5. Bölüm

1111 Kelimeler
Ertesi sabah yemek yapıp, ortalığı temizleyip ev işlerimi bitirdikten sonra Fatih’i bulmak için bakkala inmiştim ama çocuk ortada yoktu, bir yerlere gitmiş olmalıydı. Utandım, babasına da soramadım. İki paket bisküvi, bir gofret almış eve dönüyordum ki İnci’yle karşılaştım. Herhalde pusuya yatmış beni gözlüyordu. O da benim gibi umarsız bir ev kadını mıydı? Benim kocamın hastalıkları herkeste bulunmaz diye düşündüm. Herhalde yalnızlıktan birilerini arıyordu. En yakınında da ben vardım. Gerçi çok yeni tanışmıştık ama birbirimize ısınmıştık. Doğrusu ben de onu tekrar görmekten hoşnuttum. “Börek yaptım, şimdi aldım fırından. Sıcak sıcak yiyelim mi?” diye soruşundaki masumiyet o kadar hoştu ki, teklifini reddetmedim. Zaten yapacak bir şeyim yoktu. Evde pineklemektense onunla konuşarak zaman tüketmek fena fikir değildi. Böreklerimizi yiyip çaylarımızı içerken muhabbet olsun diye ona da internete bağlanma çabalarımdan, f*******:’taki araştırmalarımda söz etmiştim. İnci cahil köylü kızı gibi görünse de bu işler hakkında benden daha ilgili ve bilgiliydi. Aklı da hep kötü şeylere çalışıyordu. f*******:’tan arkadaş bulan kadınlardan, adamlarla buluşanların başına gelenlerden söz etti örneğin. Niyetimin eski arkadaşlarımı bulmaktan başka bir şey olmadığına ikna edemedim. Bakışları “Külahıma anlat,” der gibiydi. Sonra laf internetteki filmlere geldi. Köydeki abisi meraklıymış o işlere. Evde kimse yokken İnci de abisinin bilgisayarından birkaç kez o filmlere bakma fırsatı bulmuş. Anlatışındaki rahatlık ilgi çekiciydi. Son derece normalmiş gibi konuşuyordu. Oysa ben böyle şeyleri aklımdan geçirsem, utancımdan kıpkırmızı olurdum. Yeni tanıştığım bir komşuma anlatamayacağım da kesindi. “Ama gerçekte öyle olmuyor,” diye sözü kocasıyla ilişkilerine getirmesi iyice dumur etmişti beni. Kızarıp bozarmıştım ama sözünü kesmek de doğru gelmemişti. Sonuçta kız kızaydık ve İncicik bana içini döküyordu. Hem benden başkalarının da eşleriyle sorunları olduğunu bilmek içimi rahatlatacak, kendimi yalnız ve umarsız hissetmeyecektim. Evlenmeden önce sevişirken bu filmlerdeki gibi şeyler yaptıklarını hayal edermiş ama tamamen tersi şeyler yaşamış. Kocasına “öküz” demesi boşuna değilmiş. Adam İnci ne hisseder, ne arzular diye hiç düşünmeden işini görüyormuş. “Haftada iki - üç üzerime biniyor” diye anlatıyordu. Bunları anlatmaktan bir amacı var mıydı, yoksa boş laf olsun mu diye konuşuyordu, anlamamıştım. Tabii ki kendi sorunlarıma girmeyip lafı saptırdım. “Yani hiç sevişmiyor musunuz?” Bu soru nihayet utandırıyor. Kızarıyor. “Yaniii… şeyyy….” diye bir şeyler geveliyor. Sevişmediklerini anlıyorum. En azından o filmlerde gördüğü gibi sevişmiyorlarmış. Bir süre sonra yeni çayları servis ederken pat diye soruyor, “Sen hiç seviştin mi?” Sorusu, benim de kendisi gibi evlilikte sevişmediğime işaret ediyordu sanki. Emin olmak için soruya soruyla karşılık vermiştim. “Ne zaman?” “Evlilikten önce.” “Oldu birkaç tane” diyorum. Eylül’ü, Berke’yi anlatamayacağımı biliyorum. Israr eder anlattırırsa uyduracaktım bir şeyler. Neyse üstelememişti. Ama kafama da takılmıştı, halimden sevişmediğim anlaşılıyor mu, diye. Belki de genel bir soru soruyordu. Bütün evli kadınları kendi gibi sanarak düşünüyordu bunları. Bir anlamda benim gibi o da herkese benzediğine inanmak istiyordu. Kafaya takmamaya çalışsam da bu sohbet beni etkilemişti. Dalgın dalgın merdivenleri tırmanmış giriş katına gelmiştim ki Özgür ve ev arkadaşı olduğunu düşündüğüm bir genç apartmana giriyorlardı. Sanki biraz önce benden söz etmiş gibi bakışları ve bir kafa hareketiyle arkadaşına beni işaret etmişti. Ben de platoniğimi görmüş gibi kızarmış, başımı öne eğmiştim bu tavrı görünce. Selam vermelerine fırsat tanımadan da koşar adım çıkmıştım merdivenleri. Tahmin ettiğiniz gibi o öğleden sonraki hayalimin kahramanları Özgür ve ev arkadaşıydı. Hayalimde arkamdan merdivenleri tırmanıyorlar. Üzerimde her zamanki uzun eteğim, onu örten uzun ince hırkam olsa da bakışlarını kalçamda, bacaklarımda hissediyorum. Bir yerlerimi görüyorlarmış gibi de rahatsız oluyorum. Pis pis laflar da fısıldaşıyorlar arkamdan yukarı çıkarlarken. Normalde öyle konuşan erkekleri sevmem ama hayalde hoşuma gidiyor. Arada gülümseyerek arkama bakıyorum. Onların bakışlarını yakalıyorum bir anlığına, beni izlerken şehvetle dolmuşlar, gözleri aşkla parlıyor. Sanki benim misafirlerimmiş gibi arkamdan içeri girmişler ve daha kapıyı kapattığım anda ikisi birden bana sarılıyor. İki dudak dudaklarımda, iki beden bedenime bastırıyor ve dört el her yerimde geziniyormuş. Özgür, üzerimdekileri çıkarırken arkadaşı da arkamdaymış, hırkamı sıyırmış, eteğimin fermuarını indirmiş. Sutyenim ve külotlu çorabımla kalmışım. Özgür dudaklarımı öper, sutyenin üzerinden memişlerimi okşarken arkadaşı da arkama çömelmiş, külotlu çorabın içindeki çıplak kalçalarımı öpüp okşuyor, bir eli de yine çorabın üzerinden vadimde dolaşıyormuş. Bunları hayal ederken hemen kapıdan girişteki küçük bölümdeydim. Sırtımı duvara dayamış, bir az eğilmiş, eteğimin altına soktuğum elimi bacaklarımdan kasığıma doğru kaydırmış, hayaldeki gibi okşayıp avuçluyordum. Diğer elimle de bluzumun üzerinden bir memişimi avuçlamış sıkıp okşuyordum. Özgür sutyenimi sert bir hareketle yukarı doğru çekerken, arkadaşı da artık dayanamadığı için çorabımı yırtmış, kalçamı, yanakların arasını öperek vadimin derinliklerine yönelmiş. O sırada Özgür beni dudaklarımdan öpüyormuş, İkisinin elleri ise memişlerimde ve karnımda, önümde dolaşıyormuş. Sonra en son parçaları da çekip yırtarak atmış, ikisi birlikte beni kollarım ve ayaklarımdan tutup salondaki kanepeye yatırmışlar. Bir yandan soyunurken, diğer yandan benim vücudumu okşayıp öpüyorlarmış. Tamamen soyununca biri bacaklarımın arasına yerleşirken diğeri başucuma gelmiş ve ensemden tutup önüne çekerken mal varlığını uzatmış. Kendimi kanepeye zor atmıştım. Kanepeye giderken fermuarını açıp eteğimi indirmeyi, bluzumu sıyırıp atmayı başarmıştım. Üzerimde sutyenim, onun üstünde fanilam, altımda külotlu çorap ve içimde külotla hayalimdeki gibi tamamen soyunuk olmasam da ellerimin dokunuşlarını iyice hissedecek bir haldeydim. Uzunlamasına yatıyordum. Bir bacağımı kanepenin arkalığının üzerine koymuş, diğerini yere basıp bacaklarımı iyice açmışım. Özgür’ün arkadaşı bacaklarımın arasına çömelmiş, iki eliyle kavradığı kalçalarımı havalandırmış vadimde hamleler yapıyormuş. Özgür de başucumdaymış ve tam ağzımın yanında duruyormuş. Başımı çevirdiğimde kocaman mal varlığıyla karşılaşmış, hemen onu kavrayıp öpüp emmeye başlamışım, Özgür de kanepenin kolçağından güç alarak boşta kalan eliyle memişlerimi, karnımı okşuyormuş. O durumdayken doruğu bulmuşum. Ama onlara bu yetmemiş, bir önden, diğeri arkadan sarmış, biri arkamdan, diğeri vadimden benimle tek vücut olmuş, aynı anda karşılıklı hamleler yaparken vücudumu okşuyor, yüzümü, dudaklarımı öpüyorlarmış. Hayal etmesi bile güzel bir şeydi. Sutyenimi yukarı doğru çekmiş, memişlerimi ortaya çıkarmış, bir elimle okşarken, diğerini külotlu çorabın içine sokmuş orta parmağımla vadimin derinliklerini yokluyordum. Hayalimdeki uygun olarak da birkaç kez doruğu bulmuş, sonra da hep olduğu gibi kanepede uyuya kalmışım. Ömer’in geldiğini, kapıyı çalıp açtıramayınca kendi anahtarıyla açıp içeri girdiğini bile duymamışım. Ancak, “Ne bu hal Nehir!” diyerek biraz yüksek sesle hayretini belli edince kendime gelmiş, yattığım yerden fırlamıştım. Nasıl içeri koştum, nasıl toparlandım bilmiyorum. Ama çok utandığıma eminim. Neyse ki Ömer hiçbir şey dememişti. Yine de ben tavırlarında, bakışlarında anlamlar aramıştım suçluluk duygusuyla. O gece hep utanarak dolaşıtım evde. Yakalanma anı kabus olup rüyama girdi. Gecenın bir vakti soluk soluğa uyanmıştım. Biraz daha uyanamasam kalp krizi geçirecekmişim gibi bir duygu vardı içimde. Ertesi sabah Ömer’i yolcu ettikten sonra bile suçluluk duygusu geçmemişti. Mutfaktaki sandalyede oturmuş, öylece kalmıştım. Kararım karardı. Artık kendime dokunmayacaktım. Ömer’e o halde yakalanarak son noktayı koymuştum. Halim utanç vericiydi. O ruh haliyle wibbi’yi de atmaya karar vermiştim ama sonra kıyamamış, eski yerine, iç çamaşırlarımın olduğu komodininin gözünün en dibine atmıştım Kendime farklı ilgi alanları bulmaya, günümü dolu dolu geçirmeye kararlıydım. Ama ne yapacaktım, onu bilmiyordum. Komşularım, diğer kadınlar günlerini nasıl geçiriyor, öğrenmeye karar verdim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE