Asmin Dükkanın kapısı her açıldığında içimden istemsizce bir beklenti yükselir olmuştu. Önceleri sıradan bir müşteri gibi gördüğüm Serhat komutan, son bir aydır her gün dükkânıma uğruyor, kimi zaman küçük bir hediye, kimi zaman bambaşka bahanelerle önüme geliyordu. Başlarda sadece nezaketine yoruyordum bu hâlini; belki gerçekten çevresine düşkündü, belki de hediyeler almak onun için sıradandı. Ama günler geçtikçe fark ettim ki onun gelişleri benim kalbimde farklı bir heyecan uyandırıyordu. Elimdeki ürünleri dizerken kapının o tanıdık zili yeniden çaldı. Başımı kaldırdığımda, elinde sanki yine bir bahane ile gelmiş gibi duran Serhat’ı gördüm. Üzerinde her zamanki gibi düzgün ütülenmiş askerî kıyafeti vardı. Omuzlarında taşıdığı rütbeler sanki onu daha da heybetli gösteriyordu. Ama nedense

