Günlerden bir gün dersem, durum biraz masalı andırıyor ama, asıl halimiz bir kaosun bilinen ve bilinmeyen iki dünyadan çemberi daraltmasına benziyor. Hükmedebildiklerimize engel getirebiliyoruz, yaşamın beklenmezlerine ise asla... Çünkü şu an karşımda göz yaşına benzer bir şeyler akıtan kişi, tam da bunlardan biri. Bir vakitler yaşadığımı düşündüğüm ama, bugüne geldiğinde gerçek olmadığını anladığım.İnsan demeye dilim varmıyor,kişi tabiri de aslında ona yakışmıyor,hayvanlara da asla hakaret edemem! Bu ucube diyebileceğim cinsten bir şey. O kadar reddetsem de yine bir şekilde karşıma çıkmayı becerebilmiş.Sözüm ona çok üzgün, hatta pişman ama, bilmediği bir şey var.Ben bu tür ucuz ve sahte senaryoları,on üç yıllık evliliğimde çok seyrettiğim için, her söylenenin yalan olduğunu neredeyse maddeye bürünmüş haliyle görebiliyorum.Ses çıkarmıyorum da... Uğraşsın dursun hatta inandığımı zannetsin...
İnsan sıfatını hak etmediği gibi erkek kelimesi de hiç yakışmıyor bu ucubeye çünkü, erkek zırıl zırıl ağlamaz.En önemlisi sahtekarlık yapmaz.En azından bence...Ve en çok merak ettiğim noktalardan biri de yüzsüzlük denen hüner.Her türlü dolandırıcılığı yaptıktan sonra o insanın yüzüne bakabilmek, kolay olmamalı.Zira güçlü bir oyunculuk yeteneği ister. Bu düşüncelerimle meşgulken onu duymuyorum bile.Ağzı açılıp kapanıyor,bir şeyler anlatıyor da ben duymuyorum.Her lafına eşlik eden göz yaşı benzeri şeyleri akıtmaya uğraşıyor.Vallahi de inanmıyorum. Çünkü hata üste üste defalarca yapılmaz, yapılırsa da artık bu affedilecek bir vaziyet değildir.Hele de bu yaratık, kendi için başkalarının haklarını gasp ettiyse, bana göre iki dünyada da yeri yok.Ki yaşamı boyunca tek icraati bencillik olan birine nasıl inanabilirim? Öz çocuğuna, annesine acıması olmayan bu şey bana ne kadar dürüstlüğüyle gelebilir?! Hiç! Yapabileceğim tek şeyi yapıyorum, inanmış gibiyim...
Bazılarının rol yeteneği sınırsız, ikna ettiğini düşündükçe şaha kalkıyor.Bende ya sabır! Çünkü bu durumun sonu benim için çok eğlenceli olacak.O kadar gayretten sonra ettiğinin sonuçsuz kalması...Kendime şaşmıyor değilim ama, ben durup dururken bu hale gelmemiştim.Yıllarca olmazları yaşata yaşata bu günümü hazırlayan her birine teşekkürü büyük bir borç kabul ediyorum.O ise gazı almış tam hız devam ediyor. Hem ağlıyor hem acındırıyor kendine.Tabii aklı sıra... Zerre etkilendiysem, ne olayım?!.Bir vakitler hemen parlayan ben, bunların sayesinde sabrı da artık biliyorum.Karşımdaki koltukta eziliyor,büzülüyor güya...Af diliyor, bir daha olmayacağına dair yeminler ediyor da tınlayan kim?! Bana en iyi öğrettikleri şeylerden birini unutuyordu,insan değişmez,Sadece bende olduğu gibi yaşadıklarından ders alıp temkinli davranır.Yaptığım tam da bu.Çünkü kendimi çok iyi tanıyorum.Ona merhamet etmem, aynı üzüntüleri sil baştan yaşamak demek.Sırtımı koltuğa iyice yaslayıp daha da yerime yerleşiyorum.Şimdi tek merakım, bu oyuna daha ne kadar devam edebileceği...
Dikkatli gözlemim altında sanki kendine olan güvenini biraz kaybediyor.Haklı da...Çünkü ona baktığımda derisini altındaki fena yaratığı o kadar net görebiliyorum ki!.Karşımdaki yıllardır kardeşim bildiğim değil,bedenine saklanmış bir ucubeyle ittifak kurmuş yaratıktan başka bir şey değil.Bunun üzerine tüm hünerini kullanmaya kapılıyor:
-''Abla çok zor durumdayız.Beni değil annemi düşün, ufacık yeğenini düşün.''
Pislik! Kendi yeterli gelmeyince başkalarını kullanmakta tereddüt etmiyor.Ama ben o yönünü de çok gördüm.Yine işlemiyor insafıma...Zaten onların üzüntülerine neden de sadece kendisi.Bazen merak ediyorum.Bu tür varlıkların beyni nasıl işliyor?! Kesinlikle bozuk olduğu belli çünkü rahmani bir tarafı yok...Sanırım o da bu arada beni istediği gibi etkileyemediğini sezer gibi...Daha da artıyor serzenişleri, belki de benim bu denli suskun kalmama hayret ediyor.Aslında şu an yaptığımız şey gayet net, ben bakışlarımla nefretimi kusuyorum, o yalanlarıyla kötülüğünü kusuyor...Ortalık pislikten geçilmiyor, diz boyu...Daha da öfkeleniyorum ama yine belli etmiyorum.Beni de kendilerine benzetmişlerdi çünkü, onlarla baş edebilmek için başka çarem kalmamıştı.Olmadığım biri gibi davranmak da beni oldukça geriyor.Bir taraftan da içimden geçiriyorum, iyi ki çocuklar bunlara tanık olmuyor.Şanslıyım ki ikisi de dışarıda...
Gürültüyle burnunu çekip, devam ediyor, yorulmuş olmalı.Üstün bir performans sergiliyor.Ben de bıkmadan seyrediyorum duvar gibi.Yüz hatları dalgalanır gibi, çok iyi tanıdığım başka bir yüze bürünüyor.Aynı kanlı gözler, aynı korkunç gülüş...Oturduğum yerde irkiliyorum, onun ne işi var şimdi burada?!. Bu alemden olmayan, kötülükle beslenip güçlendiği için bu fırsatı kaçırmıyor.O da bizimle.Üçümüz de tüm kuvvetimizle, bir şeyler için savaşıyoruz.Gördüklerime ben de inanamıyorum.Bir siluet, sürekli yer değiştiriyor. Bir bakıyorum kardeşimin yüzünde, bir bakıyorum tam ensesinde...Bir de bakıyorum ki burnumun dibinde.Etrafımızda mutlulukla dolanıyor.
-''Ne diyorsun abla? Bir cevap versene!''
Neyin cevabını verecektim ki?! Normal şeyler yaşamıyoruz.O, çevremizde...Zaten dediklerini dinlememiştim de...O yüzden susmaya devam ediyorum.Kardeşim bana doğru eğilmiş, yüzümdeki korkunun karşısında şaşkın.O ise elini uzatmış kardeşime dokunmak üzere...Kaskatı kesiliyorum yerimde, gayri ihtiyari ufak bir çığlık dökülüyor ağzımdan.Kardeşim korkup geri çekiliyor, hemen ardında yerinden kalkıp bana yaklaşıyor.Benim gördüklerimi bir bilse!..O ise tam karşımda o korkunç gülümsemesiyle hala sırıtıyor.Kendimi geriye atıyorum ve durumu toparlamaya çalışıyorum:
-''Tamam bir şey yok, çekil yanımdan!''
O korkunç anda bile yardımını istemiyorum.Yapabildiği tek şey, git anlamında birkaç kere elimi hareket ettirmek.Sanırım korkuyor ve çıkıyor odadan.O ise karşımda durmaya devam ediyor.Bana verdiği mesaj gayet açık.Hayatımın kötülükleri ve bunalımlarıyla güçlenmek.Çok da memnun halimden.Onun için elverişli ortam sürekli mevcut...Tonlarca ağırlığı taşımış gibi yorgun hissediyorum, bedenimi koltuğa bırakıveriyorum...
Biraz iyi hissedip kendime geldiğimde yalnızım, ikisi de gitmiş.Derin derin nefesler alıyorum.Artık değişmem mecburi diye düşünüyorum Çünkü bazı şeylere üzüldükçe o bana daha fazla zarar verecek.Ve şimdi tavrımdan memnun kalıyorum.Eğer kardeşim konuşurken eskisi gibi etkilenip kötü hissetsem veya ağlayıp kendimi harap etsem bana daha yakın olacak.Zaten bizimkilerin istediği belli.Nakit bittiği için elde olanları satmak ama, ben de hissedar olduğum için onayımı almak.Asla!.. Birinin rahat yaşaması için çocuklarımın geleceğini üçe beşe sayamam! Karşı duruyorum ama, bunun başka bir çıkışı da olmalı.Bir ömür böyle çok zor.Kahretsin ki hala o çıkışı bulamıyorum.Ama, emin olduğum bir tek şey var, benden akıllı değiller. Bu içimi ferahlatıyor.Düşündüğümün tersi olsaydı çoktan beni tüketirlerdi. Ben sadece öyle düşünmelerine izin veriyorum,avantajın kendilerinde olduğunu sansınlar.Bu, benim daha az yıpranmam demek.Her şey ortaya dökülmüş zaten.Bizim ortak bir geçmişimiz hiç olmamış.Olduğunu sandığım yıllar, üfürükten tayyare!..Babamın ardından uçup gitmiş.Ben yalnızlığıma bırakılmışım...
İnsanın geçmişini kaybetmesi kolay değil.Bir yerde mecbur olup kabulleniyorsunuz çünkü şartlar bunu gerektiriyor.Ya da insanların davranışları,çıkarları...Ama birden vazgeçilmiyor da!.Gökten zembille inmiş gibi yeni düzene uyum sağlamak hiç de kolay değil.Biliyorum çünkü o aşamalardan geçtim.Geçmiş geçmişte hapis, gerçek değil,davul tozu minare gölgesi!. Gerçek şu içinde bulunduğum an.Çocuklarımdan başka kimsem yok!..Ve yeniden bir kere daha akıl ediyorum.Güçlü olmam lazım yoksa bu felaketin en büyük zararı onlara olacak.Hep olduğu gibi dik durmalıyım, en önemlisi tüm tehlikeden onları korumalıyım...Bunu nasıl yapacağımı henüz ben de bilmiyorum.Şu an yapabildiğim tek şey, onları hepsinden uzak tutmaya çalışmak...