10. BÖLÜM

1251 Kelimeler
Lizge’den… Neydi bu duygunun adı? Karnıma giren ağrının sebebi, kalbimin kendinden geçercesine atmasının sebebi neydi? Peki bir öpücüğün bu kadar güzel olması normal miydi? Ya da gözlerimi kapatıp keşke azıcık daha öpse de nefesinin mis gibi kokusunu içime çeksem diye dua etmemin anlamı neydi? Bilmez..bilemezdim ben bu duygunun adını. ..Daha önce hiç bir erkek tarafından öpülmemiştim...Ahhh kimi kandırıyorum bir erkeği geçtim, ben babam tarafından bile bunca yıllık hayatımda hiç öpülmemiştim. ..İnsan bilmediği birşey için bitmesin diye yalvarirmiydi. ..İşte ben yalvariyordum. ..Bir kere..sadece bir kere ...azicik daha diye... "İyi geceler lizge " ...Esmer adam bir şeyler söylüyordu ama ne dediğini bile anlamiyordum. ..Sadece...Sadece bir dakika önce dudaklarima kondurmuş olduğu tüy kadar hafif olan öpücüğü düşünüyordum. ..Ben daha birincisinin etkisinden çıkamazken, kulağımın arkasına gelen ikinci öpücükle dizlerim tutmaz hale gelmişti nerdeyse. . "Hadi yat lizge..Yarın işe geç kalmanı istemem " demişti sıcak nefesini saçlarıma üfleyerek. ..Kalp atışlarımı duymamasi için Allah'a yalvariyordum şu an...Konuşmak istiyordum, herkesi öpen o ağzınla neden dokunulmamiş dudaklarima dokundun lanet olası demek istiyordum ama sesim çıkmıyordu. ..Oda bunu anlamış olacakki sessizce kapıdan çıkmış gitmişti. ..Niye gitmişti ki ? Keşke bir kere daha öpsede öyle gitseydi! !!!! Çıkıp giden adamın arkasından kapıyı sessizce kapatıp, usul usul odama geçtim ve tek kişilik çiçekli yatağıma oturdum. ..Biri tarafından öpülmüştüm. ..Varlığı yokluğu belli olmasada dudaklarima birisinin dudaklari dokunmuştu...İşaret parmağımı yavaşça dudaklarımda gezdirdim. ..Niye izin vermiştim ki?..Gerçi izin isteyen bile olmamıştı... Yatağın üstünde oturmuş iki elimle çarşafı sıkıyordum. ..Neden öpmüştuki beni..Bok mu vardı. ..Aklım yeni yeni başıma geliyordu. ..Sarı yellozun aşağılar gibi kardeşimle bana bakması, onca laf söylemesi, bunlar yetmezmiş gibi birde bu olmaz olasıca öpücük. ...En iyisi hiç bir şey olmamış gibi davranıp, bozuntuya vermemekti. .. Yavaşça yataktan kalkıp annemin yattığı odaya geçtim. ..Ona bakıp isyan etmemek için dudaklarımı ısırdım. ..Her dokunuşla minik öpücüğü hatırladığım dudaklarımı. .. "Annemm… Hiç isyan etmedim bilirsin, her şeyin hayırlısı deyip geçtim şimdiye kadar. Ama... Ama bir kere sesini duysam, bu kalbin neden küçük bir öpücükle bu denli hızlı attığını bana anlatsan ne iyi olurdu biliyor musun?" deyip sessizce ağladım. Sabah uyandığımda ilk işim banyoya girmek olmuştu. ..Daha sonra ise tüm gün şantiyede olacağım için bordo bilekte biten bir pantolon, krem rengi sade bir gömlek, ayağıma da minik topuk,fiyonklu siyah ayakkabımı giydim. ...Nasıl olsa şantiyede dolanırken ayağıma lastik çizmeleri geçiriyordum. Aynada son kez kendime bakıp çantamı koluma takarak annemin kaldığı odaya geçtim. "Annemm. Ben gidiyorum. Ayşe teyze her zamanki gibi arada bir yoklayacak seni." dedim ve ayağa kalktım. Sonrasında Ali'yi de öperek evden çıktım ve şantiyeye doğru yol aldım. Şantiyedeki odaya girdiğimde ilk işim sebilden bir bardak su alıp lıkır lıkır içmek olmuştu. Bu sıcaklar resmen bağrımı yakıyordu. Oysa Diyarbakır burdan daha sıcaktı... Gerçi telaştan, çalışmaktan ve yorgunluktan havayı düşünecek halmi kalıyordu? Çantayı bir kenara bırakıp, ajandamdaki not ettiğim şeyleri gözden geçirdim. Evet, ilk iş olarak çalışanların iş güvenliğini ne kadar dikkate aldıklarını kontrol etmek olacaktı. İlk olarak pazardan çok beğenerek aldığım minik topuklu ayakkabımı çıkardım. Onların yerine kapının arkasında duran lastik çizmelerimi giydim, sonrasında da inşaat alanında olmassa olmaz olan baret'i kafama geçirdim ve odadan çıktım. Seviyordum işimi. Her kafadan insan vardı burada. Geldikleri yerler, kültürleri farklı olsada bir tek ortak özellikleri vardı. O da para kazanmak. Onların tek derdi eve ekmek götürmek, çocuklarına iyi bir gelecek sağlayabilmekti. Mutsuz kimse yoktu burada. Çünkü herkes elindekilerle yetinmesini çok iyi biliyordu. İşte bu yüzden buradaki tüm çalışanlar aile gibiydi. "Ooo Lizge kızım hoş geldin.” "Hoş buldum Cemil Amca, Yusuf Amca yok mu?" dedim etrafa baktığımda onu görememiştim. "Yok kızım. Bugün hanımını hastaneye götürdü kontrolü mü ne varmış" deyince iyice merak etmiştim. "Neyi varmış önemli bir şey mi?" "Telaş etme hemen hanım kızım. Bir şeyi yokmuş biraz dizlerinde ağrı varmış herhalde." deyince rahatlamıştım. "Anladım Cemil amca." deyip tekrar işimin başına döndüm. İnşaat alanının dışında harç yapılan yere adım attığımda mikser kamyonunu temizlemek için kullanılan hortumdan akan suyu gördüğümde balık görmüş ayı gibi koşmaya başladım izlendiğimden habersiz. Akan hortumun yanına vardığım da izin almadan, hatta yıkamaya bile gerek görmeden ağzıma dayayıp içmeye başladım. Ta ki göz hizama kahverengi bir çift ayakkabı girene kadar… Yavaşça kafamı kaldırdığımda görmeyi en son istediğim, hatta hiç istemediğim kişiyi gördüm. Tabii görmemle ağzımdaki suyu suratına püskürtmem bir olmuştu. "Ba-Baran bey" **** Baran’dan… Dünkü öpücükten sonra bir türlü kendime gelmemiştim. Altı üstü ufacık bir öpücüktü, ona ne kadar öpücük denirse artık. Oysa o dolgun dudaklarını ısıra ısıra öpmek istiyordum. Ama gel gelelim yapamamış hatta yapmak istememiştim. Tüm bu düşüncelerle sabahı sabah etmiş, kendimi banyoya atıp çıktıktan sonra evde bir dakika bile durmadan şirkete geçmiştim. Toplantıydı, evraklardı derken öğlen olmuştu. En iyisi kalkıp bir yerlerde yemek yemekti. Selim'in restoranında yediğim yemekten sonra hesapta olmayan bir değişiklikle arabayı inşaat alanına çevirdim. Burası elit tabaka diye hitap ettikleri, aslında elitlikten çok görgüsüz takımının dört gözle beklediği projelerden biriydi ve gelmeyeli de çok olmuştu. En son Lizge ile tartıştıkları zaman uğramıştı. Sahi Lizge bugün şantiyede miydi acaba? Hiç görmemiştim onu şirkette. Yarım saat sonra şantiyeye adım attığımda gördüklerimle memnun kalmıştım. Herkes olması gerektiği gibi tedbirini almış ve arı gibi çalışıyordu. Sonra görüş alanıma Lizge girmişti. Başında baret ve ayağına buradan bile büyük olduğu belli olan sarı çizmelerle çok komik görünüyorduve bir o kadar da seksi görünüyordu. Tam ne yapacak acaba diye düşünürken bir anda koşmaya başlamasıyla gözlüklerimi çıkarmış gözlerimi belerterek ne yapmaya çalıştığını anlamaya çabalıyordum. Üstündeki çamura aldırmadan çalışan elemanın elindeki hortumu aldığında ise ne yapmaya çalıştığını geçte olsa nihayet çözmüştüm. Hızlı adımlarla yanına varıp beni farketmesini bekledim. Sonuç olarak beklediğim olmuş, belki birazdan sonra beni farketmişti. Beklemediğim şey ise hortumdan içtiği suyu suratıma püskürtmesiydi. "Ba-Baran Bey!" diye kekeleyen kadına daha doğrusu hareket eden dudaklarına baktım. Bu dudakları nasıl olurda bırakmıştım hala aklım almıyordu. "Hortumdan şu içme hobiniz mi var?" dedim kaşlarımı kaldırarak. "Be-ben." Karşımda ilk kez böyle görüyordum onu ve o anda bunun keyfini çıkarmaya karar verdim. "Hazır sulamışken bir de kese atıver." dedim bozuntuya vermeyerek. O ise sadece suratıma bakıyordu. "Komik mi?" demişti sonunda. Ne yani o kadar bekledikten sonra bunu mu diyecekti. Benimle dalga mı geçiyordu bit kadar aklıyla? "Ne bu hal Lizge Hanım?" dedim sert bir şekilde. Değişen yüzümü o da algılamış olacak ki konuşmakta tereddüt etmişti. "Özür dilerim Baran Bey." "Nihayet." deyip ardıma bakmadan ne var ne yok kontrol etmek için şantiyeye yürüdüm. Ustalarla konuşup, ayaküstü sohbet ettikten sonra buraya geldiğimden beri yapmak istediğim şeyi yapıp Lizge’nin odasının yolunu tuttum. Kapıyı çalıp cevabını beklemeden içeri girdim sonuçta ben patrondum değilmi. Girmesine girdim de karşımda gördüğüm manzarayla neye uğradığımı şaşırmıştım. O göğüsler bu küçük, zayıf bedene mi aitti? Yok canım daha neler! On saniye içinde tekrar baktığımda o memelerin ona ait olduğuna kesin karar vermiştim. "Baran Bey!" dediğinde girdiğim transtan çıkıp karşımdaki kadına baktım. "Buyrun Lizge Hanım" dedim sakince. "Odama izinsiz giren sizsiniz Baran Bey!" "İzin mi almam gerekiyordu?" Dedim. Konuşmamız soru cevap şeklinde ilerliyordu. "Baran Bey, odama girerken müsait olmayabilirim ya da özel işlerim olabilirdi. En azından öküz gibi bodoslama dalmadan önce bir cevap bekleseydiniz." İşte yine başlamıştı hakaret etmeye... Ayı, öküz, çöplük ağız ve benim favorim erkek orospusu. "Bana hakaret etme cesaretini nereden alıyorsun çok merak ediyorum Lizge?" dedim ve onu kendimle duvar arasında bırakmaya çalışarak.      "Ben size hakaret etmiyorum Baran Bey.” "Hımm bir bakalım. Ayı, öküz, erkek orospusu, çöplük ağız…" dedim alaylı bir şekilde. "Yalan mı?" İşte bu beni çileden çıkarmaya yemişti. "Ama bu çöplük ağız seni öptüğünde kendinden geçiyordun Lizge, utanmasan beni becer diye yalvaracaktın." dediğim de pişman olsamda onun bana karşı böyle davranmasını gururuma yedirememistim. .. "Siz Baran Bey… tam bir orospu çocuğusunuz hem de katıksız." dediğin de bir hışımla kolundan tutup duvara yaslamıştım. "Üstüne bastın bebeğim. Ben tam bir orospu çocuğuyum." deyip hayalimden çıkmayan dolgun dudakları emerek acımadan öpmeye başladım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE