanım geriye uzaklaştı. Başını tabiri caizse döndürmüştü. "Başımı döndürdün." etrafında bildiğiniz yıldızlar uçuşuyordu. Yine de yüzünde mutluluk hakimdi. Bu çocuk çok yaşasındı.
"Benimde gözlerimin önünde yıldızlar uçuşuyor. Az önce bir güzel kollarımın arasındaydı." ona kollarının arasını gösterdi. Şuan nasıl göründüğünün farkında bile değildi. Cantekin çoğu kızın rüyalarını süsleyen bir erkekti. Ulaşılmaz olduğu da diğer bir gerçekti. Şu tavrını bile Sena paylaşsa tiktokta aranan isimler arasına girerdi.
"Anneciğim, biz gidiyoruz." Sinem hanım kızının sesiyle Cantekin'e bir şey demeden arkasını döndü. Kızını görünce istemsiz iç çekti. Allah vardı Cantekin ile Sena'yı çok yakıştırıyordu. Cantekin elinde büyümüştü. Onu emanet etmeyi istediği çok az kişi vardı. Bunlardan birinde de Cantekin vardı.
Gelin görün bu kocası için geçerli değildi. Cantekin Serbülent'in oğlu değil kumasıydı. Serbülent bey bırakın Sena'yı vermeyi kızının etrafında erkek sinek görmeyi istemezdi. Cantekin ise doğdu doğalı karısı ve kızının her daim yanındaydı. Sinem hanım art ardına iç çekti. Oğlu dediği çocuk damadı olsa ne mutlu olurdu. Kızı acaba bu konuda ne düşünüyordu?
"Tamam annem. Dikkat edin kendinize. Allah zihin açıklığı versin." bir şey sormadı kızına. Bu konular kapı ağzında konuşulacak konular değildi. Vakti gelince uzun uzadıya konuşulurdu. o da az sonra karşı tarafa geçecekti. Ahiretliği gel de oturalım demişti. Sena gitsin o da geçerdi.
Sena kapıdan çıkıp asansöre yürüyünce Cantekin kapıda duran Sinem hanıma baktı. "Kendine iyi bak Aşkım. Çok yorma kendini." o da Sena'nın peşi sıra asansöre yürüdü.
Sena asansöre binince konuştu. "Annemin sayende yüzü güldü. Bu aralar canı neden bilmiyorum sıkkın." Cantekin'in onu almaya gelmesi ve annesinin yüzünü güldürmesinden memnundu Sena. Aşırı agresif ve alıngandı annesi. Kim ne söylese ya kızıyordu ya da ağlıyordu annesi. Şükür Cantekin'e tepkisi bunlardan biri olmamıştı. Annesinin yüzü gülüyordu. Arada Cantekin onlara gelse iyi olacaktı. Babası şikayet etse de annesinin yüzünün güldüğünü gördüğünde bir şey diyeceğini sanmıyordu. Çünkü babası da ne yapsa karısının gönlünü edememişti. Annesi en çok babasıyla konuşurken ağlıyordu. Sebepsiz yere. Hemen ardından da ruh hali değişiyor ve gülüyordu. Sonra güldüğüne kızıyordu. Kızdığı içinde tekrar ağlıyordu. Sena, annesinin bugünlerdeki ruh halini çözememişti. "Bugünlerde annemi sık sık ziyaret etmelisin." tek anladığı Cantekin annesine iyi geliyordu.
Cantekin başını salladı. "Ederim."
Uzatmadan ikili okulun yolunu tuttular. Cantekin yavaş ve sessiz adımlarla yürürken Sena onun sırtına atladı. "Taşı beni."
Cantekin sırtına çıkan kızla olduğu yerde durdu. Bir kaç saniye hiç kıpırdamazken öylece önüne baktı. Sena ise kollarını onun boynuna doladı. Hiç yerinde kıpırdamayan Cantekin'in beline bacaklarını doladığında Cantekin kollarını kaldırdı.
Ellerini Sena'nın bacaklarının altına koyduğunda başını çevirip Sena'ya döndü. Sena'nın yüzü hemen yakınındaydı. Bir şey demeden ona bakıyor ve ondan onu taşımasını istiyordu. Ona yaşattığı hislerden habersizdi.
"Çok ağırsın, Sena." hiç değildi. Cantekin yetmiş beş seksen kilo ağırlığında ve uzundu. Sena ise toplam ağırlığı elli kilo ya var ya yoktu.
Sena omuzlarını silkti. Cantekin'in yanağına yaklaşıp sakalları arasına öpücüğünü kondurdu. Sarı sakalları çok uzun değildi. Sadece gür ve sertti. Yine de ona yakışıyor mu yakışıyordu. Dudakları sakallarından rahatsız olsa bile çekmedi Sena onun kulağına yaklaştı.
"Seni yiyip daha ağır olmamı istemiyorsan devam et." devam etsin istiyordu. Okul yolu çok uzak değildi. Sadece Sena onun sırtında olmayı seviyordu.
Cantekin'in vücudu kasılırken söylediğini yaptı. Sena sırtında yürümeye başladı. Hem söylese ne söyleyecekti. Onun müthiş kokusu burnuna doluştuğunda Cantekin nefesini bu kokuyla doldurdu.
"Bugün Volkan hocanın dersi var." ilk dersleri matematikti.
Sena Cantekin'in söyledikleriyle boynuna sokuldu ve onu ısırdı. "Hatırlatmasan ölürdün sanki." Cantekin canı yandığından değil de teninin üzerinde onun dişlerini hissettiğinden inledi.
"Barın ile matematik işlerken aran biraz düzeldi sanmıştım." Sena'nın bu matematikle davası ne zaman düzelecekti Cantekin çok merak ediyordu.
"Sadece işlem kavgam sona erdi. Matematikle davam kolay kolay bitmeyecek."
Cantekin anladım dercesine başını salladı. Sırtında hala Sena vardı. Daha fazla konuşmadılar. Sena ise durulup düşüncelere daldı. Cantekin'in sırtından hala inmemişti. Okula kadar cidden Cantekin'in sırtında gitmeyi düşünüyordu.
Matematik deyince aklına o gün geldi. Barın'ın kucağına düşmüştü. Belki de ilk kez Sena o gün kendini farklı hissetmişti. Kadın olduğunun farkına varmıştı. Barın'ın kucağında kadınlığı sızlamıştı. Öylesine sızlamıştı ki Sena bacakları arasında farklı bir organının olduğunun farkına varmıştı. Ateşlendiğini ise unutmuyordu. Soğuk su ancak onu kendine getirmişti. Evet her şey aniden ve yanlışlıkla olmuştu. Bu etkisinin öylece geçtiği anlamını taşımazdı. Sena o günü unutmamıştı. Unutacağını da pek sanmıyordu. Çok şükür utandığı hisler kaybolmuştu.
Onlar güle oynaşa okulun yolunu tutarken onların bu halini izleyen birisi yumruklarını sıktı.
Onlar izlendiklerinden habersiz okula giderlerken Barın evet onları görmüştü. Elleri iki yanında sımsıkı yumruktu. Gözlerinde ise adeta ateş püskürüyordu. Odaya Tarık girdi. "Barın bende seni arıyordum."
Barın adeta kükredi. "Ben yokum."
*********
Barın sizce neye kızdı bu kadar? Gelen giden de zavallı Tarık'ıma kızıyor. Onun ne suçu var ki:))
Bölüm isminin hakkını veren bir bölümdü. Umarım sizler de sevmiş ve okuyorsunuzdur.