Gece olmuştu. Ev sessiz, dışarıdan yalnızca rüzgarın perdeyi hafifçe dalgalandıran uğultusu geliyordu. Yemekten sonra neredeyse tek kelime etmeden hazırlıkları yapmış, mutfakta bulaşıkları yıkarken o oturma odasında sessizce dosyalarına göz gezdirmişti. Rutin bir akşam gibi görünüyordu ama içimde bir sıkışma vardı. Onunla aramızdaki görünmez mesafe o kadar kalındı ki, aynı yatakta bile birbirimize ulaşamıyorduk. Yatağa geçtiğimizde, her zamanki gibi sessizce uzandım. O da lambayı kapatıp yan tarafa geçti. Başımı yastığa koyar koymaz düşünceler yeniden akın etti. Günlerdir içimde dolaşan kaygılar, kıskançlıklar, onun mantıklı konuşmaları hepsi birbirine karışmıştı. Gözlerim tavanda bir noktaya takılı kalmışken, o an sesini duydum. “Yaşadığın taciz olayı,” dedi, sesi her zamanki gibi sakin

