Gün doğarken kampın üzerine ağır bir sessizlik çöktü; geçen geceden kalan gerilim hâlâ her çadırın içinde dolaşıyordu, ama bu sessizlik, askerlerin nefeslerini ve adımlarını daha net duymayı sağlıyordu. Yaman ve Asya, çadırlarının önünde durdular; göz göze geldiklerinde kelimeler gerekmedi, çünkü ikisi de biliyordu ki bu gün, sadece düşmanla değil, sahadaki her unsurla, hatta kendi sınırlarıyla savaşacakları bir gündü. Komuta çadırında Faruk Paşa çoktan yerini almış, haritalara göz gezdiriyordu. Selin ve Derya da yanındaydı; ikisi de sahadaki hareketleri izleyip olası risk noktalarını not alıyordu. Yaman, Asya’yı kısa bir bakışla kontrol etti; onun hazırlığını, kararlılığını ve hâlâ gece boyunca kurdukları bağın getirdiği farkındalığı gördü. Bu, tek başına bir avantaj değil, sahadaki haya

