Sabahın ilk ışıkları kampın üzerine düştüğünde, sahadaki sessizlik görünüşteydi; gerçek, her adımın, her bakışın ve her nefesin ölçüldüğü bir ortamdaydı. Asya, çadırının önünde dururken, sahadaki tüm hareketliliği tek bakışta okumaya çalıştı: yeni gelen komutanlar, kadın subaylar, askerler… herkesin bir amacı vardı ve bu amaçların çarpıştığı nokta, genellikle sahadaki dengelerin ötesinde, psikolojik bir savaş alanı oluşturuyordu. Faruk Paşa komuta çadırında yerini almış, haritalar üzerinde yoğunlaşmıştı; her bir operasyon adımı, sahadaki en ufak hareket, onun gözünde bir satranç hamlesi gibi değerlendiriliyordu. Selin ve Derya da yanındaydı; Selin sahadaki riskleri ölçerken, Derya lojistik ve destek akışını dikkatle kontrol ediyordu. Bu, merkezden gelen baskının bir dışa vurumu kadar, sah

