O kadar çok yorulmuştu ki artık eve uğramak istemiyordu. Kendini kimseye açamıyordu İnci çünkü yaralarıyla yüzleşmek ona zaten ağır gelirken bunu bir de başkalarına gösteremezdi. Ne kalbi dayanırdı buna ne de aklı. Herkes ama herkes fırsat kolluyordu. Derdini paylaşıyormuş sırtını sıvazlıyormuş gibi yapıp da kendisine yeni bir dedikodu malzemesi bulmak için. İnci neden başkasının açığını aramıyordu? Neden birinin bir hatasını veya kusurunu gördüğünde onun yerine kendisi utanıyordu? Birisi zor durumda kaldığında sevinmek yerine kendi derdine üzülür gibi neden üzülüyordu? Çünkü ne yazık ki ailesi onu tamamen empati ile doldurmuştu. Hep başkasını düşünmek ve anlamak zorundaydı. Önceliği hep birilerine vermeliydi ki herkes mutlu olsun. Kimseye hayır diyememek onu tam anlamıyla yorgunluktan öl

