4.Bölüm

1534 Kelimeler
"Neyden bahsediyorsun sen?" "Bırak kolumu Efran!" deyip çırpındığımda daha sıkı kavradı kendine çekti beni. Nefesi yüzüme döküldü. "Karım falan yok!" "Eminim yoktur!" "Yeşim!" İç çekti sabırla. "Bak geldiğimden beri adamakıllı konuşamıyoruz seninle sinirleniyorum. Bu yüzden tavır alıyorsan bana-" "Ya sen kendini ne zannediyorsun? Sen yoktun ben de arkandan ağladım mı?!" "Ağlamadın mı!" "Hayır!" Yüzüne yaklaştım öfkeyle. "Ne ağladım ardından ne de üzüldüm... Hatta dedim ki iyi ki çekip gitmişsin hayatımdan!" İşaret parmağını göğsüne bastırdım sertçe. "Sayende hayatımın doğru adamıyla tanıştım. Şimdi çekil yolumdan bir daha da çıkma karşıma!" Bıraktı ama çekilmedi önümden. "Senin yolun benim, tıpkı benimki gibi. Bu hayatımda biri var muhabbetine de inanmıyorum." "Nikah davetiyesi gelince inanırsın Efran." Son kez bakış atıp yanından çekip gittiğimden arkamdan gelen seslere aldırış etmeden masaya doğru yürümeye başladım. Oturduğumda annem direkt bana döndü. "İyi misin sen?" "İyiyim midemi üşütmüşüm biraz." "Kötüysen hastaneye götürelim kızım?" dediğinde babam o sırada Efran masaya varmıştı. Annem, "Hatta Efran abin götürsün seni." dediğinde onunla bakıştım. "Gerek yok iyiyim eve gidince ilaç alır uyurum direkt." diye ortaya konuşup tabağıma döndüm. Onunla bir daha yalnız kalmaya tahammülüm yoktu. & Yatakta bir sağa bir sola dönerken oflayarak sırt üstü durup tavana bakmaya başladım. Yemekten döneli saatlerdir oluyordu. İlaç alıp cidden yatağa girmiştim hemen ancak dönüp durmaktan ne uykum geliyordu ne de içimin sıkıntısı geçiyordu. Doğruldum. "En iyisi terasa çıkmak..." Battaniye ve telefonumu alıp üst kata çıkarken merdivenlerin sonuna geldiğimde eşikte duraksadım. Teras boş değildi. Efran üstü çıplak halde koltuğa yayılarak oturmuş hoparlörde olan telefonla konuşuyordu. Diğer eli doluydu. Tablet vardı sanırım. Sırtı hafif dönüktü başını kaldırsa beni görürdü ama önündekine fazlasıyla odaklanmış olmalıydı. Sehpayı kısmen görüyordum içki ve kuruyemişler vardı. Ve telefondakiyle ingilizce konuştuğunu sonradan anladım. "I'll arrive few days. U about?" "Not yet. I think i'm staying in here." Bir kadın sesiydi. Ama asıl detay, birkaç güne dönecek olmasıydı. Gerçekten... Dönecek miydi? "OK. See u." Telefon kapandığında konuşmayı daha erken yakalamadığım için kendime kızarken telefonuma gelen bildirim sesiyle ofladım. Aydınlanan ekrana bakarken Korkut'un mesaj attığını gördüm. "Yeşim?" Başımı kaldırdığında elindeki tableti sehpaya koyarak bana baktığını gördüm. "Selam." "Gel." Battaniyeye sarıldım hınçla. "Sen bana emir mi veriyorsun hala?" Yerinden kalkıp bana yaklaşırken iriyapılı vücuduna kaslarına sixpacklerine bakmamaya çalışarak gözlerimi kaçırdım o da tam karşımda durdu. "Sen de peşimden ayrılmıyorsun hala?" Kaşlarım çatıldı. "Ben mi ayrılmıyorum?" Hafif güldüğünde beni kışkırttığını farkettim. "Ben hava almaya gelmiştim ama burada da rahat yok gidiyorum ben." Arkamı dönüp giderken birden elimi tutup durdurdu beni. "Kalsana." Bir ellerimize bir başımı kaldırıp ona bakarken yutkundum. "Lütfen." dedi. "Bak... Bana öfkelisin kızgınsın kırgınsın belki de. Ama ben seninle normal bir şekilde konuşmak istiyorum. Normal şekilde dinleyelim birbirimizi istiyorum." Birden ılımlı olmasına anlam veremesem de elimi ondan kurtarıp batanniyeme sarıldım başımı sallayarak. Koltuğa yan yana oturduğumuzda ikimiz de manzaraya bakıyorduk. Aramızda boşluk vardı. Gökyüzü açıktı, yıldızlar parlıyordu. Hafif bir meltem vardı. "Üşümüyor musun?" dediğimde ona bakmıyordum ama onun kafasını çevirip bana baktığını hissettim. "İyiyim böyle." "Anladım." "Nasılsın?" dediğinde sinirle güldüm. Halen bakmıyordum ona. "Ne o şimdi de eski sevgilicilik mi oynayacağız? Ha dur biz hiç sevgili olmadık değil mi? Neler diyorum ben de işte." "Yeşim?" "Sen beni terk etmiştin. Evet evet. Bir ilişki falan yoktu ortada." Başımı hızla çevirdim ona. Normal şekilde konuşalım demişti değil mi? Ama öfkemden sıyrılamıyorum ki ben. "Neydi? Ben senin hayatında bir yere sahip olamam sen benim kız kardeşimsin. Daha fazlası olamaz. Ben senin adını bile duymak istemiyorum. Böyleydi değil mi?" "Unutamadığına göre... Çok mu üzdüm seni?" Soru muydu bu? "Sen... Unutabildin mi?" Sessiz kalışına başımı eğerek sinirle gülümsediğimde ne ara yanıma sokulup çenemden tutup dudaklarımızı birleştirmişti anlayamamıştım. Eli çenemi sertçe kavrarken dudakları yumuşaktı. Öpüşü yumuşaktı. O öpüyordu bense tepkisizce bekliyordum. Anlık nefes için geri çekildiğinde alınlarımızı birleştirdi. "Öp beni." Elleriyle yüzümü avuçladığında dayanamayıp karşılık verdiğimde başını eğerek daha büyük açlıkla tutkuyla öpmeye başladı. Nefessiz kalana kadar öpüşmeye devam ederken geri ayrıldığımızda aramızda bir nefeslik mesafe vardı. "Unutmadım. Unutamadım." Villanın bahçesi yüksek gürültü ve müzik ile çalkalanırken Efran odasında karanlıkta oturuyordu. Camdan sızan ışık yüzüne sağdan vuruyordu. İçki bardağını kafasına dikti. Babası öleli bir ay olmuştu ama evin bahçesinde parti vardı. Sinirle güldü. Bu kadar çabuk mu unutulurdu her şey? Duşa girmek istiyordu ancak günlerdir dövüşmekten yaraları sargıları vardı. Annesi okulu bitirir bitirmez şirketin başına geçirmekten evlendirmekten söz ediyordu. O ise Feza Mirali'ye zıt olan her şeyi yapıyordu. Geceleri dövüşüyor, araba yarışlarına katılıyor, kulüplere gidip içiyordu ama şimdi ev hapsindeydi. Sinirle bardağı sıkarken annesinin ona engel olmak için her yolu denediğinin farkındaydı. Sırf bu baskıdan kurtulmak için liseyi üniversiteyi yurt dışında okumuştu. Babasının ölümü üzerine dönmüş şimdi de ev hapsindeydi. Ağrıyan başını sıkıntıyla ovalarken aniden üzerine yapışan siyah tişörtü atıp kot pantolonuyla koltuğa gevşekçe oturdu. Bardağı kafaya dikip başını arkaya yasladı. Gürültünün sesi bastırmak için kulaklığını taktı. Dakikalar sonra kapının aralandığını ne duydu ne de gördü. Gelen hiç görmediği üvey kız kardeşi Yeşim'di. Birden yanıbaşında hareketlilik hissettiğinde gözünü açmıştı ki kucağına düşen kıza baktı. Sarhoştu. "Sıcaksın... Hm..." Efran kaşlarını çatarken göğsüne yaslanan kıza baktı. Yüzü görünmüyordu, gece karası düz uzun saçları kapatıyordu. Bir bilse bir görse gökyüzü rengi gözlerini... Bir daha hiç aklından çıkaramayacağını anlayacaktı. Kızı dürttü ancak nafileydi. Kız mini siyah dekolteli elbise giymişti ve yeni süt gibi bembeyazdı. Ayakları çıplaktı ve bedeninden gelen tatlı kokuyu yeni alıyordu. İstemsizce içinin ısındığını hissetti. Sinirle bir kez daha güldü yüzünü ovalarken gergince sakallarını kaşıyıp tavana bakış attı. Kafası iyiydi şu an. Belki de hayal görüyordu. Elleri kıza dokunmasa da çıplak koluna hafifçe bir dokundu. Yok gerçekti. Kızın hareket etmesiyle başını eğdi ardından onun kaldırıp bakmasıyla o da kaldırdı kafasını. Göz göze geldiklerinde ışık yüzüne vuruyordu. Kızın gözleri... Masmaviydi. O an içinin sıcaklığını kalbine dolduğunu taştığını hissetti. "Mmm sen... Bad boy musun?" Kız kör kütük sarhoşa benziyordu ve kendisini çift gördüğüne yemin edebilirdi. Çatık kaşla baktı. "Bad boy mu?" "Hmm," Parmağını adamın kaşına dokundurdu kız. "Siyah kaşlar... Siyah gözler... Sakal... Çatmışsın böyle." Adamın taklidini yapmaya çalıştı ama kahkahayı bastı. "Geniş omuzlar... Kasların," Eliyle pat diye vurdu. "Vu sert. İri yapılısın. Sert mizaçlısın. Ve," harfi uzatarak konuşurken adamın yüzüne koluna dokunuyordu. "Bad boy işte... Ha. Sıcaksın bir de." "Sarhoşsun." "Hm neyim?" "Sarhoş." Sırıttı başını eğdi Yeşim. "Sen de yakışıklısın." Efran siniri bozulmuş gibi gülse de kızın ne kadar tatlı olduğunu düşünüyordu. Başka bir kız olsa tiksinebilir üzerinden atabilirdi ama ondan gelen içki kokusunu değil tatlı parfüm kokusunu almıştı. "Gel hadi. Sana bir kahve içirtelim." "Yooo." Kızı kaldırmak isterken doğrulan adamı itti Yeşim. Koltuğa daha sert yapıştıklarında adamın neredeyse tamamen üzerindeydi. "İyiyim ben..." Nefesi yüzüne dökülüyordu. Birden adamın dudaklarına yapıştığında Efran karşılık vermese de inleme sesini duyunca kendisine hakim olamayarak kızın belini kavradı elleriyle. Yeşim bacağını atarak açılan elbisesini umursamadan adamın erkekliğine otururken kot pantolona rağmen kalkan aleti baskı yapıyordu. Kalçalarını hareket ettirerek baskıyı arttırdığında Efran başını geriye attı, solukları hızlanmıştı. Kız ellerini adamın çıplak göğsünde ağırca gezdirirken yüzlerinin arası bir nefeslikti. Ay ışığı her ikisine soldan vuruyordu. Müzik sesi artık uzaktan geliyordu. Neredeyse bacaklarının tamamı meydandaydı kızın ve Efran elbiseyi iyice sıyırarak siyah tanga giyen pürüzsüz eline dolan kalçaları avuçladı. Büyüyen aleti pantolonuna baskı yapıyordu. Acıtıyordu sanki. Her baskı yapışında kızın kalçalarını daha sert avuçladı. Yeniden dudakları birleştiğinde bu kez ikisi de aceleci hızlı ve tutku doluydu. Başını eğerek daha çok öpmek istercesine kızı belinden kavrayıp doğrulduğunda anlık geri çekilip bakıştılar. "Nesin sen böyle..." Yeniden dudaklarına yumulduğunda kızın belini okşayarak başını eğerek koltukta yer değiştirdiler. Şimdi oturan Yeşim onun neredeyse üzerinde olan Efran'dı. Ayağa kalkarken kotuyla beraber baksırını da çıkarırken dimdik aleti kızın yüz hizasındaydı. Yeşim bayık bakışlarıyla bakarken yutkundu. Hayatında ilk defa böyle bir an yaşıyordu. Kalbi hızlanırken heyecanı artmıştı. Efran kızın durakmasını vazgeçmiş algılarken geri giyecekti ki Yeşim onu durdurmak istercesine aletini kavradı. "İstersen..." "İstersem?" "Onu ağzıma alabilirim." "Emin misin? Miden bulanırsa-" Yeşim onu beklemeden aleti aşağı yukarı sıvazladığında Efran dudaklarını ısırarak susmuştu. Birden erkekliğini sıcak bir ıslaklık içinde hissettiğinde inleyerek kızın saçlarına yapıştı. Her içeriye sokuşunda daha çok sokmak istercesine kendisini itiyordu koltuğa daha da baskı yaparak kızın saçlarına asıldı. Giderek hızlandığında kızın ağzına boşalmak istemediğinden aletini zorlukla çıkarıp boynuna akıttı. Başını eğerek kızın gözlerine baktığında yutkundu. Çenesini kavradı. "Ben..." "İyi misin?" "Hiç bu kadar iyi olmamıştım." Ayağa kalkıp adamın ensesine yapışırken dudakları yeniden birleştirdiğinde bu kez Efran kızı kucağına alıp bacaklarını beline sardı. Yatağa doğru yürüyüp kızı serin çarşafa bıraktığında geri durup yüzünü izledi saçlarını tararken. "Yardım eder misin?" Yeşim doğrulup elbisen fermuarını arkadan açmaya çalışıyordu. Yatakta dönerek yüz üstü durduğunda Efran fermuarı açarak kızın beline baktı. Sırtında ufak bir köşesinde yazı ve çiçek dövmesi vardı. Yutkunarak pürüzsüz sırta ve dövmeyi bakarken parmakları naifçe dolaştı. Elbiseyi söküp atarken kızın saçlarını sırtından omzuna atarak eğildi. Sırtını okşayarak ufak bir öpücük kondurduğunda Yeşim ürperdiğini hissetti. Zihni bulanıktı ama bedeninin cayır cayır yandığını hissedebiliyordu. Midesi de yanıyordu ama bunu bile bastırıyordu. Eğilerek kızın poposunu okşayarak tangayı aralarken kalkık aletini ayırdığı kalçalarının arasına sürttü. Boşalmasına rağmen yeniden sertti. Efran bedeninin verdiği tepkileri anlayamıyordu. "Domal." Aletini sokarken kızın kalçalarını tutarak ileri geri sürmeye başladı. Giderek hızlandı, artan soluklar inlemelerle beraber yatağın gıcırtısı artarken en sonunda boşalarak kızın üzerine yığıldı. Gözlerini araladığında başını kızın sırtında hissetti. Ağrıdan duramayarak geri çekildiğinde sırtı dönük kıza baktı. Saçları yastığa yatağa dağılmıştı. Gülümsediğinin farkında olmayıp kıza sokuldu. Saçlarını boynunu öperek koklarken kızın mırıltılarını duydu. Bu kızın farklı olduğunu biliyordu. Bunun bir hata olmadığını biliyordu. "Bir hataydı. O geceden pişmansın Efran." Neden bahsettiğini anladığımı fark ettiğinde bakışlarını kaçırdığında gözlerim ileriye takıldı. Biri kapının eşiğinde bize bakıyordu. Bu Tolga abimdi!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE