Toprağa mıhlanan bedenim, kulaklarımda yankılanan silah sesi, etrafımda zamanın durması... "Efe?" dedim titrek sesimle. Bu ses bana bile yabancı gelmişti. Kendi sesimi kilometrelerce öteden duyuyordum. "Efe!" Attığım çığlık boğazımı patlatacak gibiydi. Onu bırakmamalıydım... Tam yanımda olması gerekiyordu, her zaman olduğu gibi. Tüm bunlara rağmen, içimi yiyip bitiren eve koşma isteğine rağmen bedenim milim kıpırdamıyordu. Başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor gibi oluyor, tüm hücrelerim bu yakıcı hissin altında eziliyordu. Bütün dünya bir olmuş başıma yıkılmış gibi hissediyordum. Bana asırlar gibi gelen kısacık bir zaman sonra birinin omzuma dokunmasıyla kendime geldim. "Geliyor Mila, koş! Kaç!" Başımı çevirip sesin sahibine baktım. Aybüke bembeyaz olmuştu korkudan. Beynim işlevin

