5. Bölüm

788 Kelimeler
Öğlen olmuş, Zümra yemeğini pişirmiş ocağın altını kapatmıştı. Mutfaktan çıkarak salona geçti. Evleri temizlemiş toplamış süpürmüştü. Annesi de avluya çıkmış küçük bahçesinde ki mahsulleri suluyordu bir yandan da domates biberleri topluyordu. "Ana ben geldim." Tahta kapı açılmıştı gelen Ömer'di. Dereden geliyordu yine. Arkadaşları ile buluşmuştu. "Anne yemek hazır sofrayı kuruyorum. Ömer de geldi zaten." "Tamam kızım geliyorum hemen." Ömer elini yüzünü yıkadı ve ablasına yardım etmeye koyuldu. Sofra bezini serdi sofrayı koydu. Beraber yemeklerini yediler. "Sahi ana. Behiye teyze seni ve ablamı çağırdı. Konakta yardım lazımmış." Zümra duydukları ile bir an ürperdi. O konağa adım atmak istemiyordu. Hele ki, Yaren ile yüz yüze gelmeyi hiç istemiyordu. Neler söylemişti öyle. Gururu vardı genç kızın. "Anne benim işlerim var. Sen git ben evde kalırım." "Aa kızım. Öyle şey olur mu beraber gidelim işte." "Anne hem kendimi iyi hissetmiyorum ben. Biraz uzanacağım." Feride hanım ayıplarcasına kızına baktı. Neden şimdi böyle yapıyordu bu kız anlamıyordu. Annesi gidince Mahir geri gelir miydi ki? Kirazlığa çağırmıştı onu ama gitmeyecekti genç kız. Yakışır kalmazdı. Allah korusun ya biri görürseydi? Asla böyle bir risk almazdı. Tamam seviyordu ama içinde umutsuz bir sevda yaşatıyordu genç kız. Korkuyordu şimdi. Gelir miydi acaba? Annesi gitmeseydi iyi olurdu. Ya da annesi ile gidip geri dönecekti hemen. Annesi varken bir şey diyemezdi herhalde. Hem konakta bir sürü kişi olacaktı. Orada genç kızı sıkıştıramazdı. "Tamam anne bende geliyorum. Şuraları toplayayım da." Feride hanım anlam veremedi kızının bu tuhaf hallerine. Ne oluyordu yahu? Utana sıkıla konağa adımını atmıştı Zümra. Utanıyordu. Kendi suçu değilken bir şey etmemişken böyle hissetmek reva mıydı? "Gel Feride gel. Mahir'imin çeyizlerini indirip el birliğiyle açalım." Feride hanım heyecanla ellerini tuttu Behiye hanımın. Gözleri mutlulukla parlıyordu. "Allah'ım şükürler olsun. Hayrola Behiye hanım. Mahir'imin hayırlı haberleri mi var yoksa?" Zümra ayakta durmakta zorluk çekti. Doğru mu duymuştu. Mahir'in düğünü mü vardı. Kimle? Nasıl? Ne ara olmuştu? "Vardır inşallah. Hüseyin beyin kızı Meleğe görücü gideceğiz. Sonunda deli oğlan ikna oldu." "Şükür bacım. Allah hayırlısını versin inşallah. Hadi bir an önce başlayalım işlere." Zümra yüz ifadesini kimseye belli etmemeye çalışıyordu ama boğazına oturan yumru ağlamasını tetikliyordu. İçi yanıyordu bu nasıl olabilirdi? Tamam umudu yoktu kendisiyle olmazdı ama başkasıyla mı görecekti artık sevdiği adamı? Başkasının mı olacaktı? Nefes almaya ihtiyacı vardı. Sevdiği adamın çeyizlerini falan açmayacaktı. Gidecekti buradan. Bir daha da adımını atmayacaktı konağa, unutacaktı bu adamı. Artık kalbinde barındıramazdı. Olmazdı. Ne diyecekti de gidecekti buradan? Kimse şüphelenmeden ortadan kaybolmalıydı. Yaren o sıra mutfaktan çıkmış bulundu. Zümra'yı gördü ve zehrini akıtmak için bu fırsatı kaçırmadı. Yaklaştı sinsi gülümsemeyle. "Zümra, aşk olsun bir hayırlı olsun da demiyorsun. Abimiz sonunda evleniyor. Şanslıyım ki yengem kainat güzeli ve çok anlayışlı, iyi birisi biliyor musun." Zümra bakışlarını kaldırdı ve Yaren ile yüzleşti. "Hayırlı olsun Yaren. Allah mutlu mesut etsin." Zümra arkasını döndüğü sırada, Yaren ondan önce davrandı ve bileğinden tutarak gitmesini engelledi. "Yaa dur nereye gidiyorsun hemen. Yukarıya gel çeyizlere yardım etmelisin." "Ben..ben şuan işim var Yaren. Belki so-" "Aa kabul etmiyorum. Sürekli bahane buluyorsun Zümra. Bilerek yaptığını düşünüyorum artık. Yoks-" "Tamam. Hadi gidelim ne yapılacaksa yapalım." Zümra dişlerini sıkıyordu bu kıza fırsat vermeyecekti. Bilerek yaptığını biliyordu. Yukarı kata çıkmışlardı. Mahir'in odası da yukarı kattaydı. Misafir odaları da yukarıdaydı. Annesi ve babası yaşından ve merdiven den dolayı alt katta bulunan odalardan birinde kalıyorlardı. Behiye ve Feride işe koyulmuşlardı bile. Kutuları tek tek açıyor bakıyorlardı. Zümra kendini zor tutuyordu. Tüm bunlar ne demek oluyordu burada ne işi vardı? Gitmek istiyordu bir an önce. Yaren eşya ların bulunduğu odaya girdi. Tek tek kutu açılımı yapıyor ballandıra ballandıra yengesi ve abisinin evlilikleri hakkında yorumda bulunuyordu. Zümra dayanamadı ve odadan çıkmaya karar verdi. Nasıl olsa fark edilmeyecekti yokluğu. Yaren kendini öyle bir kaptırmıştı ki büyük ihtimalle onun çıktığını anlamayacaktı bile. Odadan çıktı ve hızla merdivenlere yöneldi o sırada bir şeye çarptı. Biriyle çarpıştı.. özür dilemek için kafasını kaldırdı ama gözlerini kaldırması ile kısa bir şok geçirdi. Mahir buradaydı! Üstelik kendisine hiç iyi bakmıyordu. Kirazlığa çağırmıştı Zümra'yı ama genç kız gitmemişti. Büyük ihtimalle onun için kızgındı. Bakışlarını kaçırdı ve yoluna devam etmeye koyuldu. Bileğine dolanan parmaklar bunu engelledi. "Nereye gittiğini sanırsın? Ayağıma kadar gelmişken?" "Birisi görecek bırak beni." "Zorluk çıkarmazsan görmezler." dedi ve genç kızı kendi odasına sürükledi. Öğrenecekti, kim ne yapmıştı bilecekti hesabını soracaktı. "Abi.. bırak gören olursa hiç iyi olmaz. Allah aşkına bırak." Zümra kurtulmaya çalışırken, Mahir de alıkoymaya çalışıyordu bir arbede sırasında ikisi de dengesini kaybetti ve yatağa düştüler. Zümra altta, Mahir üstte yanlış anlaşılmaya o kadar müsaitti ki. Dudak dudağa gelmişlerdi resmen. Birisi görürse açıklaması olmayan bir duruma düşmüşlerdi. Tam o sırada talihsizlik bu ya, kapı açıldı ve içeriye, Yaren annesi Behiye ve Feride hanım girdi. Yaren'in elinde ki kutu yere düştü gürültüyle. Bu ne demek oluyordu?! Kadınların hepsi şoka girerken, Zümra hayatının bittiğini düşünüyordu. Bunu asla açıklayamazdı ne dese kim inanırdı. Üst üste samimi bir görüntü vardı ortada..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE