Lizge’den… İnsan heyecandan iki lafı bir araya getirip konuşamaz mı? İşte ben şu an o durumdaydım. Rahmetli babaannemin deyimi ile iki mık bir armut diyemiyor, öylece suratına bakıyordum. Asansörde duyduğum sözleri yeni yeni idrak etmeye başlamışken, bu duyduklarım beynimde bomba etkisi yaratmıştı. "Sevmeyi bilmiyorum." demişti gözlerimin içine bakarak, sonra da "Bana sevmeyi öğret." demişti burnumun ucuna ufacık bir öpücük kondurarak. Daha sonra kulağıma eğilmiş ve fısıldayarak sözlerine son noktayı koymuştu. "Sevmeyi öğret ki acıtmadan, canını yakmadan seni sevebileyim." İşte bu sözler ona karşı ördüğüm duvarları birer birer yıkmıştı. Bu gözler, uğruna ölüp bittiğim bu kahve hareler öyle güzel, öyle içten bakıyordu ki yalan olması imansızdı. Yavaşça sağ elimi kaldırıp usul usul sakall

